arkası yarın

Kaderim, mirasın olmasın Bölüm 4

Hayat her umudu beslemiyordu beklendiği gibi, Selin’in babası on gün sonra makinalarla hayatta kalacak duruma geldiğinde, doktorlar artık hayata tutunmasının mümkün olmayacağını biliyorlardı. Sedat bey, şehirde bir otele yerleşmiş, her  güngeliyordu hastaneye. Kızının şu yatakta kaybolup giden adam için, nasıl eriyip gittiğini izliyordu gün gün. Tıpkı Mevhibe’nin evladı için, eriyip bittiği gibi, eriyordu kız. Her gün babasıyla konuşuyor, onun elini tutuyor, bir umut olduğunu anlatıp duruyordu kendi içindekiler tükenmiş olsa bile. Sedat bey tüm bu sahnelerin içinde perdenin önünde çoktan unutlmuş kuru bir çiçek gibi bekliyordu sadece. Bazen Selin ıslak gözlerle bir medet diler gibi bakıyordu ona. Tüm ömrünü kaçırdığı evladının dilediği tek medeti yapamayacak kadar çaresiz hissetmek öldürüyordu Sedat beyi. O yatakta yatan adamdan daha çok ölüme yakın hissediyordu kendini. Sadece dünyaya gelmesine neden olduğu bu çocuk, gözlerinin önünde bir dramın içinde yaşıyor ve o sadece yapraklarını döküyordu bu acıya karşı. Elinden hiç bir şey gelmiyordu.

Mevhibe’nin yok oluşunu izlemişti böyle yıllarca, şimdi kızının yüreğini verdiği, baba dediği bu adamın ve başında evladının eriyip gidişini izliyordu. Nasıl oluyor da bu kadar yok oluşa karşı, duruyordu öylece, nasıl oluyor da eriyip yok olmuyordu o da sanki.

Bir sabah odaya geldiğinde Selin’i boş yatağın üzerine yığılıp kalmış olduğunu görünce, neredeyse o da yığılıp kalacaktı kapının ağzında yine. Oda öylesine büyük bir hüzünle dolmuştu ki, içeri girer girmez onun nefesini kesecek kadar ağırlaşmıştı kızın acısı. Ne olursa olsun, o Selin’in babasıydı ve her düştüğünde elinden tutup kaldıran olmasa da, şimdi bunu yapmak zorundaydı. Elleri titreyerek yaklaştı kızının yanına, yatağın çarşafını sanki babasına tutunmuş gibi tutan elini tuttu. Selin başını kaldırıp Sedat beyi karşısında görünce, sımsıkı sarıldı ona.

“Gitti!” diyebildi bir tek.

“Giderken seni bana emanet etti, o yıllarca emanetime gözü gibi baktı, şimdi sıra bende.” diyecekti ama vazgeçip, elini hafifçe vurdu kızının titreyen sırtına. Ne denirdi ki böyle bir durumda. Bir bayrak yarışı gibi emanet almışlardı Selin’in hayatını bu iki adam. Birinin eksildiği anda diğeri almış koşturmuştu onu yüreğine. Şimdi yeniden koşması gereken kendisiydi. Kalan nefesini harcayacağı bundan güzel bir amaç olamazdı elbette ama,  o nefesin kızın hayatının ne kadarına yeteceğini, ne kadarının ise onun nefesini tüketebileceğini ölçemiyordu henüz.

“Ben de varım!” demişti Feryal, “Neden tek başına olduğunu düşünüyorsun ki? Sen babasıysan, ben de teyzesiyim, anne yarısıyım. Taner’imin kardeşi olur o benim için. Al gel kızımızı bırakma tek başına!”

Yaşı öyle çok acıya eşlik etmişti ki Sedat beyin, kızını hiç yormadı cenaze işlemleriyle, ne gerekiyorsa halletti. Selin ancak şimdi hem annesine, hem babasına ağlayabiliyordu. Şimdi içindekiler serbest kalmış, sanki gidenlerin ardından yetişmeye çalışır gibi aceleyle akıp gidiyordu içinden. Yirmi dört güzel yılın ardından, acı dolu bir sahneyle final yapmıştı ailesi ile yaşamı. Hala kabullenemiyordu nasıl bu hale geldiklerini. Daha bir kaç ay önce, annesi ve babasının ömrü ile dolan evin, tıpası açılmış bir havuz gibi nasıl birden bire boşaldığını anlayamıyordu. Sanki sadece bir oyundu tüm bunlar, hatta bir süre misafir olduğu bir başkasının hayatıydı belki de. Buradan çıkıp evine döndüğünde, annesi akşam yemeğini hazırlamış, babası kumanda elinde televizyonun karşısında uyuklamış olacaktı. Her şey ne boş, ne anlamsız oluvermişti birden bire. Hayatı boyu hiç bu kadar kimsesiz, hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti kendini. Sedat bey kızı tek başına bırakmak istemediği için, yirmi dört yıl sarıp sarmalandığı, korunduğu kozasına onunla gitti hastaneden çıkınca. Sokak kapısının bile onu sevgiyle karşıladığını hissetti daha eşikteyken. Kendi evinin karanlık kapısını düşündü. Her araladığında Mevhibe’nin karanlık ruh halinin kolları sarardı bedenini daha içeriye girmeden. Oysa Selin’in annesi ve babası sanki gideceklerini biliyormuş da, kızları sevgisiz kalmasın diye taşacak kadar sevgi ve mutlulukla doldurmuşlardı bu evi. İçi ezildi, Selin’i bulup geri getirseler asla veremeyecekleri bu yuvayı sağladıkları için teşekkür etti giden güzel ruhlara.

Selin, Sedat beyin varlığına alışmış mıydı, yoksa sadece nezaketen ona sabır mı gösteriyordu bilmiyordu ama, eve onunla gelmesine hiç sesini çıkarmadı. O salondaki koltuğa geçince, Selin’ kayboldu aydınlık evin odalarının içinde. Sedat bey ilk kez hissettiği huzuru çekti içine kanepeye kendini bırakıp. Bu kanepe bile sarıyordu insanı sanki şefkatle.

İçeriden yükselen çellonun sesiyle çevirdi başını, Selin’in rahatlamak için açtığı bir müzik olduğunu sandı önce, biraz dinledikten sonra, ağlayan notalara dokunan parmakların kendi kızının ki olduğunu anladı. Çaldığı melodiler odanın içinde dolanıyor,  bir ağlayış ve haykırışla yükselen notalar, bir süre sonra huzurlu bir sessizliğe bürünüyor gibiydi. Sesin aynı zamanda, sessizlik yaratıyor olması tuhaf geldi Sedat beye, çellonun sesi etrafında dolaştıkça, zihnindeki sesler susuyordu. Gidip kızını yarattığı bu mucize ile izlemek istese de, onun kendince bir rahatlama ayini yaptığını düşününce vazgeçti. Belli ki söyleyemediklerini çalıyordu o şimdi. Acaba bu notaların içinde onun içim basılanı da var mıydı? Müzikle uğurlanmak ne güzel diye düşündü kendi kendine, gözyaşları ile uğurlanmaktansa, müzik ile uğurlanmayı tercih ederdi o da. Tüm acıları, tüm hüzünleri, sevdalı bir aşık, sevgi dolu bir anne gibi kucaklayan bu müzik biraz daha devam ederse dünyada yaralı hiç bir yürek kalmayacak gibi hissetmeye başlamıştı.

Günlerdir kanadı kırık bir serçe gibi çırpınan yüreğinin büyüdüğünü hissetti göğüs kafesinin içinde, bedeninde dolaşan huzurla gevşedi iyice. Yorgundu, yıllardan, yollardan, acıdan, hasretten, merhem olamamaktan yorgundu. Şimdi kızının bastığı notalarla dinlenmek istiyordu ruhu, sonsuz bir uykuya geçebilseydi, tam da burada olsun isterdi ama, içerideki yavrucağıa ypacağı en büyük kötülüklerden  biri olurdu şimdi burada ölüvermek.

Telefonun mesajlarının ardı ardına ötmesine aldırmak istemiyordu ama, bu mesajların sahibin Feryal olduğunu biliyordu. Kızıyla vakit geçirirken, onun dakikalarına ortak olmak istemediği için söyleyeceği bir şey olduğundai mesaj atıyordu kadın.

“Mevibe bu gün çok kötü Sedat, bütün gün ‘Kızımın ciğerini söktüler, ona işkence ettiler. Gidin kurtarın, yüreği kanıyor evladımın!’ diye bağırıyormuş. Ben geleyim dedim, sizi görürse sakinkeleşmesi daha zor olur dediler. Ben de ne yapacağımı bilemedim.”

Feryal’in yazdıklarını okurken, ciğerinin bir hançerle sökülüp alındığını hisetti o da birden, çellonun hala odada dolaşan sesini kesen bir karanlık el gelip uzanmıştı şimdi içine.

“Mevhibe!” dedi yüksek sesle, “Ah Mevhibe! Dünyayla bağını kopardığını sananlar, evladının yüreği ile kurduğun bağı ne bilsinler!”

Biliyordu karısının kızının bu gün yaşadığı derin acıyı hissettiği için bağırdığını biliyordu, keşke o da şimdi burada olsaydı kızının çellosundan yükselen seslerle rahatlatabilseydi içini. Gözyaşları damladı titreyen ellerle tuttuğu telefonun üzerine.

“Selin’in babasını kaybettik bu gün!” yazdı Feryal’e. Kendi sahip olduğu sıfatı üçüncü kişi için kullanmak çok ağır geliyordu ona, ama gerçek buydu. Kendinden çalınan “baba” sıfatını hakkeden bir adamdı o.

Feryal çöküp kaldı olduğu yere mesajı okuyunca, yanıtlayamadı.  Ablamıştı o da kızkardeşinin çığlığını, yüreğinin nasıl hala kızı için çarptığını anlamıştı. Sedat beyin orada yaşadığı çaresizliği, Selin’in yüreğindeki güçlü sevginin, biyolojik annesinin bağrını dağlayacak kadar nasıl büyük bir acıya dönüştüğünü anlamıştı.

Tener bulunduğu yerde, elinde telefon ile dizlerinin üzerine çöküp kalmış annesini görünce, korkuyla yanına geldi hemen.

“Ne oldu anne? İyi misin? Birine bir şey mi oldu? Teyzem mi yoksa?” dedi ellerini tutarak. Taner’in endişe ve sevgi dolu gözlerine baktı Feryal hanım. Tıpkı Selin gibiydi o da, kan bağı olmayan bir anneye sarılmıştı daha sekiz yaşında bir çocukken. Öyle bir sarılmıştı ki hem de, onu içinden söküp atması imkansızdı Feryal hanımın. Gece olunca kucağına çıkari kollarını bir ahtapot gibi dolardı Feryal hanımın boynuna. Ilık nefesi boynunda dolaşırken, derin bir uykuya dalardı. Annesini cennete yollayan bu minik canı ta içine sokası gelirdi Feryal hanımın. Anne demişti ona ilk kez bir yıl sonra, öylece kendiliiğinden bir kahvaltı masasında çıkıvermişti çocuğun ağzından “Anne!” sözcüğü! Hayatının en güzel anıydı herhalde o an, masum bir yüreği sevgisiyle doldurabilmiş olduğunun en güzel ispatıydı bu sözcük. Sarıldı oğluna sımsıkı Feryal hanım.

“Canım benim, iyi ki varsın hayatımda” dedi sımsıcak.

Taner ne olduğunu anlayamamış olsada, sevgiyle karşılık verdi bu sarılışa, “Kötü bir haber mi aldın?” dedi fısıltıyla, elleriyle okşadı annesinin ak düşmüş saçlarını.

“Selin’in babası vefat etmiş bu gün.” dedi derin bir iç geçirerek Feryal hanım.

“Yani teyzemin bu gün yaptıkları..” dedi Taner sadece.

Oğlunun sırtını hafifçe okşadı Feryal hanım, “Ah, Mevhibe Ah!” diyebildi sadece. Sevgisiz bir anneden doğmuş iki kız kardeşin yürekleri kanıyordu sevgiden.

(devam edecek)

 

Kaderim, mirasın olmasın isimli hikayenin tüm bölümlerini okumak için aşağıdaki linklere tıklayınız.

Bölüm 1

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/01/kaderim-mirasin-olmasin-bolum-1/

Bölüm 2

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/02/kaderim-mirasin-olmasin-bolum-2/

Bölüm 3

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/03/kaderim-mirasin-olmasin-bolum-3/

Bölüm 4

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/04/kaderim-mirasin-olmasin-bolum-4/

Bölüm 5

https://gulserenkilincyazar.com/2018/05/05/kaderim-mirasin-olmasin-bolum-5/

 

 

 

 

4 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s