Kırık Dökük Bir Hikaye – Bölüm 20

Efsun söze nasıl gireceğini bilemiyor gibiydi “Yani böyle bir şey söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama acaba?” diyerek sustu yine.

“Acaba senin olmayabilir mi diyeceksin?” dedi Dilara araya girip.

“Evet öyle diyecektim, nasıl bilmiyorum ama belki de bir nedende eşin…”

“Arya benim kızım onu ben doğurdum, bunu yüksek sesle kendime söylemek bile çok garip geliyor şu an! Bu yüzden buradayım. Emin olabilmek için”

“Peki o senin çocuğun değilse ne yapacaksın?” dedi Suna bu kez.

“Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum! Bunu düşünmek bile saçma, o benim kızım değilse benim kızım nerede o zaman değil mi? Böyle bir şey mümkün bile değil. Bu ihtimali şu an için düşünmüyorum, üzerime gelmeyin” diye inledi Dilara.

“Demiştin ki” diye söze girdi Suna yine, “Arya doğduğunda olması gerekenden hızlı bir gelişme göstermiş, kilosu, görünüşü değil mi? Hikayeni anlatırken söyledin yani az önce.”

“Evet doğru!” dedi Dilara ona bakarak sonra sustu ve bakmaya devam etti.

“Böyle olmuştur demiyorum ama duymuyoruz da değil.”

“Ama bebekler karışmış olamaz gözlerimle gördüm, o gün başka doğum yok!”

“Karışmış demiyor zaten” dedi Efsun yine çekinerek.

“Yani kasten mi değiştirildi diyorsunuz siz bana, yani Arya aslında o gün doğmadı mı o yüzden mi öyle ileri gelişim gösteriyordu!” dedi sayıklar gibi, “Saçları vardı aslında… Benim hiç aklıma gelmedi.. Yani doktor da her şey normal dedi…”

“Ama doktor hastanede değil dedin az önce, ayrılmış”

“E.. Evet ayrılmış!”

“Doktoru da eşin bulmuş dedin”

“Doğru!” dedi Dilara yine, bir Efsun’a bakıyordu, bir Suna’ya şaşkın şaşkın, “Yok canım daha neler?” dedi sonra kendi kendine konuşur gibi, “Yani bunun tıbbi bir açıklaması yok mu başka?”

“Tıbbi açıklaması yok demeyelim de, örneği yok bildiğimiz” diyelim diye düzeltti Suna doktor refleksi ile “Bu konuşmayı doktor kimliğimle yapmıyorum seninle, arkadaşın olarak tahmin yürütüyorum sadece”

“Nasıl olabilir böyle bir şey? Neden olsun ayrıca? Kim böyle bir şey yapsın, bu hiç mantıklı değil. Arya benin kızım”

“Doktorun izini sürebilirsin bence” dedi Efsun, “Ne zaman ayrılmış, hep orda mıymış?”

“Bu neyi değiştirecek?” dedi bu kez Suna araya girip, “Arya onun kızı değil şu an sonuçlara göre”

“Nedenini öğrenecek” dedi Efsun.

Dilara konuşmadan dinliyordu ikisini, bir kez daha o benim kızım demek istemedi artık. Aslında ilk defa test sonuçlarının gerçekten kızının onun kızı olmadığını söylediğini idrak ediyordu gerçekten ve sanki ilk kez duymuş gibi şoka girmişti. Sonuçlar, doktorun söylediklerini inanmayarak dinlemişti belki de, ihtimal vermeyerek ya da. Gerçek olması mümkün olmayan bir hataydı, testler de vardı bir sorun ya da doktor da. Buraya onun için gelmişti ama Suna’da testlere bakmış aynı yorumu söylemişti.

“Dilara?” dedi Suna onun halini fark ederek, “Bence bu ihtimali göz ardı edelim şimdilik, bu senin psikolojini iyice bozacak. Önce kızın iyileşsin, ona odaklan. O senin çocuğun sen büyüttün, baktın. Şu an senin kızındı değildi konusu bence ikinci planda olacak bir şey.”

