Sonunda ikisi de mezun oldu, son sınıfın son döneminde Fatih projesini bir kaç şirkete sunmuş, birinden de olumlu dönüş almıştı. Mezun olunca orada işe girecek ve kendi projesinde sorumlu olarak çalışacaktı. Kendi emeği ile başarmış olmaktan o kadar mutlu olmuştu ki, Dilara o zaman babasının ne söylediğini anladı. Eğer Fatih’e maddi destek olmuş olsalar ya da projelerini babasının şirketlerinde değerlendirmiş olsalar bu güveni ve mutluluğu yaşayamayacaktı. Geçen zaman boyunca aşklarından hiç bir şey eksilmemişti. Dilara babası gibi bir eş bulduğunu düşünüyordu, onlar gibi birbirlerini çok seviyorlardı ve onlar gibi çok mutlu bir hayatları olacaktı.
Mezuniyet töreninde Fatih’in anne ve kız kardeşi ile tanışınca, kendini çok utangaç ve mahcup hissetti. Samet bey kızının arkadaşının ailesini törenden sonra güzel bir yemeğe götürdü. Hanife hanım, oğlunun bir süredir anlata anlata bitiremediği Dilara ile tanışmayı zaten çok istiyordu, kız kardeşi Feride’de ağabeyinin böyle bir aileye damat olacağından çok mutluydu. Hayatları maddi olarak istedikleri gibi geçmemişti. Feride liseden sonra okumayı bırakmıştı. Ağabeyi devam etmesi için ısrar etse de, o ağabeyi gibi eğitimin çok da şart olduğunu düşünmüyordu. Fatih okul hayatı boyunca ufak tefek işlerde çalışmış, hem ailesine yardım etmiş, hem de kendi harçlığını çıkarmıştı. Ailenin tek geliri babalarından kalan bir emekli maaşı ve kirasını aldıkları küçük bir dükkandan ibaretti.
“Çok şükür” diyordu Fatih her zaman “Bak beni buralara kadar getirdi kimseye muhtaç olmadan!”
Bu muhtaç olma kelimesinin kendine söylenmediğini biliyordu Dilara ama yine de üzülüyordu duyunca. yapabileceği bir şey varken yapamıyor olmak hele ki en sevdiğine zoruna gidiyordu biraz. Yine de babasını dinliyor, Fatih’in kendi ayakları üzerinde durmasını keyifle izliyordu. Fatih mezuniyetin ardından hemen yeni işine başladığı için bir oda bir salon bir ev tutmuştu. Çok büyük bir ev değildi ama ona yetiyordu. Onca yıl yurtta kaldıktan sonra kendi çabasıyla bir evi olmasından çok mutlu olmuştu. Askere gidip de elde ettiği bu fırsatı kaçırmamak için yüksek lisansa başvuracaktı. Samet bey de kızını yavaş yavaş işlere alıştırmak istediği için ikisi de çok meşgul olacaklardı. Fatih kendine güveni de iyice geldiğinden, Dilara’ya evlenmek için biraz daha beklemelerini önerdi aralarında takacakları bir yüzükle, bağlarını sağlamlaştıracak, Fatih bir evi rahatlıkla geçindirecek gelire sahip olana kadar bekleyeceklerdi.
Dilara mezun olur olmaz evleneceklerini düşündüğü için biraz hayal kırıklığına uğramıştı ama onun mücadelesine destek olabilmek için kabul etti. Fatih gündüzleri çalışıyor akşam ise yüksek lisans derslerine gidiyordu. Dilara da babası ile çalışmaya başladığı için ancak hafta sonları görüşebiliyorlardı. Yine de mutluydular. Aralarındaki aşk hiç eksilmiyordu. Fatih yine onların evine geliyor, Samet bey ile uzun uzun sohbetler ediyorlardı. Samet bey Dilara’nın onun evine gitmesini istemediği için, Fatih’in onlara gelebilmesi Dilara için de mutluluk vericiydi. Fatih bir yılın sonunda şirkette gösterdiği başarılarla daha iyi bir maaş almaya başladı. Çok çalışkandı, projesi tamamlanmak üzereydi. Üstleri onu takdir ediyorlar ve geleceği çok parlak bir genç olarak görüyorlardı. O da görüşemeseler bile her gelişmeyi hemen Dilara’ya anlatıyor, Dilara’da şirkete yaptıklarından bahsediyordu. İyi bir okuldan mezun olmuşlardı, ikisi de ayaklarının üzerinde durmayı biliyordu. Samet beyin de desteği ile kendileri için en doğru kararları almaya çalışıyorlardı. Nasılsa evleneceklerdi ve bunun için acele etmelerine gerek yoktu.
Bir yıl daha geçince Fatih yüksek lisans bölümünden de başarı ile mezun oldu. Bu arada daha iyi bir şirketten iş teklifi aldığı için, eski işini bırakıp orada genç yaşta yönetici olarak çalışmaya başladı. Maaşı da artık oldukça iyiydi, hem ailesine para gönderiyor hem de gelecekleri için para biriktiriyordu. Dilara da babasının yanında pişmeye başlamıştı, ikisi de birbirleri ile gurur duyuyorlardı. O şirkette başladıktan altı ay sonra Fatih, Samet bey izin verirse artık onunla evlenmek istediğini söyleyince dünyalar Dilara’nın oldu. Artık kendilerini ispatladıklarına göre beklemeleri için bir neden yoktu.
O akşam heyecanla gelip babasına Fatih’in ona yeniden evlenme teklif ettiğini eğer kabul ederse ailesini çağırıp, isteyeceklerini söyledi.
Samet bey zaten Fatih’i tanıyor, seviyor ve takdir ediyordu. Kendini ispatlamış, o zamana kadar kızının zenginliğinden faydalanmaya çalışmamış, kendi gayreti ile başarılar elde etmişti.
“Elbette!” dedi Samet bey “Ama bir koşulum var!”
“Ne koşulu!” dedi Dilara hayretle, artık babasının onu oyaladığını düşünmeye başlamıştı.
“Bir evlilik sözleşmesi hazırlattım!” diye devam etti Samet bey, “Fatih bu sözleşmeyi imzalamayı kabul ederse evlenebilirsiniz!”
“Sözleşme mi? Baba ne gerek var buna daha onu tanımadın mı?” dedi Dilara hayal kırıklığına uğrayarak, “Şimdi bu sözleşmeyi imzala öyle evlenelim dersem bana kırılmaz mı? O bir servet avcısı değil, bunu da ispatladı zaten!”
“Kızım çok genç ve tecrübesizsin, aşkın da çok büyük belli ki ama benim görevim seni ve haklarını daima korumak. Bu kötü bir şey değil, seni gerçekten seviyorsa zaten bir şey demeyecektir.”
“Ne yazıyor sözleşmede?”
“Seninle evlendikten sonra şirketlerimizde hak sahibi olacak!”
“A süper işte!” dedi Dilara, “Bunu zaten severek yapar, niye sözleşme gerekiyor ki?”
“Evliliğinizde ola ki bir pürüz çıkarsa, senin avukata vereceğin yetkiyle tüm haklarını kaybedecek. Mallardan, işlerden bir fayda sağlayamayacak!”
“Baba niye pürüz çıksın biz birbirimizi çok seviyoruz zaten!”
“Doğru o yüzden ikinizin de itiraz edeceği bir sözleşme değil”
“İyi ama yine de hoş değil, ona güvenmediğimizi düşünecek!”
“Bunu düşünmesi için bir neden yok, ona bir şey kaybettirmeyecek aksine kazandıracak bir teklif bu. Diğer projelerini de hayata geçirmek için beklemesi gerekmeyecek öyle değil mi?”
“Peki tamam!” dedi Dilara, “Yani evlenebiliriz öyle mi?”
“İmzalarsa evet!” dedi Samet bey, Dilara babasına sıkıca sarılıp, “Teşekkür ederim” dedi sevinçle.
“Sen yarın akşam onu bize çağır, ben de sözleşmeyi getireyim, ikimizin yanında okusun ve imzalasın anlaştık mı, ailesine ondan sonra haber versin!”
“Tamamdır!” dedi Dilara ve hoplaya zıplaya Fatih’i aramaya gitti. Yüz yüze söylemek istediği için akşama dışarı çıkmayı teklif etti. Fatih artık akşam derslerine gitmediği için akşamları boş vakti oluyordu.
O akşam iki sevgili dışarıda yemek yediler, Dilara biraz çekinerek de olsa babası ile konuştuklarını bir bir anlattı ama Fatih’in o konuşurken yüzünün alacağı şekli dikkatle inceliyordu.
“Elbette!” dedi Fatih sevinçle, “Baban bize bir ödül vermiş resmen!”
“Ciddi misin, gücenirsin sanıyordum!” dedi Dilara rahatlayarak.
“Neden güceneyim aşkım, seninle evleneceğim, korkacak bir şeyim yok. Harika bir hayatımız olacak, senin için her şeyi yaparım ben, hatta şirketlerde hak vermese de hiç önemli değil!”
“Seni çok seviyorum!” dedi Dilara duygulanarak böyle sevinçle ve kolayca kabul edeceğini hiç beklemiyordu Fatih’in. Ertesi gün akşam Dilaralara yemeğe gelmesi için sözleştiler.
Samet bey de, müstakbel damadının tepkisine memnun olmuştu. Ertesi gün iş yerinin kasasından sözleşmeyi alıp eve getirdi. Fatih geldiğince önce güzel bir yemek yiyip, sohbet ettiler. Dilara da, Fatih de çok heyecanlılardı. Samet bey içeriden sözleşme dosyasına gelip Fatih’in önüne bıraktı.
“Çok uzun değil, istersen iyice oku önce, biz Dilara ile içeri geçelim!” dedi samimiyetle.
“Hayır efendim ne gerek var, size güveniyorum, kızınızı çok mutlu edeceğim ve hiç üzmeyeceğim, hiç bir pürüz olmayacak siz de bana güvenin istiyorum” diyerek okumadan imzaladı sözleşmeyi.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.