Dilara, Samet bey ve Gülçin hanımın tek kızlarıydı. Samet bey, ailesinden kalan mal varlığı ve şirketlerin başındaydı, karısı ile tanıştıklarında henüz çok gençtiler. Yıllarca onu kendine aşık etmek için uğraştıktan sonra nihayet evlenmişlerdi. Samet bey de kızı gibi tek çocuktu, kendi ailesini erken kaybettiği için çok genç yaşta bütün mal varlığının sorumluluğunu almak zorunda kalmıştı. Gülçin hanım hayatına girdikten sonra her şey daha kolay ve güzel olmuş hayatı yeniden anlam kazanmıştı. Biricik kızları Dilara evliliklerinin üçüncü yılında dünyaya gelmişti. Bir süre karı koca birbirlerini tanımak, birlikte vakit geçirmek istemişler, sonra Gülçin hanım çok çocuk isteyince Dilara dünyaya gelmişti.
Herkes onun çok şanslı bir bebek olduğunu düşünüyordu, son derece varlıklı ve birbirine deli gibi aşık bir anne babanın çocuğuydu. Doğumu ile Samet bey ve Gülçin hanımın aşkı daha da güçlendi. Kızları için her şeyin en iyisini istiyorlardı. Dilara annesi gibi çok sevecen ve sakin bir çocuktu. Gülçin hanım onun çok iyi yetişmesini istiyordu. Bu kadar mal varlığının içinde sevgiden mahrum kalmasını veya her şeyi olan, her dediği yapılan şımarık bir çocuk olmasını istemiyordu. Onu kendi büyütmek istediği için kocasının tüm ısrarlarına rağmen bir bakıcı tutmadı. Her şeyi ile kendi ilgilendi. Samet beyle, ailesinden kalan çok büyük bir evde yaşarlarken, kızının diğer çocuklar gibi bir hayat yaşamasını istediği için daha küçük ama güzel bir eve taşınmalarını istedi. Samet bey de karısını kırmamak için bunu kabul etti.
Küçük, mutlu ve güzel bir evleri vardı, Dilara her geçen gün büyüyor, annesinin sevgi dolu ilgisini doya doya yaşıyordu. Oturdukları semt, yine varlıklı ailelerin yaşadığı bir semtti ama herkes kendi halinde ve dünyasında, gösterişe kaçmadan yaşıyordu. Bu yeni ev Gülçin hanımı çok mutlu etmişti, onun tek istediği mutlu ve huzurlu bir aileydi.
Dilara dört yaşına geldiğinde, hayatlarında hiç beklenmedik bir şey oldu. Gülçin hanım aniden rahatsızlandı ve daha doktorlar doğru dürüst teşhis bile koyamadan bir kaç hafta içinde yataklara düşüp erimeye başladı. Samet bey karısının şifa bulması için her yola başvurdu ama onu tedavi için yurt dışına götürmeye karar verdiği sırada, Gülçin hanım hayata gözlerini kapattı. Samet bey çaresizlik ve şok içindeydi. Bir masal gibi başlayıp devam eden aşkları aniden karanlık bir şekilde sona ermişti.
Küçücük bir kız çocuğu ve hayatının en büyük acısıyla baş başa kalmıştı. Kızının bu acı olaydan sonra tek başına kaldığını hissetmemesi için bir yıl işleri uzaktan idare etmeye çalıştı. Gülçin hanım ona ne yapıyorsa o da elinden geldiğince yaptı. Küçük Dilara annesinin neden aniden gittiğini bir türlü anlayamıyordu. Hastalığı boyunca Gülçin hanım kızının yanında elinden geldiğince gülümsemiş, son günlerinde de gideceğini anladığı için bir yolculuğa çıkacağını söylemişti.
Annesinin bu sözleri Dilara için çok etkileyici olmuştu, Samet bey ona incitmeden annesinin dönmeyeceğini anlatmaya çalışsa da, Dilara o bir yolculuğa gitti diyor başka bir şey demiyordu. Annesini çok özlediği için geceleri ağlıyor, babasına sokulup, uyuyordu. Samet bey kendi acısını atlatamadan kızının acısını bastırmaya çalışıyordu ama ne kadar malı mülkü de olsa, insanın ayakta kalmasına yetmiyordu. Nihayet bir yılın sonunda Dilara okula başlayınca, hayatları biraz daha düzene girdi. Gülçin hanımın eksikliğini artık daha az hissediyordu. Çok iyi bir öğretmeni vardı ve Dilara’nın durumunu bildiği için ona elinden geldiğince destek olmaya çalışıyordu.
Yıllar geçtikte Dilara annesinin öldüğü gerçeğini kabul etti. İlkokulu bitirdiğinde öğretmeninden çok zor ayrıldı. O okula başlayınca Samet bey de yeniden işinin başına dönmüştü. Acısını bastırmak için kendini işe vermek ona da iyi gelmişti. Ancak karısı ölmeden önce de olduğu gibi sıkça seyahatlere gitmesi gerekiyordu. Karısının kızını kimselere emanet etmek istemediğini bildiği için bir kaç seyahate onu da yanında götürdü ama Dilara henüz küçüktü, babasının ciddi iş seyahatlerine ayak uydurması çok zor oluyordu. Sonunda ilkokul bitince çevresindekilerin de tavsiyesi ile kızını bir yatılı okula yollamaya karar verdi. Ülkenin en iyi okullarından biriydi. Evlerine çok uzak değildi, orada kendi yaşıtları ile kalıp, daha iyi zaman geçireceğini düşünüyordu. Bir gün o da hayattan ayrılırsa kızının kendi başına ayakları üzerinde duran biri olarak yetişmesini hayal etmişti.
Dilara baştan yatılı okul fikrine hiç sıcak bakmadı, ancak Samet beyin arkadaşlarından biri de kızını o okula vermek isteyince, birlikte gitmek fikri cazip geldi. İki kız babalarının sandıkları kadar iyi anlaşamasalar da, en azından birlikte iyi arkadaş olma umuduyla yatılı okula başladılar. Dilara’nın orada başka arkadaşları oldu. Aslında düşündüğünden çok daha mutlu hissediyordu. Çok güzel ve iyi bir okuldu, öğrencilere her tür imkan sağlanıyordu. Tatillerde babası gelip onu alıyor, birlikte seyahatlere gidiyorlar ve çok güzel vakit geçiriyorlardı. Samet bey de kızının kolayca uyum sağlamasından çok memnundu. Bütün varlığı ona kalacaktı, ileride tek başına alacağı sorumluluğa hazırlanması gerekti. Annesi gibi iyi niyetli ve sevecen olduğu için kandırılmasını ve üzülmesini istemiyordu.
Dilara lise bitene kadar aynı okulda okudu. Dersleri çok iyiydi, okulda sevilen bir öğrenciydi. Derslerinin yanı sıra bir çok başka konuyla da ilgileniyordu. Herkes yatılı olduğu için kendini annesi olmadığı için eksik hissetmiyordu.
Lise bitip yeniden eve döndüğünde, babası onun ileride başında geçeceği işlere uygun bir meslek seçmesi için yönlendirdi. Okulun olmadığı zamanlarda onunla işe de gelmesini istiyordu. Dilara onca yıl yatılı okuduktan sonra babası ile sürekli vakit geçirme fikrinden çok hoşlandığı için hiç itiraz etmedi. Samet bey onun tıpkı karısı gibi olduğunu düşünüp, hem mutlu oluyor hem de hüzünleniyordu. Üniversite yılları boyunca kaçırdıkları yılların acısını çıkartırcasına birlikte bolca vakit geçirdiler.
Ancak Dilara üçüncü sınıfın başlarında birine aşık olmuştu. Çocuk da ona deliler gibi aşıktı. Anne ve babası gibi böyle büyük bir aşka sahip olduğu için çok mutluydu ama babası henüz yaşı çok genç olduğu için daha temkinli olmasını söylüyordu. Erkek arkadaşı olmasına karşı değildi ama çocuk farklı bir aileden geliyordu. Çok akıllı ve efendi bir çocuktu, daha mezun olmadan kendi projelerini geliştirmeye başlamıştı. Dilara ona o kadar hayrandı ki sürekli onun fikirlerinden, yaptıklarından bahsediyordu. Samet bey de tanışmıştı Fatih’le. Fatih yurtta kalıyordu, annesi kız kardeşi ile memleketlerinde yaşıyorlardı. Çifti bir ailenin oğluydu. Babası o liseye giderken vefat etmişti. Okulu burslu kazanmış, hırslı bir çocuktu. Samet beyi de çok sevip saygı duyduğu için gelip gittikçe projelerinden ve hayallerinden ona da bahsediyordu.
Aslında Fatih hemen evlenmek istiyordu Dilara ile yaz tatilinde onu alıp memlekete götürmek ve annesi ile tanıştırmak istiyordu. Dilara’da çok heyecanlanmıştı bu fikre ama babası mezun olmadan böyle bir şeyin olmasına izin vermeyeceğini söyleyince, bir şey diyemedi. Fatih’te babasını haklı görünce iki genç önce mezun olup sonra evlilik kararını yeniden gündeme getirmeye karar verdiler.
Fatih’in ürettiği projeleri hayata geçirecek maddi imkanları yoktu. Dilara ona isterse babasının destek olabileceğini söylüyor ama o böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmiyordu. Asla Dilara veya babasından para alamazdı. O böyle yaptıkça Dilara’nın ona olan hayranlığı da artıyordu ve gururunu incitmemek için ısrar edemiyordu.
Daha üçüncü sınıfın sonunda evlenme kararı ortaya çıktığı için Samet bey kızına nasıl geçineceklerini sormuştu. Dilara için bu sorun değildi, zaten onların her şeyi vardı, Fatih’in onu geçindirmesi gerekmiyordu, bıraksa zaten projeleri için de destek olmak istiyordu ama Fatih bırakmıyordu. Samet bey kızına onu anlaması gerektiğini söyledi, eşinin ailesinin parasıyla değil, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir genç adamdı. Zaten başarılıydı. Ancak erken evlilik fikri sandıkları kadar romantik bir şey değildi. Dilara her ne kadar zenginlik içinde mütevazı bir şekilde yetişmiş olsa da, henüz mezun bile olmamış bir erkekle hem çalışıp, hem okumayı, hem de evliliği bir arada yürütemezdi. Fatih onu gerçekten seviyorsa zaten anlayacak ve beklemeyi kabul edecekti. Fatih Samet beyin söylediklerini duyunca, onun çok haklı olduğunu söyledi. Elbette Dilara karısı olsun istiyordu ama iki öğrencinin altından kalkacağı bir şey değildi hayat.
(devam edecek)
Gülseren Kılınç ile arkası yarın hikayeleri sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.