Çalınmış Hayat – Bölüm 10

Bu arada Feriha hanımın gideceği gün de yaklaşmaya başlamıştı. Aile Aslıhan’ın işlerine daldığı için henüz Süreyya hanımın yanında kalacak kimse bulunamamıştı. Söz konusu olan doğum olduğu için de Feriha hanım gidiş tarihini erteleyemiyordu.

Aslıhan kendi başına gelenlerden sonra zaten kimseye güvenilmeyeceğine kanaat getirmişti. Ona bu kadar yardım eden yaşlı kadının evine de Feriha hanım gibi güvenilir birinin gelmesi gerektiğini düşünüyordu. Süreyya hanıma Feriha hanım gitse bile, yeni birini bulana kadar onunla kalacağına söz verdi. Ona yaptıkları bunca iyilikten sonra bunu yapmak onun borcuydu zaten. Bu yüzden evde olduğu zamanlarda Feriha hanımdan yemek işlerini biraz öğrenmeye başladı. Bundan sonraki yaşamında evde yine yardımcılar çalışacak olsa bile her şeyi bilmesi gerektiğine karar vermişti. İnsanın başına ne zaman, ne geleceği belli olmuyordu işte.

“Her şeyi öğren ama yapma!” derdi annem diye anlattı Süreyya hanım. Onların zamanında kızların evlenmeden önce tüm ev ve el işlerini öğrenmeleri çok makbul bir durumdu. O zamanlar kadınların çoğu çalışmadıkları için yegane görevleri ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamaktı.

“Annem modern düşünen bir kadındı. Ev işleri için hizmetçi işi derdi. Tabi bunu kötü bir niyetle demezdi ama yapmayı da pek sevmezdi açıkçası. Evlendiğinde her işi bilerek evlenmişti. Bu yüzden de evde her iş yıllarca onun görevli olmuştu. Bana hep koluna altın bileziğini tak, hizmetçi işi nasılsa öğrenilir derdi!”

“Siz çalıştınız mı Süreyya teyze!”

“Çalıştım evet, annemin zoruyla iki yıllık bir üniversite okuduktan sonra bir devlet dairesinde işe başladım. O zamanlar iş bulmak şimdiki gibi zor değildi tabi. Rahmetli eşimle de iş yerimde tanıştım. Ancak o annem gibi modern görüşlü sayılmazdı. Çalışmamı istemedi. Annemin tüm itirazlarına rağmen ben kocamı dinledim işi bıraktım. Ancak yıllar sonra anladım ne kadar haklı olduğunu ama iş işten geçmişti tabi.”

“Annem olmadığı için belki babam hep eğitimime ve sosyal hayatıma önem verdi benim” dedi Aslıhan mahcup bir sesle, “Ev işlerini öğrenmem hiç gerekmedi, her işi evdeki yardımcılar ve Pınar teyze hallettiler.”

“Yurt dışında ne yaptın peki tek başına!”

“Hiç bir şey!” diye güldü Aslıhan, “Yurtta kalıyordum, temizlik ve yemek hizmeti zaten orada vardı. Çamaşırlarımızı yıkamak için alıyorlar, ütüleyip geri getiriyorlardı. Yurt ücretimiz de ona göreydi tabi!”

“Babanın maddi gücü olmasa bunların hiç birini yapamazdın ama !”

“Tabi ki, babam benden hiç bir şeyi esirgemedi doğrusu! Onu o kadar çok özledim ki, bir bulsam bir daha asla bırakıp gitmeyeceğim!”

“Canım kızım inşallah bulunacak baban!” dedi Süreyya teyze sevgiyle.

Bu arada Serhat beyden yeni haberler gelmeye devam ediyordu. Tekin bey en son Pınar hanımla arabaya binerken evlerinin yakınındaki bir sokak kamerasına yakalanmıştı. Bu henüz bir şeyi ispatlamıyordu elbette ikisi iş ortağı oldukları için bunun olması normal olabilirdi. Pınar hanım onun kaybolduğu gün görüştüklerini zaten şirket çalışanları da söylemişti. Birlikte önce avukata uğramışlar sonra Pınar hanım onu avukatlık bürosunda bırakarak yanlarından ayrılmıştı. Şirketin avukatı Pınar hanımın anlattıklarını doğruluyordu. Tekin bey, Pınar hanımın gidişinden sonra bir on dakika daha kaldıktan sonra tek başına ayrılmıştı. Oraya kadar Pınar hanımın arabası ile geldiğinden sonrasında nereye gittiğini henüz bulamamışlardı. Cadde kameralarında cadde boyunca yürüdüğü görülüyordu.

“Babam yürümeyi severdi!” dedi Aslıhan, hava almak istemiştir ya da yakınlarda uğrayacağı başka bir yer varsa yürümeyi tercih etmiştir.

