Yıldızlardan sakla beni – Bölüm 21

O akşamki yemekten sonra gidilen ilk Hasan ziyaretinde, babasından rica edip Ayşe’yi de almıştı yanına Ece. Aslında amacı o Hasan ile görüşürken, Ayşe ile Kutsi’nin biraz yalnız vakit geçirmeleriydi. Yoksa Sami amca tövbe izin vermezdi ikisinin görüşmesine.

“Hasan merak ediyor sizleri, Ayşe gelsin bari benimle!” demişti Ece yalvarır gibi patronuna, o da kıramamıştı söz konusu Hasan olunca.

Ece kardeşine kısa kısa anlatıyordu yeni hayatlarını, Kutsi ile Suat arasındakileri anlatmamıştı elbette.

“Kemal ağabey yok mu?” diye sormuştu Hasan, çıkında berberdeki işine dönebileceğini sanıyordu.

“Yok biz başka yere taşındık, çok güzel burası, seversin sen. Ekmek ve poğaça yapacağız birlikte!”

“Bunlardan mı?” diyordu Hasan ablasının getirdiği poğaçaları güzelce yutarken.

“Bunlardan evet, ben yaptım beğendin mi?”

“Çok güzel!”

Hasan’ın gözetimi bitip serbest kalana kadar Ayşe her defasında geldi Ece ile ziyarete. Sami amcaya Hasan’ın Ayşe’yi de görmek istediğini söylüyorlardı. Kutsi ve Ayşe arasındaki sohbet artık ikisinin de tekrarını istediği bir yakınlaşmaya neden olmuştu.

“Hasan eve geldikten sonra, Sami amca ile konuşmazsan Ayşe’yi böyle göremezsin!” dedi Ece bir keresinde.

“Biliyorum!” dedi Kutsi.

Yanında Ayşe olunca artık kalmıyorlardı Kutsi’lerde, o kadarına izin vermiyordu Sami amca çünkü, otobüsle dönüyorlar, Suat yoldan alıyordu ikisini Sami amcanın kamyonetiyle.

Suat’ı iyice benimsemişti Sami bey, Kutsi ile Ayşe arasında olanlardan tam emin değildi, çünkü kızlar otobüsle gidip, otobüsle geliyorlardı görünüşte. Kutsi onları otogardan alıp götürüyordu Hasan’a. Ece içeride kardeşi ile konuşurken, sağlık merkezinin bahçesinde göz göze konuşuyorlardı Ayşe ve Kutsi.

Aslında Kutsi çoktan tutardı Ayşe’nin elini bu sohbetlerde ama hem kızın çekingenliği hem de aralarında sanki gölge gibi duran Sami amca korkusu yüzünden yapamamıştı bir türlü. Ayşe ile ders çalışmayı düşünmüştü, en azından o bahane ile gelmeyi ama sonra Sami amcanın buna asla izin vermeyeceğine karar vermişlerdi. O yüzden kız kazabilsin diye internet üzerinden katılabileceği bir hazırlık kursu ayarlamıştı Kutsi, kendi bilgisayarlarından birini de sözde ödünç vermişti.

Nihayet Hasan’ın eve döneceği gün gelip çattı. Ece o kadar heyecanlı ve mutluydu ki sabah kalktığından beri sürekli ağlıyordu. Kutsi bu önemli günde otobüse binmelerini istemediği için erkenden yola çıkıp geldi Ece’yi almaya. Hasan’ı hiç tanımamış olsalar da Sami bey ve ailesini de bir heyecan dalgası sarmıştı. O akşam Hasan için Sami beylerin evinde özel bir yemek planlanmıştı yine.

“Oğlum geliyor!” diyordu Sami bey sürekli, “Ece kızım, Hasan’da oğlum!”

Kutsi’nin Ece’yi almaya geldiği sabah duramadı, “Ben de geleceğim!” dedi son anda. Ece gidip sımsıkı sarıldı, sahiden baba gibi olmuştu Sami bey onun için. Babası gideceği için Ayşe gidemedi tabi bu sefer ama şimdi herkes için önemli olan Hasan’dı.

Sağlık merkezindekiler Hasan’ı hazırlamışlardı. Bir küçük çanta eşyası ile bekliyordu ablasının gelmesini. Heyecandan parmakları ile oynuyordu sürekli, Kutsi ve Ece’yi bir arada görünce ayağa kalktı hemen. Sağlık görevlisine baktı yürürse bir şey derler mi diye, adam gülümseyince hızlı adımlarla gitti yanlarına, koca gövdesi ile ikisine de sarıldı sımsıkı. Sami bey geriden gözleri dolu izledi bu sahneyi. Ece kardeşini onunla tanıştırdı.

“Sana anlatıyordum ya Sami amca, onun fırınında poğaça yapacağız seninle. O ve ailesi bizim ailemiz gibiler!”

“Yıldız olmayacaklar değil mi?” dedi Hasan korku dolu gözlerle.

“Hayır olmayacaklar!” dedi Kutsi ve onun soracağını bildiğinden yanında getirdiği şapka ve gözlüğü çıkarıp verdi elindeki torbadan.

