“Olmadığını biliyorum Teklifim de sana çok çirkin gözükmüş olabilir kusura bakma. Ben sadece senin rahat etmeni istiyorum. Her ne şekilde faydam olacaksa da yapmaya hazırım ama bu sana ne bir nimet, ne seni kötü hissettirecek şekilde sunmak istemiyorum. Beni bir yakının olarak görmen de mümkün değil biliyorum ama hayatta çok şey görmüş bir teyze olarak kabul edebilirsin belki.”
“Çok teşekkür ederim. Zaten fazlasıyla yaptınız”
“Dedenin evine çok zarar verildiğini biliyorum, gördüm de zaten. O evde bir kaç gün daha kalmış olsaydın eminim seni hastanede bulabilecektik ancak. Dilersen bu işi üstlenebilirim, hem de canı gönülden.”
Biraz düşündükten sonra bu evde kalmaktansa bir an önce dedesinin evine geçmenin daha iyi olacağına düşündü Merve “Borç olarak kabul edebilirim” dedi gözlerini kaçırarak.
“Borç olarak mı?” dedi Ferhunde hanım, “Peki o zaman sana sonsuz vadesi olan bir borç defteri açarım. İzin günün ne zamansa bana söylersin ben de o zaman neler yapılacağını görmeleri için ustaları yollarım anlaştık mı?”
“Tamam.” dedi Merve, “Henüz izin günümü bilmiyorum, sormak aklıma gelmedi ama merak etmeyin. Erken çıkacağım ve çıkar çıkmaz hastaneye gideceğim yine.”
“Necmi gelip seni alır, hastanede seni bekler, dilediğin kadar kalırsın ve seni eve bırakır anlaştık mı? Bunun için ekstra bir maliyete katlanman gerekmez.”
“Peki tamam, çay demlemiştim getireyim” diyerek mutfağa geçti Merve. Kabul ettikleri içini rahatsız ediyor mu diye kontrol etti hemen, hayır aksine problemlerini büyük ölçüde çözecek desteklerdi bunlar. Gülümsedi, çayları doldurdu ve salona geri döndü.
“Günlüğe hiç bakabildin mi?” diye sordu Ferhunde hanım bu defa çekinerek.
“Ben..” dedi durdu Merve, “Ben aslında birinin mahremiyetine böyle izinsiz dahil olmak istemiyorum. Bu evi yeterince kullanıyorum zaten.”
Gülümsedi Ferhunde hanım, “Anlıyorum. Haklısın aslında. Ben de oğlumdan izinsiz okudum.” dedi üzgün bir sesle, “Umarım bir gün gözlerini açar ve tüm bunlara kendi karar vereceği bir duruma gelir”
“Umarım”
“Yine de sana hikayesini anlatmaya devam etmek istiyorum. Neden seni alıp buraya getirmiş olduğumu tam olarak bil istediğim için.”
“Elbette buyurun”
“Babam öldükten sonra” diye devam etti Ferhunde hanım anlatmaya zaman zaman gözleri uzaklara dalıyor, zaman zaman doluyordu.
Suat’ın evlenmesi için uygun gördüğü aday gelin konusunda onu zorlamaya bir süre ara vermişti çünkü dedesine ne kadar üzüldüğünü biliyordu. Merve’nin dedesine teslim edilen kanunu da henüz gidip almamışlardı ve kanun Suat için artık çok daha değerliydi ve Merve’yi yeniden görebileceği de bir fırsattı aslında. Bu kısımları Ferhunde hanım Necmi beyden öğrenmişti elbette. Suat dedesi öldükten sonra ikisi ile en çok vakit geçiren ve Necmi beyle konuşmaya başlamıştı biraz biraz. Necmi beyden laf çıkmayacağından da hiç şüphesi yoktu. Adamcağız Suat’ın hem şoförü hem de dert ortağına dönüşmüştü zamanla. Kanunu gidip alabileceğini söylediğinde Suat’ın mutlaka gelmek istemesinden onu içinde büyütmeye başladığını zaten anlamıştı. Ancak dedesini kaybettiği bu dönemde içinde oluşan bu boşluğu da onunla doldurmak istiyor olabileceğini düşünmüştü.
“Kim bilir belki de öyleydi” dedi Ferhunde hanım bu kısımda, “Ama o günlüğü okuduktan sonra Suat’ın babamın ölümünden önce de kalbinde sana büyük bir yakınlık duyduğunu gösteren satırları okudum. İnsanın hiç tanımadığı birine nasıl olup da bu kadar yoğun duygular besleyebileceğini inan ben deneyimlemedim ama oğlum nasıl olmuşsa yaşamış. Babam ve annemin arasındaki aşkı yaşayacağına çok inandığı için belki, yaşanmamışları senin üzerinden hayallerine taşımız olabilir belki.”
“Belki” dedi Merve, Ferhunde hanımı dinlerken, anlatılan aşkın diğer kahramanı kendisi değil de hayali bir kahraman gibi dinliyordu aslında. Belki Kamil’i tanıdığı dönemde olsa bu anlatılanların sarhoşluğuna kapılır ve hiç tanımadığı Suat’a kalbinde kocaman bir yer amaya hazır olabilirdi ama o kalp o kadar kırılmış ve yorulmuştu ki, dinlerken içinde en ufak bir kıpırtı hissetmiyordu. Ferhunde hanımın duygusal iniş çıkışlarını izlemeye üzülüyordu sadece bir anne olarak. Onun da böyle bir beklentiye girmesini istemediği için cümlelerini kısa tutmaya çalışıyordu dinlerken. Kızın oğlanı bir öpücükle yandırdığı bir peri masalının içinde değillerdi.
Suat dükkana gelip kanunu almak için Merve’nin dükkanda olacağı bir zamanı kollamak istiyordu. Bu yüzden günlerce gelip gidip, onun hangi saatlerde orada olduğunu kollamaya başladı, uygun olduğu zamanlar dükkanın önüne geliyor, içeride onu göremezse girmiyordu. Sonunda Merve’nin dükkanda olduğu bir zamana denk getirip içeri girdi. Kanun hazırdı.
“Dedeniz memnun kalır umarım” demişti Merve’nin dedesi ve Suat onu kaybettiklerini söyleyince de çok üzülmüştü. Yine dükkanın arka tarafında elindeki işlerle meşgul olan Merve konuşmaları duymuş olması gerektiği halde bir kez bile dönüp, yüzüne bakmamıştı Suat’ın.
Merve’nin dedesi, üzüntülerini dile getirip, kanunu uzatınca da lafı uzatacak bahane bulamadığı ve kanuna dokununca dedesinin acısını yeniden hatırlayıp boğazına bir düğüm oturunca bir şey diyemedi ve teşekkür edip, ödemesini yapıp çıktı dükkandan.
Sesiyle iki aşığın kalplerini titreten ve artık sahipsiz kanun elinde, sevdiğinin sesini bir kez bile duyamamış olmanın hayal kırıklığı ile arabaya döndü.
“Konuşamadınız mı?” demişti Necmi bey babacan bir tavırla, kendini çoktan ele verdiğinin farkında olan Suat üzüntüyle başını sallamış, “Zaten konuşsam bile bu neyi değiştirecekti bilmiyorum” diye mırıldanmıştı.
Suat günlüğüne, dedesi ve anneannesinin aşkının sembolü o kanunun, onu Merve’ye götürdüğüne inandığını yazmıştı. Hayatında hiç başına gelmemiş olan ilk bakışta aşk başka türlü nasıl gerçekleşmiş olabilirdi.
“Oğlumun dedesi gibi iflah olmaz bir romantik olduğunu nasıl anlayamadığıma hayret ediyorum” dedi Ferhunde hanım iç çekerek.
“Evet gerçekten öyleymiş” dedi Merve boş bulunup ama sonra toparlanıp, “Tabi yine de bir hayale bu kadar kapılmasaymış keşke” dedi daha ciddi bir sesle.
Ferhunde hanım sadece acı bir gülümseme ile cevap verdi bu sözlere. Hikayenin sonrasında, aslında Suat’ın kalbine hiç uygun olmayan bir süreç devam etmişti. Annesi onu evliliğe zorlamış, o direnmiş, kalbinde bir başkası olduğunu itiraf etmeye karar verdiğinde ise annesi son koz olarak babasının gerçeklerini ona anlatıvermişti. Her şeyin devam edebilmesi, sadece onların değil, onların aracılığı ile ekmek yiyen bir sürü insanın hayatları eksilmeden devam edebilmesi için bu izdivaç şarttı. Babasının kumar borcu yüzünden battıkları duyulursa, bu ikisi içinde, bu çatı altında ekmek yiyen herkes içinde çok üzücü sonuçlar doğuracaktı. Suat’ın dahi her şeye baştan başlaması gerekebilirdi ve babasının hataları ile yaftalanacağı için bu daha da zorlaşırdı. Ferhunde hanım bu zamana kadar zorla idare etmişti ancak bunlar büyük krediler, finansal destekler ve bunlarla devam edebilmişti ve kaynakları daha fazla zorlayacak durumda değillerdi.
Kızı iyice araştırmıştı, eğitimli, akıllı güzel bir kızdı. Suat ile ortak pek çok zevkleri vardı. En azından tanımayı kabul etmesini istiyordu, denemesini.
“Ama sonuç pek de beklediğiniz gibi olmadı herhalde” dedi Merve kalbi sıkışarak.
“Olmadı” dedi Ferhunde hanım iç çekerek, “Benim gibi her şeyin eğitim, para, ortak zevklerle çözülebileceğini sanan bir kadının, asıl gerekli olanın sevgi olduğunu anlamaması yüzünden olamadı.”
“Siz de zor durumda kalmışsınız anladığım kadarıyla”
“Kalmıştım, kalmıştık ama hiç biri oğluma yaşattıklarıma değmezmiş, hayat bana en acı şekilde gösterdi.”
“Peki ne oldu ona? Yani neden o hastanede”
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.