Çiftlik – Bölüm 24

Vedat Melih’i sıkı sıkı tutuyordu, Gamze’yi onun kaçırdığına inanamıyordu. Kırk yıl düşünse bile aklına gelecek bir şey değildi bu. Evde olan bitenle hiç ilgisi olmadığını sanan arkadaşının aklına böyle bir şey yapmayı kim sokmuş olabilirdi?

“Onu burada öldürecektim aslında!” dedi Melih ağlayarak, “Yapamadım, yapamayınca işler sarpa sardı!”

“Sen katil değilsin Melih!” dedi Vedat üzüntü ve öfkeyle, o sırada Gamze yavaş yavaş ayılmaya başlamıştı, gözlerini açıp Vedat’ı Melih’in üzerine görünce önce algılayamadı.

“Seni çözeceğim!” dedi Vedat ona, sonra kemerini çıkarıp Melih’in ellerini arkasından iyice sıkıştırdı, sonra yüz üstü yatarken bacaklarını dizlerinden kırıp, kemeri ayak bileklerinden de dolaştırıp sıktı. Melih şimdi yerde elleri ayakları birbirine bağlı bir şekilde yatıyordu. Sonra hemen doğrulup Gamze’nin ellerini ve ayaklarını çözdü. Kızcağızın bilekleri morarmıştı sımsıkı bantlı kalmaktan. Gamze’nin doğrulacak gücü bile yoktu. Hemen telefonunu çıkarıp polisi aradı ve durumu anlattı, sonra annesini arayıp, olanları bir kez daha anlattı ve Serap’ı aramasını söyledi. Diğerlerine nasıl ulaşacağını bilmiyordu.

Nurhayat hanım duyduklarını algılayamadığını sandı önce, Vedat’ın da bu işin içinde olduğunu düşünüp bağırmaya başladı.

“Anne, duymuyor musun Melih yapmış diyorum! Onları buldum Serap’ı ara haber ver buraya gelsinler!”

Melih delirmiş gibi gülmeye başladı bir anda, Vedat telefonu kapattı, görüşmedikleri dönem boyunca onun nasıl bu hale geldiğini anlayamıyordu.

Koşup içeriden biraz su getirdi ve Gamze’ye içirmeye çalıştı. Kızın dudakları kupkuru olmuştu.

“Polisi de, evi de aradım merak etme! Kurtuldun artık!” dedi onu incitmeden tutmaya çalışarak.

“Melih!” dedi Gamze inleyerek.

“Onu bağladım. Şimdi sadece bekleyeceğiz! Yapamıyorsan konuşma!” dedi fısıldayarak.

Gamze henüz neler olduğunu anlamış değildi. Vedat’ın Melih’e yardım ettiğini sanıyordu. Mecali olmadığı ve günlerdir mama ve pis su içmekten midesi mahvolduğu için kendini bıraktı yeniden ve bir karanlığa gömüldü.

Serap, Nurhayat hanımın telefonun ardından çığlıklar atarak bahçeye fırlayınca herkes korkuyla bahçeye fırladı.

“Gamze yaşıyor! Vedat onu bulmuş!”

“Vedat mı?” dedi Ahmet bey şaşkınlıkla, “Vedat kaçırmış diyecektin herhalde!”

“Hayır bana hemen gitmemiz gerek Suat bey ile konuş, Gamze onun Dikbaş mevkiindeki evindeymiş!”

“Oraya nasıl gitmiş? Yani Suat bey mi?” dedi Ahmet bey heyecanlanmıştı ve anlamaya çalışıyordu. Serap’ta çok heyecanlandığı için doğru dürüst anlatamıyordu.

“Orayı biliyorum!” diye araya girdi Muzaffer bey, “Siz gidin, ben Suat beyi getiririm!”

“Baba Melih yapmış!” dedi Serap ve herkes sus pus oldu bir anda.

“Haydi gidelim!” dedi Ahmet bey, “Polisi aramalıyız!”

“Vedat aramış haydi!” dedi Serap ve ikisi kamyonete bindiler, Muzaffer bey de koşarak içeri girdi.

Suat bey ve Merve hanımın gözleri kocaman oldu kaçıranın Melih olduğunu duyunca.

“O yapmış olamaz o Vedat serserisi oğluma iftira atıyor olmalı!” diye inledi Merve hanım. Asıl üzüldüğü kızın sağ salim bulunmuş olması olduğunu henüz kendine bile itiraf edemiyordu.

Suat bey de sevinç göstermedi, tuhaf bir yüz ifadesi ile kalktı yerinden ve Muzaffer bey ile araca binip, Ahmet beylerin önüne geçtiler. Ahmet bey ancak evden çıkınca bahsedilen evin nerede olduğunu bilmediğini fark etmişti. Muzaffer beyin kullandığı aracın evden çıktığını görünce bekledi ve o geçince arkasına takıldı.