“Doğru” dedi Efsun hemen, “Biz kadın refleksi ile konuyu dolandırıyor olabiliriz. Şimdi önemli olan Arya’nın sağlığı, diğer her şey bundan sonra gelmeli”

“Evet” dedi Dilara ilk kez net çıkmıştı sesi, “Şimdi bu karmaşaya yenik düşmeyeceğim ama peşini de bırakmayacağım!”

Arkadaşlarına teşekkür edip ayrıldı yanlarından. Eve o kadar yavaş gitti ki, sanki hiç varmak istemiyor gibiydi.

“Sürekli beni bırakıp gidiyorsun?” diye isyan etti Arya o içeri girer girmez.

“İşlerim vardı kızım onları halledip geldim” dedi sesini yumuşatarak. Elinde olmadan kızının yüzüne bakıp, ona benzeyip benzemediğini inceliyordu gözleri. Utandı kendinden fark edince.

“Gülizar ile kalmak istemiyorum, o çok sıkıcı.” diye devam etti Arya, “Neden mutlu olmam için uğraşmadığını anlamıyorum. Benim hayal ettiğim çocukluk bu değil!”

Bu son cümleye gülse mi, ağlasa mı bilemedi, “Benim hayal ettiğim hayat da bu değil” diye fısıldadı zihni ama kızına böyle anlamsız yargılarla yaklaşmayacaktı tabi. Kızıydı Arya onun. Testler öyle söylemese de kızıydı.

“Tamam ne yapmak istiyorsun?” diye sordu ama isteksizdi aslında.

“Bana vakit ayırmanı istiyorum. Ben sıkılıyorum anladın mı? Hastayım değil mi?”

“Hayır hasta değilsin, daha teşhis konmadı, nereden çıktı şimdi bu söz?”

“Hastayım çünkü sen iyi bir anne değilsin!”

Dilara beyninden vurulmuşa döndü yeniden, o sırada toz alan Gülizar hanımla göz göze gelince toparladı kendini.

“Annenle böyle konuşma Arya çok ayıp!” diye çıkıverdi Gülizar hanımın ağzından da ama daha söyler söylemez pişman oldu döndü işine.

“Gördün mü evin hizmetçisi benimle nasıl konuşuyor?” dedi Arya iyice abartarak, ellerini beline koymuş, tıpkı halası gibi görünüyordu şu an.

“Dilara gözünü seveyim aklını başına topla, duygularını karıştırma!” dedi kendi kendine, derin bir nefes aldı sonra.

“Aryacığım biliyor musun gerçekten zor bir dönemden geçiyorum anneciğim. Bazen yetişkinler hata yapabilir, bir şeyleri eksik yapabilir, seni mutlu etmeyebilir ancak bu her zaman sen haklısın anlamına gelmez.” dedi sakin bir sesle kızının yanına oturup.

“Babaannem diyor ki!” diye başladı Arya ama Dilara istemsizce eliyle kapattı kızının ağzını, biliyordu ki duymaya hiç hazır olmadığı bir şey çıkacaktı o ağızdan.

“Babaannenin ne söylediği önemli değil!” dedi daha otoriter bir sesle, “O babanın annesi, senin değil. Bu nedenle sen benim sözlerime kulak vermek zorundasın. Senin evin burası, ailen de biziz!”

Arya ağlamaya başladı bu sözün üzerine, hem de bağıra bağıra, sonra sinirle kalkıp gitti içeri.

Dilara’nın onun peşinden gidecek hali de isteği de yoktu. Koltuğa bıraktı kendini.

“O bir çocuk” dedi Gülizar hanım sessizce gelerek “Gerçekten zor günler geçiriyorsunuz. Bunları hissettiği için söylemiyor, öğrendiği için söylüyor.”

