Doktor son kontrolleri yaptıktan sonra Dilara’ya gidebileceğini söyledi. Ancak yine de bir nöroloğa ya da psikoloğa görünmesinin iyi olacağını da ekledi. Dilara kendini daha iyi hissediyordu. Toparlandı ve ayrıldı hastaneden. Bir taksi çevirip, doğruca ailesinden kalan eve geçti. Bu arada Sibel hanım da aramış durumunu kontrol etmek istemişti. Ona da hastaneden çıktığını ve eve gittiğini söyledi.
Gülizar hanım evi yaşanır hale getirmek için Dilara’nın odasını ve mutfağı düzene koymaya uğraşıyordu gittiğinde. Arkadaşları henüz gelmemişlerdi.
Dilara kapıdan girer girmez merakla yanına geldi.
“İyi misiniz?”
“Evet daha iyiyim merak etmeyini sizi de telaşlandırıp yordum biliyorum”
“Siz iyi olun da ben elimden geleni yaparım” dedi Gülizar hanım, sesinde bir anne sevgisi vardı.
“İyi olacağım” dedi Dilara, “Uzunca bir süredir bir yalanın içinde yaşadığımı öğrendim.”
“Eşiniz mi?”
“Eşim, ailesi hepsi”
“Anlatmak zorunda değilsiniz ama elimden bir gelen olursa”
“Birazdan Efsun ve Suna gelecekler. Sizi de çok yordum. İşiniz bitince çıkabilirsiniz, beni merak etmeyin. Biraz zamana ihtiyacım var sadece, size de olanları anlatacağım”
“Tabi, bir şeyler hazırlayayım olanlardan o zaman diyeceğim ama bir şey yok dolapta maalesef, fişi çekik”
“Biliyorum ben dışarıdan söyler hallederim. Sizi arayan olursa lütfen nerede olduğumu bilmediğinizi söyleyin olur mu?”
“Tabi, tabi siz merak etmeyin” dedi Gülizar hanım hemen. Dilara, dolabı doldurmak için bir şeyler söyledi market uygulamasından. Gülizar hanım çıkmadan market gelince de, kadıncağız onları da yerleştirip, çayı da demleyip, öyle ayrıldı evden.
İlk önce Suna geldi, arkasından da Efsun. İkisi de çok merak etmişlerdi Dilara’yı. Uzun bir gece olacağını tahmin ettikleri içinde elleri boş gelmemişlerdi.
“Anlat hemen” dediler, “Neler oluyor?”
“Size bir dedektif tuttuğumdan bahsetmiştim” dedi Dilara ve anlatmaya başladı.
Fatih’in, Sultan ile bir ilişkisi vardı hem de neredeyse onlar evlendikten hemen sonra başladığını tahmin ettikleri bir ilişkiydi bu. Bunu şuradan anlıyorlardı. Sultan’ın oturduğu ev yaklaşık o zaman tutulmuş, faturalarını Fatih’in ailesi ödemeye başlamıştı. Sibel hanım, Dilara’nın hastanede gördüğü doğum kaydından önce başka bir doğum daha yaptığını ancak çocuğun yaşamadığını öğrenmişti.
“Dur bir dakika” dedi Efsun, “Kadının Fatih’ten çocuğu mu var diyorsun sen?”
“Evet” dedi Dilara sinirleri bozuk bir şekilde gülerek “İsmi de Arya benim kızım!”
“Ne? Arya Sultan’ın kızı mı yani, yani o testler doğru muymuş?”
Dilara gittikleri diğer doktoru ve onun söylediklerini anlattı bu kez, o doktor testlerde bir sorun olmadığını söylemiş ve rahatlamıştı, Sibel hanıma da bu yüzden gitmişti, artık gerek kalmadığını söylemeye.
“Nasıl ya!” dedi Suna gözleri kocaman açık.
Dilara yeniden Sibel hanımın anlattıklarına döndü. İlk çocuğun Fatih’ten olup, olmadığını bilme şansları yoktu, çocuk yaşamamıştı. Kayıt babasız görünüyordu. Çocuğun yaşamama sebebi genetik bir hastalıktı.
“Arya gibi!” diye araya girdi Efsun.
“Evet ama bu kadar da değil” diyerek devam etti Dilara, doğum doktoru ve Fatih’in Arya için bulduğu ikinci doktor aynı hastanede birlikte çalışmışlardı. Doğum yaptıran doktor Sultan’ın doktoru ile aynıydı zaten. İki doğumdan kısa bir süre sonra hastaneden ayrılmış, başka bir yere geçmişti. Fatih her şeyi araştırdığını söylediği için Dilara doktoru da hastaneyi de hiç sorgulamamıştı. Diğer doktor hastaneden daha sonra ayrılmıştı, o da kendi muayenehanesini açmak içindi.
“E? Bu neyi gösteriyor?”
“İkisini de Fatih buldu, ikisi de onun duymamı istediği şeyleri söyledi ve yaptılar”
“Bu yine de bir şeyi ispatlamaz”
“Doğru, Fatih ve Sultan’ın beraber fotoğrafları var, Fatih, Arya’yı gezmeye götürüyorum, anneme götürüyorum diye o kadınla bir araya getiriyormuş sürekli. Yani ailesi de işin içinde”
“Dur bir dakika ya!” dedi Suna elleri ile şakaklarını tutuyordu, “Senin doğurduğun çocuk nerede Arya senin kızın değilse?”
