Fatih hemen o gece annesi ile konuştu, onlar da heyecanla en kısa zamanda Dilara’yı istemek için geleceklerini söylediler. Daha önce mezuniyette de bir araya geldikleri için zaten tanışıyorlardı. Bir hafta sonra bir akşam üzeri Fatih, annesi ve kız kardeşi ile söz verdikleri saatte Dilaraların evlerindeydiler. Hanife hanım eşi olmadığı ve aile büyüklerini getirmelerinin masraflı olduğunu söyleyerek çekirdek aile olarak geldiklerini söyledi özür diler gibi.
“Olur mu öyle şey!” dedi Samet bey, “Ben de eşimi kaybettim, böyle aile arasında olması daha samimi ve anlamlı olur zaten. Siz Fatih’e hem anne hem baba olmuşsunuz”
“Sağ olun!” dedi Hanife hanım”
Feride annesinin yanında sessizce duruyor meraklı gözlerle etrafı inceliyordu. Dilara babasından öğrendiği tüm hazırlıkları yapmıştı. Misafirler oturunca o da kibarca babasının yanındaki koltuğa oturdu. Fatih ve Dilara bu gün takılacak söz yüzüklerini almışlardı. Kısa bir sohbetin ardından Hanife hanım fazla lafı uzatmak istemediğini söyleyerek konuya girdi ve gençlerin yüzükleri takıldı. Dilara ve Fatih çok mutlulardı. Misafirlere özel hazırlanan yemek faslına geçildi. Hanife hanım eşinden, zor hayatlarından bahsetti. Samet bey de eşinin hastalığından ve Dilara’nın nasıl büyüdüğünden.
Mesafeli konuşmaların ardından, Hanife hanım izin istedi ve kalktılar. Düğünü Samet beyin üstleneceği, oturacakları evi de onun hazırlayacağını önceki gelişinde Fatih ile konuşmuşlardı. Bu nedenle bu ziyarette bu konulara girilmedi. Samet bey, eşi olmadığı için kendini huzursuz hisseden Hanife hanımı böyle muhabbetlere girerek daha da huzursuz etmek istemiyordu. Herkesin koşulları ortadaydı ve söz konusu olan çocukların mutluluğuyken böyle şeylerin lafı olmazdı.
Onlar gittikten sonra sürekli parmağındaki yüzüğe bakıp gülümseyen Dilara’yı tekrar tebrik edip, karşısına oturttu.
“Bak kızım evlilik için karşılıklı saygı ve sevgi çok önemlidir. Sizde de bunu görüyorum. Ancak insanların büyüdükleri çevre onları şekillendirir. Hayata bakışlarını etkiler. Fatih çok düzgün, çalışkan ve efendi bir çocuk ancak onunla zaman geçiren ben değilim sensin. Bu nedenle nikahtan önce senden ricam onu yeniden değerlendirmen”
“Baba, yüzük taktık ya artık! Neyi düşünmemi istiyorsun onu seviyorum, o da beni seviyor. Biz her şeyin üstesinden gelebiliriz tıpkı sen ve annem gibi!”
“Elbette gelebilirsiniz canım kızım, sana güveniyorum. Sadece bir baba olarak seni korumaya çalışıyorum hepsi bu.”
“Neden korumaya çalışıyorsun babacığım, Fatih’i sen de tanıdın. Ailesini de gördün bir annesi bir de kız kardeşi var. Çok da tatlı insanlar”
“Hakkınızda en hayırlısı olsun o zaman!” dedi Samet bey kızına sarılarak, “Seni mutlu görmek ben en büyük hayalim”
“Çok mutluyum babacığım” dedi Dilara, “Keşke annem de burada olup bu mutluluğu paylaşsaydı ama Hanife teyze de çok iyi bir anne Fatih onu anlata anlata bitiremiyor. Eminim onunla çok iyi anlaşacağız”
Bir kaç ay içinde Samet bey söz verdiği gibi çocukların istedikleri yerden evlerini satın aldı ve kızının üzerine yaptı Eşyaları Fatih ve Dilara birlikte seçtiler. İkisi de çocuk istedikleri için baştan küçük bir ev seçmemişlerdi. Tabi Fatih’in ailesi şehir dışından geleceği için onlara da bir misafir odası düşünüldü. Evlendikten sonra Fatih yaşadığı evi kapatacaktı.
Hanife hanımın isteği ile onların memleketlerinde de küçük bir eğlence düzenlenecekti. Hanife hanım, Samet beyin yaptıklarının altında kalmak istemiyordu. İstanbul’da yapılacak bir düğüne tüm eşini dostunu da getirmesi mümkün değildi. Kendi usullerine uygun bir eğlenceyi de kendi memleketlerinde yapmak istiyorlardı. Samet bey ve Dilara buna itiraz etmediler. Farklı bir memleketin adetleri ve insanları ile bir arada olmak çok hoş bir deneyim olurdu.
