Kırık Dökük Bir Hikaye – Bölüm 22

Yeni gittikleri doktordan sonuç daha hızlı geldi bu sefer, bir kaç gün sonra arayıp onları beklediğini haber verdi. Hemen kalkıp gittiler.

“Yeniden merhaba” dedi doktor güler yüzlüydü yine, bu Dilara’nın içini biraz olsun rahatlatmıştı nedense.

“Evet testlerinizi yaptık. Bir kalıtsal hastalık var kızınızda ama korkulacak bir seviyede değil şu an!”

“Nedir doktor bey?” dedi Dilara’ya fırsat vermeden.

Dilara doktorun önceki doktorla aynı şeyi söyleyip, anneyle genetik bağı yok diyeceğini düşündüğü için gerginlikten konuşacak halde değildi ama doktor böyle bir şey söylemedi bu defa.

“Yani baktınız değil mi?” dedi elinde olmadan, “Genetik bağlara falan hepsine baktınız”

“Elbette. Tanı için gerekli bütün incelemeleri yaptık. Sonuçlarımız net.”

“Doktor kızımızın hastalığı nedir?” dedi Fatih yeniden konuya dönerek, “Asıl önemli olan konu bu değil mi karıcığım?”

“Elbette” derken neredeyse “Çok şükür” diyordu içinden Dilara, “Nedir doktor bey günlerdir stres altındayız ne olur söyleyin?”

“Kızınızda kalıtsal geçiş gösteren bir enzim hastalığı tespit ettik. Erken tanı koymuş olmamız büyük avantaj. Şu an için tablo ağır görünmüyor. Düzenli takip ve tedaviyle sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkün.”

Fatih atıldı hemen

“Tedavisi var yani?”

Doktor başını salladı.

“Evet. Tamamen ortadan kaldıran bir tedavi diyemeyiz ama kontrol altında tutabiliyoruz. Düzenli kontrollerini aksatmamanız ve başlayacağımız tedaviye uymanız yeterli.”

Dilara hâlâ önceki doktorun söylediklerinden çıkamamıştı.

“Peki… genetik incelemelerde herhangi bir sorun çıkmadı mı?”

Doktor dosyaya bakıp sakin bir şekilde cevap verir.

“Hayır. Sonuçlarda bu hastalığı açıklayacak bulgular dışında sizi endişelendirecek farklı bir durum görmedik.”

“Ah çok şükür!” dedi Fatih omuzlarını indirerek, “Kızımızı tedavi etmek için ne gerekiyorsa hemen başlayalım lütfen!”

Doktor tedavi sürecini ayrıntılarıyla anlatmaya başladı. Dilara hem onu dinliyor hem de istediğini duymuş olmanın rahatlığını yaşıyordu. Doktorun anlattığına göre hastalığa Fatih tarafından aktarılan kalıtsal bir gen neden olmuştu. Her nesilde görülmesi gerekmiyordu; bazen kuşaklar boyunca hiç ortaya çıkmıyor, bazen de beklenmedik şekilde bir çocukta görülebiliyordu. Arya’nın hastalığı zamanında fark edilmişti. Düzenli tedaviyle rahat bir hayat yaşayabilecekti. Endişe etmek için bir neden olmadığını söylüyordu.

Dilara’da rahatlamıştı bu sözleri duyunca, Fatih uzanıp onun elini tuttu, gözleri dolmuştu. Dilara onun göz yaşlarını görünce kendininkini de tutamadı.

Doktor sessizce toparlanmalarını bekledi ve yapılacakları öğrenip çıktılar yanından.

“Allahım sana şükürler olsun” dedi Fatih bir kez daha.

Dilara o ana kadar onun bu kadar sarsıldığını fark etmediğini düşündü. Artık sorunu biliyorlardı, tedavisi vardı. Testler bu defa genetik bağ olmadığına dair bir sonuç üretmemişti. Gerçekten çok şükürdü. Günlerdir yaşadığı sancılar sona ermiş, duymaktan, kabul etmekten kaçındığı şeyler bir su buharı gibi dağılıp gitmişti. Arya onun kızıydı ve iyi olacaktı.

“Bunu kutlayalım” dedi Fatih arabaya binince, “Şimdi hemen gidip kızımızı alalım ve ailecek harika bir gün geçirelim”

“Tamam” dedi Dilara, onun da yeniden aile olduklarını hissetmeye çok ihtiyacı vardı.

O gün bütün gün Arya’yı fazla yormamaya özen göstererek vakit geçirdiler. Gerçekten uzun zamandır yaşadıkları en güzel gündü.

Dilara kızının bir hastalığı olduğunu öğrendiğine üzülse de, tedavisi olan bir hastalık olduğu için şükrediyordu içinden. O gece daha kolay uykuya daldı.

Arya’ya bir süre tedavi görmesini gerektiğini, sonra çok çok iyi olacağını anlayacağı şekilde birlikte anlattılar. Kontrollere gidileceği için huzursuz olmasını istemiyorlardı. Dilara ertesi sabah Gülizar hanıma da durumu kısaca özetledi.

“Vah yavrucak!” dedi Gülizar hanım üzüntüyle, “Hırçınlığı falan da hep ondan demek!”

Genetik ile ilgili bir sorun çıkmadığına ve her şey yoluna girdiğine göre artık Sibel hanıma da ihtiyaç kalmamıştı. Ancak araştırmalara başladıkları için en azından çalıştıkları kısmın parasını ödemek ve dosyayı kapatmak için öğleden sonrasına randevu alıp, gitti Dilara.

Sibel hanım onun geliş nedenini kaşlarını kaldırarak dinledi.

“Tabi siz bilirsiniz ama sanırım bu ana kadar bulduklarımızı duymak istersiniz. Aslında araştırma tamamlanmadan müşterilerimize bilgi vermeyiz ama siz dosyayı kapatmak istediğiniz için şimdi durum biraz farklı”

“Ne demek istiyorsunuz?” dedi Dilara şaşkınlıkla, “Bir şeyler bulduğunuzu mu ima ediyorsunuz?”

“Aslında siz önce doktorlar sonra herkes olarak kararınızı değiştirince, biz önce aileye odaklandık. Anlattığınız hikayede test sonuçları kızınızla genetik bağınız olmadığını söylüyordu. “

“Ama o testler yeniden yapıldı durum farklı çıktı” dedi Dilara yine yüreği sıkışmaya başlamıştı.

“Elbette bu çok sevindirici bir haber. Dilerseniz bulduklarımıza hiç girmeden kapatalım dosyayı?” dedi Sibel hanım ama sesinde öyle bir ima vardı ki, Dilara duymak istemeyeceği bir şey olduğunu hissediyordu.

Derin bir nefes alıp, “Hayır!” dedi, “Tamam ne bulduğunuzu duymak istiyorum, zaten siz de söylemek istiyorsunuz anladığım kadarıyla.”

“Hayır beni yanlış anlamayın. Ben işimi yaptım ve bu dosyayı kapatırken de bulduklarımı sizinle paylaşacağım. İstemiyorsanız o sizin kararınız olacak. Bu yüzden benim için dosyanın açık ya da kapalı kalmasının bir önemi yok.”

“Bulduklarınızı bilmem gerektiğini düşünüyor olmalısınız yoksa bana herhalde nasıl çalıştığınızı anlatacak değilsiniz”

“Söylediğim gibi bu sizin kararınız” dedi Sibel hanım yeniden.

“Tamam madem böyle bir işe kalkışan ve size gelen benim o halde ne bulduğunuzu da dinleyeyim” dedi Dilara ama sesi gergin çıkmıştı elinde olmadan.

Sibel hanım, çekmecesini açıp bir dosya çıkardı. Dosyanın kapağını kaldırınca, içinde bir kaç rapor ve fotoğraflar çıktı, bir tanesini seçip, Dilara’ya uzattı.

“Bu kadını tanıyor musunuz?”

Dilara çekinerek aldı fotoğrafı, fotoğraf bir evin içinde uzaktan çekilmişti, genç bir kadının yüzü ve yarım bedeni gözüküyordu. Fotoğrafın çekildiğinden haberi olmadığı açıktı. Kadını tanıyordu.

