Kırık Dökük Bir Hikaye – Bölüm 26

“En acısı da ne biliyor musunuz?” demişti Dilara biraz toparlanınca, “Fatih Arya’yı götür veya benim kızım nerede dediğimde inkar etmedi. Aslında beni aldatması Sultan ile değil Arya ileydi, en zayıf yerimden, kızıma duyduğum sevgi ve bağlılıktan vurdu beni. Kendi çocuğum olduğunu bilmeden, kendi çocuğumun başına bile gelenleri bilmeden onun annesi oldum ben. Sorgulamadım bile, onun Fatih’in ailesine düşkünlüğünü sorgulamadım, Sultan’ın bebeklerine düşkünlüğünü sorgulamadım.”

“Bunları kimse böyle sorgulamaz Dilara? Kendine yüklenme lütfen” dedi Suna.

“Ben kendi kızıma vereceğim her şeyi ona verirken, ki bir çocuğa baktığım için asla pişman olmayacağım. Benim kızım nerede, ne yaşıyordu kim bilir anlıyor musunuz? Ben Sultan’ın kızını büyütürken, benim kızım..” dedi ve gerisini getiremeden yeni bir ağlama krizine girdi.

Suna ve Efsun artık diyecek tek söz bulamıyorlardı. Bu bir kocası tarafından başka kadınla aldatılan bir kadının hikayesi değildi gerçekten. Anneliği ile aldatılan bir kadının çığlıklarıydı.

Fatih bütün gece karısına ulaşmaya çalışmış, evlerine gitmiş, Gülizar hanımı aramıştı ama Dilara’ya ulaşamadı. Sultan hemen Hanife hanımın evine gelmişti, Arya hiç bir şeyden habersiz mutlu mutlu oynuyordu halasıyla. Feride bir yandan Arya’yı oyalamaya çalışırken bir yandan annesi ve Fatih’in fısıldaşmalarına kulak vermeye çalışıyordu.

“Nasıl öğrenmiş olabilir?” diyordu Hanife hanım sürekli

Arya, Sultan’ı görünce bir bebek geldiğini düşündü ama Sultan öyle panik halindeydi ki, gelirken bir bebek getirmemişti, hatta her zaman yaptığı gibi önce Arya’yı bile görmemiş, doğrudan babaannesi ve babasının yanına oturmuştu.

“Şimdi ne yapacağız?” olmuştu ilk cümlesi.

Arya dikkat çekmek için halasının yanından kalkıp onun yanına gelince susmak zorunda kaldılar. Evde Arya ve Feride hariç sabaha kadar kimse uyumadı.

Sabahın erken saatinde Fatih’in telefonu çaldı, arayan Samet beyin avukatıydı ve evlenirken imzaladığı sözleşmenin şartlarının devreye sokulduğunu ve boşanma için başvuru yapılacağının bilgisini vermek için aradığını söyledi ve lafı uzatmadan kapattı.

Fatih sözleşmeyi hiç bir zaman okumamıştı, onu okumasına gerek olacak bir durum oluşacağını sanmıyordu. Sözleşme Samet beyin avukatında kasada duruyordu. Kapatmadan sadece sözleşmenin bir kopyasını istediğini söyleyebildi.

Efsun ve Suna, Dilara’yı yalnız bırakmak istemiyorlardı ama ikisinin de işe gitmesi gerekiyordu. Gülizar hanım gelmeden iki saat önce evlerine gitmek için ayrıldılar.

Gülizar hanım geldiğinde Dilara salondaki koltukta oturmuş, gözlerini boşluğa dikmişti. Gözleri kıpkırmızıydı. Akşamdan kalan bütün dağınıklığın içinde, gözünü sehpadaki bir çay fincanına dikmiş öylece duruyordu.

Gülizar hanıma kapıyı çalınca bir ruh gibi yerinden kalktı ve kapıyı açtı. Kadıncağız bütün gece onu merak etmiş ama rahatsız etmemek için arayamamıştı. Halini görünce, bir şey söylemeden içeri girdi, ortalığı toparladı, Dilara’ya bir tepsi ile kahvaltı hazırlayıp getirdi.

“Yemeniz gerek” dedi tepsiyi bırakırken, “Hasta olursanız hiç bir şeyle mücadele edecek gücünüz kalmaz”

Fatih sözleşmeyi defalarca okudu baştan. Maddeler açıktı, boşanma halinde, Dilara ile evlendikten sonra sahip olduğu her şey elinden alınacaktı. Zaten Fatih’in üzerine bir mülk kaydı yapılmamıştı, kendi banka hesabı vardı. Araba şirketin üzerineydi.

Çocuk olması durumunda, çocuğun yasal varis kim atanırsa atansın, haklarının korunacağı ifadesi vardı ama Arya, Dilara’nın kızı değildi ve görünüşe göre de Dilara bu kısmı zaten öğrenmişti.

“Hanife hanım hapse gireceğiz” diye ağlıyordu. Sultan’ın sinirleri iyice bozulmuştu, Fatih’e güvenip kızını verdiği için onu suçlamaya başlamıştı.