“Derdi ne bu çocuğun?” deyip duruyordu Suat bey arabada. Muzaffer beyin fikri vardı ama susmayı tercih etti her zaman ki gibi. Adam kızın bulunduğuna bile sevinmemişti. Bu insanlara nasıl hizmet ettiğini iyiden iyiye sorguluyordu artık.

Polisin gelmesi neredeyse kırk dakikayı bulmuştu, Vedat’ın anlattıklarından sonra bir de ambulans gelmişti polisin hemen ardından. Gamze’yi dikkatle ambulansa aldılar. Vedat olan biteni yeniden anlattıktan sonra da Melih’i çözüp arabaya alırlarken Muzaffer beyin arabası park etti, ardından da Ahmet beyin kamyoneti.

Serap panikle çıkıp eve koşmaya başladı. Gamze ambulansla hastaneye götürülmüştü, Vedat’ta yanında gitmişti.

“O çocuğun gerçek suçlu olmadığını nereden biliyorsunuz?” dedi Suat bey hışımla.

“Eğer öyleyse bile onu bulabiliriz merak etmeyin!” dedi polis memuru, Gamze yarın baygın da olsa onu kaçıranın Melih olduğunu doğrulamıştı, Melih de zaten her şeyi itiraf etmişti. Dolayısıyla Suat beyin suçlamaları şimdilik yersizdi.

Gamze’nin hangi hastaneye gittiğini öğrendikten sonra Serap ve Ahmet bey yeniden kamyonete binip hastaneye hareket ettiler. Suat bey bir süre polis aracına binmiş oğluna bağırıp çağırdıktan sonra avukatlarından birini aradı ve sonra polis aracını takip ettiler.

Merve hanım kocasının suçlunun oğlu olduğunu doğrulamasının ardından tuhaf bir hafifleme hissetmişti. Artık zanlı değillerdi ve kocasının metresi olduğu ortaya çıkmıştı. Şans ondan yana gibi görünüyordu. Nasılsa tanıdıkları sayesinde Melih’i kurtarırdı babası. Oğlunu sevmiyor olsa da isimlerine böyle bir leke gelmesini kabul edemezdi. Belki Gamze’yi ikna eder şikayetçi olmasını bile engellerdi.

“Bu eve hiç gelmemeliydik!” dedi Ahmet bey yolda öfkeyle, “Bunca zaman hep Gamze’nin başına bir iş getireceklerinden korktum ve sonunda oldu!”

“Bu senin seçimin değildi biliyorsun!” dedi Serap, “Bak o yaşıyor, artık buna odaklanmalıyız. Melih’de yakalandı, muhtemelen hapse girecek!”

“Hapse girmesi gereken kişi annesi ve babası! Ben bunlar gibi insanlar görmedim!”

“Gidip Gamze’yi bulalım bunların hepsini sakince konuşuruz!” dedi Serap sevincinden ağlıyordu.

Ahmet bey, sevgiyle baktı kızına, “Biliyor musun aynı annen gibisin kızım! Sana sahip olduğum için çok şanslıyım inan bana!”

Serap daha çok ağlamaya başladı. İkisinin de sinirleri boşalmıştı artık.

Gamze’nin vücudunda ciddi bir enfeksiyon başlamıştı. Melih’in ona içirdiği pis sular kızın enfeksiyon kapmasına neden olmuştu. Ateşi oldukça yüksekti. Mama ile beslenmekten direnci sıfırlanmış, ayrıca hijyen eksikliği nedeniyle vücudunun belirli yerlerinde ciddi deri deformasyonları oluşmuştu.

Ona içinde antibiyotik olan bir serum bağlamışlardı. İlacın etkisi geçmiş olsa da dermansız olduğu için yine de yarı baygındı. Tüm bunlar sağlandıktan sonra bekleyen polis içeri girmiş onun tam ifadesini alıyordu. Ahmet beyler hastaneye vardıklarından polis içeride olduğundan beklemek zorunda kaldılar.

Gamze kaçırıldığı gün okuldan çıkınca önünde duran arabayı kullananın Melih olduğunu görünce şaşırmıştı. Melih ona babasının fenalaştığını ve hastaneye götürüldüğünü, Ahmet beyin de babasıyla gittiği için onu gelip alma görevinin kendisine verildiğini söylemişti. Gamze’nin aklına bu tuhaf yalanı sorgulamak hiç gelmemişti. Araba Suat beyin arabasına benziyordu, kullanan da Melih olduğu için sorgulamadan bindi. Amcasını çok seviyor olmasa da yine de endişelenmişti. Arabaya bindikten sonra tam sorular sormaya başladığı sırada Melih elindeki bir bezi onun ağzına kapadıktan sonrasını hatırlamıyordu. Gözlerini açtığında bir evdeydi. Uzun süre gözlerini açık tutma fırsatı olmamıştı ama Melih’in ona su verip, bir şeyler yedirdiğini anlattı. Zaten zavallının tüm hatırladığı bundan ibaretti.

(devam edecek)

Çiftlik – Bölüm 24’ için 2 yanıt

leylakagaci için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s