Ertesi sabah hepsinin anlatacağı çok şey olduğu için heyecanla atölyeye gittiler, orada konuşamasalar bile bir şekilde dışarıda anlatabilirlerdi. Alper ve Enes sabaha doğru eve dönebildikleri halde erkenden gelmişlerdi. Lale ve diğerleri de onların hemen ardından geldiler.
Gelen ilk önce Alper ve Enes’in yüzüne bakıyor, onlar da başlarını iki yana sallayarak bir şey bulamadıklarını ifade etmeye çalışıyorlardı. Güneş gece boyu düşündüklerini bir an önce anlatmak için heyecanlıydı, Lale’de başına gelenleri anlatmak istiyordu. Atölyede normal bir gün sabah yaşanıyormuş gibi davranmaya devam ederek işaretlerle konuşmaları gerektiğini söylemeye çalıştıklarında hepsi kolayca anladı. Dışarıda hava her geçen gün daha da soğuk oluyordu.
“Benim biraz güneşe ihtiyacım var” dedi Berkay, “Güneşin yüzü soğumadan biraz daha dışarıda mı vakit geçirsek”
Hepsi bu komutu bekler gibi ayaklandılar ve dışarı çıktılar.
Yıllardır birbirlerini iyi tanıdıkları için Lale ve Güneş anlatacakları önemli bir şeyler olduğunu yüzlerinden anlamıştı.
“Önce sen” dedi Lale sırayı arkadaşına vererek.
“Dün gece uzun uzun araştırdım” dedi heyecanla Güneş, “Nano teknoloji ile yaratılmış çiplerin bedendekini varlığını tespit edebilmemiz için bir kaç yol var!”
“Çiplerin kullanıldığını düşünüyorsun yani?” dedi Gülşen
“Kullanılmışsa bile diyorum. Bunu ancak onların varlığını tespit ederek anlamaz mıyız? Yani sonuç olarak bedene ait olmayan çip ya da her neyse bunu tespit edebiliriz. Kaynağını arayana kadar varlığını bu şekilde tespit edersek en azından uygulamaya geçip, geçilmediğinden de emin olur, sorularımıza cevap almış oluruz”
“Ben” dedi Lale “Annemde bir çip olabileceğinden iyice şüphelenmeye başladım”
“Nasıl?” dediler hemen ona dönerek.
Lale’de akşam olanları hızlıca anlattı, elbette Don Kişot için daha önce düşünemedikleri yurt dışı meselesini de özellikle vurgulayarak.
“Gerçekten nasıl gitmiş o?” dedi Enes heyecanla
“Bilmiyorum ama gitmiş işte ve buna izin verilmiş, açıkçası başka da bildiğim kimse yok!”
“Aslında annen seni ona yönlendirmese onu da bilmeyecektik” dedi Güneş.
“Doğru, belki de gerçekten yaşadığımız yeri kafes görmenin ötesinde aslında hiç bir şeyden de haberimiz yok. Kendi aramızda özel alan yaratacağız diye görmemiz gereken çok şeyi kaçırmış olabiliriz”
“Aslında ben de annelerimizi biraz tuhaf buluyorum” dedi Gülşen, “Yani bunu epeydir düşünüyordum ama çipli olacakları da hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Yani bu insanlar bizim annelerimiz, kendini yetiştirmiş insanlar, bizim gibi olmaları gerekirken, bu rutinin içinde bunca hayatlarından memnun yaşayıp, hepsinin aynı şeyleri yapıyor olmasını aklım almıyor.”
Güneş’in gözü ister istemez Alper’e kaydı. Alper başını önüne eğmiş düşünceli ve sessiz görünüyordu.
“Umarım” dedi Enes araya girerek, “Benimkinin durumu da çiptendir. Aksi durumda varlığını kabul etmekte zorlanıyorum”
“Tamam!” dedi Güneş “O zaman bir tarayıcı yapmayı başarabilirsek, yani tespit edebilirsek kimin neyi neden yaptığını daha iyi anlarız”
“Ve tabi bizde olup olmadığını da” dedi Gülşen
“Evet asıl konu da bu bence” dedi Lale, “Annemin dün tavrını görmüş olsaydınız ne demek istediğimi anlardınız. Beyin sisi yaşıyor gibiydi. Ama ben kapıdan girer girmez, muhtemelen bütün gün aklında tuttuğu şeyi bana fısıldayarak söyledi ve nasıl olduysa bir anda beyin sisi yaşayıp standart haline geldi”
“Yani bu bir çipse ve annelerimiz başta olmak üzere bir çok insanı kontrol ediyorsa, yine de açıkları var! Ve eğer öyleyse annen aslında sana yardım etmeye çalışmış” dedi Berkay
“Ama bir boyutu daha var!” diye araya girdi Alper düşüncelerinden sıyrılıp, “Aynı zamanda annen senin eskiden beri dışarıya duyduğun o derin merakın farkında!”
“Evet” dedi Lale’de şaşkın şaşkın, “Nereden biliyor? Onlara hiç bahsetmedim ki?”
