Yüzü olmayan melek – Bölüm 20

“Emek ve İşçi Bayramı ile arife günümüz kutlu olsun, hep birlikte nice ramazanlar görelim! – Gülseren Kılınç”

Efsun göle düştüğü için canı sıkılsa da hem Cenk’e yakalanmadığı hem de burada yaşayan bir öğretmenle tanıştığı için sevinmişti sonradan. Tam da ihtiyacı olan çevreye sahipti Halit, üstelik yardım etmeye de çok istekli görünüyordu. Onunla bilgi topladıktan sonra Sami beyi arayıp konuşacaktı. Aslında burada kalıp vakit geçirmek ve kendini toparlamak istiyordu ama Cenk’e yakalanma stresi bilgi toplayıp hemen geri dönme isteği yaratmıştı onda.

Halit ertesi sabah söz verdiği saatte geldi. Efsun çoktan kahvaltısını edip hazırlanmıştı.

“Önce etrafı mı tanımak istersin, yoksa okulları mı görmek istersin!”

“Önce telefonumu alsak olur mu?” dedi Efsun gülerek, çizimlerini gönderdiği firmadan da haber bekliyordu.

“Ah! Doğru ya! Ben onu tamamen unutmuşum! Haydi gidelim o zaman, sonra da okulları ziyaret eder, etrafa bakınırız!”

Böylece birlikte çıkıp, telefoncuya gittiler, neyse ki su telefonun içine zarar vermemişti, Efsun hemen açtı telefonunu Sami bey bir kez aramıştı dün akşam, hızlıca ona telefonun başına gelenleri açıklayan bir mesaj yazdı. Uygun olduğunda geri dönüş yapacaktı.

İki tane özel okul ile görüşme yaptılar, aslında öğretmen alımları tamamlamıştı ama neyse ki Efsun’un branşında açıkları vardı. Ancak görüştükleri bir kaç kişi daha oluğu için Efsun’un bir an önce karar vermesi gerekiyordu. Görüşmeler bittikten sonra Halit onu bir kafeye götürdü birlikte bir şeyler yediler.

“Bana o kadar yardım ettin ki nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum! Hızır gibi yetiştin resmen.” dedi Efsun.

“Unuttun mu sen gelip benim tekneme atladın!” dedi Halit de gülerek.

“Ah evet! Hiç hatırlamak istemiyorum gerçekten!”

“Şaka bir yana annenin seni buraya kadar getirmiş olması tesadüf değildir herhalde! Ben böyle şeylere inanırım. “

Gülümsedi Efsun yine, gerçekten Cenk’i görmesi hariç buraya geldiğinden beri kendini daha iyi hissetmeye başlamıştı.

“Okullara kararını bildirmek için çok süren olmayacak biliyorsun, onlar da kadrolarını Milli Eğitim’e bildiriyorlar çünkü. Burada çalışacaksan bir de ev bulmamız gerekiyor sana!”

“Evet biliyorum ama önce biri ile konuşmam gerek!”

“Ah, özür dilerim! Ben düşünemedim!” dedi Halit mahcup bir sesle, onun bir nişanlısı ya da erkek arkadaşı olduğunu sanmıştı.

“Yo önemli değil, kendisi avukat!”

“Sahi mi ne güzel! Umarım mutlu olursunuz!”

“Anlamadım?” dedi Efsun bu kez.

“Yani siz diyorum avukatla burada mutlu olursunuz umarım!”

“Yo öyle değil!” dedi Efsun gülerek, “O benim avukatım sayılır, bana yardım ediyor! Öyle bir şey değil gerçekten!”

“Peki yok mu hayatında biri?” dedi Halit

“Vardı ama onu görmek istemiyorum!”

“Yoksa şu dün kaçtığın insan mı o?”

“Maalesef! Neyse şimdi bunu konuşmak istemiyorum! Çocuklarla çalışmak nasıl biraz anlatır mısın? Gerçi benim sınıflarım biraz daha büyük olacaklar ama yine de korkuyorum onlarla doğru iletişimi kurabilecek miyim?” diyerek konuyu değiştirdi Efsun.

Kafe de biraz daha oturduktan sonra bir emlakçıya gittiler ve yalnız bir öğretmenin yaşaması için uygun bir ev aradıklarını söylediler. Emlakçı da Halit’in arkadaşıydı zaten, burada herkesin birbirini tanıyor olması Efsun’un çok hoşuna gitmişti. Aşağı yukarı yaşayabileceği ev fiyatlarını öğrendikten sonra Efsun geri dönüp Sami bey ile yüz yüze konuşmaya karar verdi yapabilecekleri hakkında, bu yüzden otele dönmeden gidip ona otobüs bileti aldılar ertesi sabah için.

“Geri geleceğini umarım!” dedi Halit otelin önüne geldiklerinde.

“Geleceğim, anneme yeniden gelmek istiyorum!”

Efsun geri döner dönmez hemen yetimhaneye gitti olanları anlatmak için, Aslan bey onu kapıda karşıladı her zaman ki gibi ve “Nişanlın seni buldu mu söyledim ona nerede olduğunu?” dedi mutlu bir ifadeyle.

Adamcağız o kadar iyi bir şey yaptığını düşünüyordu ki, Cenk’i peşine düşürün o olmasına rağmen onu üzmek istemedi.

“Teşekkür ederim” dedi sadece ve içeri girdi.

Sami beyle de o gün öğleden sonra buluştular, okuldaki işi olacak gibi olduğu için zaman kaybetmek istemiyordu Efsun.

“Karar sizin tabi ki Kaya bey evi size bıraktı, başka yerde yaşamak istiyorsanız eşya kısmını yeni eviniz için ayarlarız ancak bana sorarsanız bu evi satmayın, kiraya verin. Gideceğiz yerde ne kadar kalacağınızı henüz bilmiyorsunuz. Eğer orada mutsuz olursanız dönecek bir eviniz olur.”

“Orada ev kiralayayım değil mi? Söylediğiniz bu?”

“Benim önerim. Evin sizin üzerinize geçiş işlemleri henüz tamamlanmadı satışı için de zaman gerekecek. Siz orada bir ev kiralarsanız, ilk aşamada burası kiraya verilmeden ödeyecek paranız zaten olacak. Riske girmemiş olursunuz. Eşyalarınızı oradaki evinize yollarız!”

“Siz harika birisiniz gerçekten!”

Gülümsedi Sami bey. Efsun onun yanından ayrılır ayrılmaz Halit’i arayıp buradaki işlerini hallettiğini söyledi. Okul müdürüne kararını bildirebilirdi. Eğer okul içinde tamamsa gelip hemen ev aramaya başlayacaktı.

Cenk bir kaç gün dolaşmasına rağmen ne Efsun’u tanıyan ne de onu gören birilerine rastlamadı.

“Buhar olmadı ya bu kız!” dedi Mustafa

“Belki sadece annesinin mezarını ziyaret edip dönmüştür. Biz en iyisi geri dönelim!”

“Eve mi?”

“Bu kız beni istemiyor Mustafa! Sence ne yapmalıyım!”

“Belki biraz zaman vermelisin. Yatışsın o da, sonra yeniden şansını denersin!”

“Nasıl bulacağım onu peki o zaman?”

“Şimdi de bulamıyorsun ki zaten, bakarız bir yoluna, haber salar buluruz böyle çat kapı çıkıp oraya buraya koşmayız!”

“Eve mi dönelim diyorsun yani!” dedi Cenk yine isteksizce.

“Dönelim!”

Böylece dönüp eve gittiler ikisi. Gül hanım oğlunun geldiği haberini duyunca sevinmişti. Demek vazgeçmişti kızın peşinde dolaşmaktan. Şimdi işleri yeniden yoluna koyabilirlerdi artık.

Halit, Efsun’dan haberi alır almaz, okula uğradı. Okul müdürü bir kaç güne kadar kesin kararlarını vereceklerini söyledi. Diğer öğretmenlerin de tecrübesiz oluşu Efsun’un şansıydı. Yoksa doğrudan onu eleyeceklerdi ama Halit bundan ona bahsetmedi elbette. Okul müdürünü tanıyan bir arkadaşını arayarak Efsun için güzel şeyler söylemesini rica etti sadece. Birden bire önüne çıkıp göle düşen bu kıza içi ısınmıştı çabucak. Onunla dolaştıkları gün annesi bile anlamıştı yüzündeki ifadeden mutlu bir gün geçirdiğini. Genelde asık suratlı biri değildi zaten ama mutlu olduğunda da yüz ifadesinden hemen belli oluyordu bir şeylere sevindiği. Bu yüzden ilkokul öğretmeni olmuştu. Çocuklar gibi duygularını saklayamadan yaşamayı seviyordu. Onların dürüstlüğü, kocaman kirlenmemiş yürekleri ve açık zihinlerini bilgiyle doldurmak harika bir işti. Efsun’da çocukları ne kadar sevdiğini anlatmıştı ona, öğretmen olmak istemesi onun da hem çocukları sevmesi hem de içinde hep bir çocuk olduğunu hissetmesiydi.

“Kısmetin önüne düşmüş!” dedi ablası hikayesini duyunca, “Geri geleceği kesin mi bari?”

“Umuyorum! Elimden geleni de yapıyorum!” dedi Halit gülümseyerek. Ailenin tek bekarıydı o, en küçük olduğundan ablası ve ağabeyi onunla sürekli ilgilenirlerdi. Büyürken de onların yanlarından hiç ayrılmazdı. Allah’tan onlar da Halit’in onlarla her yere gelmesine izin verirlerdi. Öyle evlensin diye tutturan bir ailesi yoktu neyse ki. Arkadaşlarının aileleri gibi ikide bir kız göstermeye de çalışmıyorlardı. Ablası da ağabeyi de kendi seçtikleri insanlarla evlenmişler ve mutlu olmuşlardı. Yeğenleri de Halit’in çalıştığı okula geliyorlardı ama onların öğretmeni değildi.

(devam edecek)

Yüzü olmayan melek – Bölüm 20” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s