Doğru Zaman – Bölüm 5

Ferhunde hanım o akşam anlatmaya devam etmedi. Anlatırken o kadar üzülüyor ve ağlıyordu ki, Merve kendi durumunu unutup, onunla ağlamaya başlamıştı şimdi. İkisinin de duygusallaşması yüzünden hâlâ hikayenin tamamını öğrenememişti ama Ferhunde hanım o gün ayrılırken ona oğlunun çekmecesinden çıkardığı bir günlüğü uzattı.

“Biraz da Suat’tan dinle kendini” dedi acı dolu bir sesle, Necmi beyin anlattıklarından sonra buldum ben de bu günlüğü. Onu baş ucunda bir çekmecede saklamış. Belli ki seni hiç unutamamış aslında.

Ferhunde hanım gidince, Merve günlüğü açtı. Haberi bile olmadan ona bu kadar aşık olunmasını zihni almıyordu henüz. Ferhunde hanımın anlattığı hikayenin Suat’ın istediği yönde gitmediğini anlamıştı da bu gün o hastane odasında ne işi vardı. Aslında o anlatırken durdurup bu soruyu sormayı çok istemişti ama kadıncağız öyle kendi ile hesaplaşır gibi anlatıyordu ki, acılı bir annenin sözlerini kesmek istemiyordu. Günlün ilk sayfasına baktı ama “Benim ne işim var bu hikayenin içinde?” diye sordu kendine. “Toparlamam gereken bir hayatım varken, bundan sonra ne olacağımı düşünmek varken rolüm bile olmayan bir hikayenin içine doğru sürükleniyorum” dedi ve şimdi okusa bile içinin almayacağını düşündüğü için kapattı günlüğü. Ferhunde hanıma borçlu hissediyordu, hayatının en zor anlarından birinde kapısını çalıp, hiç anlayamadığı bir nedenden ona yardımcı olmuş, evini, daha doğrusu oğlunun evini açmıştı. Tek istediği, hasta oğlunu ziyaret edip, bir süre onunla vakit geçirmesiydi. Gidecek başka yeri olmadığı için, çaresizce peşine takılıp gelmişti ama bu günlük ve anlatılan hikaye, sadece Suat’ın evini değil, hayatını, tüm sırlarını, kalbinin derinliklerini açmaktı. Bu yükü üstlenmeye şimdi kendini hazır hissetmiyordu.

Ertesi gün hastane ziyaretini yaptıktan sonra kendine bir iş bakmaya karar verdi. Hayatı alt üst olmuştu, kimsesi yoktu. Bu evden, Suat’ın ve Ferhunde hanımın hayatının içinden çıkıp, kendi hayatına kavuşması gerekiyordu. Yapılan iyiliğin karşılığı olarak onu ziyarete devam edebilirdi ama şimdi bu girdabın içine sürüklenip yok olacakmış gibi hissetmeye başlamıştı iyice. Başı ağrıyordu, canı yanıyordu. Aslında Ferhunde hanımın ona içini döktüğü gibi, o da Suat’a içini dökmeye başlamıştı bir gün önce ve bu gerçekten iyi hissettirmişti. O dinlediği için değil ama anlatabildiği için belki de. Ferhunde hanım da şimdi ona bunu yapıyordu herhalde ama o Suat gibi bilinçsizce bir yatakta yatmıyordu. Dinliyordu, duyuyordu ve dinledikleri onu rahatlatmak yerine yükünü artırıyor gibi hissediyordu. Gündüz Suat’a anlatıp, rahatladıklarını akşam Ferhunde hanım yeniden yüklemişti ruhuna sanki.

Ertesi sabah Ferhunde hanım gelmedi, ona çok yüklendiğini ve biraz kendiyle kalması gerektiğini düşündüğünü söyleyen bir mesaj atmıştı. Oğlunu ziyaret ederse çok memnun olacağını söylüyordu, akşama yeniden uğrayacaktı.

Biraz nefes almasına imkan tanındığı için minnettar hissetti kendini. Hızlıca duş aldı ve erkenden gitti hastaneye. Odada dünden beri değişen neredeyse hiç bir şey yoktu. Koltuğa oturdu.

“Biliyor musun?” diye fısıldadı Suat’a, “Dün buraya gelip, sana hikayemi anlattıktan sonra kendini sanki çöpümü üzerine boşaltıyormuşum gibi hissettim. Aslında şu an her neredeysen geri gelip, gelmemek istediğini bile bilmiyorum. Annen benim buradaki varlığımın seni geri getireceğine inanıyor.” dedi durdu ve yutkundu, “Ama geri gelsen bile bulduğun ben, yıllar önce gördüğün ben olmayacak inan bana! Çünkü değil. ” derken sesi titredi. Gözü pencereden dışarıya kaydı, “Yine de” dedi çenesi titreyerek, anlatmak istiyorum ama sen beni dinleme.”

