Olmayacak düşlerin peşinde 

17.09.2008  “Keşke ağlayabilseydim….” diye düşündü bu sabah, “…belki o zaman biraz rahatlardım…” Uzaklarda oluşundan mı içindeki hüzün bilmiyordu, aynı şehrin insanı olmanın verdiği güven mi uçup gittmişti avuçlarından. Sesini duyduğunda geçer sandığı hasret duygusu, daha bir yakıcı olmaya başlamıştı konuştuklarından beri. “Ne garip…” diye düşündü, “…aynı yolun yolcusu bile değilken, yine de görebilme, konuşabilme ihtimaline… Read More Olmayacak düşlerin peşinde 

İki eli kanda olmalı insanın..

“İki eli kanda olmalı insanın “iyiyim merak etme” bile diyemiyorsa Ya da bilmiyor olmalı merek etmek endişelenmek ne demek Değer verilene, değeri bilinip de yokluğu fark edilene” Endişe bir girdap gibi sürükler sizi taa en dibine, önce yavaş yavaş gelir sinsice girer yüreğinize, ardından dev bir ahtapot gibi sarar bütün benliğinizi… Günü bir bekleyişe çevirir,… Read More İki eli kanda olmalı insanın..

Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

İzmir’den yeni döndüm.. Oğlum Karşıyaka’da oturuyor… Şehrimi özlemişim.. Ankara’nın her şeyine bayılıyorum ama, İzmir’lilerin hayır lokması keşke burada da olsaydı diyorum her döndüğümde. Lokmayı çok sevdiğim için değil ama, kaybedilenlerin ardından, ruhuna rahmet gitsin diye neredeyse her gün bir sokak başında dağıtılan lokmalar, önlerindeki uzun kuyruklar ve her yiyenin duasını almak gerçekten çok özel bir… Read More Lokma Döktürme Adeti ve İzmir

Umut Günü

Bir gün Tanrı umut dağıtmak için bir gün planlıyormuş yeryüzüne Güneşin son demlerini yaşadığı bir günün sonu geldiğinde Öyle olsun istemiş ki Gönülden dileyen her kişinin yerine gelsin dileği Hem mutsuzlar sevinsin, Hem umut dolular, umudu kesmesin Sonunda öyle bir umut günü çıkmış ki ortaya Tanrı bile şaşırmış kendi eserine Sonra düşünmüş Tanrı Her kişiye… Read More Umut Günü

Bir kızıl goncaya benzer hayat

Aylardır girilmeyen odanın kapısını açmak üzere elini uzattığında kalbi yerinden çıkmak üzereydi. Delikanlı dün öğleden sonra aramış ve Gonca’sının biricik kızının günlüğünü ödünç alıp alamayacağını sormuştu. Aslında ondan geriye kalanları öylesine hapsetmişti ki bu odaya hiç birinin dışarı çıkmasını istemiyordu. Kapıyı açtığında bilincinin reddettiği tüm anılar evin dört bir yanına saçılacak, Gonca’nın neşeli kahahaları yeniden… Read More Bir kızıl goncaya benzer hayat

Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Ya giden olsaydım… “Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü” Vakit tamam anladım Gidiyorum gitmeliyim artık Dönüp ardıma bile bakmadan Bir veda bile etmeden Ne bir uğurlayış, ne bir karşılama beklemeden Adını sık sık andığım, ama hiç hazır olmadığım bir yolculuğa çıkıyor şimdi ruhum Ne varacağım yer belli, ne duracağım yer Sadece gidiyorum anladım… Read More Zaman durdu artık buralarda, bedenim ruhuma yenik düştü

Hayat Ağacı

Bir çok inanış ve kültürde farklı betimlenen bir kavramdır Hayat Ağacı.. Göğün yedi katını simgeler, yukarı doğru uzanmış yedi kat daldan ibarettir bedeni.. Bazen üzerinden havalanmaya hazır kuşlar, bazen evrenin gücünü temsil eden bir ejderha, bazense gövdesine sarılmış bir yılanla resmedilmiştir yüzyıllardır farklı insanlarca… Her kültür kendi algısını yansıtmıştır hayat ağacına, kimi resimleyerek, kimi nakışayarak… Read More Hayat Ağacı