Kız doğdum – Bölüm 19

Haydar, Yaren’in söylediklerini duyunca şaşırmış ama ona bir şey söylemek istememişti. Hastaneye gittikleri o ilk gün bir şeyler olduğunu anlamış ama ne ağabeyi, ne de diğerleri ona bir şey söylememişti. Yoksa Zeliha ona bir söz hakkı bile vermeden sözleneceğim diye haber yollayacak kız değildi biliyordu. Ailesi ne kadar baskı yapsa da bir yolunu bulur Haydar ile konuşurdu. Zaten Miyase hanımın hastanede olduğunu bildiğine göre mutlaka Haydar’ın ailesinden birinin onunla konuşmuştu. Mesut’un asık suratla “Reklamdı!” deyişi geldi aklına telefondaki bilinmeyen numarayı gördüğünde. Keşke babasını dinlemeyip hastaneden kaçmayı başarsa da Fatma’yı kapısına göndermek yerine kendi gidip konuşsaydı diye çok pişman olmuştu sonradan. Yapamamıştı işte insan kızsa da annesi söz konusu olduğunda eli ayağı boşalıyordu. Ona bir şey olacak korkusu durdurmuştu onu. Babası tehditlerinden korkup durduğunu sanmıştı ama o annesine bir şey olmasından korktuğu için gidememişti hastaneden. Anlamıştı bir şeyler olduğunu zaten, sıkıntıları atlatıp kuru temizlemeye geri döndüğünde ağabeyinin tepeden bakan tavırlarından, “O kız sana göre değildi zaten!” diyerek sürekli vurgu yapmasından anlamıştı. Mesut onu teselli etmiyor, kardeşinin dağıldığını gördükçe kendi vicdanını rahatlatmaya çalışıyordu muhtemelen. Ailesi de olsa bir soğukluk girmişti içine bir defa. Zeliha’nın gidişinden sonra bunalıma girince kimse üzerine gidememişti bir daha. Miyase hanım oğlunu evlendirmek istediği o kız için de zorlayamamıştı Haydar’ı, ben dükkandan ayrılacağım dediğinde de babası sessiz kalmıştı. Onlar da üzülmüşlerdi Haydar’ı getirdikleri bu hale, beklemiyorlardı oğullarının bu kadar seviyor olmasını belli ki. Yine bu gün olsa yine karşı çıkarlardı Zeliha ile evlenmesine, hem üzülüyorlar, hem de düşündüklerini değiştirmiyorlardı bir yandan. Kendi doğruları herkes için doğru olduğu konusunda diretiyorlardı. Çoğunlukla haklı olurdu anne babalar ama işte bazı durumlar bu çoğunlukla sınıfına dahil değildi.

Yaren yufkacıya ilk girdiğinde ki çekingenliği atmıştı üzerinden, Haydar’ın “Ona kendimi affettirmek için ne gerekiyorsa yaparım” sözlerinden sonra, ne gerektiğini kendisinin de bilmediğini fark etti. Sözün burasında içeri giren müşteri çıktıktan sonra, “Ben annenin ailemle konuştuğunu bilmiyordum. Annem hastaneye yatınca, beni suçladılar, hastaneden ayrılıp, annene bir açıklama yapmaya gitmeme bile izin vermediler. Ha, diyeceksin ki koca adam çocuk gibi pıstın kaldın mı? Pıstım be kızım! Anneme bir şey olur, sebebi olurum diye pıstım!”

“Annem de böyle bir şey olmasına izin vermezdi zaten!” dedi Yaren, etkilenmişti Haydar’ın içtenliğinden.

“Vermezdi, biliyorum! Yine de böyle kırılarak gitmesini istemezdim. Konuşurduk, kaçardık, bilmiyorum! Böyle olmazdı o zaman!”

“İkinizin de suçu değilmiş bu ayrılık Haydar amca! Belki o zaman yapmadığınız konuşmayı yapmanızın vakti gelmiştir!”

Haydar yine hüzünle baktı Yaren’in yüzüne, “Annen seni de kendi gibi güzel yürekli yetiştirmiş, evlensek bizim de senin gibi bir kızımız olurdu belki!”

“Eğer annemle konuşmak isterseniz ben sizin için bir zaman ayarlayacağım. Anneme buluşun desem kabul etmez ama onu bir yere getiririm. İkinizi bırakırım konuşasınız diye! Olur mu öyle!”

“Annenle aran bozulursa ya?” dedi Haydar endişeyle.

“Bozulmaz! Ben ayarlayınca size haber veririm, şimdi gideyim!”

“Yufkayı almayacak mısın?” dedi Haydar hazırladığı paketi ona uzatarak.

Hem heyecanlanıp, hem sevinip, hem de güzel gittiği için şaşkınlaşan Yaren “Ah unutuyordum teşekkürler, ne kadar vereceğim?”

“Afiyetle yersiniz, sen bana umudu geri verdin, daha ne vereceksin güzel kızım!” dedi Haydar.

Gülümsedi Yaren, annesinin bu adama neden aşık olduğunu anlıyordu ona bakınca. Onun da içi ısınmıştı şimdiden. Torbayı alıp, heyecanla çıktı dükkandan, paketin üzerinde semtine, dükkan adına dair bir şey yazıyor mu diye kontrol etti, yoktu. Şimdi annesini bu güzel adamla buluşturmak için bir plan yapması gerekiyordu sadece.

Annesi gelmeden eve dönüp, Haydar’ın yufkası ile güzel bir börek yaptı. Zeliha içeri girip mis gibi börek kokusunu duyunca şaşırdı akşam.

“Hayırdır canın mı çekti?” dedi gülümseyerek.

“Canım çekti ya, bu akşam yemek yerine şöyle karşılıklı böreklerle çaylarımızı yudumlayalım istedim.”

“İyi etmişsin, havalar da güzelleşti artık hafif yemek istiyor insan!”

“Evet değil mi bir gün de, sepet hazırlayıp piknik mi yapsak ne dersin anneciğim?”

“Piknik mi? Hayatımda hiç piknik yapmış mı annen sor bir?” dedi Zeliha gülerek.

“İyi ya işte ilk pikniğimize gideriz olmaz mı? Çok güzel parklar, bahçeler var. Ben görüyorum insanlar çaylarını, böreklerini alıp çimenlere oturuyorlar öylece.”

“Ben de görüyorum görmesine de, Allah var bir kez de biz gidelim diye geçmedi hiç aklımdan! Gidelim tabi ne güzel olur!”

“Tamamdır o zaman pazar günü gidelim!”

“E pazar herkes evde çok kalabalık olmaz mı, sakin bir zamanda giderdik!”

Yaren, Haydar’ın pazar dükkan açmayacağını düşünerek öyle söyleyivermişti, aslında sormamıştı bile ne zaman gelebileceğini ama bunca yıl sonra bu fırsatı ele geçirince dünya yıkılsa gelirdi herhalde bu kez.

“Yok pazar iyi şimdilik, bakarız duruma göre değiştiririz sonra olmaz mı?”

“E iyi madem!” dedi Zeliha, Haydar’ın yufkası olduğunu bilmediği böreklerden birini kızım yapmış diye keyifle ısırdı.

Yaren’in cep telefonu olmadığı için ertesi günü çıkıp ankesörlü bir telefon buldu ve aradı Haydar’ın kartındaki numarayı.

“Anneme pazar pikniğe gidelim dedim ama size uygun mu?” dedi pat diye.

Haydar kısa bir tereddütten sonra tanıdı onu hemen, “Yaren sensin değil mi? Uygun bana dükkanı bırakacak elemanım da var, gün sorun değil kızım!”

“Ya kusura bakmayın heyecandan hemen konuya girdim, Yaren evet ben. Tamam pazar günü şu caminin yukarısındaki büyük park var ya, adını bilmiyorum. Size yakın olan, orada saat dört gibi olsun mu?”

“Uzak kalmasın annen yürümesin o yolu!”

Güldü Yaren, “Bu defalık böyle olsun da sonra siz yer öğrenir gezersiniz beraber!”

Haydar kızardı bir çocuk gibi, “Tamam, arabam var benim, dönüşte bırakırım eve sizi, evi de öğrenirim”

“Tamam. Pazar dörtte o zaman”

“Bulurum ben sizi, tamam. Allah senden razı olsun Yaren!”

“Hepimizden, görüşürüz!” diyerek kapattı telefonu Yaren.

“Tıpkı filmlerdeki gibi olacak!” diye yazdı Doğukan ağabeyine, aslında Haydar’ı gördükleri ilk günden beri bir ona anlatmıştı her şeyi. Annesi duysa kızardı belki ama yine de hata yapmamak için güvendiği birine danışmak istemişti. Üç ağabeyi de ayrı iyilerdi ama Doğukan ağabeyi farklıydı Yaren için, kız kardeşine de çok düşkündü Doğukan. Gelirken eğer işi olmazsa onu da getirip ikisini tanıştırmak istiyordu. Duygu’da Yaren’i merak ediyor ve tanışmak istiyordu.

“Ben bile heyecanlandım. Bakarsın geldiğimizde bir de düğüne katılırız!” diye yanıtladı Doğukan Yaren’in elektronik postasını.

“Olur mu olur!” diye geçirdi Yaren içinden, bu pazar bakalım annesi neler hissedecek, neler konuşacaklardı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s