“Evet bu kadını tanıyorum” dedi Sibel hanımın yüzüne bakarak, “Ancak bu fotoğrafın ne anlam ifade ettiğini anlayamadım”

Sibel hanım onun yüzüne baktı dikkatlice “Eşiniz ve kızınız” dedi, “Bu kadını sıklıkla ziyaret ediyorlar”

“Nasıl anlamadım?”

Sibel hanım dosyadan iki fotoğraf daha çıkardı. Fotoğraflardan birinde Fatih, Arya ve Sultan aynı karedeydiler, binanın önünde, Fatih’in arabasının yanında. Diğer fotoğraf yine uzaktan çekilmişti, fotoğrafta Arya gözükmüyordu ama Fatih ile Sultan oldukça yakın görünüyorlardı.

Dilara iki fotoğrafa öylece bakıyordu boş boş.

“Yani siz” dedi sonunda, “Bu kadın yani Sultan ve Fatih, hem de kızımın yanında mı..? Bu kadın, kayınvalidemin komşusu, kızını kaybetmiş” dedi kendine açıklar gibi “O yüzden Arya’ya bir yakınlık duyuyor. Ama bu diğer fotoğraf..” dedi durdu, Fatih ve Sultan’ın yakın gözüktüğü fotoğrafı havaya kaldırmıştı. “Bu fotoğraf..”

“Fotoğraftaki kadın bir doğum yapmış evet” dedi Sibel hanım, “Durmamı ister misiniz?” dedi sonra.

Dilara başını iki yana salladı, devam etmesi için.

“Sizinle aynı hastanede sizden bir hafta önce, sizinle aynı doktorla doğumunu gerçekleştirmiş”

“Sultan Kaymaz, kızı Zeynep, Baba adı boş” diye mırıldandı Dilara şok içinde.

“Doğru” dedi Sibel hanım, “Bunu biliyor muydunuz?”

“Ben.. ben.. size gelmeden önce..” diye başlayıp anlattı Dilara doğum kaydını nasıl gördüğünü.

“Siz kızınızla genetik bağ yok deyince ve arkasından eşinizle bu kadının görüştüğünü öğrenince, bu konuya odaklanmıştık.” dedi Sibel hanım sakince, “Ancak görüyorum ki şimdi durum değişmiş. Kızınızla genetik bağınız olmadığı konusu kapanmış. Kadını da tanıyor ve durumunu biliyorsunuz görünüşe göre. O halde dosyayı kapatabiliriz”

“Bu kadının kızı Zeynep?” dedi Dilara, “O nerede?”

“Kızıyla yaşamıyor, doğumdan sonra kızına ne olduğuna dair henüz bir ip ucu bulamadık”

“Öldüyse bir kaydı olmalı değil mi?”

“Doğru ama dediğim gibi biz henüz araştırmayı yeni derinleştirmeye başladık ve siz geldiniz”

“Bu fotoğraf” dedi Dilara yeniden, “Size göre kocamla bu kadın arasında bir ilişki olduğunu mu gösteriyor, yoksa kadının duygusal zayıflığına ait bir an mı? Bu kadının kocamla ilişkisi mi var?”

“Kocanız bu kadınla bazen annesinin evinde, bazen de kadının yaşadığı evde, kızınız yanlarında olmadan da görüşüyor. Kadının oturduğu evin faturaları kocanızın kız kardeşi üzerine kayıtlı.”

“Tamam başka bir şey duymak istemiyorum” dedi Dilara ayağa fırlayıp. Odanın içinde dolaşmaya başladı, alnını ovuşturuyor, ne yapacağını bilemiyor gibi gözüküyordu.

“Neden bunu bana hemen söylemediniz?” dedi sonra sinirle.

“Henüz araştırmayı tamamlamadık, size söyledim” dedi Sibel hanım, “Dosyayı kapatmak istediğiniz için bilgi veriyorum. Normalde tamamlanmamış bir çalışma hakkında yanıltıcı olabileceği için bilgi vermeyiz.”

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın