Kimliksiz – Bölüm 22

“Ertan oğlum Seval’in hayatı kendisinin bile bilmediği gizemlerle dolu”

“O da ne demek hocam?” dedi Ertan şaşkınlıkla

“Bunlar telefonda konuşulacak konular değil ama sana kısaca özetleyeyim!” diyerek detaylara girmeden bildiklerini özetleyiverdi Remziye hanım.

“Yani Seval Yeşilyurt’ların torunu öyle mi?”

“Öyle diyemiyoruz, bu bir tahmin ama gerçeğe çok yakın bir tahmin!”

“Bunu neden ona söylemiyorsunuz peki?”

“Söylemek şu aşamada bu kızın hayatına ne katar sence?”

“Zengin olur!”

“Onu kabul edeceklerinden emin misin?”

“Bilmiyorum!”

“Seval’e annesinin onu çöplüğe bıraktığını, o yüzden hayatının tamamını deli bir kadınla, bir başka çöplükte geçtiğini söylediğimiz anda ne hisseder dersin?”

“Bilmiyorum!”

“Bu iki bilmiyorum kızın zaten zor olan hayatını daha da karıştırmaya değmeyeceğini anlatıyor ama değil mi?”

“Şey, evet ama hiç öğrenmeyecek mi? Yani aile onun öldüğünü sanıyor! Yani onu arayan kimse yok!”

“Evet annesi öldüğünü sanıyor, dedesinin de merak edip düşündüğünü sanmıyorum!”

“E öyleyse!”

“Sen ne tavsiye ediyorsun. Ona bunu söyleyelim mi?”

“Bilmiyorum!”

“Bu düşünülmeden kullanılacak bir bilgi değil, şu aşamada Seval’in hayatına karmaşa ve üzüntüden başka bir şey de getirmez!”

“Getirebilir de!”

“Evet belki! Sultan ile bu konuyu defalarca konuştuk. İkimiz de bir gün bu gerçeği öğrenmesi gerekeceğini düşünüyoruz ama o zamanın ne zaman olduğu hakkında henüz bir ışık görmedik. Eğer Seval kendi ayakları üzerinde durup, kimseye muhtaç olmayacak hale gelirse, belki o zaman söyleriz, şimdi tam yükselirken onu sendeletip düşürebiliriz!”

“Suden hanımla karşılaşmalarını sağlayabilirim!”

“Biliyorum ama bunu yapmanın neye yarayacağını da düşünmen gerek! Anne kız birbirlerini tanıyacaklar mı sence karşılaşsalar?”

“Bilmiyorum!”

“Bu bilmiyorumların en azından bir kısmı Seval açısından olumlu bir yanıta dönüştüğünde ona söyleyebilirsin o halde ama şimdi değil!”

“Ben mi söyleyeceğim?”

“Sen bir soru sordun, ben de sana cevabı verdim. Şimdi aldığın cevabın risklerini hesaplayarak yaşamaya devam etmek zorundasın. Unutma bu bilgi ile atacağın her adım Seval’in hayatını doğrudan etkileyecek.”

“Ona zarar verecek hiç bir şey yapmam!”

“Sana güveniyorum! Artık kapatmam gerek!”

“Görüşürüz hocam teşekkür ederim!”

Ertan öğrendiklerinin şokunu yaşıyordu. Bu dinlediklerinin filmlerde bile olması abartılı gelirdi ona ama işte şimdi kendi atölyesinde, kendi köklerinden habersiz, kimliksiz bir kız vardı. Ölmüş birinin adıyla, anne sandığı bir yabancı ile acılar içinde büyümüştü. O çöpün yanına bırakılmasa belki bu gün Ertan’ın atölyesinde bir çalışan değil de, müşterisi olacaktı.

“Hayat ne garip!” dedi kendi kendine, öyle ya da böyle karşılaşacaklardı demek aslında. Kafası karmakarışık olarak atölyeye geri döndü önce ama sürekli Seval’e gözü takılıp, Remziye hocanın söylediklerini düşündüğü için duramayıp yukarı çıktı. Atölyedekilere kendini biraz yorgun hissettiğini ve dinleneceğini söyledi. Mesai bitene kadar geri gelmeyince, Seval o akşam çalışmayacaklarını anladı ve kendi evine çıkıp, yemeğini yedi ve kanepeye uzanıp televizyon seyretti bir süre, sonra da erkenden uyudu.

Ertan’in içindeki bir ses, kızın gerçek ailesini bilmeye hakkı olduğunu söylüyordu sürekli, bunca aman ondan saklamış olmaları, hayatından bir çok yılın alınmasıydı aslında. Refah içinde yaşayacağı yıllar elinden alınmıştı.

“Dedesi onu ölsün diye çöpe bıraktırdı unuttun mu?” dedi zihnindeki Remziye hoca.

“Evet ama zavallı annesinin de kızının yaşadığını ve babasının onu ölüme terkettiğini bilmeye hakkı var!”

“Evet ama hem Seval’i hem de Suden’i bir araya getirmek istediğin için ikisine de ağır darbeler indirmiş olacaksın. Suden babasından nefret edecek, Seval hayatının bir yalan olduğunu anlayacak! İkisi karşılıklı geçip bir anda anne kız rolüne bürünebilirler mi ayrıca? Aralarında yüzde elli kan bağından ve dokuz ay aynı bedende yaşamaktan fazla bir bağ yok!”

