Sahte – Bölüm 14

Zeynep, Metin’e okul bittikten sonra bu evde oturamayacağının söylendiğinden bahsetmemişti. Zaten yeterince fedakarlık yapan arkadaşının bir de bunu dert edip çare aramasını istemiyordu. Her şeye neden olan kendisiydi ve etrafındaki insanlara da daha fazla zarar vermek istemiyordu. Metin ise Suzan ile ilgili şüphelerini henüz ona anlatamamıştı. Anlatırsa Zeynep’in nasıl bir tepki vereceğinden çekinmeye başlamıştı. Onların evinde oturuyordu, kimsesi kalmamıştı. Olanların Suzan’ın suçu olduğunu düşünmeye başlarsa hem ikinci bir şok yaşayacak, hem de ikna olursa onlara yakın kalmak dahi istemeyecekti. Sessiz kaldığı sürece de olanlar Suzan’ın yanına kâr kalmaya devam edecekti. İçi içini yese de doğru olanı bulmadan harekete geçmek istemiyordu. Şimdilik Zeynep’i olabildiğince korumak elinden gelen tek şeydi. Ahmet beyin ölümünden sonra da ortaya çıkmayan Ergin’e olan öfkesi de iyice büyüdüğü için, bu kötü olaydan bir ay sonra yine şehirde oynanan bir maçının çıkışına giderek Ergin ile konuşmaya çalıştı ama Ergin daha onu görür görmez fiziksel saldırıya geçtiği için başarılı olamadı. İkisi bir süre yumruklaştıktan sonra çevredekiler gelip onları ayırdılar ve Ergin’in ortamında olduğu için onu yaka paça stadyumun dışına attılar.

Bu olaydan sonra Metin, Ergin’e gerçekleri açıklamanın bir anlamı olmadığına iyice ikna oldu ve onunla Zeynep’i barıştırma fikrini aklından silip attı. Zeynep onu ne kadar severse sevsin bu adam bu sevgiyi hakketmiyordu. Olanların ardından da bir araya gelmeleri Zeynep’e daha a büyük zarar verecekti.

Aslında Ergin tüm öfkesine rağmen Zeynep’i yüreğinden silebilmiş değildi. Çok acı çekiyor ama Suzan’dan gelen haberleri duydukça hırsına yenik düşüp onu unutmaya yemin ediyordu. Ahmet amcanın ölümüne üzülmüştü, onun ne kadar iyi bir adam olduğunu bilecek kadar tanımıştı. Suzan’a yapabileceği bir şey olup olmadığını da sormuş ve bunu Zeynep’e de söylemesini rica etmişti. Suzan “Tabi söylemez olur muyum!” diye yanıtlamış ama tabi ki Zeynep’e hiç bahsetmemişti bile. Ayrıca Ergin’i adam gömüldükten sonra yapılacak bir şey olmadığına ikna etmişti. Zaten ailesi Zeynep için her fedakarlığı yapıyor, sahip çıkıyordu. Zeynep bu anlamda ortada kalmış veya sahipsiz değildi. Metin ve Suzan yanından hiç ayrılmıyorlardı.

“Söylemiş olmana rağmen bana ihtiyacı yok yani!” demişti Ergin bütün bunları duyunca.

“Olsa aramaz mı sence? Sen ona bir kapı açtın işte!” demişti Suzan’da.

Suzan hem okulda, hem de eve geldikten sonra sürekli Zeynep’in etrafında dolanıyrodu. Metin Zeynep’in nasıl olupta ondaki kötülüğü göremediğini anlayamıyordu. O kadar çok birlikte vakit geçiriyorlardı ki, Zeynep bir çeşit körlüğe kapılmış olmalıydı. Suzan o kadar başarılı bir oyuncuydu ki, Metin şüpheleri olmasa one kesin inanırdı, ki bu olaylardan önce de sürekli inanmıştı aslında.

Sonunda Zeynep iyice kendine gelene kadar onun aklını bulandırmamanın en doğrusu olduğuna karar verdi. Şüphelerini şimdi ispatlayamazdı, giden şeyleri de geri getirmesi imkansızdı. Ergin ile aralarının düzelmelerini bu saatten sonra zaten istemiyordu. Suzan ile ilgili şüpheleri Zeynep’e söyleme şimdilik bekleyebilirdi ama onu takip edip, her şeyi ortaya çıkarmak için uğraşacaktı. Suzan şimdilik yapacağını yaptığından olsa gerek bir kedi kadar munis görünüyordu.

Bir süre sonra Ergin ve Zeynep’in ayrıldıkları haberi de duyuldu. Göz önünde olan insanların düzenli ilişki kurmalarına alışık olan insanlar gerçekte neler olduğunu düşünmeden kabullendiler bu durumu. Zeynep’in arkadaşları onun çok daha iyi biri ile mutlu olacağını, Ergin’in arkadaşları ise istediği kızı elde edebilecek kadar şan ve şöhret sahibi olduğunu düşündüler. Kimse ötesini ne düşündü, ne kurcaladı. Ergin hayranları için kapılar yeniden açılmıştı. Ergin bir süre sonra spor hayatında yeniden başarıyı yakaladı, artık sosyal çevrelerde de daha çok görünmeye başlamıştı. Suzan onun çevresinde olmaktan hoşlandığı için bu yeni şaşalı hayattan uzak duramadı elbette. Böylece son sınıfa geldiklerinde Zeynep’in elinden alınacak bir şey kalmadığı için onu daha az ziyaret etmeye başladı. Ailesi ona bir araba da aldığı için sürekli gezip, tozuyor, kendine yeni kurbanlar yaratıyordu.

Metin, Zeynep ile vakit geçirmeye devam ettiği için ikisi de sürekli ders çalışmaya devam ettiler ve son sınıfın son aylarında artık derece ile mezun olmayı garantilemiş oldular. Zeynep bir kaç ay sonra evden çıkması gerektiğini bildiği için bir plan yapmak zorundaydı. Artık öğretmen çıkacakları için bu şehirde kalmak istemiyordu. Üst sınıflardan bir kaç arkadaşı başka bir şehirde özel bir okula başvurup kabul edilmişler ve orada kendilerine bir ev tutarak kendilerini idare edebildiklerini anlatmışlardı. Zeynep ilk duyduğundan beri aklına yatan bu planı kendisi için de uygulamak istiyordu. Bu yüzden oradaki arkadaşları ile yeniden iletişime geçti ve aynı okula başvurusu için yardımcı olmaların istedi.

“Gidecek misin yani? Neden? Nereye?” dedi Metin şaşkınlıkla bu haberi duyunca.

“Buraya geldiğimizden beri hayatımızda hiç güzel şeyler olmadı Metin! Gidersem belki kendimi daha iyi hissederim!”

“Nereye gideceksin?”

“Sana daha önce bahsetmiştim aslında hani şu arkadaşlarımın gittiği okula gideceğim, İngilizce öğretmene ihtiyaçları varmış! Tecrübem yok ama derece ile mezun olacağım için benim adıma okul yönetimi ile konuşacaklar”

“Buna neden gerek var? Burada bir okula birlikte başvurabiliriz!”

“Burası olmaz Metin, zaten okul bitince bu evden çıkmak zorundayım!” dedi Zeynep başını öne eğerek.

Metin soru dolu gözlerle baktı ona, “Hüseyin amca çıkmanı mı istedi!”

“Bunu babam öldüğünde söylediler bana”

“Ne? Bunu nasıl yaparlar! Ahmet amca onları ne kadar sevip, güvenirdi!”

“İşte o yüzden okul bitene kadar oturmama izin verdiler zaten, babamın hatırına!”

Metin artık öfkesini tutamayacağını biliyordu

“Zeynep, bu zamana kadar içimde tutup durdum ama artık söyleyeceğim!” dedi hırsla.

“Neyi?” dedi Zeynep endişe ile ona bakarak, onun hızlanan nefesi ve kızaran yüzüne bir anlam verememişti.

“Suzan! Bizi o gün içeriye kilitleyen kişinin o olduğuna inanıyorum ben!”

“Suzan mı? Bunu neden yapsın?” dedi Zeynep hayretle.

“Düşünsene oraya gittiğimizi o biliyordu, üstelik ona söylenilen bir işi yapmaya gidiyorduk. Ergin’in sana orada olduğunu söyleyen bir mesaj attığını söylemiştin ama orada Ergin yoktu öyle değil mi? Hatta geldiklerinde anladık ki Ergin orada oluşunun nedenini benimle buluşmak olduğunu söyledi!”

“Anlamıyorum?”

“Anlamayacak bir şey yok! Ergin’i sen sınavdan çıkmadan o görmüştü. Ben sınavdan çıktığımda Ergin’in eşyaları onun elindeydi ve Ergin tuvalete gitmişti. “

Zeynep’in yüzündeki ifade giderek değişiyordu dinlerken. Metin anlatmaya devam etti.

“Ben o aptal tabloyu sen içerideyken bırakıp gelebilirdim, bunu ona da söyledim ama ısrarla seni beklememizi istedi. Tam inerken de her nasılsa birden sakatlandı ve ikimizi bırakıp gitmenin bir yolunu buldu. Ben tabloyu taşımak, sen Ergin için iniyordun. Kapının üzerinde anahtar vardı hatırla! Biz içerideyken kapı kapandı ve biz o anahtarın çevrildiğini duyduk öyle değil mi? Kapı üzerimize kilitlendi, takılmadı. Arkamızdan o kapıyı kapatmamıştık!”

“Doğru!”

“Sonra onlar geri geldiklerinde nasılsa kapı birden açılıverdi ve kapıyı açan ne tesadüf ki yine Suzan’dı ve yanında Ergin’i de getirmişti. Orada olduğumuzu bildiği halde neden sence maç bitmeden gelip bizi kontrol etmedi de Ergin ile gelene kadar bekledi?”

Zeynep donup kalmıştı, ne diyeceğini bilemiyordu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s