Nefesim ol! – Bölüm 7

Daha okul açılır açılmaz hızla başlayan dersler Nefes’in azimle çalışmaya başlamasına neden oldu. Lisenin ve yaşadıklarının ardından üniversite ortamı, yurt ve hızla ilerleyen dersler Nefes için oldukça büyük değişiklik olmuş bir anlamda da iyi gelmişti. Hayata katılan bu yeni farklılıklar sayesine kendini daha iyi ve güçlü hissediyordu artık.

Mehmet bey sonuçları öğrenmeye gittiğinde içinde bir yerlerde Nefes’in babası olduğunu çoktan hissetmişti. Laboratuvar görevlisinin ona uzattığı zarfı hiç açmadan eve gitti ve daha önce saç parçasını bıraktığı sehpaya bırakıp bir süre açmadı. Sonra sakince uzanıp zarfı açtı ve hislerinin doğru olduğunu görünce birden kendini tutamayıp ağlamaya başladı Yıllardır içini kemirip duran ama bir türlü kulak vermek istemediği acılar gün yüzüne çıkıp gözlerinden akmaya başlamıştı. Gülfinaz’ı o adamla gördüğü an içinde oluşan öfke, sevgisi kadar güçlü olduğu için yıllarca o anı hazmetmeye çalışmıştı. Başardığını düşündüğünde yurt dışından geri dönmüş ama burada onun başına gelenleri duyduktan sonra iyice kötü hissetmiş, uzun yıllardır da içinde öfke, utanç, acı dolu duygularla mücadele ederek yaşamak zorunda kalmıştı. Tüm bu acı olayların sonucunda şimdi dünyada bırakabileceği en güzel iz olan bir evlada sahip olduğunu öğreniyordu sevdiği kadından ve o neredeyse yirmi yaşına geldiği halde ondan hiç haberi olmamış, Gülfinaz bir kez olsun onun peşine düşüp senin kızın var diyememişti. Bunun için onu suçlamasına imkan yoktu. Muhtemelen şu elindeki belge olmasa Gülfinaz’ın sözleri onun geçmiş öfkesini geri çağıracak ve onu bir kez daha kırıp yüz üstü bırakacaktı. Peki bunca hatanın bedelini ödeyen o masum kıza kendini nasıl affettirecekti.

Nefes’in tüm bunları yapmasındaki amaç bir babaya ihtiyacı olması değildi, bundan mektubunda da bahsetmişti. O sadece annesinin hakkını ve babasının soyadını istiyordu. Süha denilen o katilin soyadı ile yaşamak istemiyordu. Mehmet bey soyadını verip, isterse onu mirasından da mahrum bırakabilirdi. Onun parasında pulunda gözü yoktu, ona baba diyecek, baba yerine koyacak da değildi. Hakkı olanı vermeleri yeterdi. Annesinin payı ve bir soyadı.

Ertesi gün Mehmet, Mümtaz’ı arayıp testi yaptırdığını ve sonuçlarını da aldığını söyledi. Mümtaz Nefes’in onun kızı olduğunu duyunca neredeyse telefonu düşürecekti elinden. Tahmin ederken utandıkları gerçeği artık yalanlayamaz duruma gelince iyice kötü hissetmişti.

“Yani o benim öz yeğenim öyle mi?” dedi sayıklar gibi.

“Öyleymiş, keşke ona daha önce sahip çıkabilseydik.”

“Ablam neden saklamış bunu yıllarca?” dedi sonra kendini savunmak ister gibi Mümtaz

“Sence neden saklamış Mümtaz?” diyerek kapattı telefonu Mehmet. Artık kızı ile yüzleşmenin zamanı geldiğine inanıyordu o da.

“Ah ah başımıza gelenler!” diye inledi Sevinç hanım Nefes’in öz be öz torunu olduğunu duyunca. Fahri beyin de artık kızıp bağıracak, yalanlayacak yeri kalmamıştı maalesef, gözlerini devirip dinledi sadece karısı ve oğlunun konuştuklarını.

“Ne yapacağız şimdi?” dedi Mümtaz

“Biz ne yapacağız?” dedi Sevinç hanım, annesinin payı yasal olarak onun ama biz hayattayız daha, “Babası ile bir konuşsunlar bakalım önce!”

“Anne sen ciddi misin ya?” dedi Mümtaz elinde olmadan, “Bak ben iki evladımı verdim toprağa, ablamı sonra, şimdi de yeğenimi ortada mı bırakayım istiyorsun?”

“Oğlum kız zaten bizi istemiyor!” dedi Fahri bey, “Ne yapalım gidip silah zoruyla kendimizi mi sevdirelim zorla!”

“Hayır ama bu kız üniversite okuyacakmış yazmış, okumadınız mı? Hiç değilse okul masrafını karşılayıp maddi olarak arkasında durmak zorundayız!”

“Duracağız!” dedi Sevinç hanım, “Mehmet konuşsun kızıyla önce babası o ne de olsa! Sonra biz de ne düşecekse üzerimize yaparız!”

“Onunla tanışmayacak mısınız? Torununuzla?”

“Oğlum biz yaşlı insanlarız, haklısın ama benim kalbim bunlara hazır değil henüz, gelme üzerimize artık!”

“O hale ben Mehmet görüşürken yeğenimle tanışacağım! Kendi mirasçım da kalmadığına göre oğullarımın payı da, ablamın payı da dahil zavallı kıza ne gerekiyorsa harcayacağım!”

“Telafi mi olacak girdiğin günahlar böyle?” dedi Fahri bey anlamsız bir sesle.

“Hayır telafi olmayacak ama o kızın hayatı kurtulacak ablamdan farklı olarak! Bir ailesi olamasa da parası olacak en azından! Ablamda ikisi de yoktu, aldık elinden!”

Mehmet mektubun sonunda yazan telefon numarasını ‘kızım’ diye kaydetti telefonuna ve doğrudan konuşmaya cesaret edemediği için mesaj yazmayı uygun buldu.

“Merhaba Nefes, ben Mehmet Güneş, baban demeye dilim varmadığı için mesaj yazıyorum. Aslında cesaretim bile olmadığı için aramak yerine yazıyorum. Testi yaptırdım. Seninle konuşmaya hazırım ne zaman istersen!”

Nefes derste olduğu için babasının mesajın ancak öğleden sonra görebildi. Tanımadığı numaradan gelen bu mesajın daha başından anladı kimden geldiğini. Hiç beklemediği bir heyecan dalgası yayıldı içine, az önce annesinin çok sevdiği ve kanını taşıdığı adamdan ilk mesajını almıştı ve anladığı kadarıyla da test sonucu onu doğrulamıştı.

“Derslerim çok yoğun, telefonla konuşmak için ben de uygun değilim. Soyadı konusunda kararınızı açıklarsanız, ona göre bir görüşme ayarlayabiliriz” yazdı büyük bir ciddiyetle.

“Elbette, soyadımı da mal varlığımı da sana vermeye hazır olduğumu bilmeni isterim. Kısa zamanda seni tanımak istiyorum”

“Mal varlığınıza ihtiyacım yok, soyadı konusunda hem fikir olduğumuza göre hafta sonu ben size görüşmek için saat ve yer söylerim!”

“Tamam senden haber bekliyorum!” dedi Mehmet. O da çok heyecanlanmıştı, çok da korkuyordu, kızını ürkütüp yeniden kaybetmek istemiyordu ama bunu nasıl yapacağını da henüz bilmiyordu.

Nefes akşam yurdun bahçesine inip Seher teyzesini aradı ve olanları anlattı, “Nihayet!” dedi kadıncağız coşkuyla “O anneannen olacak insanlardan ses yok değil mi?”

“Henüz yok!” dedi Nefes, “Soyadımı alabilmek için o adamla hafta sonu görüşmem gerekiyor ama bunu tek başıma yapmak istemiyorum!”

“Kim diyor ki tek başına yapacaksın kızım, Selim ağabeyinle ben her zaman yanındayız senin!”

“Cansınız, siz olmasanız ne yapardım bilmiyorum. Size sormadan randevu vermek istemedim. Cumartesi herhangi bir saat uygun mu o zaman!”

“Uygun kızım sen ver randevunu hazır fırsatı yakalamışken, kurtul öbür soysuzun soyundan! Selim izin alamazsa da ben gelirim!”

“Tamam Seher teyze çok teşekkürler!” dedi Nefes. Onların yanında olacağını duyunca rahatlamıştı. Her ne kadar hırslanmış olsa da tek başına yüzleşmek için cesareti yoktu. En azından bir şey demese bile yanında güvendiği birinin varlığından güç alabilirdi.

“Keşke annem hayattayken öğrenmiş olsaydım bunları da annem de gelseydi bizimle!” dedi kapatırken.

“Ah kızım ah! Annene yalvardım ama beni dinlemedi. Bak şimdi annenin aşkıyla yüzleşmeye sen gidiyorsun. Bakalım neler olacak?”

“Hayırlısı artık Seher teyze, haber vereceğim olur mu?”

“Tamam kızım!”

Nefes o gece sabaha kadar annesi hayattayken babasına ulaşmış olsa neler olabileceğini hayal etti. Belki o zaman ikisi evlenirler Nefes’in geç de olsa bir yuvası olurdu. Affeder miydi annesi onu da bilmiyordu ama o kadar aşıksa affederdi herhalde. Hayat yanlış zamanlarda yanlış yerlerde şans veriyor insana ne yazık ki! diye hayıflandı sonra kendi kendine. Sonra hayal kurmaktan vazeçip, onunla yüzleştiğinde neler söyleyeceğini planlamaya başladı. Bir türlü uyku tutmadı. Henüz buluşma için mesaj atmamıştı, önce kendini ruhen buna hazırlamak istiyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s