Gülşen’in toparlanması sandıkları kadar uzun sürmedi, Enes ilk gece bayağı panikledi ateşi çok yükselince ama Gülşen ne yapılması gerektiğini tek tek yazdığı için hepsini uyguladı. Üçüncü günün sabahı halsizlik olsa bile kendine iyice gelmişti artık. Hepsi merak ettikleri için telsizden gece boyu haber alıyorlardı Enes’ten. Sabah olunca da hemen atölyeye geliyor, Enes’in uyuyup dinlenebilmesi için bakımı devralıyorlar ve diğer işlerini yapıyorlardı.
Gülşen gibi sakin bir kızın kapıyı çekip çıkması ailesi tarafından da şaşkınlıkla karşılanmıştı. Annesi hemen o akşam Lalelere gidip kızını geri getirmek istese de babası engel oldu. Kadıncağız da bir saat geçmeden sakinleşip odasına çekildi. Çiplerin aktif olmasına çok az kalmıştı ve Gülşen’in dönüştüğü hâle bakılırsa kurul en doğru kararı almıştı. Başlarda karşı çıkanlardan biri o olmasına rağmen, Gülşen’in son yaptığından sonra çiplerin erken aktifleştirilmesinin ne kadar iyi olacağını o da anlamıştı. Şimdi üzerlerine gidip çocukları iyice kışkırtmaya gerek yoktu, on gün sonra zaten hepsi istenilen yola hiç itirazsız gireceklerdi. Lale tedirgin olsa da, kimse Gülşen’i sormak için onların evine gelmedi. Gülşen toparlanana kadar o da Engin’den uzak durdu ve her gün gidip arkadaşının başında bekledi.
Dördüncü günün sabahında, Gülşen ayakta dolaşacak kadar toparlamıştı, Enes bütün akşam ertesi gün onun içmesi için söylendiği için, diğerleri geldiğinde aralarından kimlerin içeceğine karar vermeleri gerektiğini söyledi. Enes ilk olmak istiyordu çünkü burada kalıp diğerlerine bakabilirdi Gülşen’e yaptığı gibi. Gülşen’de zaten kapıyı çekip çıktığı için üç dört gece daha kalıp Enes’e ve diğer gönüllülere bakabilirdi.
“Önce kızları kurtaralım” dedi Alper, “Enes ve kızlar içsin önce, biz Berkay ile sağlam kalalım ki bir ihtiyaç olursa koşturabilelim. En son biz içeriz. Güneş’te Lale’de kalacağım desin, Lale’de Güneş’te ya da başka bir şey uydurun ikiniz de!”
“Şöyle yapalım” dedi Güneş, “Ben bizimkilere Lale ve Engin aşkından bahsedeyim ki zaten haberleri vardır, tüm şehrin çoktan duyduğuna eminim. Kızlar gecesi yapacağımızı ve bunu kendi aramızda konuşmak istediğimizi söyleyeyim ama kimde kalacağımızı söylemeyeyim. Lale’de aynısını söylesin. Gülşen’in peşine kimse düşmediğine göre bunlar bizi saldılar sanırım bu ara. Kimse sesini çıkarmaz. Berkay ve Alper’de ortalıkta olacağına göre onlarla da olduğumuzu düşünmezler de!” deyip, “En az üç gece nasıl diyeceğiz!”
“Herkesin evinde birer gece kalacağız deriz ya aman boş ver! Bak Gülşen’e gerekirse kapıyı çeker çıkarız biz de. Benden zaten beklerler. Cici kız rolüne ara verebilirim.”
“Tamam” dedi Güneş gülerek, “Şu çiplerden kurtulalım da gerisini sonra düşünürüz!”
“Tamam da bu çipler aktif olduğunda bize hiç bir şey olmadığını görecekler, o zaman ne olacak!”
“Biz o kısmı Berkay ile planladık” dedi Alper, “Buradan gitmek zorundayız!”
“Nasıl gideceğiz?”
“Ben ve Berkay son içeceğiz, Enes’in doğum gününden önce hepimizin bir şey olmamış gibi ortalıkta olması gerekiyor.”
“Çipleri aktif edecekleri gün bizi göz önünde tutmak için bir bahaneleri olacaktır.” diye araya girdi Enes.
“Evet o yüzden bir gece önce kaybolacağız. Herkes uyuduktan sonra. Dronlar dolaşmıyorken.”
“İyi de nereye gideceğiz? Buradan hiç çıkmadık ki!”
“Biz hazırlık yaptık herkesin çantaları hazırlandı. Siz bir an önce toparlanmaya çalışın yeter.”
“Buradan gidersek diğerlerini nasıl kurtaracağız?” dedi Lale.
“Planı yaptık diyorum, beni dinlemiyor musunuz?”
“İyi de niye bizim haberimiz yok!”
“Bilmeyin şimdi, böylesi daha iyi!” diyerek net bir sesle noktayı koydu Alper.
Güneş’e bile söylememişti gizli planı, Güneş şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne.
“Üzgünüm” dedi Alper sesini yumuşatarak, “Ne kadar az kişi bilirse o kadar iyi, hepiniz karışımı içip dağılacaksınız! Toparlanana kadar bilmek yok!”
“Umarım karışımı içince sizin kafalar da gitmez Engin gibi” dedi Enes gülerek.
“Engin ne olacak sahi?” diye sordu Güneş, “Lale’nin yüzünden yolun sonuna geldiklerini düşündüğünü anlamıştı”
“Bize güvenmiyor musunuz siz?” dedi Alper tekrar, “Engin değil konumuz şimdi değil mi? Biz daha önemliyiz. Önce kendimizi kurtaralım sonrasına bakacağız!”
“Peki ya Zuhal!”
“O bizimle gelecek’! Onu arkamda bırakamam”
“Haberi var mı?”
“Henüz yok!”
“Çakaaal!” dedi Enes, sessizce bekleyen Berkay’ın omuzuna vurarak, “Benden habersiz işler çevirmişsin ha?”
“Kızlar şimdi eve gitsinler ve akşama planları olduğunu duyurup geri gelsinler, Enes sen de o arada iç bakalım şu karışımı, nihayet sıran geldi!” dedi Alper, artık grubun doğal lideri gibi olmuştu. Hepsi ona güvendikleri için hiç itiraz edip sorgulamadan söylediklerini yapıyorlardı.
Lale ve Güneş hemen toparlanıp çıktılar atölyeden.
“Ben çabuk toparlanırım merak etmeyin” dedi Enes ve Gülşen’in getirdiği karışımı dikti tepesine, “Merhaba çipsiz hayat!” diye bağırdı sonrasında.
“İstersen davul verelim şehrin sokaklarını dolaş!” diye Alper’den azarı yiyince, Gülşen’in söylediği gibi uzandı kanepeye.
Kızlar geri gelene kadar Alper ve Berkay kaldılar Gülşen ve Enes’in yanında onlar gelir gelmez de karışımı içmelerini bekleyip gittiler.
“Gülşen üçüyle tek başına baş edemezsen mutlaka çağır bizi, kendini zorlama, sen de yeni ayağa kalktın!” diye tembih ettiler giderken. Onların da ayarlaması gereken işleri vardı daha. Tüm grubun bundan sonraki güvenliğini üstlenmişlerdi sırtlarına.
Bir saat sonra Enes’in ateşi yükselmeye başladı, Güneş ve Lale hafif mide bulantısı dışında bir sıkıntı yaşamıyorlardı. Bu yüzden hepsi Enes’in başına toplanıp, onu soğutmaya uğraştılar bir süre. Enes’in hem ateşi yükselmiş hem de kendinden hafifçe geçtiği için sayıklamaya başlamıştı.
“Üçümüz de böyle olursak mutlaka çağır çocukları tamam mı?” dedi Güneş, Gülşen’e, “Sakın kendi başına üçümüze koşturmaya çalışma. Sen de bitap düşersen yarı yolda kalırız. Şimdi en çok sen lazımsın!”
“Tamam merak etme, herkes aynı olacak diye bir şey yok. Bak ben güçlüyüm rahat atlatırım diyordu benden daha çabuk yıkıldı” dedi Gülşen, bir yandan da elindeki ateş düşürücüyü Enes’in dudaklarından boşaltmaya çalışıyordu. Güneş ve Lale’de alnına ve bilek içlerine koydukları ıslak bezleri değiştiriyorlardı sürekli.
Sağlık kontrolleri çok sıkı yapıldığı için kimsenin evinde ilaç bulunmasına izin verilmiyordu. Şikayeti olan herkes mutlaka hastaneye gitmek zorundaydı ve doktorun verdiği ilaçlar dışında kendi başına çözüm üretmesi yasaktı. Bu yüzden Gülşen’in hazırladığı karışımlar aslında kurallara aykırıydı. O da başlarına geleceği bildiği için elinden geldiğince öğrendiği her şeyi kullanıp karışımlar hazırlıyordu. Annesi hastanede hemşire olarak çalışmıştı yıllarca ve bunun eğitimini alırken de bir sürü kitap getirmişti eve. Her ilacın formülü ve daha pek çok bilgi yer alıyordu bu kitaplara. Dışarıyla az temas kurulduğu ve güvenlik nedeniyle dışarıdan fazla bir şey getirmek istemedikleri için ilaçlar da hastanede üretiliyordu zaten. Gülşen’in botanik merakı da böyle başlamıştı, annesi gibi hemşire olmaya falan niyeti yoktu ama bitkilerle uğraşmaktan son derece keyif alıyordu. Annesinin kitapları da evde durduğu için, yıllarca onları karıştırıp bir sürü şey öğrenmişti ama elbette şu an yaşadıkları sahada ilk tecrübesiydi. Okulda aldığı eğitim de kimya olduğu için bildiği her şeyi birleştirip formüller üretebiliyordu ama çipler için ürettiği karışım daha önce kullanılan bir formül olmadığı için yan etkilerini öngöremiyordu. Çiplerle köle olmaktansa hepsi başlarına gelecekleri zaten göze almışlardı bu yüzden yan etkilerin neler olacağını Gülşen’den başka umursayan yoktu ama o çok tedirgin ve kaygılıydı. Dostlarının sağlıkları onun elindeydi ve birinden birine bu karışım yüzünden bir şey olursa kendini asla affetmeyeceğini biliyordu. Engin daha karışım tamam olmadan içince, şoka girmişti bu yüzden. Bir insanın canının sorumluluğunu almak bitkilerle basit ilaçlar yapmanın çok ötesindeydi. Bu yüzden o sakin ve uysal hali tamamen kaybolmuş, gergin ve otoriter bir ruh haline bürünmüştü.
Diğerleri onun üzerindeki yükü bildikleri için hiç itiraz etmiyorlardı. En çok Lale anlıyordu halinden, onunla çalışırken nasıl gergin olduğunu en iyi o deneyimlemişti.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.