Fatih, karısının kızını da alıp, annesine gittiğini duyunca çok mutlu oldu.
“Biliyorum” dedi sevgiyle karısına, “Ailem de ben de senin için kolay insanlar olmadık. Üstelik bir anne olarak oldukça gergin bir dönemden geçiyorsun. Bizim sana anlayış göstermemiz gerekirken, sen hepimizi idare ediyorsun. Ne kadar doğru bir eş seçmişim kendime her gün şükrediyorum. Kızımız için bir iki doktor ismi buldum. Hepsi alanında uzman doktorlar. Bir tanesinden randevu almaya çalışıyorum. Eminin daha kısa zamanda bize kızımının bir şeyi olmadığı söyleyecekler”
Dilara’nın kafası kazan gibiydi Fatih konuşurken, yine de gülümseyerek ve kafasını sallayarak dinledi söylediklerini. Daha doğrusu duydu ama dinlediğinden kendisi de emin değildi. Arya o gece dört bebeğine birden sarılarak uyudu. Diğer iki bebeğe henüz isim bulamamıştı ama düşünüyordu.
Fatih kızıyla birlikte yatağına uzandığı için orada uyuyakalmıştı. Dört bebek, koca bir adam ve Arya tek kişilik bir karyola da mışıl mışıl uyuyorlardı. Dilara sessizce kapıyı çekti. Kendine kalan bu sessiz anda biraz kafasını toparlamaya ihtiyacı vardı. Kafasının içinde, doktorun söyledikleri, Fatih’in öfkesi, Hanife hanımın söyledikleri, Sultan hanım, bebekler uçuşup duruyordu. İpin ucu bir yerlere kaçmıştı ama bir türlü bulamıyordu. Doktor ilk testler yapılırken ikisine de ailelerindeki sağlık problemlerini tek tek sormuştu. İkisinin de aileden gelen bildikleri kalıtsal bir hastalıkları yoktu. Zaten Arya’nın durumunun kalıtsal bir hastalık olduğuna dair kesin bir sonuçta yoktu doktor sadece bakacaktı emin olmak için. Günlerdir internetten bu hastalıkların neler olabileceği konusunda araştırma yapmamak için kendini zor tutuyordu. Bakarsa biliyordu ki kafası daha çok karışacak, bir sürü hastalığı gereksiz yere kızının sonuçları ile eşleştirecek, kaygısını daha da artıracaktı. O sakin kalmaya çalıştıkça Fatih’in daha da gerilmesinden de yoruluyordu ama kendi bu kadar kaygılıyken kocasına kızları hakkına endişelenip geriliyor diye kızacak hâli yoktu. Hanife hanım ayrı bir mevzuydu. Aslında başından beri hep bir mevzuydu, bir türlü kapanmayan defter defter çoğalan bir mevzuydu hatta. Kayınvalidesine bu kadar bilendiğini Arya’nın hastalığına kadar kendisi de fark etmemişti. Başta endişesi yüzünden öfkelendiğini sanıyordu ama düşündükçe aslında içinde birikenler yüzünden böyle olduğu sonucuna varıyordu. Onun bir ailesi yoktu, en son babası da göçüp gitmişti. Elinde bir Fatih ve kızı vardı. Bir aile hayatı hiç yaşamamıştı ve kendi çekirdek ailesini sevgi dolu yaşamak istiyordu. Fatih’in ailesini dışlamak istemiyordu elbette, o da ailesini sırtını dönemezdi. Babası ölünce evin direği olmuş, annesi ve kız kardeşi onu evin reisi ilan etmişlerdi. Bu rolden sıyrılması çok zordu. İki evin birden reisi olmaya çalışıyordu. Ailesi onun normaliydi. Dilara ile bambaşka bir hayatın içine girmişti, şimdi iki ayrı normali vardı. Dilara’nın çok yabancı olduğu bir normaldi bu. Kendi anne ve babası hayatta olsalar nasıl bir iletişimleri olurdu diye düşündü. Annesini çok tanımıyordu ama babasının böyle davranmayacağından emindi. Zaten erkek olarak da böyle davranması beklenmezdi. Yine de Arya’nın bu gün orada ne kadar mutlu olduğunu görmüştü. Yedi kat el bir Sultan teyzenin bile değeri vardı kızının gözünde. Kocaman kadınlarla arkadaşlık etmeyi öğrenmiş, kendini onlarla eş sanmaya başlamıştı. Dilara’nın hiç böyle komşu, büyük anne, büyük baba ortamı da olmamıştı, zaten yatılı okullarda büyüdüğü için olanın içine de girememişti. Arkadaşlarının da büyük anneleri, büyük babaları vardı hep de anlatırlardı onlarla geçirdikleri zamanları. En çok bu yüzden tereddütle düşüyordu aslında, normal olmayan aile yaşamı onunkiydi aslında. Yatılı okullarda ve babasıyla geçmiş bir çocukluğu vardı. Şimdi de Fatih’in normaline uyum sağlayamıyordu. Çocuğunu kayınvalidesinden esirgeyen gelin olmuştu bu normalin içinde. Kendini haklı görüyor muydu? Evet görüyordu ama kimseye anlatamıyordu derdini. Fatih’i de geriyordu bu konu belli ki “Oğlum da rol yapıyor” demişti Arya. Çok kalbini acıtmıştı bu sözler, kızının ağzından dökülse bile. Belki de gerçekten Arya uydurmuştur diye ikna etmeye çalışıyordu kendini ama bu gün Fatih’i öyle kendini kontrol edemez görünce, belki de onun sahiden rol yapıp, anlayışlı ve sakin kalmak istediğini düşünmüştü. Onu sevdiği için elbette, Dilara mutlu olsun diye olmadığı biri gibi davranmaya mı zorluyordu kendini. Babasının ona yaptığı iyilikler ve karısına duyduğu sevgi yüzünden eziliyor, kendinden mi uzaklaşıyordu sahiden?
