Eksilen Kelimeler – Bölüm 12

Fazıl hocanın ölümünden üç yıl sonra gerçek anlamda düğmeye basıldı projenin hayata geçmesi için. Ancak ondan önce bölgesel denemeler yapılmaya başlandı. Kelimeler silinmese de insanların zihinlerine müdahale ederek olacakları test etmek geleceği şekillendirmek için gerekliydi.

“Esas olarak, insanların uyurken rüyalarını etkileyebilir, uyku sırasında bir şeyleri daha iyi hatırlamalarını sağlayabilir, hatta rüyalarına ve hatıralarına içerik enjekte edebiliriz.” demişti şirkete bağlı çalışan bilim adamlarından bir tanesi yönetim raporunu sunarken. Uykunuzda size müdahale ediliğini, bilgisayarlar gibi güncellemelere maruz kaldığınızı ve uyandığınızda bunlar eğer bir düşünce, hayal veya geçmiş eklemeleri ise size ait olduğunu düşündüğününüzü anlayabiliyor musunuz değerli okuyucular? Günümüzde kendi rüyalarımıza nasıl girip onları manipüle edebileceğimizi araştıran insanlar var. Bu bölüm hikayenin içinden çıkıp siz okuyucularımızla doğrudan düşünce paylaşımında bulunmak için yazıldı. Bu hikayenin bir mutlu sonu olamadı, çünkü Berna hoca yaşamını, Fazıl hoca ve çocuklar tamamen zihinlerini teslim ettiler. Zaten bir avuç insanın böyle proje ile başa çıkması hele ki silah zihin kontrolü iken ve insanoğlu böyle bir saldırıya karşı savunmasız, habersiz ve çaresizken yapılacak hiç bir şey kalmıyordu. Hikaye boyunca olasılık dahilinde olduğunu düşünüp kendinizi gergin hissettiğiniz için daha fazla devam edip sizlere bir komplo teorisinden yola çıkılarak yazılan bu hikayenin sonunda olacak sinir bozucu dünyayı detaylarıyla anlatmak istemiyoruz. Biliyorsunuz ki bizler mutlu sonlara hasret kaldığımız için hikayelerle bir araya gelmiş insanlarız. Amacımız hayatta karşımıza çıkan pek çokları gibi olumsuz duygulardan beslenmek ve siz değerli zihinlerin ve yüreklerine karanlığı sokmak elbette değil.

Bilmenizi isteriz ki Hollywood filmleri başta olmak üzere gişe yapan veya yapmayan bilim kurgu veya komplo teorisi içeren filmler, çok satan kitapları sizin de bu hikayede düşündüğünüz gibi tamamen hayal gücüne dayanmıyor. Biraz araştırma yaptığınızda anlıyorsunuz ki geçmişin sırları olarak tarihte anlatılan mitler, destanlar, hikayeler, bilim dışı olsalar da tarih boyu insanları etkileyen hikayeler ve toplumlardan ilham alınıyorlar. Biz de bu hikayeyi bir komplo teorisi makalesinden ilham alarak yazdık. Teoride varsayılan bu hikayedekine çok yakın bir durumdu. Elbetteki dünyada verimi düşen eğitim sistemleri, sömürülen ve yok edilen ortak, manevi değerler ile toplumların gerçek anlamda duyguları yok ediliyor.

İnsanlara güvenimiz azaldıkça, özellikle yardım isteyen topluluk veya kişilerin aslında başka amaçlarla ortaya çıktıklarını ya da sizden bile zengin olduklarını anladıkça yardım etmeyi bırakıyoruz örneğin. Herhangi bir komplo teorisi içermese de bir kaç basit olay bizim yardımseverlik duygumuzu, güven duygumuzu törpülüyor veya yok ediyor. Görmemiz gereken şey özellikle olumsuz duygularımıza kulak verirken kışkırtılarak mı bu hislere sahibiz yoksa anlık bir karmaşa mı yaşıyoruzu anlamak. Dışarıdan çok kendi sesimizi dinlemek, olumsuza odaklanmamayı seçmek belki bizi bu duygu yoksunluğuna giden yolda koruyacaktır.

Dileğimiz olumlu kelimelerin ve onların yarattığı olumlu duyguların her ne olursa olsun hayatımızdan çıkmasına izin vermemenizdir. Kelimelerin gücü, ses tonunuz ile birleştiğinde sandığınızdan çok ama çok yüksektir. Sadece bir kişinin bile olumlu kelime ve duygulara sahip çıkması, onların ne kadar büyük bir hazine olduğunu anlaması bizim için çok değerli. Hepimiz için çok değerli.

Lütfen gelmiş geçmiş, tüm semavi dinler, felsefeler ve inançların medeni toplumlardan, ilkel saydığımız küçük ve medeniyetten uzak toplumlara kadar barış, kardeşlik, sevgi ve sevgi dilini övdüğünü bir kez daha düşünün. Dünyayı silahlarla değil olumsuz duygu ve kelimelerle yok ediyor olduğumuzu farkedin ve farkettirin. Elimizdeki en büyük servetin ve koruyucunun sevgi, en etkili silahın ise sevgi dili olduğunu asla unutmayın.

Dünyanın ve dünya üzerindeki her varlığın tek ortak dili sevgidir. Hikayede bahsi geçen, olumlu duygu kelimeleri hakkında bilgi ve listeyi internette bulabilirsiniz. Kelimelerin gücü ile ilgili anlatılan binlerce yazı size gerçek dışı görünüyor olabilir. Hatırlarsanız hepimiz çocukken annelerimizin defalarca tekrarladığı nasihatları bir süre sonra anlamsız nakaratlarmışçasına kulak arkası ettik. Hatta bu tekrarlardan sıkıldık, kızdık. Ancak hepimiz büyüdüğümüzde ve kendi çocuklarımızla ve hayatlarımızla başbaşa kaldığımızda onların ne kadar değerli olduklarını anladık. Onlar değerli kelimelerdi ancak zamanı geldiğinde bunu anlayabildik. Olumlu duygu kelimelerini kaybetmemek adına bizde bu hikaye ile zihinlerinizde kalıcı bir etki yaratmak istedik. Yine internetten kelimelerin gücü ile ilgili olabildiğinde okuyun. Çevrenizdeki herkesin dili olumsuzluğa dönüyorsa bile bunu sizin değiştirebileceğinize olan inancınızı lütfen kaybetmeyin. Yine sizlerden ricamız burada alıntılamak yerine internetten “Yüz Maymun Deneyi” araması yaparak bu bilgiye erişmeniz. Canlıların yan yana bile gelmeden toplumsal duygu ve düşünce birliği ile dünyayı nasıl etkileyebileceğini ve bunun bir sihir değil gerçek olduğunu anlayacaksınız. Yüz kişi aynı olumlu kelime ve duygulara tutunduğunda bunun bin kişiye yükselmesinin mümkün olması imkansız değil.

Ne nükleer silahlara, ne can alan, zarar veren ve sonuçları daima olumsuz duygular yaratarak bunlarla beslenenlere yarayan güçlerle bir yere varması mümkün değil insanlığın. Hepiniz hikaye boyunca benzer durumlar yüzünden taşıdığınız gelecek endişesini dile getirdiniz. Olumlu bir dil kullanarak andan itibaren bu korkularınıza karşı bir kalkan oluşturabilir, geleceğe olumlu dil kullanılan tatlı insanlarla ilgili güzel anılar bırakabilirsiniz. Tatlı dilli ve sevgi dolu yürekleri olan insanlar günümüzde neredeyse efsane veya süper kahramanlar gibi değiller mi sizce de. Gerçek dışı ve masallardan fırlamış gibiler eğer onlara rastlayabiliyorsanız. Neden biz olmayalım o insanlar, neden günümüzün süper kahramanları olmayalım, seven ve sevilen.

Dünya sevgi fakiri değerli okuyucularımız, içimizde tuttuğumuz zenginliğe rağmen. İnsanları sevmenin zor olduğu bir dönemde olduğumuzu biliyoruz. Sizden ricamız sevdiklerinizi sevmeye devam etmeniz, olumlu duygu dilini asla kaybetmemeniz ve yaşama karşı sevgi dolu bir coşku duymanız. Geleceğe öfke ve kin dolu duygular değil, güzel kelime ve duygular bırakalım hep beraber.

Duyacağınız hiç bir komplo teorisinden korkmayın, her birinin arkasında olumsuz duygular var. Bir kibrit bile karanlık bir odadaki ışıktır. Karanlığı sadece ışık yenebilir. Dünyada yaratılan her şey kendi doğasını yaşar. İnsanlar kendi doğalarını bozmakla kalmıyor ne yazık ki tüm canlıların doğasını, dünyanın doğasını kendi olumsuzlukları ile yok ediyorlar.

“Her şey bir kelimeye bağlı… bütün fikir bir kelime değiştiği ya da birine beklenenden daha fazla önem verildiği ve sonra ona itaat edildiği için değişti. Kelimelerin tonu, şeffaflığı, ağırlığı, tüyü, saçı, bir nehir boyunca evini terk edip birçok şeyin kökü olmaya gelenleri vardır… Hem çok eski hem yeni doğmuşlardır…”
– Pablo Neruda

Masaru Emoto Japon bir doktor ve yazardır. İnsanın bilincinin ve sözlerinin nesneler üzerinde etkiler yapabileceği üzerine çalışmalar yapmıştır. Bunlardan en ilginci:  Su üzerinde yaptığı ve popüler olan bir çalışmasıdır. Masaru, bedenimizin ve dünyanın %70’inin suyla kaplı olduğu ve suyun yaşam için ne kadar hayati değer taşıdığı yönündeki görüşünü çarpıcı örneklerle ortaya koymak için bu araştırmayı başlatmıştır. İnsan vücudunun ve dünyanın en önemli yaşamsal maddesi olan su, düşüncelerden ve dışsal çevreden aldığı etkilerden etkilenebilir miydi?

İnsanın ve dünyanın ayrılmaz bir parçası olan suyun vereceği tepkilerle insanın ve dünyanın vereceği tepkiler neden benzerlik taşımasın?

Emoto, suya bir müddet güzel, kaliteli müzikler dinletti, suya her gün çok güzel sözler söyledi ve su kristalleri berraklaştı ve güzelleştiler. Bir dönem sonra bunların tam tersini yaptığında, su kristalleri tam tersi bir görünümle şaşırtıcı derecede değiştiler

Hikayemizdeki gibi radyo dalgalarına, komplo teorilerine gerek olmadan kelimeleri dünyayı kurtarmak için kullanmak bizim elimizde değerli okurlarımız.

Olumlu kelimeler ve duyguların her zaman var olduğu bir dünyada yaşayalım hep birlikte

SON

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s