Kimliksiz – Bölüm 27

Yaklaşık yarım saat sonra Ertan nefes nefese binaya girdi, salona doğru hızla hiderken gördü onu Seval ve seslendi hemen. Ertan durup onları görünce, Suden hanımı masada unutup koşarak onun yanına gitti.

“Ne olmuş? Ölecektim meraktan!”

“Harika haberlerle geldim! Anlatacağım!”

Suden hanım da onu görünce kalkıp gülümsedi ikisine ve bir şey söylemeden salona doğru yürüdü.

“Gülizar değilmiş!” dedi Ertan heyecanla.

“Kimmiş o zaman?”

“Neşe! Neşe konuşmuş onlarla, Gülizar’a teklif etmişler evet ama o kabul etmemiş gerçekten yalan söylemiyormuş. Burada ben ona bağırınca hırsla Neşe’nin evine gitmiş. Hasta falan değilmiş tabi. Onu tehdit etmiş, biraz da hırpalamış galiba, ağzından lafı almış ama Neşe itiraf etmiş kendi yaptığını.”

“Ne?”

“Evet tokat atmış sanırım! Sonra çıkıp Hakan beyin yanına gitmiş, olanları anlatmış. Kopya olan tasarım diskalifiye ediliyor şimdi. Onlar bu yarışmada yoklar!”

“İnanamıyorum! Harika haber bu!” dedi Seval neredeyse havalara uçacaktı, “Onlar baştan elemiş oldun böylece, kendi tuzaklarına düştüler.”

“Aynen!”

“Peki Neşe nasıl girmiş senin evine, ne zaman olmuş bütün bunlar”

“Onu bilmiyorum ama sanırım üç ay önce falan olmuş, yani onlar Gülizar kabul etmeyince, Neşe’ye gitmişler gibi anladım. Gülizar çok ağlıyordu, telefonda konuştuk. Aradım şimdi gelirken, buraya gelmesini söyledim ama kabul etmedi.”

“Zavallı kız!”

“Evet, ona da çok haksızlık ettim, bugün yaptığım ikinci aptallık.”

“Haydi gidip onu alalım, burada olmayı hak ediyor!”

Ertan sevgiyle baktı Seval’e, “Olmayan aklımsın sen benim!”, sonra saate baktı, “Daha bir saat var!”

“Evini biliyor musun?”

“Evet bir kez bırakmıştım hamileydi o zamanlar!”

“Evde mi peki?”

“Evet aradığımda eve yeni girdiğini söyledi”

İkisi birden koşarak çıktılar binadan, bir taksi çevirdiler. Otoparka inerek vakit kaybetmek istemiyorlardı.

“Sen ne yaptın?” dedi Ertan, bilmese de onu annesi ile bırakmıştı.

“Sohbet ettik biraz!”

“Sevdin mi Suden hanımı?”

“Sevmek mi? Bilmem hiç öyle düşünmedim!”

Bunca şey yaşanırken Ertan’ın ne diye böyle bir şey sorduğuna anlam verememişti Seval tam ona soracaktı ki, Ertan onun parmaklarının arasına geçirdi parmaklarını ve sımsıkı tuttu elini. Aklındaki her şey uçup gitti yine.

Gülizar kıpkırmızı olmuş gözlerle açtı kapıyı, onları görünce şaşırdı.

“Seni almaya geldik!” dedi Seval.

“Ah hayır, hayır üzgünüm! Ben artık yokum!”

“Ne demek yokum!” dedi Ertan ağlamaklı bir sesle, “Gülizar senden af dilemeye geldim” diyerek dizlerinin üzerine çöktü, “Ben bir eşeğim kabul ediyorum, bu gün ikinizi de haksız yere suçladım ama inanın çok gergindim.”

Gülizar güldü elinde olmadan, bu sahnenin bir ilanı aşk sahnesi olmasını ne çok isterdi. İçeriden gelen çocuk annesinin yanından kafasını uzatınca, Ertan toparlanıp ayağa kalktı hemen.

“Kokteyle bir saat var, sen orada olmadan ekip eksik olacak! Ayrıca günü sen kurtardın, orada olmayı en çok hakkeden kişi de sensin!”

“Ben gerçekten bunu istediğimi sanmıyorum. O sizin eseriniz. Gidin hakkettiğiniz ödülü alın. Dediğim gibi ben artık yokum!”

“Lütfen Gülizar!” dedi Seval’de yalvarır bir sesle, “Biz bu ödülü atölye olarak hakkettik! Ayrıca Ertan haklı günün kahramanı sensin ve o ödülü sen almalısın belki de!”

Seval’in Ertan demesi dikkatinden kaçmamıştı Gülizar’ın. Çok kırılmıştı sahiden, içinde bir şeyler yaşıyor olsa da tüm bu saldırının Ertan’dan gelmiş olması, ona güvenmediğini göstermesi çok kırmıştı içini. Onunla asla olmayacağını biliyordu. Bu onun içinde bir hayaldi sadece bu haliyle kimseye bir zararı yoktu. O ekmek yediği çanağa tükürecek biri asla değildi. Ne hissederse hissetsin kimseye kasıtlı olarak kötülük yapmamıştı. Evet sivri dilli olabilirdi, işinde hırslıydı ama ekmekle oynamak yapacağı iş değildi onun.

“Tamam!” dedi mırıldanır gibi, “Siz inin, ben giyineyim!” diyerek kapıyı kapattı.

Kapısına kadar gelip onu da almak istemeleri gururunu okşamıştı. İyi kızdı bu Seval’de aslında ve kabul etmek istemese de birbirlerine yakışıyorlardı. Gülümseyerek az önce çıkardığı giysilerini yeniden giyindi.

Üçü birlikte yarışma alanına döndüklerinde kopya tasarım ve onlara ait olan diğeri salondan kaldırılmıştı. Nihan koşarak yanlarına geldi hemen “Nereye kayboluyorsunuz durmadan?” dedi endişeyle, “Diğer tasarımları kaldırdılar, yarışmadan çekilmişler galiba!”

“Çekilmek mi?” dedi Ertan, “Diskalifiye edildiler. Gülizar sayesinde!”

Nurhan haini yanlarında niye getirdiklerine bir anlam verememişti. Merakla onlara baktı.

“Ben hain değilim!” dedi Gülizar.

“Ben öyle söylemedim!”

“Ama öyle baktın!”

“Hayır!”

“Tamam kızlar hepimiz gerildik. Nurhan’cığım hain Neşe imiş ne yazık ki! Sen hariç ekipteki herkesi hain ilan ettim zaten bu gün, o yüzden rahat durun artık ve sonucun tadını çıkaralım!” dedi Ertan gülerek.

“Kazandık mı?” dedi Nurhan heyecanla.

“Bilmiyorum ama umuyorum!”

O sırada Suden hanım kalabalığın içinden çıkıp yeniden yanlarına geldi, “Babamla konuştum şimdi, sorunların çözülmesine sevindim. Zor bir gün geçirdiniz. Kutlama yapmaya hazır mısınız?”

“Kutlama mı?” dedi Gülizar heyecanla.

Suden hanım onlara göz kırparak uzaklaştı yanlarından.

“Onu duydunuz mu? Kutlama dedi!”

Hepsi heyecanlanmıştı iyice, “Bu sonuç değil mi, onu söyledi bize!” dedi Seval elleri titriyordu.

“Sanırım öyle söyledi!” dedi Ertan’da, “Seni sevmiş olmalı!”

“Beni mi? Belki de seni seviyordur?” dedi Seval gülerek hepsinin neşesi yerine gelmişti. Gülizar onların el ele dolaştıklarını fark etmişti salona girdiklerinde ama umursamıyordu artık. O hayalindeki Ertan’ı seviyordu zaten, Seval’in de onu oradan alması mümkün değildi. İkisinin mutlu olmasını kıskanmıyordu artık. Belki de uzun bir süredir Neşe gaz veriyordu ona çaktırmadan. Belki de Seval’e bu kadar gıcık olmasını sağlayarak onu bir tuzağa sürüklemişti.

“İyi ki patlattım yüzüne o tokadı!” dedi kendi kendine, “İçimde kalırdı!”

Konuklar yavaş yavaş kokteyl salonuna geçmeye başladılar. Tasarımlar şimdi oraya taşınıyordu. Birazdan sonuç açıklanacaktı.

Gecenin sunucusu onların adını okuduğunda, hepsi heyecandan bayılacak gibi sahneye doğru yürüdüler. Salondan yükselen alkışlar içinde ödülü almak için sunucunun yanına gittiler. Ödülü Suden hanım verecekti.

Suden hanım Ertan’ın atölyesini öven kısa bir konuşma yapıp, üzerindeki tasarımın da ona ait olduğunu söyledikten sonra plaket ve ödül kupasını Ertan’a doğru uzattı.

Ertan kupayı aldı ve mikrofona yaklaştı, “Bu ödülü, atölyemin en eski çalışanı ve tüm zor şartlara, düşüşümüze rağmen beni asla bırakmayan Gülizar Karanoğlu’na vermek istiyorum. O biz tasarımları hazırlarken, hem atölyemizi ayakta tuttu, hem de bize zarar vermek isteyenler karşısında bu gün kahramanca günümüzü ve tabi tasarımlarımızı kurtardı. Bu yarışma ve ödül benim için gerçekten çok önemliydi. Düştüğüm yerden ayağa kalkışımın sembolü olacaktı. Ancak hayat bana beklenmedik bir başka ödül sundu ki bunun yarışma ödülünden çok daha önemli olduğunu anladım.” diyerek önce Gülizar’a gidip ödülü ona verdi. Gülizar sevinçten ağlarken, Seval’in yanına gitti ve önüne diz çökerek, mikrofonu ağzına götürdü.

“Benimle evlenir misin?”

Salonda önce derin bir sessizlik oldu, Seval şok olmuştu. Bütün bedeni titriyor, düşüp bayılacak gibi hissediyordu.

“Evet!” dedi önce küçük bir sesle.

“Duyulmadı!” dedi sunucu o da herkes gibi heyecanlanmıştı.

“Evet!” dedi Seval yüksek sesle.

(devam edecek)

Kimliksiz – Bölüm 27’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s