Yazılarım

Düşleri beklerken

Başımı alıp gitmek istiyorum diye geçirdi içinden, dinlediği müziğin etkisinde. Ama öyle geri dönüşü olmayan gidişlerden değil bu defa, bir süreliğine, bir kereliğine belki. Bir yenilenmeye, bir gözden geçirişe, bir kabullenişe ihtiyacı vardı ruhunun.

Yeni farketmişti, daima eskisinin yerine bir yenisini aramıştı hayatı boyunca pek çok şey için, ama şimdi yenisini istese de kaybetmek istemediği eskileri vardı avucunda. Kurtulmak istemiyordu ki onlardan. Sadece yeni heyecanlara açılmak istiyordu belki, sadece eksiklerini tamamlamak istiyordu bu defa. Bunun için yenisi yetmezdi bir başına, bir süre sonra o da eksik kalacaktı nasıl olsa. Kolayca sırtını dönebilirdi oysa herşeye, sınır tanımadan, istediği yöne yelken açardı ruhu her zaman. Göze alabileceklerinin sonu yokmuş gibi gelirdi eskiden.

Hayat böyle bir şeydi işte, yaşlı bilgenin yeni bir erdemiyle yüzleşme zamanıydı şimdi. Hakkı var mıydı ki buna? Eskisinin üzerine bir yenisini mi eklemekti bu, yoksa sadece kısa bir mola vermek miydi yaşananlara. Kafası karışık değildi oysa, ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyordu derinliklerinde, hatta yüksek sesle bu düşüncesini savunacak kadar sindirmişti içine, kabul etmişti doğruluğunu. Ama yine de yüreği için durum bu kadar kolay değildi. Biraz zamana ihtiyacı vardı onun. Kurduğu düşlere rehabilitasyon uygulaması gerekiyordu.

Akıl vermesi ne kolaydı dostlara, çok ikna edici olabilirdi istediği zaman. Kendi bile hayret ederdi söylediklerine. Utanmasa hakkikaten ya çok haklıyım diye onaylayası gelirdi bazı cümlelerin ardından kendisini. Aferin bana derdi, bak sen nelerde biliyorum.

Kazın ayağı öyle olmuyordu işte kendini ikna etmesi gerektiği durumlarda, bir yanda direnen yüreği varken ona karşı koyacak, inandıracak gücü bulması gerekiyordu, özenle seçilmiş cümleler ve yaşanmış örneklerle olacak iş değildi bu. Düpedüz içine sindirmesi gerekiyordu yeni kabullenişini.

Biraz zamanı olsaydı kendi başına, belki daha kolay olacaktı o zaman. Kendi başına kaldığı zamanlar için de bir uğraşı bulmuştu aslında, beynini meşgul eden. Belki de gizliden gizliye kabullenmek istemeyeşinin oynadığı bir oyundu bu kendisine. Aklı başka şeylerle meşgul olunca ne kabul etmek ne de etmemek gerekiyordu. Bir kaçıştı belki bu. Ya da belki zihni onu başka şeylerle oyalarak, yüreğini ikna etmeye çalışıyordu içeride. O duysun istemiyordu konuşulanları. Amma da atmıştı ha.. Gülümsedi kendi kendine. Çok iyi bir yalancı olabilirim diye düşüncü. Yalan da değil de belki, bahaneci. Ah bir de bananeci olabilseydim.

İki kişilik bu oyundu sonuçta bu, buraya kadar gelmişlerdi, bir itelyen olsa çoktan tek yürektiler şimdi. Neden bu noktada birden böyle bir girdabın içine sürüklemişti ki kendini. Boşverip yaşamaya devam edebilirdi istese. İstemiyor muydu sanki!

Kabul etmesi gerekiyorsa edecekti, başka yolu yoktu, kendine yenik düşmeyi hazmedemezdi, kendi kendine söz geçirememeyi kabul edemezdi. Biraz zamana ihtiyacı vardı o kadar. Zaman herşeyin ilacı değil miydi sanki.. Öyle miydi?

Tesadüf ya da her neyse bilmiyordu ama o da pek iyi değildi zaten. Her zaman ki durağanlığından bile durağanlaşmıştı. Belki o da bir iç savaşın göbeğinde duruyordu kimbilir?

Yine de eskisi kadar bozulmuyordu artık araya giren zamana. Demek ki gerekiyor diyebilecek kadar olgunlaşmıştı, ya da umutsuzlaşmıştı. Zamanı gelmeden yaşanmamalı hiç bir şey demiyormuydu o çoğu zaman bir çok insana. Alsındı bakalım işte zamanı gelene kadar durmak nasıl, görsündü. Gülümsedi yine, kendini azarlayarak ya da cezalandırarak olacak iş değildi işte bal gibi biliyordu.

Bekleyip göreceğiz dedi. Bu bekleme sırasında da ne bir düş kuracağım, ne düşüneceğim. Nasılsa bir işaret gelecek kendimden, o zaman oturup, kırıp kırpıştırdığım, saniyelik düşündüğüm ama üzerinde durmak istemediğim tüm düşünceleri dökeceğim eteğimden ve sereceğim önüme, bakalım o asıl heyecanlar geldiğinde de bu kadar akıllı olabilecek miyim.

Ne zaman yeni bir erdem sahibi olduğunu düşünse, ardından sanki hayat onu yalancı çıkarmak ister gibi bir sonuç çıkarırdı önüne. Bu defa neler olacaktı bakalım. Bu kadar bekledim, biraz daha beklerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s