Kız doğdum – Bölüm 12

Zeliha, Yaren’in elinden tutup da yakındaki okula doğru götürürken çok heyecanlıydı. Bir tanesi, can parçasını okula kayıt ettireceklerdi. Hayriye teyze de söylüyordu hep. Çok akıllı kızdı Yaren, televizyondan bir sürü şey öğrenmişti. Okul sistemi yayınlarını açıp izliyordu. Çat pat okuyordu bile. Gördüğü şeyi asla unutmuyordu. Hafızası çok güçlü çocuk olmuştu Zeliha onunla gurur duyuyordu daha şimdiden. İnanıyordu ki kızına kendisine verilmeyen imkanları sağladığında o çok büyük işler başaracak, şehirde büyüyen diğer kızlar gibi olacaktı. O zaman geldiğinde Hayriye teyze ile ikisi oturup mutluluk gözyaşları dökecekler, kayalıklarda karşılaştıkları, Yaren’in güvercinlere güldüğü o günü hatırlayacaklardı.

“Kızın kimliği yoksa okula kayıt yapamayız!” dedi görevli müdür yardımcısı sıra onlara geldiğinde.

“Benim var!” dedi Zeliha çaresizce bu da benim kızım.

“Tamam da çocuğunki de lazım!”

“Siz şimdi kayıt etseniz ben de sonra kimlik çıkartırsam olmaz mı?”

“Olmaz hanımefendi, artık bilgisayar sistemleri var, eskisi gibi defter değil ki ben seni yazayım, sen de sonra işini gör gel!”

Heyecanla gittikleri okuldan yüzleri asılmış geri dönünce Hayriye hanım telaşlandı.

“E kızım bizim akılsızlığımız” dedi gülerek, “Vallahi benim de hiç aklıma gelmedi! Bu çocuk doğunca nüfusa işlenmemiş ki!”

“Nerede işletiliyor Hayriye teyze ben yarın gidip halledeyim! Kayıtlar dolarsa alamayız dedi görevli!”

“Dur hele sen ben bir arkadaşın gelini var nüfusta çalışıyor o, sorayım ne diyecek!” dedi Hayriye teyze, çocuğun nüfusu babasına da kayıtlı olmayınca bu iler nasıl yapılıyordu o da bilmiyordu.

Yaren’e kimlik çıkarmak için evlilik dışı doğmuş sayıldığı için annesinin nüfusuna kayıt edilmesi gerekiyordu. Böylece annesinin soyadını alacaktı. Annesinin kimliği ile doğum belgesi yeterli demişti Hayriye teyzenin tanıdığı. Çocuk zaten evde doğduğu için doğum belgesi de yoktu, Zeliha’nın kimliği ile gitmeleri yeterli olacaktı. Zeliha ertesi gün gideceği eve gidip, çıkınca nefes nefese mesai bitmeden yetişmeye çalışarak nüfus dairesine gitti. Bir saatte bütün işlemler hâl oldu. Pembe fotoğrafsız üzerine Yaren yazan kimlikle nüfus dairesinin kapısından çıkarken içi sevgi oldu. Minik kızının da artık bir kimliği vardı. Ertesi gün sabah yeniden Yaren’le gidip kayıt yaptıracaklardı.

Neyse ki ertesi gün kayıt için bir sorun çıkmadı ama okula yardım için biraz ödeme alıyorlardı. Onu da bilemden gittiği için yanında yeterli para olmayan Zeliha, ertesi gün de gidip bağışını yapınca kayıt işi tamamlanmış oldu. Hafta sonu Hayriye teyze ile çarşıya çıkıp, Yaren’in okul çantasını, formasını ve ayakkabılarını aldılar. Defter kitap alımı okul açıldıktan sonra yapılacak, öğretmen ilk günden ne lazımsa haber verecekti. Neyse ki civardaki veliler uğraşmak istemedikleri için serbest kıyafet istemediklerinden çocuklar okulun formasını giyiyorlardı. Eve gelir gelmez yaren polo yakalı okul tişörtü ile kareli ceketini giyip evin içinde dolanmaya başladı.

“Kızım okula gitmeden kirlenecek çıkar!” dediyse de annesini dinlemeden kendi kendisine öğretmencilik oynuyordu. Neyse ki sonunda Hayriye teyze “Sen öğretmen ol, ben de öğrenci olayım!” deyince formasını çıkarıp, annesinin çiçekli elbisesini üzerine geçirip geldi.

Okulu sadece televizyondaki eğitim kanallarında gördüğü için konuşurken parmak kaldırıldığı gibi sınıf kurallarını Hayriye teyzeden dinledi.

“Gerisini okula gidince öğretmenin öğretir! Allah sana zihin açıklığı versin inşallah, yolun açık olsun güzel kızım!” diyerek ona okul harçlığı verdi. Zaten malzemelerini de annesine aldırmamış hepsinin parasını o ödemişti.

İyiden iyiye aile olmuşlardı üçü, herkes onları öyle sanıyordu zaten, Zeliha, Hayriye teyzenin hiç büyüyemeyen kızı, Yaren’de torunu olmuştu.

