Aşktan öte – Bölüm 3

Timur kısa sürede adını duyurmaya başlamıştı, büroya gelenler artık onu adıyla soruyor ve davalarına bakmasını istiyorlardı. Demet hanım onun işlerinin kısa sürede yoluna girmesiyle gurur duymuştu, oğlu gerçekten çalışkan ve azimli biriydi. İşler yavaş yavaş istediği noktaya gelmeye başladığına göre artık evlenmek için beklemelerine gerek yoktu. Kızcağız boş yere kira ödeyip duruyordu. Timur annesine biraz daha beklemek istediğini söylese de demet hanımın ısrarlarına dayanamadı ve Ayça’ya yavaş yavaş evini toparlamaya başlamasını söyledi. Gelip onlarla birlikte oturacağı için bazı eşyaları elden çıkarması gerekiyordu. Ev sahibi ile de görüşüp bir kaç ay içinde evi boşaltacağını söyledi. Timur’la yaptıkları plana göre en geç üç içinde evlenmiş olacaklardı.

Bu yeni süreç Ayça’nın hayatını daha da yoğunlaştırdı. Ev sahibi ilan verdiği için evi görmeye gelen yeni kiracı adayları oluyordu. Bununla birlikte bir spot eşya satıcı ile anlaşmıştı. Adam parça parça gelip eşyaları alacaktı. Evden taşınana kadar kullanması gerekenler olduğu için hepsini bir anda veremiyordu Ev sahibi gündüz Ayça evde olmadığı için arayanları akşam iş çıkışından sonra veya hafta sonları yönlendiriyordu eve. Ayça kadıncağıza hemen ilan vermemesini söylemesine rağmen konuştuklarının ikinci gününde ilanı vermişti. Üstelik arayan herkese onun numarasını verdiği için insanlar evi ne zaman görmeye gelebileceklerini sormak için durmadan arıyorlardı. İki üç günde biri birileri gelip eve baktığı için iş çıkışı koşa koşa eve gidiyor, gelenlere gösteriyor ondan sonra soyunup dökünüp dinlenebiliyordu.

Timur’un seyahatleri, Ayça’nın iş çıkışı eve koşturmaları yüzünden çok fazla görüşemiyorlar, görüşeceklerse de dışarı çıkmak yerine Ayça’nın evinde buluşuyorlardı ki, gelenler kapıda kalmasın.

O akşam yine eve bakmaya gelecekler olduğu için Timur bürodan çıkınca ona uğrayacağını söyledi. Ertesi gün yine şehir dışına çıkacaktı. Çok uzun kalamazdı ama gitmeden onu görmek istiyordu. Kiracı adayları henüz evi dolaşmayı bitirmeden geldiği için salona geçip oturdu, Ayça kiracıların sorularını yanıtlıyordu ama kadın durmadan yeni sorular ürettiği için bir türlü gitmiyorlardı. Sonunda kadının soracak başka sorusu kalmayınca çekip gittiler.

“Neden soruları ev sahibine yönlendirmiyorsun ki? Her gün yabancı insanlar gelip giriyorlar bu eve ve ben endişeleniyorum senin için!”

“Ev sahibine sorun desem de ikna olmuyorlar ki, bende çabucak gitsinler diye yanıtlıyorum. Ben de mutlu değilim bu durumdan ama geçici biliyorsun. Bir süre sonra zaten birlikte yaşayacağız ve bu evle ilgimiz kalmayacak!”

“Yine de dikkatli ol lütfen, o demin giden kadın ile adamı hiç gözüm tutmadı”

“Kadına çok konuştuğu için gıcık oldun sen bence, yoksa gayet terbiyeli düzgün insanlardı”

“Her neyse ben gelene kadar kabul etme yeni adayları ya da söyle o ev sahibine kiracılar gelince o da gelsin, iki bina ötede oturuyor.”

“Tamam söylerim merak etme!” dedi Ayça sevgiyle. Onu ikna etmezse ertesi gün yola gergin çıkacağını biliyordu. Gergin olduğu içinde durmadan arayıp iyi olup, olmadığını kontrol edecek ve söylenmeye devam edecekti.

“Ya da ben ararım senin aramana gerek yok!” dedi Timur ve telefonunu çıkarıp hemen aradı kadını. Kira sözleşmesini birlikte yaptıkları için ev sahibi Timur’u tanıyor ve avukat olduğunu da biliyordu. Ayça evde tek başınayken kiracı adaylarının eve gelmesini istemediğini net bir şekilde belirtti Timur kadın alo der demez. Ev sahibi başta her sefer gelemeyeceğini söylese de Timur’dan çekindiği için onlarla kendisi de gelmeyi kabul etti.

