Yalan gerçekler – Bölüm 14

Ali Rıza bey on gün bekledikten sonra arkadaşını yeniden aradı. Acıydı yaşanılan elbette hafiflemezdi ama onlar da bir çocuğun ailesine ulaşmaya çalışıyorlardı. Bir aileyi yeniden bir araya getirme çabasına acısı da olsa inanlar katkı sağlamak isteyebilirler diye düşünüyordu. Arkadaşı haber vereceğini söyleyip kapattı telefonu. Aradan bir hafta geçtiğinde henüz bir dönüş olmayınca Kerim “Aramayacaklar bence!” demeye başladı. Yine strese girmişti.

“Eğer ablan ile yeniden bir araya gelmek senin için hayırlı ise olsun zaten oğlum!” dedi Songül hanım.

Kerim annesinin yüzüne baktı, “Kötü biri olabilir mi demek istiyorsun?”

“Hayır elbette öyle demiyorum ancak insanlar birbirlerine her zaman iyi gelmezler. Senin ağzının tadı bozulmayacaksa hayatına girsinler isterim. Senin mutlu olman benim için her şeyden önemli”

“Biliyorum canım annem!” diyerek sarıldı Kerim Songül hanıma. İki kardeş ki ablası hayatta ise eğer ve bu kız onun ablasıysa tabi bir de, tamamen başka şartlarda büyümüşlerdi. İnsanın genetiği ile gelenler olsa da kimliğinin büyük bir kısmını yetiştiği ortam ve çevresindeki insanlar belirlerdi. Eğer ablası onun kadar şanslı değilse belki de onun gibi biri olmamış olabilirdi. Ablasını bulup bu ona mutsuzluk getirirse de “Bunu ister miyim?” diye sordu kendine. Cevap veremedi.

Bu konuşmadan üç gün sonra Ali Rıza beyin arkadaşından bilgi geldi, kadının yaşadığı adresi almıştı. Ancak bu bilgiye nasıl ulaştıklarını söylememeleri gerekiyordu.

“Tabi ki!” dedi Ali Rıza bey “Kesinlikle sizlerin adı geçmez.!”

Aynı şeyi karısı ve oğluna da tembihledi, Kerim heyecandan duramadığı için hemen adresin geldiği gün evi bulmak için yola çıktılar. Akşam üzeri olmuştu, adres evlerine çok yakın bir yerde değil, aksine karşıdaydı.

Meltem yemeğini yemiş, bulaşıkları kaldırıyordu. O saatte kapının çalmasına alışık olmadığı için gidip delikten gelenleri kontrol etti ama tanıyamadı.

“Kim o?” diye seslendi.

“Kimiz?” dedi Songül hanım da şaşkınlıkla kocasına.

“Baş sağlığına geldik!” dedi Ali Rıza bey çabucak. Kerim ve Songül hanım onun bu zeki ve hızlı cevabını takdir ederek başlarını salladılar.

Meltem gelenleri tanımıyordu ama halasını tanıyorlar demek diyerek açtı kapıyı. Halasını toprağa vereli iki hafta olmuştu ama bu insanlar yeni duymuşlardı demek.

“Başınız sağ olsun!” diyerek içeri girdiler Kerim ve ailesi, hepsi dikkatle Meltem’in yüzüne bakıyordu. Meltem bu yüzlerinde büyük bir merak ve ciddiyetle onu inceleyen bu insanlardan biraz rahatsız oldu ve “Keşke kapıyı açmasaydım!” dedi içinden. Halasının tanıyıp da onun tanımadığı bu insanlar kim olabilirlerdi ki?

Songül hanım, Ali Rıza bey ve Kerim geçip içeri oturdular. Üçü yan yana bir kanepeye oturmayı tercih ettiği için Meltem’de mecburen geçip tam karşılarına oturdu.

“Hoş geldiniz!” dedi yeniden.

Tam kapının ağzında Kerim “Ablam biliyor mu acaba durumunu?” diye sorduğu için hepsi afallamış, doğrudan konuya girmeyi düşünürken yapamamışlardı. Bu yüzden tuhaf bir sessizlik oldu aralarında. Ali Rıza bey yine atak davranıp ilk sözü söyledi.

“Biz köye uğramıştık aslında Neriman hanımı sormaya, bir kaç hafta oldu. Yurt dışında yaşıyorduk!”

“Halam köye gitmiyor epeydir, şeyden beri”

“Babanız ölmüş duyduk evet ona da başınız sağolsun”

“Teşekkür ederim”

“Halanız büyütmüş değil mi sizi? Ne iyi bir kadın!”

“Evet halam çok iyi bir insandı.”

“Ya! Yattığı yer nur olsun!” dedi Songül hanım sanki tanıyormuş gibi.

“Ben bir çay koyayım” diyerek mutfağa geçince Meltem üçü de çaresizce birbirine bakmaya başladı.

“Ne diyeceğiz şimdi?” dedi Kerim, “Sizce o ablam mı? Benziyor muyuz?”

“Ben benzettim galiba!” dedi Songül hanım fısıldayarak.

“Bırakın benzerliği de kıza nasıl soracağız, konuyu oraya getirip!” dedi Ali Rıza bey.

Tam o sırada Meltem salona girdi yeniden, “Sormadım ama kahve içer miydiniz?”

“Yok kızım çay iyi!”

Meltem geri gelene kadar bir türlü karar veremediler konuya nasıl gireceklerine. Meltem gelip oturdu yine karşılarına.

“Ben aslında ablamı arıyorum” dedi Kerim pat diye.

Meltem başını kaldırıp ona baktı, kafası öyle dağınıktı ki tanımadığı bu insanların kendi hikayesinden bahsedebileceği hiç aklına gelmiyordu.

