Kar Perisi

Bir zamanlar çok uzak bir şehirde geçimini günlük bulduğu işlerle sağlayan bir adam, karısı, iki kızı ve annesinin yaşadığı küçük mutlu bir ev varmış.

Adamın her gün “Bu gün kısmetimiz neyse görelim” diye evden çıktığı bu mutlu evde yaşayan iki küçük kız büyükannelerinin anlattığı masallar sayesinde günlerini mutluluk ve neşe içinde geçirirlermiş.

Büyükanne yemek saatine denk geldiyse  kralların oturdukları sofraları ballandıra ballandıra anlatırmış örneğin. Kızlar her gün kaşıkladıkları bulguru daha bir iştahla yemeye başlar, adını bile bilmedikleri yemeklerden yediklerini hayal ederlermiş.

“Yine çok güzel doyduk değil mi kardeşim.”

“Evet çok güzel doyduk, büyükanne yarın kahvaltıda da krallarn sofrasını anlatır mısın? Yalnız ben şu kuş sütünü yiyemedim bu öğün yerim kalmadı. Yarın ki masalda tekrar eklersen onun da tadına bakarız. Değil mi kardeşim?”

“Evet kardeşim!”

Evlerinde neleri eksikse büyükannenin masalları ile tamamlanırmış böylece. Herkesin sahip olduğu hiç bir şeye sahip değilken, herkesten çok herşeye sahip hissedip mutlu olurlarmış.

Bir kış sabahı uyandıklarında her yeri bembeyaz görünce, büyükannelerinden bir kış masalı anlatmasını istemişler. Sonra da çıkıp dışarıda kar topu oynayacaklarmış .

“O zaman size kar perisini anlatayım!” demiş büyükanne.

İki kız hemen heyecanla yaşlı kadının dizinin dibine ilişmişler.

Kar perisi sadece kendi seçtiği kişilerin karşısına pat diye çıkıp, onların isteklerini yerine getiren sihirli bir periymiş.

Masal bittikten sonra neşeyle dışarı çıkmaya hazırlanırken. Babalarının ayakkabılarına gözleri takılmış ikisinin. Adamcağız ayaklarını sobada ısıtmak için içerideymiş henüz, iş için çıkmamış.

Tabanlarının ortalarında koca delik olan ayakkabıların içine geçirilen karton parçaları sırılsıklammış.

“Babamın ayakları hiç ısınmıyordur böyle!” demiş büyük kız.

“Evet ısınmıyordur.” diye onaylamış küçük kız da.

İkisi birden neşeleri kaçmış bir şekilde dışarı çıkmışlar.

“Acaba kar perisi bu kış bizi seçer mi abla?”

Büyük kızın gözleri parlamış kız kardeşinin bu sözü üzerine. Öyle ya kar perisini bulup babaları için bir ayakkabı isteyebilirlermiş.

“Sadece ayakkabı değil, bir de kocaman ve sıcak bir ev isteyelim abla ne olur?” diye el çırpmış küçük kız.

“Tamam!” dedikten sonra kardan yaptığı topu küçük kız kardeşine fırlatmış büyük kız ve neşeyle oynamaya başlamışlar.

“Kar perisinin bizi seçmesi için ne yapmamız lazım?” demişler uyumadan önce büyükannelerine.

“İyi çocuklar olmanız yeterli, zaten öylesiniz” diyerek ikisini de alnından öpüp örtmüş üstlerini büyükanne.

Ev bir oda bir salon olduğu için, büyükanne ve kızlar salonda yatıyorlarmış.

Sabah olur olmaz, iki kız annelerinden saçlarını çok güzel örmesini istemiş.

“Ne oldu bu gün okulda bir etkinlik mi var yoksa?” diye sormuş anneleri.

“Hayır, kar perisi bizi seçsin diye süsleniyoruz.” demiş kızlar bir ağızdan.

“Kar perisi de kimmiş?”