Ece gözleri dolu dolu baktı Kutsi’ye, “Sen ne kadar iyi bir insanmışsın, keşke daha önce girseydin hayatımıza!” dedi ve kardeşinin koluna girip arabaya doğru yürüdü.

“Gelmeyeceğim geri değil mi?” dedi Hasan.

“Hayır artık hiç ayrılmayacağız kardeşim, eve gidiyoruz! Suat ve diğerleri seni bekliyor!”

“O adam gelecek mi?”

“Hangi adam?”

“Tıraş kesiği olan?”

“Hayır gelmeyecek, artık seni rahatsız edemez kimse!” dedi Kutsi, “Merak etme bundan sonra!”

“Bu şapka ve gözlük neden?” diye sordu Sami bey eğilip Kutsi’ye.

“Anlatırım” dedi Kutsi, Hasan’ın yıldızlardan saklandığını bilmiyordu Sami bey. Çocuğun yıldızlarla ilgili sorduğu soruyu da anlamamıştı. Akşam yemeğinde fısıltıyla anlatmıştı Kutsi, adamcağız kızları ağladığını görmesin diye kalkıp bahçeye çıkmıştı hemen.

Hasan kalabalık bir aileye çok alışık olmadığı için sersemledi bir süre, alışamadı, kim kimdir öğrenemedi ama bir iki hafta geçtikten sonra sanki öncesi hiç olmamış gibi gülümseyerek sohbete başladı herkesle. Fırına gelenlerin de bu çocuk gülüşlü saf çocuğa kanları kaynadı hemen. Hatta çocuklar sırf onu görmeye geliyorlardı fırına. Sami bey iş seyrelince onlarla arkada top oynamasına izin veriyordu Hasan’ın.

Ece ve Suat ilçeye gidip nikah tarihi almışlardı Hasan geri gelince. Kutsi Hasan’ın ziyarete geliyordu sık sık ki görebilsin Ayşe’yi. Sami bey öğleden sonra eve geçince Ayşe kaçıp geliyordu fırına, görüşebiliyorlardı böylece. Sami bey bir ikisinde olmasa bile sonrasında uyanmıştı kızın koşa koşa gidişine. Karısının da işin içinde olduğunu fark etmişti ama Ece ve Suat’ın hayırlı işleri var araya girmesin diye bilmeze geliyordu. Kutsi’den kızına bir zarar gelmeyeceğinden adı gibi emindi, yoksa kıyameti koparır asla izin vermezdi böyle görüşmelerine.

Ayşe, sırf Kutsi için asılmıştı derslere, aradan zaman geçtiği için zorlansa da, herkes uyuduktan sonra bile küçük masa lambasıyla çalışıyordu sabahlara kadar. Artık bilgisayar ve interneti olduğu için Kutsi ile de yazışıyorlardı istedikleri gibi. Sami beyin aklına gelmiyordu o kadarı, Emine farkındaydı bir tek olanların ama ablası onu rüşvetle susturuyordu. Ablası birden bire derslere gömülüp çalışmaya başlayınca, o da tutturmuştu ben de avukat olacağım diye.

“Ece gelmese fırıncı çıkmayacakmış bu aileden!” diyordu Sami bey kızların avukatlık merakını duyunca. Belediyede kıyılacak nikahın ardından geri dönülecek ve çınarın altında eğlence düzenlenecekti. Çınarın dallarından fırına ışıklar hazırlamıştı Suat.

Ayşe ve arkadaşları da Ece’ye sürpriz kına gecesi planlamışlardı. Sami beyi o gece Suat’ın yanına ahıra yollayacaklar evde kız kıza kına yakacaklardı.

“Ahırda ne işim var?” diye kızmıştı Sami bey duyunca.

“Çocuğu aylardır yatırıyorsun orada, git bak bakalım nasılmış?” diye takılıyordu karısı.

Sonunda Ece’nin kınadan haberi olunca çok duygulanmış, Sami amcayı da ahıra göndermeye gönlü razı olmadığı için Hasan, Suat ve onun Ece’lerde, Ece’nin de gece onaların evinde kalmasına karar verilmişti.

Bütün bu süreçte Kutsi ile Suat’ın arasındaki dostlukta ilerlediği için, Suat artık Sami amca ile konuşması için Kutsi’ye baskı yapıyordu.

“Öyle kolay değil ya, Sami amcayı çocukluğumdan beri tanıyorum. Evine girdim çıktım, sofrasına oturdum. Ya kızıma kötü gözle mi baktın derse ne olacak?”

“Baktım, seviyorum, evleneceğim dersin. Bunda ne kötülük var?”

“Sen desene Ece için!”

“Ben diyemem!”

“Niyeymiş o?”

“Benim patronum oğlum adam? Ece’yi de kızı sayıyor? Çift taraflı tehlike bendeki!”

“Haydi oradan, senin de cesaretin yok!”

“Ben zaten evleniyorum ne cesareti? Sen kendi derdine yan!” diyerek kahkahayı patlatıyordu Suat, Kutsi dudaklarını yiyip dururken.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s