Günlük – Bölüm 15

‘Miyase’nin kocaman açılmış gözleri bir süre sonra karanlıkta yatan gölgenin bir insan olduğunu seçti ve tiz bir çığlık attı. Az önce arabanın ön camına çarpan karaltının, şimdi yerde boylu boyunca yatan o kadın olduğunu anlamıştı.

‘Bağırmayı kes de bana yardım et!’ dedi Mehmet. Boğuluyor gibi konuşuyordu. Yatan kadını düz çevirip koltuk altlarından yakaladı ve Miyase’ye de ayaklarından tutması için işaret etti. Kadın dönünde başından akıp giden kanı gören Miyase iyice korkmuştu.

‘Yaşıyor mu?’ dedi titreyerek.

‘Sana dediklerimi yap, şimdi seninle uğraşamam Miyase!! diye böğürdü Mehmet.

Korkuyla eğilip söylediklerini yaptı Mehmet’in ama gözlerini kadının kanayan başından ve çarpılmış gibi duran yüzünden alamıyordu. Arka kapıya doğru yönelirken, ‘Bagaja seni aptal!’ dedi Mehmet.

‘Bagaja mı? Orada havasız kalır!’

Mehmet ‘Havaya ihtiyacı yok zaten!’ der demez, kadının ince bilekleri ellerinden kayıp yere düştü ve ayakkabıları fırlayarak çıktılar. Olduğu yere çöküp, çığlıklar atıp, çırpınan Miyase’ye aldırmadan gidip arabanın bagajını açtı ve yere bıraktığı kadını kucakladığı gibi bagaja fırlatıp kapağı da kapattı.

‘Kalk!’ diye gürledi, ‘Kalk yoksa biri görecek!’

Miyase kalkamayınca onu kolundan çekiştirip doğrulttu ve suratına okkalı bir tokat patlattıktan sonra sersemleyen kızı, arabanın arka koltuğuna yatırıp hemen gaza bastı. Kadının ayakkabıları, kuruyan kanının yanında sokağın ortasında öylece kalmıştı. ‘Yükselen Yaşam’ın ışıltılı silüetine karşı kimseler duymadan bir hayat sönüp gitmişti.’

Defne adamın kendini vererek yüksek sesle okumasını dinliyordu şaşkınlıkla. Adam o kadar kendini kaptırmıştı ki performansı kitapçıdaki herkesi etkilemişti. Son cümleyi okuduktan sonra gözlerini Defne’nin gözlerine dikti ve durdu. Dinleyen herkes gösterinin sona erdiğini anlayınca, hayranlıklarını alkışlarla dile getirdiler. Adam bir an olsun Defne’nin yüzünden gözlerini ayırmadı alkışlar susana kadar, hatta yanına gelip onu tebrik eden bir kaç kişiye de hiç bir tepki vermedi.

“Güzel okudunuz!” Defne’de adamın bu garip tavrının gösterisinin bir parçası olduğunu düşünerek. Onun bakışlarındaki o deliciliğin hayranca olmadığını sezmişti içten içe ve huzursuz bir şekilde kıpırdandı sandalyesinde.

“Size de bravo!” dedi adam yüksek perdeden ve alaycı bir ses tonuyla, “Cinayetinizi o kadar detaylı anlatmışsınız ki etkilenmemek elde değil!”

“Teşekkür ederim” dedi Defne.

“Gerçekten sizin gibi biri ile daha önce tanışmamıştım!”

Defne gergin bir şekilde gülümsedi, adamın ses tonundaki tehditkârlık onu iyice rahatsız etmeye başlamıştı.

“Büyük bir soğuk kanlılıkla bir insanı öldürüyor, sonra da o anları kitabınıza malzeme yapıyorsunuz!” diyerek alkışlamaya başladı. Adamın yükselen ses tonu çevredeki insanların gösterinin devam ettiğini düşünmesine neden olduğu için dikkatleri yeniden onların üzerine çekmişti. Adam sağına soluna bakıp, başıyla Defne’yi işaret edip alkışlamaya devam etti. Konuşmayı duymadıkları için insanlar da bunun bir hayranlık gösterisi olduğunu düşüp, Defne’yi alkışlamaya başladılar.

“Siz ne saçmalıyorsunuz?” dedi Defne dişlerinin arasından konuşarak, “Buraya bu tuhaf gösteriyi yapmaya mı geldiniz? Yayın evi mi tuttu sizi yoksa?”

Adam alkışlamayı aniden bırakıp, gergin bir tavırla Defne’ye doğru eğildi.

“Sizi yakaladım hanım efendi! Artık saklanamayacak ve yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz?”

“Neyin hesabını vereceğim? Siz kimsiniz?”

“Kitabınızda ballandıra ballandıra anlattığınız kurbanın ağabeyi!”

“Delirdiniz mi siz? Bu sadece bir hikaye!”

“Sahi mi? Buradaki herkesi buna inandırabilirsiniz ama beni değil! ‘Yükselen Yaşam’ demek? Bunca yıldır ortadan kaybolduktan sonra nasıl kaza yerini ve anını bu kadar net bir şekilde tarif ederek kitabınıza koyma cesareti gösterdiğinizi anlayamıyorum. Aptal mısınız yoksa çok mu cesursunuz?”

“İkisi de değilim ve sizin bu saçmalığınızı yeterince dinledim. Ben kimseyi öldürmedim, bu da sadece bir kurgu!”

Adam montunun iç cebine elini atınca Defne onun bir silah çıkaracağını düşünüp gerildi ama adamın elinde bir gazete kupürüne ait bir fotokopi vardı ve onu hırsla Defne’ye doğru uzattı.