“Henüz bilmiyoruz” diyerek anlatmaya devam etti Dilara, “ancak Sultan doğum yapmış ve o çocuk ölmemiş, ölüm kaydı da yok zaten. Arya’dan bir hafta önce doğmuş söyledim ya!”
“Ben hâlâ bir şey anlamadım, çocukları nasıl değiştirmişler. Yani Fatih doktoru mu ayarlamış diyorsun”
“Fatih’in hesabından doktorun hesabına, doğum masrafları dışında ve doğumdan önce büyük miktarda para geçmiş. Aynı doktor için daha önce benzer bir konuda şikayet olmuş ama doktor aklanmış. Doğumda öldüğünü söylediği bir çocuğun, başkasına verildiği iddia edilmiş, nasıl olmuşsa aklanmış. Sonra bu hastanede işe başlamış ve kısa bir süre çalışıp ayrılmış”
“Peki Sultan ve Fatih? Yani o nasıl olmuş?”
“Sultan bizim şirkette çalışıyormuş ama sonra ayrılmış”
“Yok artık”
“Maalesef. Doğru, çünkü babamın yakın çalışanlarından birine Sibel hanıma istediği bilgileri vermesi için izin vermiştim. Fatih’in haberi olmadan yapılacaktı tabi. Bir başka konu da aynı hastalık çocukluğunda Feride’de de varmış ama tedavi olmuş ve Hanife hanımın aslında iki değil dört çocuğu varmış. Bilin bakalım ne olmuş?”
“Diğer çocuklar aynı hastalıktan ölmüş deme sakın”
“Evet aynen öyle olmuş, yan Fatih beni aldatması dışında bu hastalığı başından beri biliyormuş.”
“Sultan’ın ilk çocuğu ölünce, ikinci doğan çocuğu iyi bakılsın diye sana mı vermişler, ben gene senin çocuğuna ne olmuş kısmını anlayamadım. Yani sen Fatih’ten hamile kaldın, dolayısıyla o çocuğun babası da Fatih. Bir çocuğunu diğerine tercih mi etmiş diyorsun? Zaten parası vardı, Arya Sultan’da kalsa da çocuğa bakabilirdi neden böyle yapsın.”
“Bu kısmı mahkemede öğreneceğiz. Avukata talimatları verdim. Sibel hanım da bilgileri verecek.”
Dilara ağlamaktan kafasını zor toparlıyordu anlatırken.
“Kızımın nerede olduğunu bilmiyorum anlayacağınız, hayatta olup olmadığını da bilmiyorum. Arya’nın benim kızım olmadığını biliyorum. Mahkeme açıldıktan sonra Sultan’dan DNA testi istenecek o zaman onun kızı olduğundan emin olacağım”
“Arya nerede şimdi peki?”
“Babasıyla, Hanife hanımın evine yolladım. En ağırı da bu oldu zaten, onu seviyorum ama bu halde zaten ona annelik yapamam, ona her baktığımda bunları hatırlayacağım, dahası o benim kızım bile değil. ancak hastalığı için tedavisine devam etmesini sağlayacağım. Bu olanlarda onun hiç bir suçu yok, o sadece bir çocuk.” diyerek iyice ağlamaya başladı Dilara artık anlatmaya devam edemiyordu.
“Sibel hanım.. “diye devam etti sonra, “Hastane personelinden birini para karşılığı konuşturmuş, kadın tanıklık etmeyeceğini söylemiş, işinden olmak istemediği için. Benim doğum yaptığım gün, doğumhanede gerekmediği halde uzun bekletilmişim ve acilden bir haftalık bir bebek girmiş hastaneye ve sadece muayene kaydı tutulmuş, bir şey bulunamamış ve çıkışı yapılmış. Kadın o gece çocuk acilde görevliymiş, benim doktorumun hemşiresiymiş, Arya’yı gördüğünde bebeği tanımış ama emin olamadığı için bir şey söylemeye çekinmiş. Bunların hepsi mahkeme kararıyla ortaya çıkabilecek şeyler”
“Ama sen inanmış görünüyorsun, yani çocuklar değişmiş”
“Sultan ile Fatih’in bir ilişkisi olduğu kesin, Sultan iki doğum yapmış, ikinci çocuğun ölüm kaydı yok ama çocuk ortada yok. Tam da benden bir hafta önce. Hemşire bebeği tanımış ama söylememiş. Fatih’in hesabından doktorun hesabına nedensiz bir para akışı olmuş. Arya ve benim genetik bağımız yok. Sizce ne düşünmeliyim. Sultan sürekli kızımın etrafında ve ona oyuncak bebek taşıyor, Fatih’in ailesi Sultan’a kol kanat germiş resmen.”
“Evet zaten Fatih’ten boşanman için yeterince kanıtın var.” dedi Suna.
“Sibel hanım avukatımla konuşacak, yasal yollardan benim kızıma ne olduğu araştırılacak. Benim kızıma kıymışlar düşünebiliyor musunuz? Benim kendi kızıma!” dedi hıçkırarak ağlamaya başladı.
Efsun ve Suna şok yaşıyorlardı, herkesin kafası allak bulak olmuştu, gece boyunca Dilara ile kalıp, onu teskin etmeye çalıştılar ama ne söyleyeceklerini bu işin içinden nasıl çıkacağını onlar da bilemiyordu artık.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.