Yeni Hayat – Bölüm 19

Batu bir saat daha oturdu sedirde, gözlerini yıldızlardan ayıramıyordu. Zihninin içinde binbir düşünce geçiyordu ama her seferinde dikkatini yıldızlara odaklayıp onları kovalamayı başarıyordu. Yan evden hızla çıkıp, kendine doğru yürüyen adamı zor seçti gözü uzun süre yıldızlara bakıp durduktan sonra. Gelen Hasan’dı. Kalbi yerinden fırlayacak gibi kalktı yerinden ve onun yaklaşmasını bekleyemeden o da Hasan’a doğru yürüdü.

“Haber mi var?” dedi nefes nefese, yürdüğü mesafe yüzünden değil ama paniği yüzünden nefesi kesilme aşamasına gelmişti.

“Arkadaşınızı ve oradaki diğerlerini helikopterlerle hastaneye sevkediyorlarmış. Cesur sizi şehire götürmemi istedi.”

“Hastane mi? Ne hastanesi? Ercan mı? Yaralı mı?” dedi Batu sesi titreyerek, “Ama hani şafaktı?”

“Operasyon iki saat önce başladı” dedi Hasan, “Kız arkadaşınızı uyandırın şehir burada üç buçuk saat sürüyor”

“Tamam!” dedi Batu afallamıştı iyice, sonra Hasan’ın koluna yapıştı, “Yaralı mı? Durumu nasılmış?”

“Baygınlarmış, hepsi, yaralı demedi Cesur ağabey! Gidince görürsünüz!” dedi Hasan ve o da eve girip karısına seslendi.

Burcu dışarıdaki seslere fırlamıştı zaten.

“Baygın olan kim? Ercan mı?” dedi telaşla, “Nerede buray amı getirdiler?”

“Dur sakin ol, şehirdeki hastaneye götürüyorlarmış helikopterlerle, baygnmış!”

“Ah ona bir şey yapmışlar değil mi biliyordum!” diye ağlamaya başladı kız titreyerek.

“Hayır Burcu! Hastaneye gideceğiz haydi toparlan. Hasan bizi bekliyor, arabada konuşuruz!”

İkisi de elleri ayakları dolaşarak giyinip, çantalarını toparladılar. Kevser kapının yanına çıkmış onları bekliyordu.

“Her şey için çok teşekkür ederiz!” dedi Burcu eğilerek.

Gülümsedi kadın. Kalbini gösterdi. Cesur’un binip gittiği aracın biraz daha küçüğü bir arazi arabasıyla gelip evin önünde durdu Hasan.

“Başka haber alma şansımız var mı?” dedi Batu biner binmez.

“Cesur ağabeyden yok! Operasyon sürüyormuş! Esirleri almışlar hemen!”

“Esir mi?” dedi Burcu korkuyla.

“Askeri bir terim olduğu için öyle söylemişlerdir, siviller yani!” dedi Batu hemen ama esir kelimesi onu da tedirgin etmişti.

Hasan bir kaç kez karargâhı aradı Batu’nun ısrarı üzerine ama yeni bir bilgi alamadılar. Kapkaranlık yolda hızla ilerliyorlardı.

“Helikopter bizden hızlıdır herhalde!” dedi Burcu mırıldanır gibi. Yine midesi bulanmaya başladığı için camı açmıştı.

“Hastaneye varmışlardır!” dedi Hasan.

“Hangi hastane var şehirde, sen bilirsin!” dedi Batu ve daha sonra adamın söylediği hastanelerin telefonlarını bulmak için telefonundan internete girmeye çalıştı ama köyde olduğu gibi burada da çekmiyordu telefonlar.

“Adamlar baygın!” dedi Hasan, “Kayıtları yoktur!”

Batu önce anlamadı onun ne dediğini ama sonra başını salladı, “Doğru!”

“Ercan’ın içlerinde olduğunu ne biliyoruz o zaman? Ya değilse?” diye atıldı Burcu.

“Sakin ol Cesur onu tanımıyor mu?”

“Ah evet!” dedi kızcağız öğürerek, “Artık adımı sorsan söyleyemem sanırım! Çok var mı?”

“Hayır az kaldı!” dedi Hasan. Postacı gibi astığı çantasından bir paket çıkardı ve Batu’ya verip başıyla Burcu’yu işaret etti vermesi için. Batu paketi açtı yavaşça içinde yufka ekmekleri vardı. Hemen bir parça kopardı ve uzattı kıza.

“Haydi al şunu mideni bastırsın!”

Burcu ekmeği kemirirken o da koparıp bir parça ağzına attı.

Yarım saat sonra şehire girdiler ve boş sokakta hastaneye varmaları uzun sürmedi.

“Bu hastane mi?” dedi Batu ona dönüp sorduğunda bir kaç yer söylemişti.

“Evet burası” dedi Hasan kendinden emin bir sesle.

“Nedne başka yerler söyledin o zaman!”

“Operasyon devam ediyor!” dedi yine.

Zaten arabanın içinde üçü vardı kime söyleyebilirlerdi ki, Batu bir şey anlamadı ama üzerinde durmadı. Burcu çoktan inmiş kapıya doğru koşuyordu. Hasan koşup ona yetişti ve eliyle beklemesini işaret etti. Burcu’da bunu anlayamadı ama durdu yine de. Hasan onları kapıda bırakıp içeri girdi ve danışmadaki görevli ile bir şeyler konuştu. Sonra dönüp eliyle işaret ederek onları gösterdi. Görevli telsizi ile bir şeyler konuştu ve Hasan yine el işareti yaparak onlara gelmelerini söyledi.

Burcu ve Batu koşar adım girdiler hastaneden içeri ve Hasan ile birlikte görevliyi takip ettiler. Asansörün önünde onları doktor olduğunu düşündükleri biri karşıladı.

“Siz esirlerden birinin yakınıymışsınız öyle mi?”

“Evet!” dedi Burcu atılarak, “Ercan Sedir”

“Henüz kimlik tesbiti yapımadı hepsi için, bazıları operasyon geçirdiği için durumları iyi değil!”

“Ne operasyonu?” dedi Batu asansör alt katlara inerken ama doktor sessiz kaldı.

Uzun bir koridordan ameliyathanelerin olduğu bir yere geldiler ve sonrasında devam ederek acil servis benzeri bir yere geldiler. Perdelerle ayrılmış paravanlarda insanlar yatıyordu. Hepsinin ağızları ve burunlarına bir şeyler bağlanmıştı ve başlarında hemşireler ve doktorlar vardı.

“İşte diye bağırdı!” Burcu ve perdelerin birinin arkasında kayboldu. Diğerleri hemen onu takip ettiler. Ercan tüm saçları kazınmış ve yüzü bembeyaz olmuş bir şekilde baygın yatıyordu. Onunda ağzında bir oksijen maskesi takılıydı.

Doktor üzerindeki örtüyü kaldırıp bedenine hızla göz gezdirdi. Hastaların tamamı çıplaktı.

“Şanslıymış henüz ona sıra gelmemiş!” dedi şaşkın şaşkın bakınan Batu ve Burcu’ya bakarak.

“Organ mafyası! Adamlar organ mafyası değil mi?” dedi Batu.

Doktor cevap vermedi ve Ercan’ın başucundaki dosyayı aldı.

“Evet arkadaşınız iyi durumda, sadece bir süredir bitkisel hayatta yaşatıldığı için zayıf düşmüş. Bir haftaya toparlanacağını umuyoruz ama tetkiler daha devam ediyor. Diğerlerinin işi daha zor! ” dedi ve hızlı adımlarla ayrıldı yanlarından.

Burcu onu sağ bulmanın sevinciyle sessiz sessiz ağlıyor ve damar yolu açılmış elini tutuyordu.

“Allah belalarını versin bu adamların bunca insanı rafta mı bekletiyorlarmış istedikleri gibi kesip biçmek için!” diye söylendi.

Hasan parmaklarını pençe gibi geçirdi Batu’nun koluna ve gözlerinin içine bakarak, “Kes sesini, sana operasyon devam ediyor diyorum kaçtır!” diye hırladı.

Batu o zaman tokat yemiş gibi geldi kendine. Adam onalra tehlikenin devam ettiğini söylemeye çalışıyordu sürekli, olanlarla ilgili henüz konuşmamalıydılar. Hastane personeli neler olduğunu bilmiyordu bu insanlara.

“Ah ben! Çok özür dilerim!” dedi mahcup bir sesle. Hasan perdeyi hışımla çekip çıktı yanlarından.

Batu yaptığı aptallığın utancı ile öylece kalakaldı. Burcu hâlâ ağlıyordu.

Ercan’ın kendine gelmesi doktorun tahmin ettiği gibi bir hafta sürdü. Onu kapısında polisin beklediği bir odaya aldılar. Hasan o geceden sonra ortadan kayboldu. Polis Batu ve Burcu’nun da Ercan’ın yanında kalması gerektiğini söylediği için ikisi de girdiklerinden beri hastanedeydiler. Cep telefonları da el konmuş, ikisininde ifadeleri alınmıştı.

“Neden bize suçlu gibi davranıyorlar, neden burada rehineyiz?” diye sorup duruyordu Burcu.

“Bilmiyorum ama bayağı büyük şeylerin döndüğü kesin. Cesur ortaya çıkınca neler olduğunu anlarız!”

Ercan’ın kendine gelmesinden iki gün önce Cesur çıkıp geldi sonunda.

“Selam gençler! Ercan’a kavuştunuz işte sözümü tuttum!” dedi girer girmez.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s