Kimliksiz – Bölüm 25

Seval tuvalete girer girmez hıçkırarak ağlamaya başladı. Olanlara inanamıyordu. Olanlar bir yana, Ertan beyin onu hainlikle suçlamasına hiç inanamıyordu. Aylardır bekledikleri gün daha başlar başlamaz yerle bir olmuştu. Tuvaletin kapısı yavaşça aralandı. Az önce Seval’in çarptığı kadın, kızın halini görünce dayanamamış peşinden gelmişti.

“İyi misiniz?” diye sordu yanına gelip nazikçe

Seval kadının kim olduğuna bile bakmadan bir anda dönüp sarıldı ve iyice göz yaşlarına boğuldu. Şu anda tek ihtiyacı olan şey bir sıcaklık ve güven duygusuydu, hayatı boyu hep üçüncü kişilerde bulmuştu bu duyguyu, şimdi de kime sarıldığı önemli değildi o yüzden. Buna ihtiyacı vardı.

“Zavallı çocuk, seni salonda bu kadar üzecek ne olmuş olabilir. Bir aşk acısı mı yoksa bu?”

“Hayır! Ya da belki evet!” diyerek bir süre daha ağladı Seval.

Kadın elbisesinin ıslanmasına aldırmadan öylece durdu ve onun sırtını okşadı yavaş yavaş sakinleşmesi için. Çok sürmeden Seval kendine gelmeye başladı ve başını kadının omuzundan kaldırarak geri çekildi. Hayatı boyu zorluklarla baş etmişti ama ilk kez bu kadar güçsüz ve çaresiz hissediyordu kendini.

“İyi misiniz?” dedi kadın yeniden.

“Evet daha iyiyim. Özür dilerim kendimi kontrol edemedim! Oh üzerinizi ıslatmışım!” diyerek elini kadının elbisesine uzatınca, bu elbiseyi daha önce atölyede gördüğünü hatırladı. İlk geldiği zamanlarda kızlar bu elbisenin üzerinde çalışıyorlardı. Elini hızla geri çekti.

“Bir şey mi oldu?” dedi kadın yeniden, kızın ne yaşadığına bir anlam verememişti henüz ama elinde olmadan üzülmüştü o da.

“Teşekkür ederim” dedi Seval ve başka bir şey demeden çıkıp gitti tuvaletten ve yarışma alanından.

Dışarı çıktığında temiz hava ona biraz daha iyi geldi ama şimdi ne yapıp, nereye gideceğini bilmiyordu. “Nasıl olabilir bu?” diyordu kafasındaki ses ona sürekli, “Nasıl Ertan beyin evinden hiç çıkmamış bir tasarım kopyalanmış olabilir? O yapmadığına göre bunu kim yapmıştı?”

Şimdi çekip giderse iyice suçlu duruma düşecekti, içeri geri dönerse bunu ruhunun kaldıracağını hiç sanmıyordu. Atölyeye veya eve dönse eninde sonunda yeniden yüz yüze geleceklerdi. Ne yapmalıydı?

Gülizar o ortamda, herkesin içinde en değer verdiği insanlardan biri tarafından suçlandığı için sinirden tir tir titriyordu. Ertan beyin ardından o da çıkıp gitmişti yarışma alanından. Geriye bir tek Nurhan kalmıştı. Yarışma sonuçları henüz açıklanmadığından elbiselerden sorumlu kimse kalmadığı için Nurhan çekip gidememiş, mecburen salonda tek başına dolanıp durmuştu.

Suden hanım elbisesinin üzerini çantasından çıkardığı mendil ile kurulayıp yeniden salona döndü. Yine babası adına ortalıkta salınıp durması gereken sıkıcı bir gündü. Hakan beyin gösterişli işlerde öne çıkma merakı olmasa o asla bu tür ortamlara girmezdi. Babasının zoru ile tasarım elbiseler alıyor, gençliğinden beri istediği sakin hayata bir türlü kavuşamıyordu. Genç kızlığında yaşadığı olaylar onun hayat coşkusunu alıp götürmüşlerdi. Sonrasında babasının istekleri dışında tercihler yapmamış, Hakan beyi karşısına alıp, onunla mücadele edecek gücü kendinde bulamamıştı. Evlenmiş olmasına rağmen bir daha çocuğu olmayışını, karnındaki bebeğe iyi bakamayıp, onun ölümüne neden olduğu için bir ceza olarak görüyordu. Doğuma değin yaşayan bebek, her nasılsa doğum sırasında ani gelişen bir durum yüzünden hayata gözlerini hiç açamamıştı. Bebeği evde değil de hastanede doğurmuş olsa hayatta kalabileceği düşüncesi yıllardır içini kemirip duruyordu. Bu yüzden bir daha hiç çocuk verilmemişti ona, verileni hayatta tutacak şartları sağlayamamış, iyi bir anne olamayacağını belli etmişti.

Derin bir iç geçirerek salondaki kalabalığa karıştı ve rastladığı tanıdıkları ile sohbet etmeye başladı. Tasarımları yarışma gününden önce gördüğünden, camekanların önündeki kalabalıktan uzak duruyordu. Hakan beyin sağlığı bu kalabalığa girmeye elvermediği için o akşama daha sakin olacak olan kokteyle dahil olacaktı. Şimdi onun adına kızı organizatör olarak bulunuyordu. Suden’in kocası her zaman ki gibi bir iş gezisindeydi. Yarışma sponsorlarından biri olarak, adını taşıyan şirketinin tanıtım afişleri ise salonun pek çok yerinde duruyordu. Suden her başını kaldırdığında kocasının adını görmekten daraldığı için başka yerlere bakmaya çalışıyordu.

Ertan öfkeyle yarışma binasından ayrıldıktan sonra ne yapacağını bilemez halde yürümüştü uzun uzun. Tasarımını onca zaman sakladıktan sonra bu başına gelenlere inanamıyordu bir türlü, hele ki atölyesini ve devam eden tüm işlerini emanet ettiği Gülizar’ın ona kazık atanlarla iş birliği yapmasını hazmedemiyordu.

“Nasıl yapabilir? Nasıl?” diyordu yüksek sesle kendi kendine devamlı, yoldan geçenler delirmiş gibi kendi kendine konuşup, elini kolunu sallayan bu genç adama bakıp uzaklaşıyorlardı yanından.

Sonra bir anda durdu olduğu yerde ve Seval’e söylediklerini hatırladı. Suçsuz yere kıza bağırmıştı herkesin içinde, Neşe’nin telefonundan sonra da kendini kaybettiği için o kısmı unutmuştu tamamen. Onca emeğine, özverisine rağmen anlayıp, dinlemeden bağırıvermişti Seval’e.

“Aptal Ertan! Ne geliyorsa bu aptallığından geliyor başına zaten!” diye bağırdı bu sefer durduğu yerde.

Yaşlı bir adam yanına yaklaşıp, “Evladım bir sıkıntın mı var?” diye sorunca affalladı yeniden ve iyice kendini kaybetmiş olduğunu anlayıp, utanarak hızlı adımlarla uzaklaştı oradan. Daha sakin bir yere gelince telefonunu çıkardı ve Seval’in numarasını çevirdi hemen.

Seval yarışma alanının önünden uzaklaşamamıştı henüz. Çekip gitmek ile kendini aklamak arasında ki mücadeleye taraf olamadığı için dönüp duruyordu sadece. Çantasındaki telefonun çaldığını duydu ama kimseyle konuşmak istemediği için aldırmadı önce. Telefon defalarca, defalarca baştan çalınca, Sultan hanım arıyor olabilir diye düşünüp çıkardı çantasından ve gördü Ertan’ın aradığını.

“Hızını alamadı herhalde!” dedi kendi kendi hırsla, açtı ve bir şey söylemeden kulağına götürdü telefonu, “Haydi bağırmaya devam et ve rahatla!” diye mırıldandı içinden sadece.

“Seval, çok özür dilerim, Gülizar’mış. Beni affedebilecek misin?”

“Ne? Gülizar mı?” dedi Seval şaşkınlıkla, “Nereden biliyorsun?”

“Neşe aradı, o söyledi. Onu görmüş o heriflerle konuşurken, Gülizar yapmadım deyince de üzerinde durmamış. Sonra tasarımın kopyası yarışmada olunca, onun yalan söylediğini farketmiş”

“Anlamıyorum! Neşe salonda değildi ki!” dedi Seval şaşkın şaşkın, “Kopyayı nereden görmüş!”

“Yani ben söyledim sanırım telefonda bilmiyorum.” dedi Ertan kafası karışmış bir şekilde, “Neredesin sen? Buluşabilir miyiz?”

“Ben, yarışma alanının önündeyim henüz, ne yapacağımı bilemedim.”

“Bekle orada geliyorum!” dedi Ertan ve neredeyse koşarak geri döndü binanın önüne.

Seval rahatlamıştı aklanmış olmaktan ama Gülizar’ın bunu neden yaptığını anlayamamıştı. Seval’in projede olduğunu kıskanmış olduğunu düşünse, bunu ancak son hafta öğrenebilmişti. Bir hafta böyle bir tasarımın kopyasını yapmak için yeterli bir zaman değildi. Gerçi model ortaktı sadece, üzerindeki işlerin Seval’in yaptıkları ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktu.

Ertan nefes nefese Seval’in yanına vardığında “Çok özür dilerim senden şüphelenmem şuursuz bir davranıştı, ben o tasarımı görünce kendimi kaybettim ve …”

“Ve seninle tasarımı bilen tek kişi ben olduğum için benden şüphelendin!” diye tamamladı Seval.

“Evet!”

“Bunu daha sonra konuşuruz! Sen gelene kadar düşündüm. Tasarımın orada tek başına duruyor, daha yarışma sonuçlanmadı. Salona dönmelisin! Bu atölye içinde bir sorun, yarışmanın sorunu değil!”

“Ama görmedin mi aynısı var yarışmada zaten!”

“Ne olmuş, yarışma tek başına tasarımın modeli üzerine değil ki, işçiliği de önemli! Ayrıca o kadar emek verdiğimiz işi tek başına mı bırakacağız orada korkaklar gibi!”

“Haklısın!” dedi Ertan gözlerine çocuksu ışıltı geri gelmişti.

“Ah seni hakkedecek ne yaptım acaba ben? Haydi yürü!” diyerek onun elinden tuttu ve salona doğru yürümeye başladı.

Seval bu sıcacık avucun içine yüreğini bırakıvermiş gibi hissetti o an, içinde son bir saattir büyüyen hırs ve öfke o avucun içinde eriyip yok oldu ve onu nereye sürüklese gidecekmiş gibi bir hisle yüreğini doldurup, adımlarını onun adımlarına uyduruverdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s