Yanaklarından iki damla yaş indi, “Ya da dinle çünkü neden yıllar önce görüp de sevdiğin ama büyük ihtimalle erişemediğin için unutamadığını sandığın o kız artık yok. Geri gel annen için seni sevenler için ama bunu ben geldim diye yapma hatasına düşme! Çünkü ben kalıcı değilim. Sana bu haksızlığı yapmak istemem. Annen çok pişman başına gelenlerden kendini sorumlu tutuyor ama ben henüz detayları bilmiyorum. Aslında bana değil de belki gelip sana anlatmalı bunların hepsini. Canım yanıyor biliyor musun? Hem de çok yanıyor. İşin kötüsü de anneni dinlerken, o yıllar önceki kız olmayışımı fark ettiğim için yanıyor belki de. Sen de değilsin muhtemelen, hatta belki beni çoktan unuttun bile. Sadece annenin ve şoförünün çaresizlikte buldukları bir çözüm olarak burada oturuyorum. Senin bana, benim de sana bir borcumuz yok ama bu odanın içindeyiz işte!”

Uzanıp, Suat’ın elini tuttu sonra, yüzüne baktı tekrar. “Tam olarak senin durumunda olduğumu düşündürüyorsun bana, sanki ben de bir yatakta böyle uzanıp yatmışım etrafımda olup bitenlerden haberim bile olmadan sadece duyuyorum ya da başka alemlerde ne olduğunu anlamadığım bir şeyler yaşıyorum ama burada değilim aslında. “

Elini geri çekip, yüzünü temizledi “Saçmalamaya başladım kusura bakma!” diyerek çekti burnunu, “Buradan çıkıp, kendime bir iş bakacağım. Bir süre senin evinde kalmak zorundayım. Elimden geldiğince hiç bir şeye dokunmuyorum. Hayatına kaldığın yerden devam etmek istersin herhalde. Bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu biliyor musun? Geri dönüp, kaldığın yerden hiç bir şey olmamış gibi devam edebilmek. Hayatı bıraktığın, en sevdiğin yerinden yerinden ama. Baştan başlamak gerçekten çok zor çünkü”

Sonra sessizce arkasına yaslanıp, kendi hayatına döndü düşünceleri. Babası gittikten sonra dedesi ile yaşamaya başlamıştı. Dedesi annesi gittikten sonra babasının yaptığı gibi evde kaldığına inandığı mikropları yok etmek yerine olduğu gibi kapatıp, onu kendi evine götürmüştü. O ev ikisi için de riskliydi, böyle açıklamıştı giderken. Biliyordu ki ona da bir şey olursa oğlunun vasiyetini yerine getiremezdi. Bu cümlenin içinde bile bir istenmemişlik vardı ama küçücük bir kızdı ve hem annesini, hem babasını kaybetmişti, hayatla mücadele edecek gücü yoktu, direnemezdi.

Dedesi, oğlunu kaybetmenin verdiği acıyı kendini işlerine vererek aşmaya çalışıyordu. Merve’nin ihtiyaçlarını elinden geldiğince karşılıyordu. Bir yaşlı bir çocuk aynı evin içinde uzun süre mutsuz bir şekilde yaşadılar ve sonunda pandemi dönemi sona erip, okullar açılınca hayatın rengi de yavaş yavaş değişmeye başladı.

Artık her gün okula gidiyor, yaşıtları ve arkadaşları ile vakit geçiriyor, öğretmenlerin bu dönemin ardından anne ve babasını kaybetmiş zavallı çocuk bakışlarını görüyordu. Eve kapandıkları o dönemle, şimdi arasında hayatı bambaşka bir şekle bürünmüştü. Yine de çocuktu, dedesinden daha kolay uyum sağlıyordu hayata. O ise dükkana gelip, gitmeye başlayanlarla yeniden artan işlerine sarılıyordu. Onu evde tek başına bırakmamak için, ödevlerini yaparken dükkana gelmesini istiyordu, gözünün önünde olsun diye. Zamanla, ödevler bittikten sonra yapacak bir şey bulamadığı için ona yardım etmek istediğini söyleyince itiraz etmedi. Küçük bir çırak gibi yavaş yavaş ona işlerini göstermeye anlatmaya başladı. Farkında olmadan bu iş onları birbirine yakınlaştırdı. Yıllar geçtikte, aynı evde yaşayan dede torundan çok, yaş farkları olsa da iyi anlaşan iki arkadaşa döndüler. Birbirlerini tanımaya ve anlamaya başladılar. Dedesi o başlarda tanıdığı sert mizaçlı adam değildi artık onun gözünde, koca bedenli, koca yürekli bir koca inatçıydı sadece.

O genç kızlığa adımını atarken, dedesinin ömründen ve sağlığından da eksiliyordu artık. Eskisi gibi bütün gün çalışamıyor, dükkanda müşteri yoksa arka tarafa geçip dinlenmeyi tercih ediyordu. Ev işlerinin sorumluluğunu Merve almaya başlamıştı üzerine. Başlarda dedesi ona bakarken, şimdi o dedesine bakıyordu.

Artık çevredeki esnaf da Merve’yi tanımaya başlamıştı. Herkes onun dedesine ne kadar sadık ve iyi bir kız olduğunu konuşuyordu. Onun öz torun olmadığını bilen neredeyse kimse yoktu, çünkü dedesi başından beri karşı olduğu bu konuyu kimseye açmamıştı. Merve’de bunu çevrelerinde kimseye söylemedi zaten gerek de yoktu.

Ferhunde hanımın anlattığı, Suat ve dedesinin dükkana gelişleri muhtemelen o dönemlerden birinde gerçeklemişti ama tam olarak ne zaman olduğundan emin değildi. Üniversiteyi kazandıktan sonra da dedesinin yanında çalışmaya devam ettiği günler olmuştu.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın