Aşktan öte – Bölüm 8

Maalesef Timur konusunda Ayça’nın endişeleri haklı çıktı ve nişanlısı devam eden bir ay boyunca onu ne aradı, ne de sordu. Tüm bu süre içerisinde Demet hanım oğlu ile bir kaç kez konuşmayı denemiş olsa da, Timur’un verdiği ters tepkiler ve sürekli şehir dışında işim var bahanesi ile evden uzaklaşması onun da geri adım atmasına neden oldu. Belli ki üzerine gitmeye devam ederse bu defa onu kaybetmeye başlayacaktı. Ayrıca gerçekten de onun evlilik için hazır olmadığına inanmıştı. Şimdi barışsalar bile bu kafa yapısı ile Ayça’yı çok fazla üzecekti. Ayça’yı çok seviyordu. Onu kendi kızı gibi görüyordu ancak ikisini birbirinden bir süre uzak tutmak en iyi olacaktı belki. Timur’un eninde sonunda hatasını anlayıp, kızın kıymetinin farkına varacağından şüphesi yoktu. Geçen bir ay boyunca Ayça’yı teselli etme işi de ona düştü. Zavallı kız ev sahibi ile konuşup, çıkmak için biraz daha süre istemek zorunda kaldı. Nikah olmadığına göre şimdi kendine yeni bir ev bulması gerekiyordu. Neyse ki gelen kiracıların hiç biri henüz evi beğenmemişti, bu nedense bir ay daha kira almaya karşı çıkmadı ev sahibi.

Bu arada Serdar Ayça’yı merak ediyordu ama o akşamdan sonra bir kez sormuş ve her şeyin yolunda olduğu cevabını almıştı. Şimdi yeniden sorar ve nişanlısı yine yanlış anlarsa diye tekrar aramaya çekiniyordu.

Ayça hafta sonları ve erken çıktığı akşamlar ilanlarını gördüğü evlere bakmaya gidiyordu. Demet hanım bir an önce oğlunun toparlanması için dua ediyordu, çünkü kızcağız şimdi bir ev bulup taşınacak, sonra evlendikleri için bir daha taşınmak zorunda kalacaktı.

“Bence eşyaları şimdi kullandığınla sınırlı tut ve açma” diye tavsiye verdi bu yüzden.

Ayça onun bunu ne niyetle söylediğini bildiği için gülümsemekle yetindi. Bunca zaman geçtiği halde Timur’un hâlâ aynı ruh halinde olması canını çok yakmıştı. Onu gerçekten çok sevdiği halde evlendiklerinde mutlu olamayacakları konusunda ciddi endişeleri vardı artık.

“Yani toparlanırsa da onunla evlenmeyecek misin?” diye sordu Demet hanım endişeyle, haftada bir gün öğlenleri buluşuyorlardı artık Ayça eve gelemediği için.

“Bunu size söylemek çok tuhaf ama bilmiyorum gerçekten!”

“Haklısın sana bir şey diyemiyorum. İkinizin de düşünüp karar vermesi gereken çok şey var!”

Ona Timur’un evdeki kutuları görüp “Bunları ne zaman alacak?” diye homurdanıp durduğundan hiç bahsedememişti. Bu yüzden oğluyla yine kavga etmek zorunda kalmışlardı. Onun bu kadar egoist olduğuna bir türlü inanamıyordu.

Ayça bir akşam iş çıkışı ev bakmak için hızlı adımlarla taksi durağına doğru yürürken, “Merhaba” diyen sesin Serdar olduğunu hemen tanıdı.

“Ben müşterime gelmiştim yine!” dedi Serdar gülümseyerek, doğru söylüyordu ama randevuyu bu saatlere vermesinin nedeni ona rastlamak umudu olduğunu söyleyemiyordu elbette. Sadece merak ettiği için yapıyordu bunu, her şeyin gerçekten yoluna girdiğini duyup içini rahatlatmak istiyordu.

“Birini daha kurtarman gerekmemiştir umarım!” dedi, Ayça başıyla geçidin olduğu tarafı işaret edip.

“Hayır ben de artık oradan geçmiyorum, tek başına herkes için tehlikeli olmaya başladı”

“Adamları yakaladıklarını söylemiştin ama değil mi?”

“Evet ama yenileri için yer açıldı sadece, geçit altında bir düzenleme yapılmadığı sürece de öyle kalacaktır”

“Doğru! Oğlun nasıl?”

“Ah büyüyor, sen nasılsın? Evlendiniz mi?”

“Şey! Aslında hayır!”

“Yo lütfen bana o akşamdan sonra her şeyin bozulduğunu söyleme! İki ay geçti neredeyse!”

“Belki de doğru olan böylesidir!”

“Tamamen benim suçum. Çok üzüldüm şimdi.”