“Dere kenarında bulunan ayakkabısız kadın cesedinin kime ait olduğu bulundu!”

Defne şaşkınlıkla haberin detayını okudu.

Kimliği belirsiz bir kadın Yükselen Yaşam projesine ait şantiyenin yakınlarında bir dere kenarında ölü bulunmuştu. Ayakkabıları olmayan kadının yirmi beş yaşlarında öğretmenlik yapan Merve Kaplan’a ait olduğu tespit edildi. Kazadan bir gün önce inşaatta çalışan işçilerden biri iki kadın ayakkabısı ve yolda kaz izleri gördüğünü söyleyerek polise başvurmuştu. Bunun üzerine çevrede arama yapan ekipler, kadının cesedini üç kilometre ötedeki dere kenarında buldular. Kadına ait bir kimlik ya da belgeye ulaşılamadığı için kimliği tespit edilemeyen kadının, kayıp ilanlarından biri ile eşlemesi sonucu kim olduğu ortaya çıktı. Kadına bir otomobilin çarptığı sanılıyor.

“Şaka mı bu?” dedi elleri titreyerek adama baktı.

“Şaka mı? Bunun sadece tuhaf bir tesadüf olduğunu düşünmemi beklemiyorsunuz herhalde değil mi? O kadın benim kız kardeşimdi. Eğer bir medyum değilseniz ve bu gazete haberini ilk kez okuyorsanız, bu kazayı bu kadar detaylı ve doğru bir şekilde nasıl anlattığınızı sorabilir miyim?”

“Ben! Ben bilmiyorum! İnanın hiç bir fikrim yok benim!”

“Ama benim var, hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. Sadece bunu yapmadan önce gelip sizinle yüzleşmek istedim. Bir arkadaşım arayıp da bilinmeyen bir yazarın kitabında Merve’nin olayına benzeyen bir kaza okuduğunu söyleyince yıllardır peşinde olduğum katillere ulaşabileceğimi hiç düşünmemiştim. Hikayedeki Miyase sizsiniz! O karaltı da benim kız kardeşim!” diyerek hırsla dönüp gitti adam.

Defne bütün vücudu titrediği için ayakta duramadı ve sandalyeye bıraktı kendini.

“Hayatım bunu sen mi ayarladın? Harika bir gösteriydi! Bence bizim kitap tanıtımlarımızı da yayınevi değil sen yapmalısın!” dedi kitabını okuduğu ufak tefek kadın yanına gelip.

Defne’nin rengi bembeyaz olmuştu, cevap veremedi sadece gülüyormuş gibi yaparak başını salladı.

“İzninizle!” diyerek ayağa kalktı ve kitapçıdan dışarı fırlayıp hemen Çağla’yı aradı. Çağla telefonu açtığında bir ağlama krizine girmişti bile.

“Defne? Ne var? Ne oluyor?” dedi Çağla korkuyla. Mithat’ın imza gününe gelip ona zarar vermeye çalıştığını düşünmüştü korkuyla.

“Bir adam! Bir adam geldi Çağla!” dedi Defne, kekeliyor, zor nefes alıyordu.

“Sakin ol! Kim geldi!”

“Bilmiyorum, onu daha önce hiç görmedim!”

“Senden ne istiyormuş?”

“Kitapta Miyase ve Mehmet’in çarptığı kadının ağabeyi olduğunu söyledi!”

“Ne?” dedi Çağla şaşkınlıkla, “Şaka mı bu?”

“Hayır şaka değil! Bana bir gazete kupürü gösterdi. Kitapta anlattığım kazaya ait bir habere aitti!”

“Dur bir dakika, bir adam oraya gelip sana bir gazete haberi gösterdi ve o haberde kitaptaki kaza mı vardı yani?”

“Evet tam olarak böyle!”

“Defne bu Mithat’ın bir oyunu olmasın, kitaptaki bir kazayı bilgisayarla bir kaza haberi gibi hazırlamak zor bir şey değil ki! Senden intikam almak istiyor olabilir!”

“Gazetenin tarihi vardı adı tarihi!” dedi Defne.

“Tamam gazete arşivlerine internetten ulaşılıyor herhalde bakabiliriz değil mi?”

“Evet sanırım!” dedi Defne Çağla ile konuşunca biraz daha sakinlemişti.

“Tarihi hatırlıyor musun tam olarak, gazetenin adını da tabi?”

“Hürriyet gazetesi!”

“Peki ya tarih?”

“Oh hayır!” dedi Defne sesi çığlık atmak üzere gibi çıkmıştı.

Çağla korkmaya başladı “Defne ne oldu hatırlamıyorsan sorun yok, adam mı geri geldi yoksa?”

Defne’nin otuz saniye daha hiç sesi çıkmadı ama sonra “Kriz geçirdiğim geceden bir önceki günün tarihi!” dedi sayıklar gibi.

“Ne söylüyorsun? Gazetenin tarihi mi öyleydi? Emin misin?”

“Eminim, o kadını biz öldürdük Çağla!”

“Hayır bu mümkün değil, dur şimdi! Neredesin?”

“Kitapçının önündeyim.”

“Şimdi lütfen hiç bir şey kurma! Kimseye bir şey söyleme ve belli etme. Sakince otur veya dışarıda orada dur! Biz geliyoruz tamam mı?”

“Çabuk ol! Lütfen! Çok korkuyorum!”

“Korkma, her şey düzelecek, bir taksiye binip geleceğiz, uzakta değiliz!”

“Tamam!”

(devam edecek)

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s