Çalınmış Hayat – Bölüm 16

Polis, Pınar hanımın doktorla notlarını inceledikten sonra Tekin bey ile olmayı hayal ettiği arsayı kontrol etmeye karar verdi. Pınar hanım ölümünden bir süre önce buraya bir kaç adamla gelmiş ve arsaya yapılacak evin planları üzerine konuşmuşlardı. Bu bilgiyi arazileri satan firmanın bekçisi anlatmıştı. Ondan önce de ara ara Pınar hanımın gelip bagajından çıkardığı sandalyesi ve kupasıyla burada oturduğunu da anlatmıştı.

Arazinin etrafı tel ile çevrilmişti. Toprağın bahçe için planlanan bir kısmı çapalanmış küçük bir meyve fidesi dikilmiş görünüyordu. Bekçi Pınar hanımdan başka gelen veya çalışan kimseyi görmediğini söylemişti. Arazinin ilk sahibi olan firmanın Pınar hanımla görüşen yetkilileri ile görüşülürken, toprağın çapalanan kısımlarının da kontrol edilmesine karar verilince, Tekin beyin uzun süre önce öldürülüp, gömülen bedenine ulaşıldı. Fide adamın gömülü olduğu yeri işaretliyordu. Cesedin başının arkasındaki kan izlerinden sert bir cisimle vurulup öldürüldüğü tahmin ediliyordu ama asıl ölüm şekli ve zamanı otopsiden sonra anlaşılacaktı.

Serhat bey emniyetteki arkadaşından aldığı haberin sonrasında bunu nasıl söyleyeceğini bilemez halde Süreyya hanımın evine gitti. Akşam olduğu için Berent’de evdeydi ve yemeğe oturmak üzerelerdi. Süreyya hanım eski dostunun yüzündeki ifadeden iyi haberle gelmediğini hemen anladı.

“Babam mı?” dedi Aslıhan korkarak.

“Evet kızım, onu buldular!”

“Nerede? İyi mi?”

“Bunu ilk söyleyen olmayı hiç istemezdim ama başın sağ olsun!”

Berent dengesini kaybedip düşmek üzere olan Aslıhan’ı son anda yakaladı. Suden’in başına gelenler ve Pınar hanımın ölümünden sonra onunla sık sık sohbet ediyorlardı. Annesi de o da Aslıhan’ın moralini yüksek tutmak için ellerinden geleni yapsalar da, aslında hepsi bu kötü haberin geleceğini artık hissediyordu.

“Neden ? Pınar teyze neden?” diye hıçkırdı Aslıhan.

Berent onu kendine çekip sarıldı, “Çok üzgünüm gerçekten!” diyebildi bir tek. Süreyya hanımın da gözleri dolmuştu. İçinden kızcağızın babasının sağ salim bulunması için her gün dualar etmişti. Ancak olayların gidişatı ve Tekin beyin ortadan kaybolmasının üzerinden geçen bunca zaman sonucun pek istedikleri gibi olmayacağının mesajını veriyordu.

Polisin tahminlerine göre, duygularına karşılık bulamayan Pınar hanım, Tekin bey ile birlikte o arsada yaşama takıntısı yüzünden onu öldürüp oraya gömmüştü. Tekin beyi oraya kadar nasıl götürdüğü henüz bir sırdı. Ancak hâlâ Pınar hanımı öldürenler bulunamadığı için Tekin beyi öldürenin kadın mı yoksa onu öldürenler mi olduğu tam açıklanamıyordu. Yine de eldeki bilgiler adamı Pınar hanımın öldürmüş olması ihtimaline daha yakındı. Pınar hanımı sokak serserileri ve benzeri alakasız birileri de öldürmüş olabilirdi. Bununla ilgili hiç bir iz yoktu. Her iki olayı Ertuğrul beye bağlayacak bir delil de olmadığı için adam kurtulmuştu.

Pınar hanım, Tekin bey ile avukata gittikten sonra yanlarından ayrılmış, sonra gizlenerek sevdiği adamın bürodan çıkmasını beklemişti. Tekin bey görüşmeleri sırasında ona yürüyeceğini söylediği için arabasıyla onu takip etmiş, bir süre sonra sanki yeniden oradan geçiyormuş gibi durarak onu bir yere götürmek istediğini söylemişti. Kendisi için çok önemli olan bu yeri ilk onun görmesini çok istiyordu. Tekin bey Pınar hanımı sevdiği ve güvendiği için bu teklifi reddetmemiş onunla arsaya kadar gelmişti. Bekçi sandığı gibi her şeyi takip edemediği için bu sahneyi kaçırmıştı. Arazi çok büyük ve pek çok arsa vardı. Pınar hanım üzerine hayaller kurduğu bu yerde olan hayallerini adamcağıza anlattıktan sonra, bu hayalleri onunla paylaşmayı çok istediğini itiraf etmişti. Böyle bir duygusal açılma beklemeyen Tekin bey oldukça şaşırmış, sonra dostça bir şekilde ona çok değer verdiğini ancak hiç bir zaman duygusal bir şey hissetmediğini söylemişti.

