Yok Oluşun Eşiğinde – Bölüm 18

Lale tatlı tatlı gülümseyerek o kadar çok soru soruyordu ki, sohbet ilerledikçe giderek köşeye sıkışmaya başladı. O da sorulardan biraz olsun kurtulmak için Lale’ye sorular soruyor, Lale kısaca cevapladıktan sonra konuyu yine ona getiriyordu.

“Doğrusu eğitimimle bu kadar ilgileneceğin hiç aklıma gelmemişti” demek zorunda kaldı Engin sonunda.

“Ah özür dilerim seni bunalttım mı yoksa, daha önce senin gibi birini hiç tanımadığım için merakımı mazur gör. İstersen konuyu değiştirebiliriz” diye yanıtladı Lale nazik ve tatlı bir yüz ifadesiyle.

“Arkadaş grubundan bahsetsene biraz ben de sizi merak ediyorum” dedi Engin hemen

“Ah!” dedi Lale heyecanla, “Sohbetin o kadar güzel ki onları unuttum. Kusura bakmazsan onlarla buluşmam gerekiyor şimdi” diye ayağa kalktı pat diye.

Engin davet edilmeyi beklemişti ama Lale doğrudan teşekkür edip, elini uzatınca, bir şey söyleyemedi.

“Bu gün seni çok yordum farkındayım tekrar kusura bakma” dedi Lale yola doğru yürürlerken, “Arkadaşlarım da seninle tanışmayı çok isterler ama inan hepsi benden meraklıdır. Bu gün biraz daha eğitiminden bahsetmenin seni ne kadar yorabileceğini görüyorum. Beni çok kıskanacaklar bu yüzden. Yeniden görüşürüz değil mi?”

“Tabi” dedi Engin, “Ben de çok keyif aldım. İstersen yarın yine görüşebiliriz, gelir seni alırım”

“Yarın mı? Şöyle yapalım, ben sana haber vereyim mi? Yani görüşeceğimiz zaman, devamını merakla bekliyorum ama halletmem gereken bir kaç işim var!”

“Olur, sen ne zaman istersen o halde. Arkadaşlarınla da tanışmak isterim bir gün eğer sizin için de uygun olursa!”

“Tabi, onlar da çok isterler, haber vereceğim” diye el sallayıp, hızlı hızlı yürüdü Lale. Atölye boşalmadan gidip onları yakalamak istiyordu.

Atölyeye vardığından Gülşen bahçede bitkileri ile uğraşıyordu.

“İçerdeler mi?” dedi Lale hemen.

“Alper ile Güneş geldi sadece”

“Dur, onlara da görüneyim burada konuşalım biraz!” diyerek içeri girdi Lale hemen.

“Gülşen’in biraz yardıma ihtiyacı varmış gençler, haydi bırakın oturmayı da kızcağıza yardım edelim” dedi sesini dinleyenlere duyurmak ister gibi.

Güneş ve Alper hemen toparlanıp çıktılar dışarı.

“E anlatsana neler oldu?” dedi Güneş heyecanla, “Bir şeyler öğrenebildin mi?”

“Çok uyanık!” dedi Lale hemen, “Beklediğimden de hoş biri”

“Vaaay!” dedi Güneş hemen, “Biz seni laf al diye yolladık sen çocuğu beğenmişsin ya!”

“Ay anlatsana!” dedi Gülşen heyecanla, “Romantik mi?”

“Kızlar! Kızlar! Ne yaşıyorsunuz siz?” diye güldü Alper “İsterseniz ben gideyim siz çocuğu konuşun biraz ha?”

“Yok ya durun anlatacağım” dedi Lale hemen, “Hoş biri ama onu sonra konuşuruz. Okulunu anlattı daha çok, dışarısı hakkında pek bir şey anlatmak istemiyor gibi şimdilik”

“Normal değil mi?” dedi Alper, “Nasıl gidebilmiş öğrendin mi?”

“Öğrendim. Ben güvenini kazanırım onun, yani sadece bana anlatabileceğine ikna ederim anlamında” dedikten sonra Engin’in yurt dışına gidiş hikayesini ve orayla ilgili anlattığı genel şeyleri özetledi hemen. Onun da bir sürü soru sorduğunu, grupla tanışmak istediğini de ekledi.

“Ona güvenemeyiz” dedi Alper

“O da bize güvenmiyor zaten!” diye yanıtladı Güneş, Lale’nin yerine.

“Evet yani yurt dışında okumuş ama o da bizim gibi dolaşıp duruyor aslında”

“Peki ya aramıza bir casus koymak için onu seninle görüştürüyorlarsa, yani senin erkek arkadaşın olursa bizimle de görüşecek mecbur” dedi Gülşen gözlerini açıp.

“Onu buraya getirecek değilim, bir kaç kez daha görüşürüz olmazsa birine siz de gelirsiniz”

“Yok biz gelmeyelim de sen onun güvenini kazan önce” dedi Güneş ellerini göğsüne birleştirerek.

“Bence anlatır biraz daha zaman geçse, yani anlatası var gibi geldi bana ama çok soru sorarsam da korkutabilirim tabi”

“Senden korkması için bir neden yok ki, ne yaptığımızı ya da neyin peşinde olduğumuzu bilmiyor” dedi Alper hemen. “Hatta belki bizimle tanışırsa senin ona güvendiğini daha çok hisseder ve o da güvenmeye başlar”

“Olabilir” dedi Lale düşünceli bir sesle “Sizde ne var? Enes ile Berkay gelmedi mi?”