“Harika biri!”

Yine babalarının kartonlanmış ayakkabılarına bakmışlar hüzünle, sonra kar perisinin onları seçeceğinden emin çıkmışlar evden. Kar o kadar çok yağmışki, arabaların çoğu yerinden bile kıpırdayamıyormuş.

“İyi ki arabamız yok” demiş büyük kız.

“Yine de kar perisinden isteyelim mi bizi seçerse? Yaz gelince bineriz” demiş küçük  kız.

“Haklısın isteyelim” demiş büyük kız da, tam o sırada yavru bir kedinin karı kazmaya çalıştığını görmüşler. Kedicik patileri ile karın içinden koyu renkli bir şeyi çıkarmaya çalışıyormuş.

“Zavallı yavrunun ne işi var bu soğukta dışarıda” demiş küçük kız hemen yanına  çömelerek.

“Belki de evden kaçmıştır” demiş büyük kız da hemen yanına çömelip. Kediciğin bütün tüyleri kardan sırılsıklam olduğunu görünce hemen onu kucağına alıp vücudu ile ısıtmaya çalışmış.

“Onu eve götürelim mi abla, yoksa burada ölecek” demiş küçük kız.

Büyük kız başıyla onaylayıp, doğrulacağı sırada, kedicik yeniden atlamış yere ve aynı yerdeki koyuluğu çıkarmaya uğraşmış yeniden.

Büyük kız eğilip kedinin çıkarmaya çalıştığı şeyi tutup çıkarmış gömüldüğü yerden. Bu  bezden bir bebekmiş. Zavallı karın en içine gömüldüğü için her yanı ıslakmış. Eliyle üzerindeki, karları çırpmış büyük kız. Bebeğe yapışan bembeyaz karlara birden bire parlayan güneşin ışıkları vurunca peri tozu gibi gözükmüş ikisine de.

Kedicik miyavlamış.

“Kar perisi!” demişler birbirlerne bakarak, “Bizi seçti, yaşasın!”

“Abla hemen dileklerimizi dileyelim” demiş küçük kız heyecanla, çantasını yere atıp, ıslak kediyi kucaklamış ve yanağına bir öpücük kondurmuş.

“Kedicik sen bir harikasın” demiş ısınması için paltosunun içine sokarken. Kedicik bu sefer itiraz etmemiş yerleştirildiği yere.

“Dilekleri şimdi dilememeliyiz!” demiş büyük kız.

“Neden, daha sabah konuştuk ya!”

“Evet ama kaç dilek hakkımız olduğunu bilmiyoruz. İyice düşünüp öyle dilek dilemeyiz” demiş büyük kız büyük bir ciddiyetle, “Ya dileklerimizi yanlış diler hakkımızı kaybedersek!”

“Haklısın.” demiş küçük kız kediciğin paltosundan çıkıp duran başını itmiş içeriye doğru, “O zaman eve dönüp kediyi ve bebeği kurumaları için sobanın yanına bırakalım. Okuldan sonra iyice düşünelim”

Koşarak eve dönmüşler.

“Büyükanne bak! Kar perisi bizi seçti!” diyerek bebeği büyük annelerine göstermişler heyecanla.

“Harika! Ben size söylemiştim harika çocuklar olduğunuzu.” demiş büyükanne torunlarının sevincinden mutlu olarak.

“Peki o kedi nereden çıktı?” diye eklemiş küçük kızın paltosundan kafasını yine çıkarak kediyi görüp.

“O da kar perisinin ilk hediyesi büyükkane! Onlar şimdi sana emanet!” diyerek bebeği ve kediyi kurumaları için sobanın yanına bırakmışlar ve geldikleri gibi koşarak çıkmışlar evden.

İkisi de o gün son zilin çalmasını zor beklemişler okulda. Zil çalar çalmaz eve koşmuşlar hemen.

