Aileni seçemiyorsun – Bölüm 13

Yeni hayatına başlayacak olmanın heyecanı Mine’yi daha yeni yeni sarıyordu. Ersin beylerle geçirdiği bir kaç günden sonra morali yerine gelmiş gibiydi. Ondan çalıp götürdüklerinin telafisi yoktu elbette ama hayatına devam edecekti, halası için ve kendisi için yapacaktı bunu. Bir kaç gün dolandı ve bir kaç daire beğendi. Ersin beylerden gelecek para daireleri satın almaya yetiyordu. Böyle şeylere alışık olmadığından bir anlığına bu kadar çok parayı harcamaya gönlü sızlasa da, “Bu senin hayatın Mine! Kendin için yapıyorsun!” diyerek kendini ikna ediyordu. Kendisi için bir şeyler yapmaya alıştırılmamıştı. Alıştırılmadığı halde yapmak istemiş, sırf hayallerini gerçek yapmak istiyor diye başına gelmedik kalmamıştı. Hayalleri gerçek yapmaktan öte, hayal kurmak bile çok görülmüştü ona. Eğer o akşam Hayriye hanım kocasından maaş ve miras alacağını söylememiş olsa ve sadece sizi görmek istiyorum diyerek evden çıkıp gitmiş olsa şimdi kim bilir başına neler gelmiş olacaktı. O olmasa başına gelen bunca şeyden sonra bile kaçıp kendine bir hayat kurması mümkün bile değildi. Yine de her şeyi göze alıp kaçmış olsa bile şimdi sokaklardaydı ve belki de Hayrettin ve ailesinden çok daha kötülerinin eline düşmüştü.

“Artık iyi şeyler düşüneceğim!” dedi yine kendi kendine, zihni durmaksızın senaryolar üretiyor yaşadıklarını enine boyuna gözden geçirip canının sıkılmasına neden oluyordu. Sonunda Ersin bey telefon edip, paranın alıcılar tarafından bir kaç gün içinde hesabına geçeceği müjdesini verdi. Her biri ayrı kişilerce alındığından ayrı zamanlarda yatacaktı. Mine’de gelen ilk parayla en beğendiği eve kapora vermeye karar vermişti. Paranın tamamı gelince de kalanı ödeyecekti. Bu arada eve uygun da bir kaç eşya alması gerekiyordu. Eve girmeden bir kaçını ayarlamış olması gerektiği için bu sefer onunla ilgilenmeye başladı. Otelden her gün erkenden çıkıyor, dolaşıp akşamları geri geliyordu. Bu çıkıp girmeler ve kendisi için bir şeyler seçmek ona iyice gelmişti. İnsanların neden alış veriş yaparak kendilerini daha mutlu hissettiklerini şimdi anlamıştı. Onun ilk kez bu fırsatı oluyordu. Bir avuntu da olsa insan kendini değerli hissediyor bir nevi kendine hediye alıyordu demek. Bu aralar ona mutluluk verecek her avuntuya ihtiyacı olduğundan, zihninin ona sunduğu hayat ve gerçeklik derslerini görmeze geldi. İki hafta sonra evini döşemiş ve taşınmıştı. Evindeki ilk gecesinde heyecandan uyuyamadı. Bütün gün bir kaç parça eşyasını evin bir o köşesine bir bu köşesine sürüklemiş durmuştu. Hayriye hanım sohbetleri sırasında ona “Eşyanın kölesi olma kızım!” derdi hep, onun nasihatları aklından hiç eksilmediği için ihtiyacı olacağını düşündüğü şeyler dışında hiç bir şey almamıştı. Halasından da bir kaç parça hatıra olsun çok isterdi ama bu evin kendisi ve Mine’ye hediye ettiği bu yeni hayat zaten onun büyük hatırası olacaktı. Ev işini çözdükten sonra hemen ertesi gün okula gitti ve öğrenci işleri ile konuşarak mezuniyet belgelerini almak ve okula akademisyen olarak kalmak için neler yapması gerektiğini öğrendi. Kalbi heyecandan duracak gibi atıyordu. Diploma belgesini eve getirdiğinde onu nereye koyacağını bilemedi. Okulda kalmak için yüksek lisans yapacaktı bölümünde öncelikle, yüksek lisans dersleri akşam olduğundan gündüzleri çalışabilirdi. Ancak önce yüksek lisansa kabul edilmesi için bazı sınavlara girmesi gerekiyordu ve bunlara da üç dört aylık bir süre kalmıştı. Hayatına verdiği aradan ötürü arkadaşlarının izini kaybetmişti. Telefonu olmadığı için onlara ulaşabileceği herhangi bir numara da yoktu. Hemen o akşam sosyal medya üzerinden bir kaç arkadaşının ve tabi Mesut’un da hesaplarını tarayıp onlara mesaj attı. Daha mesajı atar atmaz ilk Mesut’tan yanıt geldi.

“Nerelerdesin sen?” yazmıştı doğrudan.

“Geri döndüm, başıma bazı işler geldi”

“İyi misin?”

“Artık evet!”

Mesut onun telefon numarasını istedi ve hemen arkasından aradı bir saate yakın konuştular. Mine ortadan kaybolunca Mesut o yarışmaya katılmamıştı. Aslında yine de katılabilirdi ama ortak emekleri olduğundan bunun Mine’ye haksızlık olacağını düşünmüştü. Ayrıca hiç bir şey söylemeden ortadan kaybolduğu hatta mezuniyete bile gelmediği için ona biraz kırgındı. Başına bir şeyler gelmiş olma olasılığını elbette düşünmüştü ama kötü bir şey olsa bunun okul arkadaşları tarafından duyulacağını düşünmüştü. Ayrıca ortak kız arkadaşlarından birisi Haşim’i de tanıdığından ondan evlendiği haberini almıştı. Bu son cümleyi oldukça kırgın söylemişti.

“Mutlu musun bari?” demişti arkasından.

“Evli değilim!” diye açıklamak zorunda kaldı Mine ve çok detaya girmeden olanları kısaca özetle eski dostuna. Mesut dinlediklerine inanamadı. Bunları Mine’nin kendi ailesinin yapmış olduğuna ise hiç inanamadı. Mine utanarak anlatmıştı olanları ama onun evli olduğunu duymasını söylemesinden sonra da biraz mecbur kalmıştı. Yeni bir hayata başlayacağını okula yüksek lisans için başvuracağını söyleyince Mesut’ta onu şaşırtmış, onun diplomayı alır almaz yüksek lisansa başladığı haberini almıştı. Bir yıl önde olduğu için hem Mine’nin sınava hazırlanmasına hem de kitaplarına ulaşmasına yardımcı olacaktı.

Mine üst üste olan bu güzel olaylara inanamıyordu. Mesut’u yeniden bulmak, onun Mine’ye yeniden dostluğunu sunması ve tabi korumacı konuşması ve tavrından çok etkilenmişti. Hayatı boyunca onu halası dışında kimse koruyup kollamamıştı. Ersin bey ve karısı henüz hayatına girmiş olsa da onları da liste dışı tutmak istemiyordu. Hemen ertesi güne buluşma planı yapıp telefonu kapattılar. Telefonu kapattıklarında ikisinin de yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. İkisi de üniversite de kalacağına göre artık ayrılamadan devam edebilirlerdi.

Haşim, Mine’nin kaçtığını duyar duymaz sağa sola haber yollayıp, onu bulmaya çalışmış ama çevresi sandığı kadar geniş ve başarılı olmadığı için başarılı olmamıştı. Onun eninde sonunda o çok sevdiği okuluna uğrayacağını da tahmin ediyordu ama onu orada denk getirip nasıl bulacağını bilemiyordu. Anne ve babasına bu planından bahsetmemişti. Niyeti ablasını bulup, eniştesinin gözüne girerek ondan fazlasını koparmaktı ama bu kez aldıklarını ailesi ile paylaşmak istemiyordu. Kahvede oynattığı kumar belasına kendisi de bulaşmıştı. Borçları da vardı. Onları ödemek ve fazlasını kazanmak için bu paraya ihtiyacı vardı. Hayrettin’i haftada bir arayıp, güya arama çalışmalarının ne kadar başarılı gittiğine dair rapor veriyordu ama söylediklerinin hepsi yalandı henüz ablasından bir ize rastlamış değildi. Rastlayamazdı da çünkü bunu yapacak becerisi asla yoktu.

Bu arada Gülümser hanım Zahide ile oğlunu nişanlamış bir kaç sonra olacak nikah için de resmi başvuru yapılıp, tarih alınmıştı. Mine ile aralarında herhangi bir yasal bağ olmadığından başka bir işlem yapmalarına gerek bile yoktu. Gülümser hanım o asalak aile kızlarını bulup yeniden ortaya çıkarmadan önce oğlunun başını bağlamak istiyordu, çünkü Hayrettin’in bir türlü tam olarak elde edemediği Mine’ye karşı hırsa dayalı bir zaafı olduğunu fark etmişti. Yeni gelini Zaide’ye oğlunu elinde tutması için bilmesi ve yapması gerekenlerle ilgili sürekli tavsiyelerde bulunuyor, oğlu almış gibi kızı hediyelere boğuyordu. Zahide’nin ailesi onlardan da zengindi. Annesi de kızı da tıpkı Gülümser hanım gibi gösterişe ve zenginlikleriyle övünmeye düşkündüler. Zahide lise mezunu olduğu için Hayrettin’in açık öğretim mezunu olması ailesinin takdirini kazanmıştı. Üniversite mezunu, zengin, iş sahibi bir damatları olacaktı. Gülümser hanım daha sonra rezillik çıkmaması için oğluna zorla yamanan kapatma Mine’den biraz bahsetmişti. Olur kız yeniden ortaya çıkar, asalak ailesi para peşine düşerse dünürlerine onlardan bahsetmiş olduğundan atlatması daha kolay olurdu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s