Onlar da kendi konuştuklarını anlattılar Lale’ye, Enes ile Berkay’dan bir ses çıkmamıştı henüz. İkisi de o işi halletmeden çıkmazdı inlerinden. Alper ile Güneş olası modelleri belirlemişlerdi. Hepsinin insan metabolizması üzerindeki etkilerini düşünmüşler ve nasıl bir tarama yapacaklarına az çok karar vermişlerdi ama prototip yapabilmek için Berkay ve Enes’e de ihtiyaçları olacaktı. Bu yüzden önce teknik çizimleri yapacak, cihazın özelliklerini hazırlayacaklar sonra da onlara vereceklerdi.

“Bana da verin ki bende düşüneyim nasıl kurtulabiliriz diye” dedi Gülşen.

“Ben eve gideyim” dedi Lale, “Bizimkilerin cici kız olduğuma inanması gerek biraz. Annem evdeyse bir de onun sorgusundan geçeceğim şimdi. “

“Yarın görüşecek misin?”

“Yok! Gelirim, o kadar kolay lokma olmayayım değil mi?” diyerek güldü kendi kendine.

“Bence bu çocuk aklını çelmiş senin!” diye kıkırdadı Gülşen hemen, “Bence de” dedi Güneş.

Alper gülümseyerek başını sallamakla yetindi ve sonra “Ben de gideyim bizim çocuklara bakayım da siz de rahat rahat dedikodunuzu yapın bari!” dedi.

“Tamam biraz daha kalayım o zaman, hadi sen git!” diye atıldı Lale hemen, kızlarla biraz konuşası vardı gerçekten. Hoşlanmıştı Engin’den. Alper onları bırakıp gidince, o varken anlatmadığı detayları anlatmaya girişti hemen, çok nazikti, çok akıllıydı, o da buradaki hayatı istemiyordu, kaçırma şakasına bile dahil olmuştu.

Alper, Berkay’lara gittiğinde ikisini ayrı ayrı masalarda işlerine gömülmüş halde buldu. İki farklı prototip belirlemişlerdi birini Enes, birini Berkay üretecekti. Sonra ikisini de deneyecekler ve testlerini yapacaklardı.

“Umut var mı?” dedi Alper

“Kafa mı buluyorsun? Bizden bahsediyoruz!” dedi Enes, “Tabi ki benim prototipim işe yarayacak ama Berkaynkini de ziyan etmez kullanırız”

“Haydi oradan!” diye güldü Berkay başını işinden kaldırmadan, “Bir kaç güne hazır olur” dedi sonra Alper’e. Alper, Lale’den duyduğu gelişmeleri anlatmaya başlayınca ikisi de bıraktılar işlerini.

“Bu çocuğu aramıza mı alacağız?” konusu hepsinin kafasında soru işaretiydi ama asıl Lale gerçekten bu çocuktan hoşlanırsa ne olacaktı.

Çocuklar kendi planlarını uygularken babaların bir kez daha yapacağı toplantının günü de gelip çatmıştı. Berkay’ın babası Soner bey, toplantıya katılmak için erkenden eve geldiğinde, Alper ve Enes’in oğlunun odasında olduğunu fark edince yanlarına geldi.

“Kolay gelsin gençler, neyle uğraşıyorsunuz böyle hepiniz birden?” diye sordu merakla. Onları evde görmeye pek alışık değillerdi.

“Kızlarla kendi aramızda bir yarışma düzenledik. Bir cihaz geliştiriyoruz” dedi Berkay hemen, “Onlar ayrı, biz ayrı çalışıyoruz iddia büyük!”

“İşe yaramaz şeylerle vakit kaybetmeye bayılıyorsunuz” dedi Soner bey alaycı bir yüz ifadesiyle, akşam ki toplantının buna bir çare olacağını bildiği için de uzatmadı, “Oyalanın bakalım, benim biraz işim var çıkacağım” dedi sonra oğluna, “Annen gelince söylersin”

“Toplantı mı var?” dedi Enes, Soner bey çıkar çıkmaz arkadaşlarına dönüp, babasının arkadaşlarının yanında hepsini birden eleştiren sözlerine bozulmuştu Berkay biraz.

Onun yüzünün asıldığını görünce anlaşmışlardı zaten ama hepsinin aynıydı babaları, bozulacak bir şey yoktu.

“Bırak surat sallamayı da babanın peşine düşelim” dedi Enes yeniden, “Bundan iyi fırsatı nereden bulacağız”

“Başka bir yere gidiyorsa ya!” dedi Berkay

“Gitsin, ne kaybederiz ki, döner geliriz eve”

“Doğru, bence de gidelim” dedi Alper hemen Odada ki müziğin sesi yükseltildi fısır fısır fark edilmeden nasıl takip edebileceklerinin planını yapmaya başladılar.

Soner bey evi kaplayan müziğin sesine sinirlenerek çıktı kapıdan. Çocuklar da hemen arkasından kapıya koştular. Şoför hemen kapının önünde beklediğinden Soner bey hemen bindi ve hareket ettiler.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın