Hayat yeniden yükleniyor – Bölüm 9

Nur patronlardan birinin neden onunla ilgilenmiş olabileceğini düşünüyordu içinden. Bir hata yapmış olsa herhalde eve giderken birlikte yürümek değildi patronun yapacağı iş. Düşünerek söylememiş olsa da Seçkin’i hep yalnız görüyordu o da. Diğer yönetim kurulu üyeleri gibi değildi, odası bile orada değil Nur’ların katındaydı zaten. Odasına fazla giren çıkan olmuyordu, arkadaşça sohbetler edebildiğini pek sanmıyordu. İnsanlar Nur’un kulaklıkları ve ekranla kendini kapattığını düşünürken onun açık algıları ve gözlem yeteneğinin farkında değildiler elbette. Nur dünyaya kapalı gibi görünürken bile açıktı aslında. İzliyordu ama izlediklerini sadece depoluyordu şimdilik. Herhangi bir çağrışım olduğunda hatırlıyordu detayları ile. İşaretlilerin bir özelliğiydi bu, onlar kendi içlerindeki yolculuk ilerledikçe ve ikiden on ikiye doğru tüm şifreleri açmayı başardıkça beyinlerinin de ölü sanılan kısımlarını kullanmaya başlıyorlardı. Nur’un önünde uzun bir keşif yolculuğu vardı daha kendisi ile ilgili. İnsanlar görmeseler de ışığa doğru çekiliyorlardı aslında. Bu yüzden işaretli insanlar toplumun ön saflarında olabiliyorlardı çoğunlukla. Yapıcı ve lider olmak onların içinde vardı. Nur’un farkı şifacı olmasıydı. Şifacılar içine kapanık yaşam seçerlerdi. İnsanlara fayda sağlamak amacıyla beklerler, ihtiyaç duyuldukları anda ise tüm ışıkları ile şifayı dağıtmaya başlarlardı. Bir şifacının işi sadece fiziksel şifa sağlamak ya da istenildiğinden vermek de değildi. Işığı arayan herkes için yaşamsal bir şifayı da taşıyorlardı onlar. Bunu yaşayarak ve nefes alarak yapıyorlardı üstelik.

“Aslında hepimiz birbirimizin ciğerlerinde dolaşıp yeniden dışarı verilen bir havayı soluyoruz öyle değil mi?” demişti zihin okuyucu. Düşünceler birer ışıktır, bilgi ışıktı demiştik zaten. Düşünce, sözle, yazıyla neyle yaratılmış olurlarsa olsunlar birer ışıktırlar. İster biz üretelim, ister kozmik ışınlarla gelmiş olsunlar onları nefes alarak ciğerlerimize doldurur, kanımıza karıştırır ve yeniden bırakırız. “

“Yani?”

“Aslında ürettiğimiz düşünceleri havaya karıştırarak yayabiliriz, önce yakın çevremize, sayımız arttıkça her yere. Yüz maymun deneyini hiç duymuş muydun?”

“Hayır!”

“1950’li yıllarda Pasifik Okyanusu’nda irili ufaklı birçok adada yaşayan Macaca Fuscata türü Japon maymunlarının doğal ortamları içindeki davranışlarını yıllarca gözlemleyen bilim adamları, 1952’de Koshima Adası’nda maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakırlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanırmış ama  yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmezmiş. Yine de karınlarını doyurmak için kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam etmişler.

Bir gün, on sekiz aylık Imo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm bulmuş. Imo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl etmiş.  Bu buluşunu etrafındakilerde öğretmiş. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasında yayılmış.  Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini,  çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanmış. Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılmış. İşte o an her şey değişmiş. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlamış. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense bir kıvılcım yaratmış!  Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları olmuş. “Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu deney, daha sonra Duke Üniversitesi’nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik şekillerde tekrarlanmış. Sonuç her seferinde aynı çıkmış. “

Nur’un hiç konuşmadan yürüyor olması, Seçkin’i huzursuz etmişti.

“Ben sizi rahatsız ediyorsam farklı bir yürüyüş güzergahı seçebilirim!” dedi hafif gergin bir sesle.

Nur kendi içinde yaşamaya o kadar alışmıştı ki bir süredir, yürürken onu tek başına bıraktığını o söyleyene kadar fark etmemişti bile. Aslında onunla konuşmasa bile ona doğru gidiyordu düşünceleri de. Acaba şimdi soludukları bu hava ile düşünceleri onun zihnine de ulaşıyor muydu?

“Ben çok özür dilerim, sanırım fazla kendime dönük bir dönemden geçiyorum! Hayır beni rahatsız etmiyorsunuz. Aksine biriyle yürümek yalnız yürümekten daha keyifli. Ben sadece tam olarak nasıl davranacağımı bilemiyorum hepsi bu!”

“Şu patron olma meselesi değil mi?”

“Evet korkarım üzerinizde yanıp sönen bir tabela gibi insanın zihniden eksik olamıyor bu düşünce! Benimle yürüme nedeninizi sorgulamak zorunda kalıyorum ister istemez!”

Seçkin gülümsedi elinde olmadan, “Uzun zamandır böyle açık konuşan birine rastlamamıştım! Aslında açık konuşan çok insana rastlıyorum ama onlar sadece açık konuştuklarını sanarak kalp kırıyorlar. Sizin ki öyle değil! Gerçekten samimi olduğunuzu hissediyorum konuşurken!”

Nur’da gülümsedi bu sefer, “Güzel bir iltifat bu!”

“Arkadaş olabiliriz herhalde değil mi? Söylediğiniz gibi ben de biraz yalnızım aslında!”

“Evet tabi olabiliriz! Neden olmasın!”

“Akşamları sizinle yürüsem olur mu, malum şirkette arkadaşlık etmek pek mümkün değil!”

“Sevinirim!” dedi Nur gülümseyerek. Seçkin’in onun ışığından, işaretinden etkilendiğini düşünüp dururken, o da Seçkin’den etkilenmişti aslında. Bir an için kendini bu dünyadan fazla soyutladığını düşündü. Bu konuda da uyarılmıştı aslında. Normal bir insan olarak hayatını sürdürmeye devam etmek zorundaydı. Yolculuk çift taraflıydı, hem dışarıda, hem içeride. Bu sadece Nur için değil, insan olan herkes için böyleydi. İkiliğin gereği dengeydi. Dualite (ikilik) denge olmadan hayatı kaosa (karmaşa) sürüklerdi sadece.

Nur ve Seçkin’in arasındaki bağ akşam yürümeleri ile kurulmaya başladı böylece. Işık veya karanlık tarafta doğmuş olmak seçimleri etkilemiyordu. Önemli olan doğmak değil, seçmekti.

Seçkin sonunda Nur ile arkadaş olabildiğine çok mutlu olmuştu. Her gün mesai bitene kadar saatine bakıyor, akşam olur olmaz şirketten biraz uzakta onun gelmesini bekliyor, sonra onunla evine kadar yürüyordu. Meslekleri ve ilgili alanları yakın olduğu için konuşacak pek çok şey buluyorlardı. İkisi de iş ve işyerinden kesinlikle konuşmama kararı almışlardı. O zaman patron-çalışan algısı yeniden ortaya çıkıyor ve iletişimleri bozuluyordu.

Bir süre sonra sohbetleri ilerlemeye başlayınca, yürüyüşlerine kahve molaları eklemeye başladılar. Yol üzerinde fazla kalabalık olmayan bir kahve evine oturup, önceleri bir sonralar bir kaç kahve içmeye başlamışlardı. Artık her şeyden konuşuyorlardı büyük bir keyifle. Seçkin biraz kendinden bahsetmeye de başlamıştı son zamanlarda. Büyükannesi ile büyüdüğünden, ailesinden nasıl uzaklaştığından bahsettikçe Nur onu kendine daha da yakın hissetmeye başlamıştı. Nur’da işaretli olma konusuna hiç girmeden ona kendinden bahsetti, ailesinin mesleği ile ilgili nasıl davrandığından sonra bu şirkete girince nasıl fikir değiştirdiklerinden.

“Sanırım ikimizde ailelerimizin güdümünde kalmışız ama sen benden daha başarılı bir direnç göstermişsin!” dedi Seçkin.

“Bana patron olmam için baskı yapan olmadı haklısın, öyle olsaydı farklı mı davranırdım acaba?”

İkisi de gülmeye başladılar bu söze, “Zoraki patronluk kulağa çok saçma geliyor değil mi?”

“Bu düzen için evet!” dedi Nur.

“Farklı bir düzen mümkün olsaydı keşke!”

Nur onun gözlerinin içine baktı, bunu söylerken ne kadar samimi olduğunu görebiliyordu.

“Keşke sana anlatabilseydim!” dedi içinden.

O sırada tuhaf bir şey hissetti, tuhaf bir uğultu. Seçkin’in bedeninden, tam da göğüs kafesinden gelen bir uğultu. Kontrolü dışında elini kaldırdı ve onun göğsüne dokundu. İçinde bir şeyler cız etti ama Seçkin’in ona güzel gözlerindeki merakla baktığını görünce “Çok güzel bir kalbin var!” dedi toparlanıp ve elini çekti.

Onun kalbinde bir sorun olduğunu hissetmişti oysa. Doktora gitmesi gerekiyordu.

(devam edecek)

Maymun deneyi kaynak : https://www.dunya.com/kose-yazisi/yuzuncu-maymun-fenomeni/13230

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s