Remziye hocanın zihnindeki sesinin bu son söylediği üzerine düşündü bir süre. Hakları olduğunu düşünüyordu evet ama hakları olmasından çok bunu yaşayabilecekler mi sorusu da önemliydi.

“Buna biz karar veremeyiz!” dedi sıkıntıyla.

Sabaha kadar kafasından atamadı düşünceleri ve sızana kadar düşündü bir yere varamadan. Sadece merak ederken şimdi kızdan saklanan bir gerçeğin sorumluluğuna girmişti. Yarışmaya az bir zaman kalmıştı, Seval’i böyle bir şeyle sarsmak şimdi her şeye zarar verecek bir durumdu. En güzeli yarışma bitene kadar bu konuyu askıya almaktı belki de, o zamana kadar neyin doğru olduğu hakkında belki daha net bir karara varabilirdi.

Sahip olduğu kimlik gerçek olmadığı gibi, sahip olduğu hayat rolü de gerçek değildi zavallının. Gerçek, mutlu ve refah içinde geçmesi gereken hayatı ise kaybolup gitmişti.

Ertesi gün yorgun gözüktüğü için Seval dahil atölyedeki kızlar onun hasta olduğuna iyice inandılar ama bu defa atölyeyi bırakıp yukarı çıkmadı. Sadece daha sessiz ve içine dönük bir geçirdi. Kızlar gittikten sonra da Seval’e bu akşam çalışabileceklerini söyledi.

“Diğerlerine niye söylemiyorsun?” dedi Seval çalışmaya başladıklarında.

Ertan onun ne kastettiğinden emin olamadığı için kaygıyla baktı yüzüne, bir an için hoca ile konuştuklarından haberi olduğunu sanmıştı ama bu imkansızdı.

“Neyi söylemiyorum?” dedi boğazını temizleyerek.

“Bunları işte, yarışmayı yani? Neden onlara değil de bana söyledin sadece? Neden aşağıda değil de burada çalışıyorsun! Bu bir güven sorunu mu?”

“Belki de!” dedi Ertan.

“Bana güvenebileceğini nereden biliyorsun peki? Onlar uzun zamandır seninle çalışıyorlar!”

“Sana da güvenmediğimi baştan söylemiştim!” diye güldü Ertan ama Seval’in yüzündeki ciddiyeti görünce, kefilin Remziye hoca olduğu için sanırım!” diye devam etti konuşmaya.

“Gülizar ve Neşe bu işi yaptığımızı öğrendiklerinde kendilerini kötü hissedecekler. Yani ben olsam öyle hissederdim herhalde”

“Onlara göstermeli miyiz sence?”

“Buna ben karar veremem. Dediğim gibi bir güven meselesi aslında sadece! Dört kişi çalışsak belki daha çabuk bitebilir!”

“Devam etmek istemiyor musun?”

“Hayır bunu kastetmedim.” dedi Seval, şaşırmıştı patronunun böyle söylemesine, sadece merak etmişti nedenini, konunun olmadık bir yere gitmesine izin veremezdi. Konuşmaktan vazgeçip, önüne döndü.

Ertan arkasını döndüğü halde ona bakıyordu hâlâ, çalışanlara projesini ve yarışmayı, ona da hayatı hakkındaki önemli gerçekleri söylemiyor, söyleyemiyordu. Gerçekleri öğrendiğinde hepsi bunun için Ertan’ı suçlayacak mıydı? İyice kafası karıştı gece boyu hiç konuşmadan işe odaklandı o da.

“Bu bir güven sorunu!” dedi Seval iş bitip, giderken, “Ama onlarla benim değil, kader ile benim aramda bir güven sorunu!”

“Bana açıklamak zorunda değilsiniz aslında, kusura bakmayın!” dedi Seval ve ona cevap verme fırsatı vermeden “İyi geceler!” diyerek evine gitti.

O hafta ikisi de birlikte ama çok sessiz çalıştılar. Seval zaten her zaman sessizdi, patronunun sessizliğini de kendi densizliğine verdiği için bir şey söylemedi. Ertan’ın zihni ise sürekli düşüncelerle meşguldü. Seval gelmemiş olsa bu projeyi atölye adına Gülizar ile gerçekleştirmeleri gerekirdi. Bu işten sağlanacak prestijden onun da faydalanmaya hakkı vardı. Hayatının sonuna kadar Ertan’ın kıdemli ustası olarak kalmak istediğini düşünmüyordu. Elbet bir gün o da kendini hazır hissettiğinde kendi moda evini kurmak isteyecekti. Yine de Gülizar’ın işinde ne kadar iyi olursa olsun, zaafları ve hırsları olan bir kadın olduğunun da farkındaydı, atölyede diğerlerini egosu ile nasıl ezdiğine defalarca şahit olmuştu. Egosunun bu kadar esiri birini ele egosu ile ele geçirmek zor bir şey değildi. Atölyenin prestij kazanması onun da prestijini artıracaktı elbette dolaylı yoldan. Bu defalık Ertan’ın bu yarışmaya bu şekilde dahil olması gerekiyordu. Seval projeye Gülizar’ı almayıp, ondan gizli Seval’i almış olmasından doğacak sonucu vurguluyordu aslında. Bu hem Gülizar’ın Seval’e daha çok diş bilemesine, hem de artık Ertan için bu kadar çok çalışmak istememesine neden olabilirdi.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s