Kimliksiz – Bölüm 31

Seval göz yaşları içinde kapattı telefonu ve onlara döndü, “Doğruymuş! Herkes biliyormuş zaten!”

“Aşkım herkes seni korumaya çalışıyordu inan bana!” dedi onun yanına gidip, “Suden hanım senin gerçek annen. O zamanlar sana gerçeği söyleselerdi belki gelip onu bulabilirdin ama Hakan beyden korkmuşlar! sana zarar vermesinden, bu defa yok etmek istemesinden!”

“Seval kızım, babama çok öfkeliyim tüm bunlar için ama senin etrafındaki insanların hakkı var inan bana. Keşke sana değil de bana söyleselerdi gerçeği. O zaman gelip seni kurtarabilirdim belki, babamı, kocamı, serveti, her şeyi bırakır gelirdim inan bana!”

Seval yaşlı gözlerle baktı Suden hanıma, “Siz benim annemisiniz sahiden?” dedi sesi titreyerek.

“Evet kızım! Evet ben senin annenim ve o acılı doğum gecesinden beri seni kollarıma alacağım o büyülü anı bekledim yıllardır. Bunun dünya gözüyle olacağı hiç aklıma gelmemişti. Bir gün beton bir binanın tuvaletinde göğsümde ağlayacağın hiç aklıma gelmemişti canım kızım!”

Seval koşarak gitti Suden hanımın yanına ve ona sarıldı yeniden, ikisi birden katılarak ağlamaya başladılar. Ertan’ın da göz yaşlarını tutacak hali kalmamıştı artık.

Bir kaç gün sonra Suden hanım kocası ile yaşadığı evden eşyalarını toplayıp ayrıldı ve İstanbul’da babasının aldığı diğer büyük evlerden birine taşındı. Artık tek istediği kızı için yaşamaktı. Babası ile bir daha görüşmeyi düşünmüyordu. Boşanma girişimi haberine rağmen Hakan bey kızını aramadı bile zaten. Damadının da telefonlarına çıkmadı. Suden hanım Seval ve Ertan’a gelip onunla yaşamaları için ısrar etse de, onlar evlendikten sonra da avluda yaşamaya devam etmek istediklerini söylediler.

Suden hanımın taşınmasının hemen ertesinde Nurdan hanım, Sultan hanım ve Remziye hanım özel arabalarla aldırılarak yeni evde bir haftalığına misafir edildi. Suden hanım hem kızını korudukları için onlara teşekkür etmek istemiş, hem de kızı ile kaçırdığı her şeyi onlardan dinlemek istemişti. Seval biri biyolojik olmak üzere onun hayatını kurtarıp, annelik duyguları ile kollayan bu dört kadınla bir hafta geçirdi öz annesinin evinde. Ertan bu bir hafta boyunca sevgilisini sadece bahçede gelip görmek istedi, onları baş başa bırakmak istiyordu ama diğerleri kızlarını emanet edecekleri damatlarını da bu sevgi bağına dahil etmek istediklerini söyleyerek her akşam onu da ağırladılar.

Gülizar ve Nurhan, Seval’in Suden hanımın kızı olduğunu öğrenince şoka girmişlerdi.

“Kadın milyarder!” diye ağzından çıkıverdi Nurhan’ın şaşkınlıkla.

“Yani tüm hikayeden bunu mu çıkardın?” diye azarladı onu Gülizar ama sonra ikisi de birbirlerine bakıp sarıldılar. Neşe ile yaşanılanlardan sonra atölyede de bir birlik ve sevgi havası hakimdi artık. Gündüz Ertan onlara olanları özet geçiyor, onlarda bir yandan çalışıp bir yandan dizi izler gibi heyecanla dinleyip, sonra bütün gün olanlar hakkında konuşuyorlardı.

Suden hanımın evinde misafir edilen grup evlerine dönmeden önceki akşam onlarında davetli olduğu bir nişan töreni düzenlendi. Yüzüklerin göz yaşları içinde takılmasının ardından, Suden hanımın yardımcısı Hakan beyin şoförünün bir zarf getirdiğini söyleyerek içeri girdi. O akşam ki tören tamamen kendi aralarında planlanmıştı ve Suden hanım babasını davet etmemişti.

Yardımcısına teşekkür ederek zarfı aldı ve hışımla açtı. Onun yüzündeki gergin ifade salondaki herkesi etkilediği için hepsi susmuş ona bakıyorlardı. Seval annesinin yanına gidip hafifçe koluna dokunarak onun kağıtta yazılanları okumasını bekledi.

Suden hanım kağıdı ona uzattı, “Babam avluyu satın almış ve tapusunu senin üzerine yapmış, ayrıca bankada da atölye adına yüklü bir hesap açmış! Nişan hediyesi olduğu yazıyor!”

Nurhan ve Gülizar çığlık attılar sevinçle, Ertan’da çok heyecanlanmıştı ama müstakbel karısının tepkisini bekliyordu.

“Bence bedel ödemeli'” dedi Seval gülümseyerek ve zarfı aldı annesinin elinden.

