Yüzü olmayan melek – Bölüm 10

Cenk ve Efsun salona girdiklerinde herkes masalardaki yerlerini almış ellerini çırparak onları izliyorlardı. Efsun gülümsedi bu manzarayı görünce. Kendi anne ve babası her kimseler burada değillerdi ama yine de güzel bir kalabalık vardı ona göre. En azından hepsi yakında yakın akrabası olacak insanlar. Çağrılanların aile büyükleri değil de genç kuzenler olması, ortama doğrudan neşe dolu bir hava katıyordu zaten. Otel görevlisi onları hazırlanan masaya doğru yürüttü. Nikah memuru da cüppesini giymiş hemen arkalarından geliyordu. Efsun müstakbel kayınvalidesi ile göz göze geldi bir an için yüzü gülmüyordu o ana kadar ama o an için dudaklarını hafifçe kıvırarak gülümsedi Bir evladını daha yeni toprağa vermişken diğerini dünya evine sokmak farklı bir duygu olmalıydı. Nedense dikkati kendi dışına çıkmış ve etrafına yönelmişti. Belki de heyecan ve korkusunu bastırmaya çalışıyordu bilinci böylece.

Masaya yerleştiler ve tören hızlıca başladı. Nikah memuru diğer törenlerde gördüğü gibi lafı çok uzatmadı. İki kuzen şahit seçilmişti. Hepsine de malum soruları peş peşe sordu. Her cevap ayrı ayrı alkışlandı ve karı koca ilan edildiler. Kuzenler bu sözü bekliyorlarmış gibi yerlerinden fırlayıp, fotoğraf çektirmek için hemen bir sıra oluşturdular. Onların yanına gelen önce öpüp tebrik ediyor, sonra yanında getirdiği ziyneti ikisinden birine takarken fotoğraf çektirip masasına dönüyordu. Bu merasim de yaklaşık kırk beş dakika sürdü.

Efsun alışık olmadığı bu kıyafetin içinde çok rahatsız hissediyordu kendini, öpüşme ve takı merasimi sona erince ikisi birden kendi masalarına döndüler.

“Yemekten sonra üzerimi değiştirebilirim değil mi? Çok rahatsızım böyle!” dedi Cenk’in kulağına eğilip. Burada hafif bir yemek yenildikten sonra gençlerle başka bir yere gidilecekti. Gül hanım müzik istemediği için insan uğultusundan başka melodi yoktu salonda. Oturup sakince müzik dinleyecekleri bir yer ayarlamışlardı. Buradan sonra hepsi oraya gideceklerdi. Kuzenlerin Cenk’e sürpriziydi bu. Cenk bu sabah öğrenmişti. Nikahtan sonra ilk gece için otelde yer ayrıldığı için Gül hanım ve çalışanlar eve döneceklerdi.

“Tamam yukarı çıkar rahat bir şeyler giyersin öyle gideriz! Annem gitmiş olur nasılsa!” dedi Cenk gülerek, “Bütün bunlara katlandın ya daha ne olsun!” dedi sonra sevgiyle. Efsun gülümsedi, işte evlenmişlerdi. Cenk ve Efsun’un giyeceği kıyafetler otele gelirken getirilmişti Gül hanım ve çalışanlarca. Efsun’un bu gece giyeceği gecelik, sabah giyeceği rahat kıyafetleri odalarında bekliyordu onları.

Yetimhaneden gelen mesajı gittikleri yerde söyleyecekti kocasına, nikahtan hemen sonra olmasa da bir kaç günlüğüne gidip gelebilirlerdi herhalde. Efsun için çok ama çok önemliydi bu tanışma. Yetimhane müdürü hayırseverin avukatına bahsetmişti zaten nikah töreninden ve olanlardan.

Yemek servisinin başlamış insan uğultusuna çatal bıçak sesleri karışmıştı artık. Efsun sabahtan beri koşturdukları için sahiden acıkmıştı. Güzelce bitirdi tabağındakileri. Salondakiler yavaş yavaş kalkarlarken ki ayarladıkları yerde buluşacaklardı yeniden, Gül hanımla birlikte onları kapıdan uğurladılar. Sadece bir kaç kuzen ve onlar kaldılar geriye. Gül hanımda çalışanları toparlamış gitmeye hazırlanıyordu zaten. Diğerleri Cenk ve Efsun’u alıp gidecekleri yeri aramasınlar diye. Cenk Efsun’a kaş göz edince hemen yukarı odaya fırladı giyinmek için. Odaya girer girmez rahatsız gelinliği üzerinden attı, banyoya koşup yüzündeki makyajı yıkadı ve iyice temizledi. Çantasından çıkardığı rahat kıyafetlerini giydi. Ertesi gün otelde kahvaltı edecekleri için çok da salaş olmayan spor bir şeyler hazırlamıştı. Kayınvalidesinin hazırladığı geceliğe baktı, utandı biraz, çantasını aldı ve aşağı indi. Etrafa bakındı ama kimseyi görmedi. Bu arada kına yapılan salonun kapıları açılmış, oradakiler de dağılmaya başlamıştı. Otelin önünde iki büyük otobüs onları almak için bekliyordu. Kalabalığın içinden geçerken sonra kuzenlerin dışarıda arabanın yanında sigara içtiklerini fark etti. Sonra Cenk ve annesini gördü lobide, yine aynı yerde oturmuş konuşuyorlardı. Onları görünce o tarafa doğru meyletti. Tam seslenecekken Gül hanımın söylediği sözler üzerine çakıdı olduğu yere.

“Bir şey anlamadığından eminsin değil mi?”

“Eminim anne her şey gerçek gibiydi!”

“Adamın parasını verdin mi?”

“Nikah memurunun mu? Evet verdim!”

“Ağzı sıkı değil mi? Bak siz buldunuz bunu içim hiç rahat değil! Kızın kulağına nikahın sahte olduğu giderse rezillik çıkar!”

“Anne lütfen yeter artık, her dediğini yaptım işte! Ben yengemle nikah kıydım sen de karımla bana karışmayacaksın! Böyle anlaştık!”

“Sen yine de yalnız bırakma karını fazla kuzenlerle de! Boş boğazlık eden olmasın!”

Efsun kıpırdamak istiyor ama yapamıyordu. Önünden, yanından durmadan insanlar geçiyordu, dışarıdaki otobüslere doğru gidiyorlardı hepsi. Bir anda döndü ve onların arasına karışıp otobüslerden birine bindi. O kadar şaşkındı ki düşünmeye çalışsa da yapamıyordu. Tek istediği buradan kaçıp gitmekti şimdi. Yanına oturan orta yaşlı kadın gülümseyerek selam verdi.

“Havaalanına değil mi sizde?”

Başını salladı Efsun. Kınadan sonra şehir dışında kalan misafirlerin çoğu kalmadan geri döneceklerdi. Bu nedenle otobüslerden biri doğrudan havaalanına gidiyordu. Otobüs hızla doldu ve hemen hareket etti, gidenler kalanlara el salladılar pencerelerden.

“Yengemle nikahlandım!” diye tekrar etti içinden Cenk’in sesi.

Ağabeyinin karısı olan yengesiyle. Geldiğinden beri ne yengesini ne de çocuklarını görmediğini o an fark etti. Otobüs otelden uzaklaşıp ana yola çıktığında telefonu çaldı, arayan Cenk’ti. Bir türlü inmediği için onu merak etmiş olmalıydı. Yengesi ile evlenip ona sahte nikah yapan Cenk. Kocası olduğunu sandığı ama kocası hiç olmamış olan adam. Eğer konuşulanları duymamış olsa, o gece utanmadan onun koynuna girecekti bir de, hiç bir şey olmamış gibi evli rolü yapacaktı Efsun’a. Yengesini ne yapacaktı peki? Hepsi birlikte mi yaşayıp gideceklerdi. İçindeki öfke giderek büyüyordu şimdi. Daha yeni yeni idrak ediyordu olanları. Telefonu sürekli çalmaya başlayınca, kapattı tamamen.

Çantasını açıp cüzdanını kontrol etti, hayırseverin ona tahsis ettiği kredi kartı yanındaydı. Biraz da nakit parası vardı. Şimdi uçak bileti alacak ve geri dönecekti. Onunla görüştüğüne olanları anlatınca uçak parasını anlayışla karşılardı herhalde. Evet en azından gidip onu görecek, tanışacaklardı. İner inmez yetimhaneye gidecekti şimdi, geceyi orada geçirebilirdi. Yarında hayırseverle tanışmaya giderdi. Bu hattan kurtulması da gerekiyordu.

“Yengemle nikahlandım!” dedi zihnindeki Cenk’in sesi yine.

“Bunu bana nasıl yaparsın? Nasıl? Beni nasıl kandırdın?” diye mırıldandı hırsla, yanındaki kadın dönmüş merakla ona bakıyordu.

“Özür dilerim!” dedi utanarak, “Rolüm var da ona çalışıyordum!”

Kadının yüz hatları gevşedi “Tiyatrocu musun yoksa?” dedi.

“Amatörüm!” dedi Efsun da gülümsemeye çalışarak. Yol boyunca kadın tiyatrocu olan amcasını anlattı durdu.

Efsun artık bağırarak ağlamak istiyordu ama kadının anlattıklarına odaklanıp kendini kontrol etmeye çalıştı. Bütün eşyaları Cenk’lerin evinde kalmıştı. Sahip olduğu her şey! Otobüsten inip bilet almaya doğru giderken bir an için “Yanlış mı duydum acaba?” dedi içindeki ses, yüreği bir an için parçalanıp yeniden bir araya geldi sanki.

“Yengemle nikahlandım!” dedi Cenk yine zihninden.

Kendini tutamayacağını anlayınca koşarak tuvalete doğru koştu, boş bir tanesine girip kapıyı kilitledi ve yarım saat hıçkırarak ağladı.

(devam edecek)

Yüzü olmayan melek – Bölüm 10’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s