Böylece dört ay sonra nikahları yapıldı. Nikah İstanbul’da bir salonda düğün ile birlikte planlanmıştı. Dilara ve ailesinin tanıdıklarının ağırlıkta olduğu sade bir yemek töreni düzenlenmişti. Kendi evlerinde bir gece kaldıktan sonra da yola çıkıp, Fatih’in memleketine gidecekler ve oradaki eğlenceye katılacaklardı. Ardından genç çift bal ayıları için bir haftalık bir tatile çıkacak, geri dönüp yeni hayatlarına başlayacaklardı. Her iki düğün de çok keyifli ve eğlenceli geçti. Arkasından gelen tatil bu yorucu hazırlığın arkasından ikisine de çok iyi gelmişti. Fatih karısını yere göğe koyamıyordu, ona o kadar aşıktı ki, ne istese yapıyor, onu mutlu etmek için etrafında pervane oluyordu.
Dilara çok mutlu döndü bu kısa tatilden. Babası onun telefonda şakır gibi çıkan neşeli sesini duydukça rahatlamıştı.
Bir çocuk istiyorlardı, hatta Fatih bir kaç çocuk istiyordu ama bunun için acele etmeyeceklerdi. Fatih düğünden önce çalıştığı yerden ayrılmış, Samet beyin şirketlerinden birinde yönetici pozisyonunu üstlenmişti. Samet bey kızına yaptığı gibi onu kaldığı yerden yetiştirmek istiyordu. Fatih işini de Samet beyi de çok ciddiye alıyordu. Ona o kadar hayrandı ki onun gibi bir baba ve onun gibi bir iş adamı olmak istediğini söyleyip duruyordu. Dilara ile aynı şirkette değillerdi, Samet bey bunu özellikle ayarlamıştı, karı kocanın aynı iş yerinde beraber çalışması ona doğru gelmiyordu. Döner dönmez ikisi de işlerin başına geçtiler. Akşamları evde hasretle buluşuyor heyecanla günlerini paylaşıyor, birlikte harika vakit geçiriyorlardı. Fatih her gün karısına ufak tefek hediyeler getiriyordu. Sabahları ona kahvaltı hazırlıyor, hafta sonları birlikte yapmayı hoşlandıkları şeyleri yapıyorlar bazı akşamlar Samet beye gidip, uzun sohbetler ediyorlardı.
Evlendikten üç ay sonra, Hanife hanım her gün telefonla konuştuğu oğlunu çok özlediğinden dert yanmaya başladı.
“Annen haklı!” demişti Dilara, “Kadıncağız seni o kadar az görüyor ki, özlemiştir. İstersen bir kaç gün misafir edelim onlar da mutlu olurlar”
Samet bey yeni evli çiftin rahat etmesi için isterlerse Hanife hanım ve kızını kendisinin misafir edebileceğini söylese de, Dilara bir kaç gün izin alıp, onlarla vakit geçirmenin kendisine de iyi geleceğini söyleyince ısrar etmedi. Geçen gelişlerinde onlara İstanbul’u gezdirme fırsatı olmamıştı. Bu gelişlerinde harika bir gezi planı hazırlıyordu.
Fatih karısının bu özverisinden o kadar mutlu olmuştu ki, kendisi çalışmaya devam edeceği için annesi ve kız kardeşinin böyle güzel bir geziden hoşlanacaklarından emindi. Zaten yıllardır doğru dürüst bir yere gitmemişlerdi. O bekarken evi çok küçük olduğundan kalmaya da gelememişlerdi. Bu güzel ziyaret Hanife hanımı çok ama çok mutlu edecekti.
Hanife hanım gelininden gelen davete gerçekten çok mutlu oldu ve hemen hazırlanıp yola çıktılar. Feride İstanbul’u çok merak ediyordu. Televizyonlardan görmüştü, geldiklerinde de ucundan bucağından. Ancak gerçek anlamda hiç bir yeri ziyaret etmemişti.
“Abla öyle sevindim ki geldiğimize” diyordu sürekli, Dilara’da onların bu coşkusu ile daha da mutlu oluyordu. Bir kaç gün boyunca onları babasının şoförü ile bir sürü yere götürdü. Özellikle Feride için bir sürü alışveriş yaptılar. Kızcağız her gördüğünü o kadar beğeniyordu ki, Dilara hemen ona hediye ediyordu. Hanife hanım “Yeter kızım ne yapacaksın bunları!” dedikçe Dilara ve Feride durmak bilmiyordu.
Fatih akşam eve geldiğinde ona neler yaptıklarını heyecanla anlatıyorlar, aldıklarını gösteriyorlardı. Fatih’in de Dilara ile evlendikten sonra giyiminde kuşamında büyük değişiklikler olmuştu. Artık imkanları daha fazla elverdiği için daha marka ve şık şeyleri tercih ediyordu. Samet beyi idol yaptığı için kıyafetlerini ona benzer olanlarından seçiyordu. Dilara da onun bu seçimlerine yardımcı oluyor, babasının alış veriş yaptığı yerlere götürüyordu kocasını.
Üç günün sonunda herkesin çok mutlu olduğu ve güzel anlar birikmişti. Hanife hanım ve Feride teşekkür edip döndüler.
Fatih karısına o ailesini mutlu ettiği için o kadar minnettardı ki, üç günlük ağırlama için bir ay teşekkür etti. O sırada Samet bey bir iş gezisinde olduğundan misafirleri ağırlayamamış sadece son gün onlarla beraber olabilmişti.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.