“Atölye ile bizi dinleyebiliyorlarsa bu yeni başlayan bir şey değildir!” dedi Enes
“Dahası eğer bizlerde de çipler varsa bizleri dinlemek için bir mekana bile ihtiyaçları yok belki. Yani şu an bile bu mümkün”
“Tamam, yine sakin olma vakti!” dedi Güneş hemen araya girip çünkü bu konuşmalar derinleştikçe gerçekten hepsinin içini derin bir karamsarlık kaplıyordu, “Sonuç olarak bizler annelerimiz gibi değiliz değil mi? Yani çipler varsa diyorum, hâlâ olmama ihtimali var, bizde ya henüz yok ya da” dedi durdu, “henüz aktif değil!”
“O zaman” dedi Berkay, “Belki telsizden önce bu işi çözmeliyiz. Güneş sence böyle bir şey yapmamız mümkün mü, yani tespit edecek bir şey!”
“Bence mümkün” dedi Güneş, “Dün epeyce araştırdım. Yani çipin türünü amacını bilemiyoruz tabi ama bir kaç farklı yöntem geliştirip tespit etmeyi başarırsak daha fazla bilgi edinebiliriz”
“Telsizlere devam etmek zorundayız!” dedi Lale, “Anlık gelişmeler, anlık kararlar almamız gereken zamanlar olabilir gibi gözükmeye başladı bana iyice. Her zaman atölyede buluşmayı bekleyemeyiz!”
“Doğru” dedi Enes, “Berkay telsize devam etsin, biz Güneş ile bu işe girişelim”
“Sen Berkay ile devam et, ben Güneş ile hallederim bu meseleyi” dedi Alper, Enes başını salladı.
“Eğer” dedi Gülşen, “Bir şey tespit ederseniz, bunu vücuttan atmanın da bir yolu olmak zorunda değil mi?”
“Evet” dedi Lale “Senin otlar bir işe yarar mı?”
“Bilmiyorum, nasıl bir şey olduğunu ya da nereye yerleştiğini bulursanız belki ben de ondan kurtulmanın bir yolu var mı ona bakarım”
“Anlaştık” dedi Enes, “Herkes işini biliyor”
“Ben ne yapacağım?” dedi Lale hemen, “Hepiniz kendinize bir iş buldunuz.”
“Sen tünellere, şehre dair planlar aramaya devam ederken, Don Kişot’u kafalayacaksın işte!” dedi Güneş gülerek, “Zor olacağını sanmıyorum”
Lale alaycı bir gülümseme takındı yüzüne, “Adamı gömerken şimdi tavlamam gerekecek, hayır zor olmaz! Belki iyi biridir. Annem arayacak annesini, tabi o an da bir beyin sisine kurban gitmezse”
“Tamam” dedi Alper, şimdi atölyeye dönelim ve hepimiz günlük işlerimize devam edelim, bir kaç saat sonra da dağılırız.
“Evet babam yemekte evde olmamı istiyor bu ara nedense!”
“Bence bizi daha az bir arada görmek istiyorlar artık” dedi Berkay babasının dikkat çekiyorsunuz sözlerini hatırlatarak.
“Doğru” dedi Enes, “Zaten hepimizin bir görevi var artık, bir süre istedikleri gibi daha az bir araya gelebiliriz fazla dikkat çekmeden”
Sonra yeniden atölyeye döndüler ve bilgisayarların başına geçip, her zaman uğraştıkları projelere odaklanmaya çalıştılar. Tahminler ve çözüm yolları arttıkça kafalarında daha fazla ihtimal ve düşünce belirlemeye başlıyordu. Görünürde eskiden beri konuştukları projelere bakarken kafalarının arkasında bu ihtimal ve çözümler dönmeye devam ediyordu. Konuştukları gibi iki üç saat sonra sırayla bahaneler bulup, atölyeden ayrıldılar. Enes, Berkay ile telsiz için çalışacak dermanı kalmadığı için önce eve gidip uyumak istediğini söylese de, Berkaylar da uyursa uyanınca vakit kaybetmeden devam edebileceklerine karar verip, yine birlikte gittiler. Alper ve Güneş, üstlendikleri yeni görevle ilgili konuşmak için ağacın altına giderken, Gülşen’i de olası çözümler için yanlarında götürdüler. Lale annesinin ne yaptığını öğrenmek için doğruca eve gitti, kapıdan girer girmez yine fısıldayarak gelip gelmeyeceğini merak ediyordu ama umduğu gibi olmadı. Hatta gittiğinde annesi evde bile değildi. Büyük ihtimalle gününü yine diğerleri ile birlikte sosyal merkez de geçiriyordu. Bu da Engin’in annesi ile orada konuşmuş olabileceği ihtimalini taşıdığı için merakla onun dönüşünü beklemeye karar verdi. Bu arada da babasının odasına girip bir şeyler karıştırmak için de fırsat kolladı. Evde sürekli çalışanların olması bazen gerçekten yorucu oluyordu.
Zuhal sınavları nedeniyle ekibe katılamadığı için meraktan ölüyor ağabeyinin eve gelişini kolluyordu ama sınavlarında başarılı olması için de derslerine odaklanması gerekti.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.