Dilara’nın gözleri doldu birden, Gülizar hanımın yüzüne baktı. Evin en sessiz şahidiydi o aslında, Dilara varken veya yokken hep buradaydı ve her şeyi görüyor, duyuyordu. Çok da iyi niyetli bir insandı, özveriliydi. Arya’da emeği de çoktu.

“Gülizar hanım” dedi iç çekerek, “Siz de annesiniz söylesenize ben nerede hata yapıyorum?”

“Hiç bir yerde” dedi Gülizar hanım, yanına oturdu ve ellerini tuttu “Siz başkalarının yaptığı hataların sonuçlarını yaşıyorsunuz”

“İyi de onların bunu yapmasına ben izin vermiyor muyum?” dedi iç çekerek Dilara.

“Evet” dedi Gülizar hanım gözlerini kaçırarak, “Veriyorsunuz açıkçası ama bunu kocanızı, kızınızı sevdiğiniz için yapıyorsunuz. Düzeni ve huzuru korumak için, her şeyi fazlasıyla yapıyorsunuz”

“Arya’nın hasta hissettiği ve sıkıldığı için böyle hırçınlaştığına inanmak istiyorum” dedi Dilara sonunda sadece.

“Elbette, o bir çocuk, düzelecek. Geçer, her şey geçer.” dedi kadıncağız başka diyecek bir sözü yoktu, olmadığından değil, söylenmeyeceğinden.

“Bir kahve yapayım da kendinize gelin” diyerek kalktı yanından.

Arya içeriden “Anne!” diye bağırınca, hemen kalktı yerinden gözlerini silip gitti yanına.

“Haydi evcilik oynayalım” dedi Arya sanki az önce yaşananlar olmamış gibi, çocuktu çünkü o sahiden. Çocuklar kin tutmaz, kolayca küser, kolayca barışırdı.

Oturup onunla oynamaya başladı. Oynarken onu izledi. O kendi kızıydı, tıp her zaman yanılabilirdi.

“Doktor neden ayrılmıştı hastaneden? ” kafasının arkasında binlerce soru birikmişti.

Onu merak eden arkadaşları aradı bir kaç saat sonra.

“İyiyim merak etmeyin” dedi onlara kapattı.

İyi falan değildi. Bilgisayarını açıp bu tür testlerle ilgili bir araştırmaya girişti yeniden. Fatih geldiğinde hiç bir şey olmamış gibi davrandı. Herkesi izliyor, her ayrıntıyı düşünüyordu şimdi. Nasıl çıkacaktı bu işin içinden.

Sabaha kadar uyuyamadı. Fatih gidince, kızını alıp biraz dışarı çıkardı. Arya o gün halsiz görünmüyordu, bahçede sağa sola koşturdu bir süre ama sonra sıkıldı. Kalabalık yerlere girmek istemiyordu kızıyla, o yüzden nasıl oyalayacağını da bulamıyordu. Boyaları getirip, biraz resim yaptılar, halasının aldığı boncuk setini getirip kolyeler yapıp taktılar. Sonra birlikte bir çizgi film izlemeye karar verip içeri girdiler. Arya artık yorulmuştu gerekten. O koltuğa yığılıp ekrana bakarken, Dilara’nın aklı sürekli işliyordu. Çizgi film arasında reklamlar ve başlayacak bir dizinin tanıtımı başladı. Arya çoktan gözlerini kapamış uyumuştu olduğu yerde.

Televizyonu kapatmak için kumandaya uzandığı sırada ekranda gözüne başlayacak dizinin bir sahnesi takıldı. Ahşap kapının üzerindeki camda dedektiflik bürosu yazıyordu.

Doktoru araştırabilirdi, bir dedektif bulabilirdi belki? Nereden bulunur, nasıl olur bilmiyordu ama bu işi yapan birileri vardı illa ki.

Bilgisayarın başına geçip, aramaya başladı. Bir çok yer vardı benzer işler yapan.

(devam edecek)


Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın