Eksilen Kelimeler – Bölüm 1

“İnsanlar ne derse desin, kelimeler ve fikirler dünyayı değiştirebilir.”

– Robin Williams

İsmim Berna Rota, Sardunya Üniversitesinde akademik direktörlük yapmaktayım. Üniversitenin iş birliği içinde olduğu Mollaoğlu Şirketi projesinde öğrencilerin stajlarını ayarlamak ve onları geleceğe bu şirket üzerinden hazırlamak benim görevim. “Başarıya ve başarısızlığa yol açan farklı dil bilimsel formüller” konusunda uzmanlığım var. Bu sene seçilen stajyer öğrencilerim için şirket projesi ile ilgili dosyaları tararken bazı bilgilere ulaştım. Başlangıçta beni sadece şaşırtan bu bilgilerin, insanlığı gerçekten tehlikeye atacak bir amaç için kullanılacağını öğrendiğimde ne yapacağımı bilemediğimden bu mektubu ve ekteli bilgileri babama bırakıyorum. Bana bir şey olduğu durumda bu bilgileri babam gerekli yerlere ulaştıracak. Umuyorum bunu başarabilir.

Fazıl Rota elleri titreyerek kızının el yazısı ile yazıp imzaladığı satırları yeniden okudu. Gözlerinden inen yaşları artık kontrol etmeye bile çalışmıyordu. Aynı üniversitenin Fizik profesörü olarak yıllarca görev yapmıştı. Emekli olalı çok uzun zaman olmasına rağmen toplantı ve seminerlerde hâlâ bilgisine başvurulduğundan üniversite ile bağı hiç kopmamıştı. Kızının da onun gibi akademik kariyer seçmesi gurur kaynağıydı her zaman. Fazıl Rota ismi yayınlanmış beş eser, üç bilim ödülü ve pek çok başarılı araştırma ve proje ile ülke tarihine kazınılan isimlerden olsa da Berna tamamen kendi başına farklı bir alanda babası gibi ilerliyordu. Ta ki o bilgilere rastlayana kadar.

“Kelimelerin yetersizliği, duyguların ifadesindeki yetersizliği belirliyor. Bir insan ne kadar az kelime biliyorsa zihnindeki karmaşa da o kadar büyük olur! Çünkü kelimeler kendimizi doğru ifade etmede çok önemli görevler üstlenirler. Yani hissettiğimiz veya düşündüğümüz şeyi anlatacak kelime veya kelimeler bulamadıkça bu içimizde birikip bizi sıkıntıya sokmalarına neden olur.”

Berna’nın o seneki stajyer öğrencilerine kurduğu ilk cümlelerdi bunlar. Ozan, Cem, Derya ve Arda. Dördü de bölümlerini başarı ile bitirmiş zehir gibi çocuklardı. Berna onları ilk gördüğünde anlamıştı daha önce gelenlerden farklı olduklarını. Aslında bölümlerinde bir kaç kez derslerine girmişti ama kalabalık amfilerde öğrencileri tek tek ele alma olanağı ne yazık ki olmuyordu. Öğrenci derse aktif katılım da göstermiyorsa mutlaka gözden kaçıyordu. Sınavlar bilgiyi kulllanma veya düşünme becerisini değil sadece bilgi düzeyini ölçecek şekilde düzenlenmişti. Daha önce defalarca okul ve bölüm yöneticileri ile bu konuyu konuşmuş olsa da ne yazık ki değişen bir şey olmamıştı. Onların bölümü mühendislik ya da tüm dünyada uzun yıllardır bilim kabul edilmiş alanlardan değildi. Bu nedenle ölçme ve değerlendirmesi de onlar gibi yapılamazdı. Farklı ve yeni teknikler seçmek gerekiyordu. Sadece bilgi düzeyini ölçen sınavların sonucu başarılı olan staj öğrencilerinin buraya geldikten sonra en azından bu bilgiyi doğru şekilde nasıl kullanacaklarını öğrenecek daha da doğrusu deneyimleyecek şansları oluyordu. Ancak başarılı olan bir avuç öğrenci dışında kalanlar bunları tecrübe edenemeden alana dahil oluyor ve tabi ki uzun yıllar kendi yollarını bulana kadar başarı elde edemiyorlardı. Bu da aslında bölümden mezun olan öğrencilerin ve bölümün başarısız görünmesine neden oluyordu. Bütün bunları anlatan defalarca uzun raporlar hazırlamıştı. Ancak ne yazık ki ölçme ve değerlendirme sistemini değiştirip öğrenciyi bilgiyi kullanmaya hazırlayan sınavlar yapılması henüz mümkün olmamıştı.

“Yani kelimesi olmayan duygular ifade edilemedikçe herkesin ortak hissi olamaz asla ve bireysel olduğu için toplumda benimsenmez ve belki de zamanla körelir öyle mi?” dedi Ozan. Oldukça kaygısız ve ilgisiz biri gibi gözükmesine rağmen aslında içlerinde en çok düşünen ve sorgulayan oydu. İki yanı kazınmış saçları onu eski yerli kabilelerindeki savaşçılara benzetiyordu. Ancak yemeye düşkün olduğunu hemen gösteren bedeni bir savaşçının bedeninde çok daha hantaldı ne yazık ki. Omuzundaki dövmeler ve sıcak havalarda tercih ettiği kolsuz tişörtler ve bermudalar, kahverengi ve farklı saçlarına rağmen onu sadece sevimli gösteriyordu.

“Biraz daha açmak ister misin?” diye yanıtladı Berna. Aslında onun ne sorduğunu çok iyi anlamıştı ama diğerlerinin de bunu farketmesini istiyordu.

“Şimdi aklıma çok bir şey gelmedi ama örneğin Japonca’da olup başka hiç bir dilde karşılığı olmayan “Komorebi” kelimesi, ağaçların arasından süzülen güneş ışığı demek. Gerçi bu kelime bir duygu ifade etmiyor sadece bir durumu bildiriyor. Yine de ben bunu durumu anlatmak için “ağaçların arasından süzülen güneş ışığı” gibi bir kelime zinciri kullanmak zorunda kalıyorum. Bu da her kelime için karşımdakinin beyninin ekstra çalışarak durumu gözünde canlandırmasına ve beynin daha çok çalışmasına neden oluyor değil mi?”

“Evet ama bu söylediklerin az önce söylediğine doğru bir örnek olmadı!”

“Biliyorum, sadece aklım konudan konuya sıçrayınca hedefi kaybettim. Tamam buldum. Mesela hep düşündüğüm bir şeydir. Başkası adına utanma hali. Örneğin büyükannemin ve halamın seyretmekten son derece zevk aldıkları kadın programlarında akıl tutulması denebilecek deneyimler anlatılıyor. Ben bu insanların bu kadar ilkel dürtülerle normalleştirdiği bu halleri anlamakta güçlük çekiyor hatta çok normalmiş gibi anlatıp durdukları yaşamlardan ve rahatlıklarından onların adına utanıyorum. Ancak bunu ifade edeceğim bir kelime yok. Sonuçta bu bir duygu utanma duygusu. “

“Evet dilimizde tam olarak başkası adına utanmayı karşılayacak tek bir kelime yok! Bu duyguyu bir kelime grubu ile ifade etmek zorundayız bunda haklısın ama ben yine de örneğinin konuya uygunluğu konusundan emin değilim.”

Ozan sıkıntıyla vazgeçti devam etmekten, iyi bir örnek bulamamıştı.

“Kelimenin önce olup, sonra kaybolması daha sıkıntılı bir durum bence!” dedi Cem.

“İyi bir nokta!” dedi Berna ona dönüp, “Sen örnekleyebilir misin?”

“Elbette kelimesi zaten var olan bir durumun hafızalardan silinmesini kastediyorum. Mesela “Sevgi” kelimesini ele alalım. Dünyada her dilde bu kelimeye karşılık gelen bir kelime mutlaka vardır. Bu kelimeyi kendi dilinde duyan herkes ne anlama geldiğini, hangi duygudan bahsedildiğini bilir. Kimse sevgi kelimesini duyunca olumsuz bir duygu anlattığını düşünmez.”

“Elbette dozuna göre” dedi Berna.

“Evet ama konuyu oraya taşımak istemiyorum. Eğer dünya üzerindeki insanların tamamının zihninden “sevgi” kelimesini silersek. Hissettiğini tanımlayamama sıkıntısından başka, bu kelimeyi duyduğunda onda oluşan olumlu duyguları da kaybeder. Seni seviyorum diyemez mesela. Bir his var evet kalbi kabarıyor, hatta patlayacak gibi oluyor bazen ama nasıl anlatacağını bilmiyor. Aynı zamanda da kelimenin kullanılmasından yarattığı olumlu duyguda yok olur. Duygu varken bile durum olumsuza dönebilir böylece. Tanımlanamayan, ifade edilmeyen duygu.”

“Tabi kelimesi olan duyguların yeni nesillere öğretilmesi de zorlaşır. Sevgi kelimesi yok olursa o zaman ben doğacak çocuğuma hayvanları sevmeyi, doğayı sevmeyi öğretemem. Kelime yoksa anlamı da yoktur çünkü bu bana has içimde bir dürtüdür ve ben onu doğru aktarmak için yeterli ifade gücüne sahip olmam” dedi Arda.

Çocuklar gerçekten doğru yerlerden yakalıyorlardı konuyu. Onların görev alacakları projede çok başarılı olacaklarını ve gelecekte projenin başına bile geçebileceklerine inanıyordu Berna. Proje olumlu duygu üreten kelimeler ve hayata etkisi üzerine bir çalışmaydı en basit haliyle. Sesin ve kelimelerin gerçek etkisini insanlar çözebilseler hayatın ne kadar değişeceğini tahmin bile edemezlerdi.

“Mesela semavi dinlere inanan insanlar için manevi haz yaratan kelimeler vardır. “Çok şükür” gibi. Yaratıcıya sağladığı olanaklar, verdiği nimetler ile ilgili teşekkür etmek, aynı zamanda yetinme duygusunu da belirtir. Sahip olunanla yetinme ve karşılığında sunulan teşekkür. Manevi güç ile aramızdaki olumlu bir iletişim duygularımızı da olumlu yönde tetikler ve içimizi rahatlatır. Bu nedenle “şükür, teşekkür, şükran” gibi kelimeler güçlü kelimelerdir” dedi Berna o günkü çalışmayı sonlandırırken.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s