“Rahatladı mı?” dedi Ayça gülümseyerek, o telefonu kapatınca.

“Şu seyahatten geleyim, bu taşınma işini hızlandıralım biz artık!” dedi Timur yüzü asık bir şekilde.

“Tamam lütfen gerilme, bak hallettin, geldiğinde konuşuruz!”

Timur biraz daha surat astıktan sonra veda edip ayrıldı Ayça’nın yanından. Ayça artık onun huysuzluklarına alıştığı için kafasına takmadı. Zaten çok yorgundu, Timur gider gitmez evi toparlayıp hemen uyudu.

Ertesi gün ev sahibi akşam yine birilerinin geleceğini söyledi. Bir sürü işi olmasına karşılık, Timur’a söz verdiği için kendisinin de geleceğini bolca vurguladı. Artık evden çıkacağı ve bu kadınla bir işi kalmayacağı için kadının laf sokuşturmalarını duymaza geldi Ayça ve akşam iş çıkışı evde olacağını söyledi. Mesaisinin bitmesine bir saat kala ev sahibi yeniden aradı ve bir işinin çıktığını eğer hemen gelirse kiracı adayları ile eve bakabileceklerini bildirdi. Ev sahibi ile daha fazla gerilmemek için izin aldı ve her zaman yaptığı gibi ortalama kırk dakikada giden dolmuşa binmek yerine, geçmeyi tercih etmeyi alt geçitten geçip, daha hızlı giden otobüse binmeye karar verdi. Geçit fazla kullanılmadığı için ıssız oluyordu. Timur’da orayı kullanmasını kesinlikle istemiyordu ama şimdi dolmuşa binip giderse geç kalacağı için bir kerelik oradan geçmekle bir şey olmayacağına karar verdi. Çabucak toparlandı ve alt geçidin demir kapısına doğru ilerledi. Hava henüz tam kararmamış olmasına rağmen geçit karanlık gözüküyordu. İçeriden bir adamın çıktığını görünce cesaretlendi ve koşar adımlarla merdivenleri indi. Geceleri sokak köpekleri ve evsizler tarafından kullanıldığı için içerisi tuvalet gibi kokuyordu. Aslında geçit ilk açıldığında bir yer altı çarşısı olarak düşünülmüştü ve iki yanında şimdi camları kırık ve içleri çer çöp dolu olan boş dükkanlar vardı. Geçidi aydınlatan floresan lambaların çoğu patlamış olsa da kalanlar bastığı yeri görebileceği kadar aydınlatıyordu. Kötü koku midesini bulandırdığı için kazağının kolunu çekip ağzına ve burnuna kapattı. Yerdeki herhangi bir şeye takılmamak için dikkatle önüne bakıyor ve mümkün olduğunca hızlıca geçidin diğer tarafına ulaşmaya çalışıyordu. Tam çıkış merdivenlerine yaklaştığı sırada kirli beresinin altından yağlı saçları gözüken bir adam önüne çıktı.

“Merhaba tanışabilir miyiz?” dedi yılışık bir ifadeyle.

Ayça adam karşısına fırladığında zaten korkmuştu, cevap vermeden yanından geçip gitmek istedi ama bu defa bir başka adam çıktı önüne.

“Hanımefendi sadece tanışalım dedik, cevap bile vermeyecek misin?”

“Bakın acelem var benim, gitmem gerek!”

“A daha yeni geldiniz yahu ne gitmesi?” diye pis elini Ayça’nın saçına uzattı adamlardan bir tanesi. Ayça korkuyla bir adım geri attı ve etrafta kendini savunacak bir şey olup olmadığını kontrol etti hemen ama bulamadı.

“Size tüm paramı vereyim beni rahat bırakın!” dedi cesur görünmeye çalışarak.

Sonradan ortaya çıkan adam yanına gelip çantasını çekiştirerek aldı elinden, “Bir de öpücük verirsen gidersin!” dedi dudaklarını büzerek.

“Haydi defolun gidin buradan!” dedi adamların arkasından bir ses. İki adam Ayça’yı bırakıp sesin geldiği yöne döndüler. Geçidin diğer başından aşağı inen adam elindeki demir parçasını Ayça’yı rahatsız eden adamlara doğru savuruyordu. İki adam onun üzerine yürüyüp demiri almak için çabaladılar ama adam çok sert savurduğu için bir kaç darbe alınca vazgeçip koşarak merdivenlerden yukarı kaçtılar. Onlar bağrışıp itişirken olduğu yerden kıpırdayamayacak kadar korkmuş olan Ayça zangır zangır titriyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s