Bunun üzerine gerilen Pınar hanım, Tekin beyin görüştüğünü sandığı kadından bahsedip, hırçınlaşınca gereksiz bir tartışmaya girmişler, Tekin bey de sinirlenip arabaya doğru yürüyünce yerde duran bir taş parçasını adamın kafasına indirmişti. Ölmeyip dirilirse diye de Suden’i kaçırırken kullandığı spreyi adamın yüzüne iyice sıkmıştı. Bu spreyi arabasında taşımasının tek nedeni kendi güvenliği iken kalkıştığı iki olayda da ona fayda sağlamıştı. Aslında Tekin beyin ki planlı bir cinayet değildi. Büyük bir soğukkanlılıkla bir çukur kazıp adamı içine gömmüş, sonra orası anlaşılmasın diye kan ter içinde toprağı havalandırılmış gibi çapalamıştı. Hâlâ tam olarak ne yaptığının farkında olmadığı için arabasına binip yakındaki seradan bir ağaç satın almış ve adamı gömdüğü yerin üzerine fideyi dikerek, yine oradan aldığı bir bidon suyla sulamıştı.

Sonra ağacın dibine oturup hıçkırarak ağlamaya başlamış ve ne yaptığını ancak anlayınca paniğe kapılmıştı. Tekin beye olan öfkesi onu öldürerek yatışmadığı için hiç değilse onca yılını geri alabilmek için bir plan yapmıştı. Aslıhan’ın yakında mezun olup geri geleceğini biliyordu. Sevdiği adamı öldürmüş olmanın yarattığı travma ve şokla zihni iyice karışmış sonrasında kötülük dolu planını işletmeye koyulmuştu. Artık planladığı gibi Tekin beyle o arsada yaşama şansı olduğundan inşaat firması ile görüşüp arsasını göstermiş ve yaptıracağı evin hazırlıklarına başlamıştı. Aslıhan planlarını bozmasa evi bittikten sonra gelip hemen oturacaktı. Ancak sersem kız babası gibi ona karşı çıktığı için babasından tam alamadığı hırsını onu da yok ederek almaya karar vermiş, bir süre ortadan kaybolduktan sonra gelip ikisini de gömeceği bu evde yaşama planları yapmıştı. Ancak beklemediği bir şekilde Ertuğrul bey onu ortadan kaldırıp kendini korumaya karar verince, hiç kimse olanları ve aklından geçenleri öğrenemeyecekti.

Tekin bey karısı öldükten sonra bir aile mezarlığı satın almıştı. Ondan kalanlar üzerinde otopsi yapıldıktan sonra cenazesi bir törenle oraya defnedildi. Aslıhan uzun süredir çok yıprandığı için babasının cesedi bulunduktan sonra iyice dağılmıştı. Süreyya hanım onu bir psikologla görüştürmeye başlamıştı. Berent her doktora gidişinde ona eşlik ediyordu. Onun için o kadar üzülüyordu ki onun biraz olsun gülümsemesi için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdı. Aslında fark etmeden Aslıhan’ı yüreğine yerleştirdiğini daha yeni anlıyordu. Bunca heyecan ve karmaşanın içinde birbirlerine yakınlaşmışlardı. Süreyya hanım oğlunun hislerini anlamış olsa da her şeyin yolunda gitmediği bir zamanda bu konuyu Berent’in yüzüne vurmanın doğru olmadığını biliyordu. Nasılsa ikisi de anlayacaklardı. Aslıhan çok karışık bir dönemden geçiyordu. Şimdi duygularını tartması doğru anlamlandırması mümkün değildi. O yüzden biraz zamana ihtiyacı olacaktı. Berent’in bu zaman boyunca onun yanından hiç ayrılmayacağı zaten ortadaydı.

Tekin beyin cenazesinden sonra Aslıhan babası ile uzun yıllar yaşadıkları o eve geri dönmek istemediğine karar verdi. Pınar hanımı öldürenler de henüz bulunmadığı için Serhat bey de o eve dönmemesini önermişti. Ev satılığa çıkarılarak Süreyya hanımın oturduğu yere yakın başka bir ev satın alındı. Berent Aslıhan’ın hayata yeniden bağlanması için onunla yeni eve gidip geliyor, gerekenleri almaya birlikte gidiyorlardı. Pınar hanımdan kalan tüm varlığı başka mirasçısı olmadığı için kardeşine kaldı. Kadıncağız kız kardeşinin yaptıklarını ve başına gelenleri duyunca neredeyse kalp krizi geçirecekti. Aslıhan’ı arayıp Pınar hanım adına defalarca özür diledi. Aslıhan onların bir suçu olmadığını zaten biliyordu. Pınar hanımı affedebileceğini ise hiç sanmıyordu. Yine de Süreyya hanım ona kalbinde nefreti taşımanın hayatı boyu yük olacağını söyledi. Zaman henüz erkendi ama bir süre sonra bu nefretten kurtulması ve hayata kaldığı yerden umutlarla devam etmesi gerekiyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s