Hayriye teyze onlar evine geldikten sonra yeniden hayata bağlanmış, sağlığında bile düzelmeler olmuştu. Yine de yaşlılık artık dizlerini ve bedenini zorluyordu.

Yaren’in okuldaki ilk haftası boyunca ikisi de her akşam, öğretmenin sınıfta söylediği her şeyi tek tek öğrendiler. İkinci hafta arkadaşlarının adları, onların neler söyledikleri, kimin daha yaramaz olduğu, ertesi hafta benzer hikayeler ve teneffüste oynayıp öğrenilen oyunlar konuşuldu. Zeliha kızının anlattığı her şeyi hayran hayran dinliyordu. Öğretmeni Yaren’den çok memnundu, kendi hızlıca öğrenmekle kalmıyor bir de arkadaşlarının anlamasına yardım ediyordu. Okulun ilk toplantısından sonra Zeliha göğsü kabararak döndü eve. Hayriye hanım da çok duygulanıyordu, annesi ile kendisi bunca acı çektikten sonra o da Yaren’in en iyi şartlarda yetişmesi ve güzel bir hayatı olmasını istiyordu. Birinci sınıfın sonunda sınıfın en başarılı öğrencisiydi Yaren. Zeliha çevredeki evlere temizliğe devam ediyordu. Yaren artık büyüdüğü için o yaz otobüsle gideceği evlerden de iş almaya başladı. Üniversiteyi o yıl kazanmış dört öğrencinin annesi telefonunu daha önce evinde çalıştığı bir başkasından almıştı. Çocuklar evlerinden ilk kez ayrılıyorlardı. Dördü de bilgisayar okumaya gelmişlerdi. Ana kucağından ayrılıp gurbete ilk çıktıklarından anneleri beceremeyecekleri konusunda endişelilerdi. Haftada iki gün gelip birinde temizlik, ütü, çamaşır, birinde de yemek yapmasını istiyorlardı. Zeliha dört çocuğun annelerini dinleyince içi acıdı iş hemen kabul etti. Zaten yaz geldi mi memleketine gidip aylarca evini kapatanlar yüzünden epeyce iş eksiği oluyordu. Anneler önden gelip evi tutmuş ve yerleştirmişlerdi. Okulların açılmasına bir hafta kala da çocuklarıyla yeniden geleceklerdi. Zeliha ilk ev boşken gitti bir kez. Evde olanları Hayriye teyzeye anlattığından Yaren duymuş o da annesiyle gelmek için ısrar etmişti. Bilgisayar okuyacak üniversiteli ağabeylerini duyunca heyecanlanmış o da bilgisayar öğrenmek istediğini söylemişti. Zeliha çocukların geldiği hafta onu da götüreceğine söz verdi. Yaren sevinçten havalara uçmuştu. Okulda çoğu arkadaşının evinde bilgisayar vardı ama o annesi böyle yorulurken bir de bilgisayar istiyorum demeye utanıyordu. Hayriye teyze zaten o işlerden hiç anlamadığı için Yaren’in bu isteğinin farkında bile değildi. Olsa onun dileğini yerine getirmek için mutlaka elinden geleni yapardı.

Doğukan, Mert, Zafer ve Murat geldiklerinde Zeliha söz verdiği gibi o hafta Yaren’i de alıp götürdü. Dördü de gelirken kendi bilgisayarlarını getirmişlerdi. Zeliha işlerini yaparken onlar da bilgisayarın başına geçtiler. Yaren etraflarında dolanıp durdukça Zeliha gidip kızı odadan çıkarıyor, annesi işe dalınca o da ağabeylerinin ne yaptığını hayran hayran izliyordu. Doğukan ve Mert’in birer kız kardeşi vardı. Yaren’in ilgisine kayıtsız kalamadılar. Bilgisayarın birinde ona göre bir oyun açıp ilgilenmeye başladılar. Yaren heyecanla bir süre oynadıktan sonra bir sürü soru sormaya başladı. Çocuklar sabırla anlattılar tek tek. Zeliha onu odadan çıkarmaya gelip ağabeylerinin onu ciddiye almış bilgisayar öğrettiklerini görünce gülümsedi.

“Kalsın Zeliha abla! Daha ders falan yok biz de oynuyoruz zaten dediler!”

O gün eve giderlerken Yaren hiç susmadı eve geldiklerinde de ağabeylerinin ona neler öğretip oynattıklarını tek tek anlattı Hayriye teyzeye. Çocuk uyuyup kaldıktan sonra, Hayriye hanım “Kızım çocuklar sağlam çocuklar değil mi bak çok bırakma bir odada bunları!” diye mırıldandı.

“Yok Hayriye teyze görsen hepsi ana kuzusu, çok tatlı çocuklar! Zaten gidip sürekli kontrol ediyorum. Odanın kapısını da hiç kapamıyorlar, seslerini de duyuyorum.”

“Ah kızım öyle çok şey yaşadık, duyduk ki, güven falan kalmadı içimizde!”

“Sen cansın Hayriye teyzem merak etme bende köyden geldim ama şehirde büyüdüm unuttun mu?”

(devam edecek)

Kız doğdum – Bölüm 12” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s