“Haklısın!” dedi Seval hanım. Bu arada evdeki hizmetlilerden hangisinin babasının ajanı olduğunu bir an önce bulması gerektiğini düşündü diğerlerine bir şey söylemeden.

Atölyenin aldığı ödül, Suden hanımın bir kızı olduğunu ortaya çıkması ve aile içinde yaşanılanların duyulması ile gölgelenmiş olsa da, Ertan ve Seval’in işleri ummadıkları kadar büyüdü ve takdir görmeye başladı. Elbette bundan Suden hanımın da katkısı büyük olmuştu. Eskiden istemeden giydiği tasarımları şimdi damadı ve kızının tasarımları olarak gururla giyiyor ve yanına onları da alarak sosyal ortamlarda boy gösteriyorlardı. Ertan yeminini bozarak Gülizar ve Nurhan’ı da atölyeye ortak etti. Böylece artık kimse çalışan değil herkes patrondu. Beklenmedik bir şekilde kocaman bir aile oluverdiler.

Düğünden önce Seval, Ertan’ı da alıp Dilan’ın mezarına gitti.

“Her ne olursa olsun sen de benim annem olarak kalacaksın, o çöplükten beni başka bir çöplüğe sürüklesen de hayatta kalmamı sağladın. Kendin sahip olduğun sefillik olmasaydı eminim benimle onu da paylaşırdın!” diyerek göz yaşı döktü ve Ertan ile evleneceklerini, diğer gelişmeleri anlattı.

“Bunca annesi olan bir gelinle, dünyanın en bahtsız damadı benim herhalde!” dedi Ertan gülümseyerek.

İkisi birden gülerek ayrıldılar mezarlıktan. Nikah olmadan önce Hakan bey de hayata gözlerini yumduğu için belirledikleri tarihte düğün yapamadılar. Suden hanım aldığı mirasın bir kısmını kendine ayırdıktan sonra kalanını olduğu gibi kızının üzerine geçirdi. Babasının cenazesinde çok ağladı. Basın başta olmak üzere çoğu insan onun kaybın acısını yaşadığını sandılar ama o yıllardır kaybettiklerini geri kazanmanın duygusal coşkusunu yaşıyordu. Elbette bunları sadece kızı ve damadı ile paylaştı.

“Babamı severdim her şeye rağmen, tıpkı senin Dilan’ı sevmen gibi!”

“Bunu en iyi ben anlarım anne!” dedi Seval.

O anne dedikçe Suden hanım yeniden doğmuş gibi hissediyordu sürekli. Sarıldı kızına sımsıkı.

Ertan ve Seval’in bir kızı bir oğulları oldu ve ikisi de Suden hanımın evine, dönüşümlü olarak Nurdan, Sultan ve Remziye anneanneleri ile büyüdüler. Çocuklar her birine anneanne diyemeyecekleri için isimleri ile çağırmaları öğretilmişti.

İlk doğan Mustafa beş yaşına geldiğinde annesine “Bu kadar çok anneannemiz olup dedemizin hiç olmaması normal mi?” diye sorduğunda Seval gülse mi ağlasa mı bilememiş ve sımsıkı sarılmıştı oğluna.

“Mutluluk normallikle ilgili bir şey değildir tatlım!” demişti kulağına.

Hayatı boyu hemen hiç bir şeyi normal yaşamayan Seval artık evlenmeden gerçek nüfus cüzdanını çıkarmıştı ve dedesinin soyadını almıştı. Ardından da hemen Ertan’ın soyadını almıştı.

Kimlikli ve sıra dışı hayat hikayesi olan bir insandı o artık.

SON

Kimliksiz – Bölüm 31’ için 16 yanıt

  1. Sevgili Gülseren hanım yazdıklarınızi severek okuyorum…içimiz de bir yerlere dokunuyorsunz… o diziler de önümüze serilen boş hayatlardan çok bambaşka yaşamlar sunuyorsunuz… hayata ve insanlara bakış ve yaklaşım farkı yaratiyor… Belki de okuyanlar kendi yasamlarindan kesitler buluyor…mutlu sonlar da guzel duygularla tebessüm bırakıyor o bitiş anlarına…emeğinize sağlık…

    Liked by 1 kişi

    1. Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık… Çok güzel yazıyorsunuz. Çok olmadı sizi keşfedeli ancak üç ay olmuştur. Zevkle heyecanla okuyup yarını bekliyorum. Bu arada eski hikayeleri okuyorum.
      Bu hikayede Seval beni çok etkiledi. Sultan hanımın komşu olarak gelip tanışmasına kadar yazık çocuğa birşey olmasa diye diye okudum. Sonu çok güzel bitti, teşekkürler.

      Liked by 1 kişi

  2. 60 yaşında bir bayanım yazılarınızı okumaya yeni başladım öncelikle hayatıma kattığınız ertesi günü iple çektiğim yaşantımıza dokunan romanlarınız için çok çok teşekkürler elinize yüreğinize sağlık

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s