“Sen daha uyumadın mı?” diyen Fatih’in uykulu sesiyle irkildi, “Uyumuş kalmışım kızın yanına, haydi gel artık yatağımıza gidelim” diyerek yatak odasına yöneldi Fatih.
O da bir yere varamamış düşünceleri ile kalkıp takip etti onu. Uyumadan önce “Allah’ım lütfen kızımın iyi haberini alayım. Diğer her şeyi oturtacağım söz veriyorum” diye geçirdi içinden. Her zaman istediği o mutlu aile tablosunu korumak için elinden geleni yapacaktı.
Beşinci gün doktor Dilara’yı cep telefonundan bizzat aradı. Gülizar hanım Arya’nın kahvaltısını yaptırırken o da sakince bir kahve içmek için oturmuştu.
“Bu gün gelebilirseniz sizinle yüz yüze konuşmak istiyorum” dedi doktor ciddi bir tonlamayla. Bu ciddiyet ve ses tonu Dilara’nın yüreğine öyle bir ağırlık yarattı ki, söyleyecek başka bir şey bulamadan “Tamam” dedi dişlerinin arasından söyler gibi.
Kızını Gülizar hanıma emanet edip çıktı evden ama kalbi sıkıntıdan patlayacak gibiydi. Doktorun ses tonu iyi bir şeyler duymayacağının habercisi gibiydi. Doktorun odasına girene kadar stresi kat be kat arttı.
“Dilara Hanım, öncelikle şunu söylemek isterim. Test sonuçlarını laboratuvara tekrar doğrulattık. Herhangi bir numune karışıklığı görünmüyor.”
Dilara oturduğu koltuğun kenarlarını sıkıyordu o sırada “Kızımın ciddi bir hastalığı mı var?” dedi kaygısını gizlemeyerek
“Şu an konuşmak istediğim konu hastalığın kendisi değil.”
Bu cümle Dilara’yı daha da gerdi.
“Yaptığımız genetik incelemelerde beklemediğimiz bir sonuçla karşılaştık. Bu nedenle size biraz kişisel gelebilecek bir soru sormak zorundayım.” dedi doktor her zaman ki gibi lafı uzatmadan.
“Buyurun nedir?” dedi Dilara.
Doktor huzursuz bir şekilde kıpırdandı koltukta, sonra “Arya’nın doğumuyla ilgili, bana söylemediğiniz herhangi bir durum var mı? Örneğin tüp bebek tedavisi, donör kullanımı, doğumdan sonra hastanede yaşanmış olağan dışı bir durum ya da evlat edinme gibi…”
“Hayır… Ne demek istiyorsunuz?”
“Yapılan incelemelerde, sizinle Arya arasında beklediğimiz biyolojik eşleşme görülmedi.”
“Anlayamadım?” dedi Dilara aptallaşmış bir yüz ifadesiyle.
“Arya’nın sonuçlarına göre ki emin olun defalarca tekrarlattım, annesi olarak sizinle bir biyolojik eşleşmesi görünmüyor”
Dilara boş gözlerle bakıyordu doktorun yüzüne şimdi, Fatih haklı mıydı acaba? Bu nasıl bir sonuçtu böyle.
“Şaka yapıyorsunuz herhalde” dedi biraz toparlanmaya çalışarak, “Yani siz şimdi bana şey mi diyorsunuz… Yani ben onun annesi… Böyle bir şey mümkün değil, onu ben doğurdum. Herhangi bir ek tedavi de görmedim, görmedik. Hastane kayıtlarımız her şey mevcut!”
“Bu yüzden sizi buraya çağırdım. Telefonda konuşulacak bir konu değildi. Sizin anlattığınızla laboratuvar sonuçları birbiriyle çelişiyor. Ben de bunun nasıl mümkün olabileceğini bilmiyorum.” dedi doktor ama onun da kafasının karıştığı belliydi.
“Dilerseniz testleri tekrar edebiliriz. Hatta isterseniz tamamen farklı ve bağımsız bir laboratuvarda yeniden yaptırabilirsiniz. Böyle önemli bir konuda en ufak bir şüphe kalmasını ben de istemem. Ama şu anda elimizdeki sonuçlar maalesef bunu gösteriyor.”
“E-Evet tekrarlayalım” dedi Dilara, “Bu imkansız. Kesinlikle bir hata olmalı”
“Tamam o zaman siz kendi seçtiğiniz bir laboratuvara gidin isterseniz, testlerin neler olduğunu ben size yeniden vereyim” diyerek yeni bir form uzattı Dilara’ya.
Dilara kafası allak bullak olmuş durumda aldı formu doktorun elinden ve konuşamadan ayrıldı muayenehaneden.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
merhaba gülseren hanım
geçen bölüme yaptığım yorumda haklıyım galiba 🙂 Arya Dilara’nın bebeği değil, hatta Sultan hanım ve Fatih’in bebeği bile olabilir :))
BeğenLiked by 1 kişi
Bakalım neler olacak? 🙂
BeğenBeğen