“Hayır senin suçun değil, ona söylemem gerekirdi. Yalan söyledim o da yakaladı”

“Yalan söylediğin şey saldırıya uğradığındı ama o başka bir şey olduğunu sandı ve hâlâ da öyle inanıyor doğru mu?”

“Bak bir eve bakmaya gidiyorum. Geç kalırsam kaçırabilirim, emlakçı başka vakti olmadığını söyledi?”

“Taşınacak mısın?” dedi Serdar şaşkınlıkla, “Seni bırakayım, bu defa arabam var! Yani yine başını belaya sokmayacaksam tabi?”

Ayça durdu, gülse mi, düşünse mi bilemedi ama sonunda “Tamam” diye cevap verdi. Timur’un ne düşüneceği için korkmasına gerek yoktu artık. Birlikte arabaya yürüdüler. Ayça içeri girdince Serdar dışarıda bekledi.

“Beğendin mi?” dedi çıkınca.

“Beğendim ama biraz pahalı benim için, daha uygun ve küçük bir yer bulmalıyım.”

“Baksana yanlış anlamazsan benin bir evim var aslında, tam da düşündüğün gibi bir yer”

“Öyle mi?” dedi Ayça ilgiyle.

“Şey evet, oğlumun oturduğu bina da, kardeşim hayattayken ben orada oturuyordum. Eşyalı duruyor, boşaltmadım. Gökçe hasta falan olunca kaldım bir kaç gece ama o zamanlar daha bebekti. “

“Anlamıyorum, onu evlat edindin, aynı evde yaşamıyorsun ve ona yakın olacak bir evin varken, orada da oturmuyorsun öyle mi?”

“Bunun da bir hikayesi var demiştim” dedi Serdar gözlerini kaçırarak.

“Evet özür dilerim!” dedi Ayça mahcup bir sesle, “Bunca tuhaf şey yaşarken senin hayatını merak ediyor ve sorguluyor olmam çok ayıp öyle değil mi?”

“Hayır, değil aslında. Gerçekten tuhaf bir durum bu. Evi görmek ister misin? Hem seni Gökçe ile de tanıştırabilirim. Seval hanım bize yemek hazırlar, ne dersin?”

“Şimdi mi?”

“Evet, yani hazır karşılaşmışken öyle değil mi?”

“Tabi, neden olmasın?” dedi Ayça, tereddüt etmişti ama içinden Timur’a isyan olarak yapmak istediği çok şey olduğu duygusu yükselince kabul etti.

Birlikte önce küçük daireyi görmeye çıktılar.

“Eğer beğenirsen, sen girmeden her şeyi dezenfekte ettireceğim. Eşyaları başka bir yere de aldırabilirim tabi karar senin.”

“Burası güzelmiş gerçekten!” dedi Ayça iki oda bir salon küçük bir evdi, şimdi oturduğu eve benziyordu düzeni. Sadece mutfağı biraz daha büyüktü.

“Taşınmak istediğin zamanı haber vermen yeterli o zaman!”

“Emin misin?”

“Evet elbette, kirayı dert etme, zaten boş duruyor. Çıkacağın ev kadar ödersin, olur mu? Ben de Gökçe adına bir hesap açmıştım, oraya yatırırsın.”

“Ne diyeceğimi bilemiyorum, bir kez daha hayatımı kurtarıyorsun!”

“Yok canım, benim yüzümden taşınmak zorunda kalmışsın baksana! Nişanlınla barışırsanız evin benim olduğunu söylemen gerekmez”

“Artık umurumda mı emin değilim bile!”

“Karar vermek için acele etme bence, onu sevdiğin belli. Eşyaları aldırayım mı ne dersin?”

“Sana zor olmayacaksa, ben onlara zarar vermek istemem, benim eşyalarım var.”

“Zarar vereceğini sanmıyorum ama bence de böylesi daha iyi olabilir, ben yarın onları depoya çektirir, evi temizletirim. Hazır olunca da sana haber veririm. Haydi gel öyleyse seni minik komşunla tanıştırayım!”

“Harika!” dedi Ayça heyecanla ve birlikte alt kata indiler. Serdar gelirken Seval hanıma haber verdiği için kadıncağız ikisi için yemek ısıtmış, sofrayı kurmuştu bile. Kapı açılır açılmaz Gökçe koşarak geldi ve Serdar’ın üzerine hopladı.

“Baba!”

“Canavarım benim? Nasılsın bakalım?”

“Çok iyiyim, bugün Seval teyze ile gezmeye gittik!”

“Sahi mi? Nereye gittiğinizi sormadan önce bak seni biriyle tanıştıracağım! Bu Ayça, Ayça bu da benim oğlum Gökçe ve bakıcısı Seval hanım”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s