Kedi büyükannenin ona verdiği sütü içmiş sobanın yanına bırakılan minderin üzerinde mırıldıyormuş, bebek ise kedinin hemen yanındaymış. Bez olduğu için bütün kar suyunu çeken bebeğin sadece bir kısmı kuryabilmiş henüz. Onu biraz daha kuruması için yerine bırakmışlar ve oynamak için bahçeye çıkmaya karar vermişler. Kar topu oynarken dileklerini yeniden gözden geçireceklermiş.

“Çocuklar sakın yola çıkmayın, yukarıda ana yolda kaza olduğu için trafiği bizim sokağa vermişler. Yollar kaygan başınıza bir iş gelmesin. Bahçeden çıkmak yok!” demiş anneleri onlar yeniden ayakkabılarını giyerken.

Okuldan gelirken bebeğin heyecanıyla trafiği farketmeyen kardeşler merak etmişler bu sefer yolun geldiği hali. Hemen bahçe duvarına koşup yola bakmışlar.

Gerçekten de normalde olmadığı kadar çok araba varmış sokakta. Bir tanesi de tam onların yıkık dökük küçük evlerinin önüne park etmiş, bir adam arabanın lastiğine elindeki zinciri takmaya çalışıyormuş. Bir süre ilgiyle izlemişler adamı, sonra sıkılıp oyunlarına dönmüşler. Çığlık çığlığa birbirlerine kar topu atarlarken farketmişler az önce gördükleri arabanın arka camından küçük bir kız onları izliyormuş.

Yeniden arabanın yanına gitmişler ve camı açması için ona işaret etmişler. Adam bu sırada arabanın öbür tarafına geçmiş, oradaki lastiğe zincir takmaya uğraşıyormuş.

“Arabanız mı bozuldu?” diye sormuş küçük kız.

“Hayır, kaydığı için zincir takıyor Zeytin amca.”

“Zeytin amca da kim? Ne komik ismi varmış onun öyle?”

“Bizim şoförümüz. Doğduğunda çok esmer olduğu için öyle koymuşlar ismini”

“Zeytin amca lastiklere bakarken neden sen de gelip bizimle oynamıyorsun?” demiş büyük kız.

“Çok isterdim ama ne yazık ki gelemem” demiş arabadaki kız hüzünle.

“Neden?” diye sormuş küçük kız.

“Çünkü ben yürüyemiyorum, bir ameliyat olmam gerek ama çok korkuyorum, doktorlar şansa ihtiyacın var diyor.”

İki kız arabadaki kızın dolan gözlerine  bakıp hüzünlenmişler iyice, sonra büyük kız fırlayıp eve koşmuş birden.

“Abla nereye gidiyorsun?” diye seslenmiş arkasından kardeşi.

“Geliyorum şimdi!”

Az sonra kucağında kar perisi bebeği ile geri gelmiş büyük kız, arabadaki kıza uzatmış onu.

“İşte ihtiyacın olan şans bu, artık ameliyat olabilirsin. Bu kar perisi ve senin dileklerini kabul etmek için geldi.”

“Abla ama o bizim” diye zıplayan kardeşini dirseği ile itip sustrurmuş büyük kız. Küçük kız yine de duramayıp, “Babamın ayakkabıları, ev ve arabamız ne olacak peki?”

Arabadaki kız hayran hayran bebeğe bakarken kardeşinin kulağına eğilmiş büyük  kız “Ama o yürüyemiyor  bile sence de kar perisine bizden çok ihtiyacı yok mu? Bizim her şeyimiz var zaten. Kedi bizde kalacak ayrıca. Onun adını kar perisi koyabiliriz.”

Tam bu sırada Zeytin amca işini bitirmiş ve arabayı çalıştırmış. Arabadaki kız teşekkürler diye seslenmiş uzaklaşmadan.

İki çocuk el sallamışlar ona ve evlerine girmişler.

