Kimliksiz – Bölüm 19

O gece Seval’i çöp bidonunun yanına bırakan kadın ve adam, onları söyleneni yaptıktan sonra geri döneceklerdi. İkisi de Yeşilyurt’ların konağında çalışıyorlardı. İstanbul’dan buraya sadece çocuğu bırakmak için gelmişlerdi.

“Vedat amca, madem çocuğu başka bir yere getirdik, ne diye çöpe bırakıyoruz, camiye, karakola falan bıraksak da hiç değilse çocuğun şansı artsa olmaz mı?”

“Cahil cahil konuşma Nurdan, bize ne söyledilerse onu yapacağız!”

Vedat bey konağın eski hizmetkarlarındandı, konağın sahibi Paşa lakaplı Hakan Yeşilyurt ona çok güvenirdi. Nurdan ise Vedat beyin uzaktan akrabasıydı, onun sayesinde konakta işe girmişti. Hakan beyin kızı Suden’in hizmetçisiydi. Konakta herkes kendi hayatının akışında yaşadığından Hakan bey kızının hamile olduğunu öğrendiğinde bebek alınacak ayı çoktan geçmişti. Suden onu aldırmak istemiyordu ama babası onlar gibi tanınmış bir ailede evlilik dışı bir çocuk olmasını asla kabul etmiyordu. Suden’in annesi o çok küçükken ölmüştü, Hakan bey bir daha evlenmemiş ama tuttuğu metreslerle daha çok ilgilendiğinden kızı ile fazla vakit geçirmemişti. Bebeğin babası Suden’in okul arkadaşıydı, çocuğun ailesinin durumu iyi değildi. İşin aslı Suden ile evlenmeyi de zaten düşünmüyordu. İlişkide aşık olan taraf Suden’di. Sevgilisi onun hamile kaldığını öğrendiği an ortadan kayboluvermişti. Suden istese onu elbette bulurdu ama bunu gururuna yedirememiş, yine de onun çocuğunu doğurmaya karar vermişti. Konak’ta babası ile sık bir araya gelmedikleri için karnının büyüdüğünü evdeki çalışanlar dışında anlayan yoktu. Sonunda Vedat beyin Hakan beyi uyarması ile bebek meselesi ortaya çıkınca kıyamet kopmuştu. Bebeğin doğumuna üç ay kala ortaya çıkan durum, yine Vedat beyin patronuna önerdiği çözüm ile Hakan beye göre halledilmişti.

Doğum evde olacaktı böylece hiç bir yerde çocuğun doğduğuna dair bir kayıt olmayacaktı. Eve doktor çağrılmayacak, Vedat beyin akrabalarından olan bir ebe gelip doğumu yaptıracaktı. Daha sonra Vedat bey ve Nurdan gidip çocuğu İstanbul dışında bir yere bir çöp bidonunun yanına bırakacaklardı.

Bebeğin doğumundan, çöp bidonunun yanına varışlarına kadar Nurdan bir türlü içine sindiremiyordu olanları. Suden hanımın bu bebeği ne kadar doğurmak istediğine en yakın o şahit olmuştu. Zavallı kızcağız babasının planlarından habersiz evde sancılar içinde doğum yapmış, daha bebeğini göremeden çocuğu alıp çıkarmışlardı evden. Ona çocuğunun ölü doğduğunu söyleyeceklerdi. Acıdan bayılıp kaldığı için bebeğin ölü mü, sağ mı doğduğunu anlayamamıştı zaten.

İstanbul ile Köksaldı’nın arası yaklaşık iki saatti, burayı yine Vedat bey seçmişti. Çok daha uzak bir yere gitmenin anlamı yoktu. Sonuçta çocuğun Yeşilyurt ailesinin kanını taşıdığı ispatlanabilir bir durum değildi artık. Olanlardan kimseye bahsetmemesi için Nurdan’ın eline yüklüce bir para vermişlerdi. Kızcağız bebeği bıraktıktan sonra doğrudan ailesinin yanına memleketlerine gidecekti. Suden ile yeniden karşı karşıya gelmelerini Hakan bey istemiyordu. Köksaldı’da yolları ayrılacak Vedat bey İstanbul’a dönecek, Nurdan’a ailesinin yanına doğru yola çıkacaktı. Sabaha doğru vardıkları Köksaldı’da çocuğu Vedat beyin uygun gördüğü bir çöp bidonunun yanına bıraktıktan sonra oradan hızla uzaklaştırlar. Nurdan çocuğu bıraktıktan sonra bir türlü başından kalkamadı ilk önce ama sonra Vedat beyden azarı yiyince mecburen kalktı ve onunla uzaklaştı çocuğun yanından. Sokağın az ilerisine geldiklerinde Vedat bey ona yollarının ayrıldığını söyleyip karanlığın içinde kaybolunca, kızcağız sokağın ortasında kalakalmıştı öylece. Yaşlı adamın onu öyle bırakıp gideceğini hiç düşünmemişti daha önce.Yaşadığı kısa şaşkınlık anından sonra içinden gelen bir dürtüyle çocuğu bıraktıkları çöp bidonunun olduğu yere doğru koşmaya başlamıştı. Günlerdir rüyasında çocuğu karanlık sokakta köpeklerin parçaladıklarını görüyor ve kan ter içinde uyanıyordu. Hakan bey ne derse desin, yeni doğmuş bir çocuğu çöpe bırakacak kadar vicdansızlığa karışamazdı o. Tam çöp bidonunun olduğu sokağa girdiğinde bir kadının onu kucağına almış konuştuğunu görünce saklanıp neler olacağına bakmaya başladı. Kadın çocuğu kucaklayıp hızla sokakta ilerleyince, elinde olmadan o da peşlerinden gitti. Kadın caddeye varınca bir dolmuşa el kaldırdı, hemen arkalarından giden Nurdan’da nefes nefese yetişip bindi dolmuşa, kadının indiği yerde indi ve sonra vardığı gecekonduya kadar onu takip etti. Bir süre evin uzağında dikilip durduktan sonra, en azından çocuğun kurtulduğunu gözleri ile gördüğü için rahatladı ve otobüse binmek üzere oradan ayrıldı.

Eve döndüğünde ablası hariç hiç kimseye bu olanlardan bahsetmedi. Aralarındaki yaş farkı çok olduğu için Sultan hanım onun annesi gibiydi. O sıralar on yedi yıllık evliydi ve bir kızı vardı. Nurdan’ın anlattığı hikayeyi duyunca o kadar üzüldü ki, “Keşke çocuğu alıp bana getirseydin. Burada mis gibi bakar büyütürdük onu!” diye ağlamaya başladı.

“Abla kadın çocuğu almıştı ben gittiğimde yoksa inan ben de onu orada bırakamazdım. Almak için geri döndüm zaten!”

İki kız kardeş aradan yıllar geçse de bu olayı hiç unutamadılar. Nurdan’ın eve dönüşünün üzerinde sekiz yıl geçtikten sonra ablasının kocasının çalıştığı firma Köksaldı’nın çok yakınında bir fabrika kurdu ve Nasip beyi de orada görevlendirdi. Fabrika lojmanları ailelere uygun yapılmadığından şimdilik ailelerini getiremeyeceklerdi. Kızları zaten evlenmiş yanlarından ayrılmıştı. Nasip bey oraya gidince Sultan hanım tek başına kalacaktı. Bir süre ailesinin yanına gitmeyi düşündü ve konuyu kız kardeşine açtı. Nurdan’da o sıralar artık evli bir çocuk annesiydi. Köksaldı adını duyunca ablasına hemen kızın oralarda bir yerlerde olduğunu hatırlattı. Sultan hanım aradan onca yıl geçince olayı hatırlasa da yerin adını unutmuştu.

“Nurdan çocuk orada mıdır?” dedi heyecanla.

“Bilmiyorum abla!” dedi Nurdan’da ikisi de çok heyecanlanmışlardı Köksaldı adını duyunca.

“Nasip çok uzakta olmasan diyrodu zaten, ben gidip orada ev tutayım o zaman. Sen kadının çocuğu götürüdüğü evi hatılrıyor musun?”

“Hayal meyal hatırlıyorum evet!”

“İyi o zaman bana tarif edersin gidince!”

“Sence onu bulabilecek misin?”

“Neden olmasın!” dedi Sultan hanım heyecanla ve hemen kocasına Köksaldı’da ev tutup orada olmak istediğini söyledi. Böylece Nasip bey bulduğu fırsatta yine kendi evlerine gelecekti. Diğer türlü Sultan hanımın ailesinin evine gidip gelmek çok zor olacaktı çünkü. Kocasına kız kardeşi ile aralarındaki sırdan hiç bahsetmedi. Kocası fabrika ile görüşmeye gidince o da hemen Nurdan’ın tarif ettiği adrese gitti. Birini sormak bahanesi ile kapıyı çaldı, kapıyı küçük bir oğlan çocuğu açtı, ardından da annesi geldi. Çocuğun veya onu alan kadının adını bilmediği için bu evde oturan bir tanıdığı olduğunu söyledi pat diye, kapıyı açan kadın bile çocuğu alan kadın olabilirdi. Kız tahminen sekiz yaşlarında olmalıydı, oradan yürüdü, “Sekiz yaşında bir kızları var!” dedi heyecanla.

Kadın önce hatırlayamadı ama sonra evi satın aldıklarından bu evden çıkan bir kadın olduğunu söyledi. Nerede olduğunu bilmiyordu elbette kadının ama belki emlakçı bilirdi. Sultan heyecanla emlakçıya gitti, Emlakçı yarım akıllı Dilan’ı hemen hatırlamıştı.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s