Fatih en büyük çocuktu, Hanife hanımın Feride’den önce iki tane daha çocuğu olmuştu biri doğumdan hemen sonra diğeri ise üç yaşına geldiğinde ölmüştü. Hastalık genetikti ve Fatih’in babasından geliyordu. Feride’ye hamile kalındığından bu sefer büyük şehirde bir hastaneye gidildi. Feride’nin hastalığı ise Arya gibi üç yaşından sonra görünür olmaya başladı. Fatih iki kardeşinin ölümüne şahit olduğundan kız kardeşinin öleceğinden aşırı derecede korkuyordu. Feride doğduğunda o on yaşındaydı ve iki ölü bebek görmüştü. O sıralar babası sağ olduğu için sağdan soldan borçlar alındı, Feride’nin hayatta kalması için ne gerekiyorsa yapıldı. Evin biriciği gibi davranılan Feride’nin, sonunda hastalığı kontrol edilebilecek kadar geriletildi. Yine de Fatih çocukluğu ve gençliği boyunca her sabah uyanıp onun nefesini kontrol ediyordu. Kardeşlerinin ölümü onu Hanife hanımdan bile daha çok etkilemişti. Babası öldüğünde ise iyice dağıldı önce ama sonra ailesine sahip çıkmak zorunda hissettiği için toparlandı ve bir gün çok zengin olup, ailesini sürekli koruma altında tutmaya kendi kendine yemin etti. Dilara’ya okulda gerçekten aşık oldu, onun zengin olduğunu bile bilmiyordu o zamanlar. Öğrendiğinde ise, hayatı boyunca çalışsa bile elde edemeyeceği bir servete ortak olacağını düşündü elinde olmadan. Dilara’ya bir zarar vermek istemiyordu, onu seviyordu. Sözleşmeyi de bu yüzden okumadan imzalamıştı. Samet beyin onu doğru eş olarak görmediğini düşünüyordu ve kendini ispatlamak istiyordu. Ancak sonra istediğini elde etmeye başladıktan sonra, kendini kaybetmeye başladı. Yıllarsa sahip olmaya yemin ettiği o zenginliğe bir anda kavuşmuştu. Dilara harika bir eşti, ailesini korumak için ona destek oluyordu.

Sultan ile bir ilişki yaşamak aklında yoktu onu tanıdığında, ofiste birlikte çalışıyorlardı. Havalı ve rahat bir kızdı Sultan. Tek başına yaşıyordu, ailesine destek olmaya çalıştığını söylemişti, Fatih’in en zayıf karnıydı ailesi. Ona destek olmak istediğini belli etti, onun hayranlığından giderek daha çok hoşlanmaya başladı. Sultan kendisi gibi küçük yerde yetişmişti. Zenginlerin dünyasında bir yer edinmeye çalışıyordu ama Fatih kadar şanslı da değildi. Bu sahip çıkma hevesi Fatih’in kendini kaybettiği dönemde sınırları aştı. Sultan’da bunun olması için elinden geleni yaptı ve sonunda hamile kaldı. Hamile kaldığında Fatih’i kendine bağlayacağını düşünmüştü ama aileden gelen genetik hastalıktan veya Fatih’in geçmiş travmasından haberi yoktu. Çocuğu aldırmak istemediği konusunda diretti, Fatih’in söylediklerinin birer bahane olduğunu düşündü. Fatih bir bebeğin daha ölümüne şahitlik etmek istemiyordu. Sultan direnince, bu defa sağlıklı bir hamilelik ve doğum olması için elinden geleni yapmaya başladı. Sultan’ı yere göğe konduramıyordu ama bunu aslında o bebek için yapıyordu. Korundukları halde olan o bebek için. Ancak bebek Hanife hanımın ilk bebeği ile aynı kaderi yaşadı. Sultan bebeğin hastalığını öğrendiğinde, Fatih’in doğru söylediğini anlamıştı ama iş işten geçmişti artık. Fatih hem karısını seviyor, hem Sultan’ın üzerine düşmek zorunda kaldığı ve bebeği kaybettikleri için ona karşı vicdan azabı çekiyordu. İlişkiyi yine sonlandıramadı. Onu daha iyi bir eve taşıdı, masraflarını üslendi. Ona her zaman kendi sahip çıkamadığı için hamile kaldığı dönemde ailesi ile tanıştırmıştı. Hanife hanım oğlunun yaptığı bu deliliğe çok kızsa da, kız artık hamile olduğu ve Fatih’in yuvası yıkılabileceği için sahip çıkmak zorunda kaldı. Sultan o halde ailesinden destek isteyemezdi. Bebeğin ölümünden sonra Sultan yeni evine taşındı, Hanife hanıma çok yakın bir yerden ev tuttular. Artık Fatih’in evliliği için de bir risk olduğu için Hanife hanım ve Fatih ona yakın olmanın iyi olacağına karar vermişlerdi.

İlişkileri devam etti. Ne yazık ki Dilara’nın hamile kaldığı dönem, Sultan yine hamile kaldı. Fatih bu kez çocuğu aldırmakta kararlıydı. Ancak Sultan yine direndi, bir bebek olmazsa Fatih’e tek başına sahip olamazdı. Artık çok fazla içlerindeydi, onu kolayca sokağa atamazlardı. Fatih aslında iki bebeği de istemiyordu, korkuyordu, bir kez daha bir kez daha. Bu sefer iki bebek olunca iyice strese girdi. İkisini birden koruması gerekiyordu. Sultan’ın ilk bebeğini doğurtan doktora gitti, o zaman da Sultan’ı en iyi hastaneye götürmeyi tercih etmişti. Durumunu açık açık anlattı, iki hamileliği de çok iyi takip etmesini en ufak bir şeyden şüphelenirse, kadınlara değil ona söylemesini istedi. Adam bu işi bedava yapacak değildi, önce küçük bir miktara razı oldu.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın