Kız doğdum – Bölüm 1

Zeliha kadın kıyafetleri diken bir tekstil atölyesinde çalışıyordu. Kocaman bir pasajın ara katlarından birine kurulmuş atölyede sekiz kişilerdi. Haydar ile bu pasajda tanışmıştı. Haydar da iki kat aşağıdaki kuru temizlemecinin oğluydu. Haydar düşmüştü peşine, yoksa iki ağabeyi ve neredeyse alkolik babası ile sağına soluna bakmaya bile cesaret edemezdi. Annesi o ortaokula giderken ölmüştü. O günden beri evdeki üç erkeğin bütün işlerini o yapıyor ve bir de atölye de çalışıyordu. Henüz on sekizine yeni girmişti. Babası annesi öldükten sonra orta ikiden sonra okutmamıştı onu. İki yıl sadece ev işleri ile ilgilenmiş sonra da ağabeylerinden birinin arkadaşı sayesinde bu atölyede başlamıştı. Aslında onu evden bile çıkarmazlardı ama babaları gibi alkole düşkün ağabeyleri de olunca eve giren para yetmiyordu. Onu burada işe sokan ağabeyinin kız kardeşi mahalleden bir oğlanla kaçıverince, Zeliha’da kaçar diye korkup, evde çok bırakmak da istememişlerdi. Zeliha’nın babası Osman beyin aynı pasajda birden çok tanıdığı vardı. Hepsi Zeliha’yı gözetmek ve gözetlemek için tembihliydi. O yüzden kızcağız, erkenden başı önünde işe gelir, akşama da başı önünde çıkar giderdi. Öğle tatilinde atölyeden dışarı adımını atmaz diğer kızlarla evden götürdüğü yemeğini açar orada yerdi. Atölyenin sahibi de bir kadın olduğu için evdekilerin içi rahattı.

Haydar aynı atölyede çalışan kızlardan onun hakkında bilgi aldığı için bir gün eve giderken peşine düşmüş, mahalleye varmadan yetişip, tanışmıştı. Zeliha kim olduğunu bilmediği ama kara gözlerinden daha görür görmez etkilendiği bu delikanlıyı görünce heyecandan bayılacak gibi olmuştu. Heyecanının yarısı kara gözler, kalanı da ağabeylerinden birine yakalanma korkusuydu.

“Merak etme!” dedi Haydar yumuşak bir sesle, “Ailen hakkında bilgim var, her önlemi aldım. Senin başına bir iş gelmesine izin vermem. Biraz konuşalım mı?”

“Ne konuşacağız ki?”

“Ne bileyim işte, havadan sudan konuşuruz olmaz mı? Haydar benim adım.”

“Zeliha” dedi bizim kız da gülümseyerek. On sekiz yaşında, yüreği umutla dolu bir kızdı daha. Böylece altı yedi ay Haydar ile pasajdan çıktıktan sonra gizli gizli buluştular. Haydar baştan söylediği gibi onun başını belaya solacak hiç bir şey yapmadı. Sahiden sevmişti Zeliha’yı. Altı ayın sonunda kızın artık iyice korkmaya başladığını fark edince evlenelim dedi hemen. Zeliha neredeyse sevinçten havalara uçacaktı. Atölyedeki bir arkadaşı da geçen yıl biriyle gizlice görüşmeye başlamış ama oğlan kızı ortada bırakıp ortadan kaybolmuştu. Haydar’ı ne kadar sevip, güvense de o da aynı şeyi yaparsa diye içten içe korkuyordu. Onun teklifine hayır demedi elbette ama babası ve ağabeylerine bunu nasıl söyleyeceğini kara kara düşünmeye başladı.

O düşünürken Haydar’da kendi ailesine açıldı. Annesi Miyase hanım oğlu için çoktan bir kız beğenmişti.. Haydar’ın birini sevdiğini duyunca gerildi biraz ama hemen sesini çıkarmadı. Gençtir hevesi geçer diye düşündü. Bu arada kendi ahbabının henüz on altı yaşındaki kızına da “Seni oğluma alacağım!” demeye çoktan başlamıştı. Kızın babasının beyaz eşya dükkanı vardı. Birbirlerine denk iki aileydiler. Kız da tam istediği gibi sessiz sedasız eli yüzü düzgün bir kızdı. Haydar’ın onu görür görmez o seviyorum dediği kızı unutacağından emindi. Bu yüzden elini çabuk tutup müstakbel dünürlerini bir gün oturmaya çağırdı. Amacı kızı oğluna gösterip aklını çelmekti. Ancak o akşam Haydar bir kez olsun kıza ne baktı, ne de bir kelime konuştu. Sürekli elindeki telefonla oynadı veya babaların sohbetlerine dahil oldu. Ertesi gün Miyase hanım ona kızı nasıl bulduğunu sorunca da “Anne sana söyledim ya ben başkasını seviyorum onunla evleneceğim, ailesine açılmasını bekliyorum” cevabını aldı. Miyase hanımın bir süredir yüksek tansiyon problemi vardı. İlk başlarda sürekli baygınlık geçirmesine rağmen son aylarda ilaçlar sayesinde dengelenmişti. Tam üç dört ay boyunca tansiyonu aniden yükselip, aniden düştüğü için doktoru bunun en tehlikelisi olduğunu söylemişti. İlk ilaçtan fayda göremeyince başka bir ilaca başlamışlar sonunda Miyase hanımın tansiyonu da bir dengeye gelmişti. Hastalanıp, öleceğinden korkunca kocası ile konuşmuş Haydar’ı bir an önce baş göz etme kararı almışlardı. Oğlunun mürüvvetini görmeden ölmek istemiyordu.

Haydar kızı gördükten sonra da ben sevdiğimle evleneceğim diye tutturunca, kocasına kızın kim olduğunu araştırmasını söyledi. Hasan bey karısından aldığı bilgilerle kızı takip ettirdi. Önce çalıştığı yeri öğrendi, kuru temizlemecilerinin olduğu pasajda çalışıyordu. Sonra kuru temizlemecinin sahibini tanıyan bir çalışanını gönderip kız hakkında bilgi aldı.

Kızın alkolik babası ve kavgacı ve huysuz ağabeyleri olduğunu duyan Miyase hanımın sinirleri iyice gerildi. O akşam karı koca oğullarını karşılarına alıp konuşmaya karar verdiler.

Zeliha’da evde uygun bir zaman kolluyordu. Artık babası ve ağabeylerinin hır güründen, onu sürekli hor görmelerinden bıkmış usanmıştı. Ne olursa olsun bu evden bir an önce kurtulmak istiyordu. Ancak huysuz babası her akşam bir şeyden tartışma çıkarıp, sinirlendiği için bir türlü konuşacak uygun zamanı bulamıyordu. Ters anına denk gelip konuşursa ya dayak yiyecek ya da babası reddedip, kesip atacaktı.

Zeliha’nın babası Osman bey bir süredir kendine uygun bir eş arayışındaydı. Karısı öldükten sonra her ne kadar kızı her işlerini yapsa da, kadınsız olmadığına kanaat getirmişti. Bir kaç kadın beğenmiş ama herkes onun huyunu ve içki problemini bildiği için ona varmak istememişlerdi. O da yakın çevreden kimseyi bulamayacağını anlayınca memlekete haber salmıştı. Her nasıl olmuşsa ailenin namını duymamış bir dul kadın, evlenme isteğini kabul etmişti. Kadının yurt dışında yaşayan iki kızı vardı. Kocasından kalan tarla tapan ile kendi başına uğraşamıyordu. Osman beyin iki de oğlu olduğunu duyunca işleri güçleri çeviriler bende köy yerinde kocasız oturmam diye düşünmüştü.

Oğlanlar “Köye mi gideceğiz?” diye isyan etseler de, Osman bey kadının hem varlıklı olduğundan, hem de köyde bekar yeğenleri olduğundan bahsedince onlar da ikna olmuşlardı.

“Burada ki işlerle karnımızı bile doyuramıyoruz! Hiç değilse gider kendimize çalışırız. Siz de evlenirsiniz, hepimiz rahat ederiz”

“İyi de Zeliha ne olacak?”

“Onu da hallettim, kadının bir süt oğlu varmış. Onun askerlik arkadaşına kız bakıyorlarmış. Benim bir de kızım olduğunu duyunca, onu da o oğlana istemişler.”

“O desene ailecek düğün dernek yapacağız!” diye sevindi oğlanlar.

“Zeliha’nın düğünü olmayacak, oğlan buraya gelecek kızı alıp kendi yaşadığı yere götürecek. Bizimkileri köyde hallederiz!” diye gevrek gevrek güldü Osman bey.

Zeliha o gün eve gelip, evdeki herkesin keyfinin yerinde, yüzlerinin güldüğünü görünce, konuşmak için uygun zamanın geldiğini düşündü ve akşam yemeğini hazırlayıp onlar sofraya oturduktan sonra konuyu açmaya karar verdi. Kalbi yerinden çıkar gibi atıyordu. Eğer babası bu akşam evet derse, Haydar hiç beklemeden ailesini yollayacaktı.

(devam edecek)

Kız doğdum – Bölüm 1’ için 2 yanıt

  1. Size rast gele bı grupta denk geldim,bir bayan arkadaş sizin hikayelerinizi paylaşıyordu dikkatimi çekti ve buldum sizi .tüm yazılarınızı keyifle okuyacağım tek tek .

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s