Bir kaç gün sonra Tuna Aslıhan’ın evi için gerekli donanımı hazırladığını haber verince, Berent yeniden gelip Aslıhan’ı almış ve birlikte eve gitmişlerdi. Pınar hanım günlerdir geceleri gelip evin etrafında dolanarak bir yere varamayınca, son iki gündür gündüzleri de evi gözetlemeye başlamıştı. İki adamın olduğu arabadan inip demir kapının şifresini giren Aslıhan’ı görünce, öfkesi yeniden depreşti. Demek kız iyiydi. Yanındakilere bakılırsa kendini kollayacak birilerini de çoktan bulmuştu. Bu beceriksiz kızın şansının bu kadar iyi gitmesi Pınar hanımı iyice sinirlendiriyordu. Onlar çıkana kadar saklandığı yerde bekledi ve Aslıhan’da onlarla evden ayrılınca hemen bir taksiye binip onları Süreyya hanımın evine kadar takip etti.

“İşte saklandığın deliği buldum!” diye mırıldandı, Aslıhan kapıdan içeri Berent ile girerken. Demek günlerdir boşuna eve dönmesini bekleyip durmuştu. Bu insanları nereden bulduğundan emin değildi ama eninde sonunda onu yeniden ele geçirecek bir fırsatı yakalayacaktı.

Bu arada Ertuğrul beyin tuttuğu adamlar Pınar hanımın izini henüz bulamamıştı. Bu da Ertuğrul beyi strese sokuyordu. Onun da emniyette tanıdıkları olduğundan soruşturma ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyordu. Neyse ki polis de henüz Pınar hanımı bulamamıştı.

Tuna’nın evde yapacağı her şey sona erdiğinde Feriha hanımın da gideceği gün iyice yaklaşmıştı. Bu arada Aslıhan ev çalışanlarına Pınar hanımın şirketteki rehberinden numaralarını sordurarak yeniden ulaşmış ve henüz bir iş bulamayan üç tanesine yeniden işe dönmelerini teklif etmişti. Uzun süredir baba kızın yanında çalışan bu insanlar Aslıhan’ın geri gelip evi yeniden yaşanır hale getireceğine çok sevinerek teklifi kabul etmişlerdi.

“Süreyya teyze bak sana ne diyeceğim, ben kocaman evde tek başıma olacağım, senin de eve geçersem aklın bende kalacak ve burada yanında kimse olmadan kalacaksın. Zaten seni yalnız bırakmayacağıma söz verdim. Çalışanlar da geri geldiğine göre neden sen gelip benimle kalmıyorsun. Bahçemiz de çok güzel, hiç sıkılmazsın?”

Süreyya hanım hiç beklemediği bu teklife önce şaşırdı, sonra da sevindi.

“Neden olmasın, bana da bir değişiklik olur!” dedi neşeyle.

Berent annesinin kolay kolay kimsenin evinde kalmayacağını bildiği için bu teklifi nasıl kabul ettiğine akıl erdiremedi. Bir taraftan da ne kadar güvenlik sistemini artırmış olsalar da, hayatında riskler olan biriyle aynı evde kalmasının ne kadar uygun olacağından emin olamıyordu. Ancak Feriha hanım gittikten sonra yanında kalacak kimse olmaması ve Aslıhan’ın annesi ile kalsa bile henüz yeterli ev becerisi olmaması nedeniyle fazla itiraz edemedi.

Aslıhan onun tavırlarından huzursuz olduğunu anlayınca, “İsterseniz siz de gelebilirsiniz!” deyiverdi, “Evde yeterince odamız var!”

Süreyya hanım da oğlu yanlarında olursa kendilerini daha güvende hissedeceklerini söyleyince Berent dirense de kabul etmek zorunda kaldı. Sadece geçici bir süreliğine kalacaktı ve böylece ikisinin de güvende olduğundan emin olacaktı.

Elbette bu durum Suden ile aralarında yeni bir tartışma konusuna dönüştü. Kız gelip Berent’in evinde sıklıkla kalırken orada kaldığı süre boyunca bu olamaycaktı.

“Sizi anlamıyorum, ana-oğul bu kızın büyüsüne kapılıp gittiniz, nereye çekse oraya gidiyorsunuz!” diyerek verdiği ilk tepki sonunda büyük bir kavgaya dönüşünce, Berent diğer tüm sebeplerin yanında sırf Suden’e inat olsun diye de Aslıhan’ın evine gitmesi gerektiğine karar verdi.

Aslında Suden’in haklı olduğunu düşünüyordu o da, nasıl olup da bu noktaya geldiklerine kendisi de akıl erdirememişti. Annesi ile bile yaşamazken, şimdi ikisi birlikte daha dün tanıdıkları bir kızın evinde yaşayacaklardı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s