Kediciğin adını kar perisi koymuşlar gerçekten de. Büyükannelerinin masalları ile mutlu olmaya devam etmişler. Devam eden günlerde kar perisinin onları yeniden bulacağı umuduyla sağa sola bakınsalar da bir daha bez bir bebeğe rastlayamamışlar.

Aradan üç ay geçtikten sonra havaların yeni ısınmaya başladığı bir akşam kapıları çalınmış. Kızlar koşup açmışlar hemen.

Kar perisini  verdikleri arabadaki kız tekerlekli sandalyesinde onlara gülümsüyormuş. Arabanın arkasında zeytin amca ve dünya güzeli bir kadın varmış.

“Demek kızıma şanslarını veren o küçük kızlar sizlersiniz.” demiş kadın gülümseyerek.

Hemen içeri buyur etmişler misafirlerini. Kar perisinin hikayesini, bebeği buluşlarını, kediciği hemen hızlıca anlatmışlar arabadaki kızın annesine.

Arabadaki kız kar perisini onlardan aldığının ertesi haftası ameliyat olmayı kabul etmiş, ameliyatı çok güzel geçmiş. Altı ay sonra bu tekerleki sandalyeden kurtulup yeniden yürüyebilecekmiş. Aile bu yüzden gelip teşekkür etmek istemiş.

Arabadaki kızın annesi kar perisinin hikayesinin içinde kızların babasının delik ayakkabıları, güzel bir ev hayalini gözleri dolarak dinlemiş. O da fakir bir ailede büyümüş bir kız olduğu için yoksunluğun ne olduğunu biliyormuş. Ancak kızların büyükkannenin masalları sayesinde bu kadar mutlu oldukları öğrenince çok etkilenmiş. Büyükanneden kar perisi masalını bir kez de onlara anlatmasını rica etmiş.

Kızların anne ve babaları, tabi ki büyükanne de arabadaki kıza böyle bir iyilikleri dokunduğu için çok duygulanıp mutlu olmuşlar.

Arabadaki kızın annesinin oturdukları evin yanındaki evde eskiden kendi annesi yaşıyormuş, o vefat ettikten sonra ev boş kalmış. İlk iş olarak kızları ve ailesini oraya taşınmaya ikna etmiş. Böylece büyükannenin masallarını her gün onlarda dinleyebileceklermiş. Ardından kızların babalarını iki ay sonra oğlunun yanına gidecek şoförleri yerine işe alacağını ve çok dolgun bir maaş bağlayacağını söylemiş.

“Gördün mü?” demiş büyük kız kardeşine, “Kar perisi hem bizim hem de o kızın dileklerini yerine getirdi. İyi ki onu paylaşmışız. ”

“Ben kar perisini hastanede çok hasta bir arkadaşıma verdim ama o artık benimle değil” demiş arabadaki kız biraz utanarak.

“Çok iyi yapmışsın” demiş herkes ağız birliği etmişçesine, “Kimin ihtiyacı varsa kar perisi zaten onu bulur!”

Altı ay sonra arabaki kız yürüyerek, yan binalarına taşınan ve kar perisi adında tatlı bir kedileri olan komşularına gitmeye başlamış her sabah. Çünkü büyükanne her sabah ve her akşam masal anlatmaya devam ediyormuş hepsine.

BU SOĞUK GÜNLERDE SOKAK HAYVANLARINA YARDIM EDER, SAHİPLENİR VEYA BESLER, KORURSANIZ, KAR PERİLERİYLE DE KARŞILAŞACAKSINIZ DEMEKTİR.

Sokak kedilerine mama ve süt almamıza destek olmak için siz de Ayra Tasarım Atölyesi’nin Gülseren Kılınç’ın masalını hayata geçirerek ürettiği KAR PERİ’lerinden face book ve instagram sayfalarına girerek sipariş edin.

INSTAGRAM

@ayratasarimatolyesi

FACE BOOK

https://www.facebook.com/ayratasarimatolyesi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s