“Ablam ve beni çok küçükken ayırmışlar. Anne ve babamız birbirine aşık olup kaçmış!”

Hapsi Meltem’in tepkilerini ölçebilmek için onun yüzüne odaklanmıştı yine. Meltem o kadar tedirgin hissediyordu ki böyle, dikkatini delikanlının söylediklerine veremiyordu bir türlü.

“Köye ondan gitmiştik yani!” diye oğluna yardım etti Songül hanım, “Kerim bizim manevi oğlumuz!”

“Kaçmışlar mı dediniz?” dedi Meltem, “Anneni ve babanız mı?”

“Evet”

“İsimleri ne biliyor musunuz?”

“Hayır ama annemin babası ağaymış, kötü bir baba!”

“Babanız da seyis mi?” dedi Meltem hayretle.

“Evet!” dedi Kerim. İki kardeş birbirlerine bakıyorlardı dikkatle şimdi.

Songül hanım ve Ali Rıza bey de nefeslerini tutmuşlardı.

“Siz burayı nasıl buldunuz? Yani beni? Yani siz nasıl?” dedi şaşkınlıkla.

“Siz benim ablamsınız diye umuyorum doğru mu?” dedi Kerim, “Babam sizi ormandaki eve bırakmış, annem de beni dağda kampçılara vermiş ölmeden önce yani!”

“Ölmüş mü?” dedi Meltem donmuş kalmıştı.

“Abla?” dedi Kerim ayağa kalkmıştı.

“Ben bilmiyorum, evet, galiba!” dedi Meltem o da farkında olmadan ayağa kalktı. Songül hanım çoktan ağlamaya başlamıştı bile.

Tıpkı o izledikleri filmlerdeki gibi iki kardeş birbirlerine sarıldılar sımsıkı.

“Kerim benim adım!” dedi Kerim ablasına sıkı sıkı sarılırken, boyu ondan neredeyse on beş santim uzun olduğu için Meltem küçük bir kız gibi kalmıştı kollarında.

“Dur sana bir bakayım?” dedi Meltem.

“Ben de sana bakayım!”

Birbirlerine bakıp bir şey diyemediler, ikisi de anne ve babasının bir fotoğrafını bile görmediklerinden onlara benzeyip benzemediklerini bile bilmiyorlardı. Heyecan ve göz yaşları sakinleştikten sonra, Songül hanım nasıl köye gidip, oradan buraya geri gelişlerini tabi jandarma raporundan okuduklarını anlattı. Meltem’in daha yeni halasının günlüğünde okuduğu hikaye eksik parçaları ve kardeşinin varlığı ile tamamlanmış olmuştu peş peşe. Meltem’de günlüğü getirip gösterdi onlara ve halasının başından beri hikayesini kendi hikayesi ile tamamlanana kadar anlattı.

“Allah bin kere razı olsun, nur içinde yatsın. Sahiden çok iyi insanmış!” dedi Ali Rıza bey, Neredeyse üç saattir konuşuyorlardı.

“Kalın, gitmeyin!” dedi Meltem, “Bu saate karşıya gitmek çok zor şimdi. Sabah kahvaltı ederiz.”

Kerim heyecanla baktı ailesine, onlarda başlarıyla onayladılar. Kerim’i hiç bu kadar hüzünlü ve mutlu görmedikleri için onlar da çok duygusallaşmışlardı. Hem hikayeden, hem oğullarının ruh halinden etkilenmişlerdi. Onlar uyumadan iki kardeşi yalnız bırakmak için Meltem’in onlara hazırladığı odaya geçtiler.

Kerim ve Meltem sanki gerçek değillermiş gibi sürekli birbirlerine bakıp dokunuyorlardı.

“Şu yaşadığımızı biri anlatsa inanmazdım!” dedi Kerim, öz ve öz olmayan dedeleri hakkında epeyce konuşup bu defa birlikte sinirlendiler. Anne ve babalarının o gece onlarla olduğunu ve mutlu olduklarını düşlerdiler. Neredeyse sabaha kadar bir ağlayıp, bir güldüler.

Ali Rıza bey ve karısı da odada epeyce konuştular uyumadan önce. Kerim’i artık ablasından ayırmak istemiyorlardı. Gelip taşındıkları ev küçük değildi, çok şükür maddi bir sıkıntıları da yoktu. Yıllarca yurt dışında çalışıp birikim yapmışlardı. Sabah kahvaltısında “Eğer sen de istersen biz oğlumuzun ablasını da evlat edinmek isteriz!” dediler Meltem’e.

Meltem daha bu sözleri duyar duymaz başladı ağlamaya! Kerim’in de gözleri doldu.

“Anne, baba?” dedi sevgiyle koşup onlara sarıldı hemen, “Olur değil mi Meltem?” dedi ablasına bakıp.

“Sizden başka kimsem yok zaten!” dedi Meltem ve gidip o da sarıldı bu güzel aileye.

Böylece Neriman, Nurettin kardeşlerin hikayesi, Meltem, Kerim kardeşlerin hikayesi ile karışıp sonunda biyolojik olarak çocukları olmayan Songül ve Ali Rıza’nın hayatları ile kesişti ve Meltem’in üçüncü anne babası oldular. İlk kez kardeşi ile birlikte bir ailesi oldu Kerim’in de öz olmayan güzel ailesinin yanında öz olan bir ablası oluverdi. Hayat sürprizlerle dolu her zaman. Sonsuza dek mutlu yaşadılar demek istiyorum artık, hakkettiler.

SON

Yalan gerçekler – Bölüm 14’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s