Kaçak Yolcu – Bölüm 31

Polis henüz bir bilgiye ya da Zeliha’nın ailesine ulaşamamıştı. Çağatay iki gündür uyuyamıyordu. Nasıl olupta Zeliha’yı okulun içinden kaçırabiliyorlardı. Hem de annesinin odasından. Annesi o kadar uyanık bir kadınken bir şeyler olduğundan nasıl şüphelenmemişti? Revir kapalıyken hastabakıcı nereden çıkıp gelmişti?

Sevinç oğlunun durmaksızın sorduğu sorular karşısında artık çok bunalmıştı. Kaçırılmıştı işte yargı hakimi gibi bu soruların anlamı neydi? Evet Sevinç’te şimdi öfke ve aceleden bazı şeyleri atladığını ve planın eksikleri olduğunu görüyordu. Bu da yeterince gergin bir durumdu zaten. Çağatay’ın bir yaraya bıçak sokar gibi durmadan aynı konunun etrafında dönüp durması sinirlerini bozmuştu. Aslında bu sinir bozukluğu kızın kaçırılmasına duyduğu üzüntü gibi algılandığı için bir çeşitte kamuflajdı ama aynı sorularla polisin bir yere varmaması için ne yapabileceğini bilemiyordu. Kızın kahvesine kattığı ilaç ile içtiği fincanı okulun çok uzağında bir yere götürüp atmıştı. Olaylar ona dönerse kendini nasıl aklayacağını düşünmesi lazımdı. Polis Yasin’e ulaşsa bile o suçu üzerine alıp Sevinç’i kurtaracaktı. Planları buydu, yani aslında planın açıkları olsa bile Yasin’in yakalanması ile Sevinç delil olmadığı ve bir itirafçısı olduğundan zarar görmeyecekti. Yine de Çağatay’ın sorularını duymak istemiyordu artık. Okul mühürlendiği için oğlu ve kendisi sürekli birlikte vakit geçirmek zorunda kalıyorlardı.

Mustafa enişte dedikleri adamın kendilerine bir yer ayarlaması ya da bir şekilde kızı aldırıp onları bu dertten kurtarması için aradığında adam telefonu açmadı.

“Niye açmıyor bu adam?”

“Baba adam ölmüş olmasın?”

“Niye ölsün hayvan konuştuk ya dün?”

“Tamam da adam canımla uğraşıyorum dedi dumadın mı?”

Mustafa durup kendine benzettiği oğluna baktı, “Yok ya! Baya iyi geliyordu sesi! Öyle olduğunu sanmıyorum!”

“Ya öyleyse!”

“Sus karga gibi konuşup durma!” diye bağırdı oğluna, “Git şu kıza bak hareket var mı?”

Bahadır kalkıp odanın kilidini açtı, Zeliha elleri ve ayakları bağlanmış olarka baygın yatmaya devam ediyordu. Yaklaşıp nefes alıyor mu diye baktı. Sonra kızın baygın bedenine dikti gözlerini. Niyeti döner gibi oldu ama o zaman kızı o herifle evlendiremeyeceklerini düşünüp geri çıktı, kapıyı da kilitledi.

“Ölü gibi yatıyor!” dedi babasına.

Mustafa bir Yasin’i bir enişteyi arıyordu. İkisine de ulaşamadığı durumda ne olacağının paniğine kapılmıştı iyice. Site yönetimi geri döndüğünde onların bu kooperatiften çıkmış olmaları gerekiyordu ayrıca.

“Acaba kızı alıp eve mi dönsek?” dedi kendi kendine konuşur gibi.

“Kızı nasıl zaptedeceğiz orada? “

“Bilmiyorum ama burada içeride baygın bir kızla yakalanırsak ne diyeceğiz asıl onu düşün sen?”

“Akşam olsun bir bakalım!” dedi Bahadır.

Canberk Zeliha’nın anlattığı her şeyi seri halde aklından geçiriyordu. Şimdi hatırlayacağı her şey ona fayda sağlayacaktı. Kızı araştırması için aradığı arkadaşını yeniden aradı ve şimdi yeni bilgilere ihtiyacı olduğunu söyledi. Kızın tam adresini o zaman zaten elde etmişlerdi. Canberk kıza tam güvenene kadar adama bilgileri saklamasını söylemişti ama sonra hayat normal bir düzene dönünce unutmuştu yeniden aramayı. İyi ki de unutmuştu şimdi hepsi yeniden lazımdı. Arkadaşı önce kızın adresini ona gönderdi. Beş altı saatlik bir yolculuk gerektiriyordu sadece. Canberk uzun süre aralıksız araç sürmeye alışık olduğundan, hemen yola çıktı. Üvey baba ya da oğlanın son zamanlarda karıştığı bir bela yok gibi duruyordu. Onları bulduğunda kız ellerinde olsa bile söylemeycekleri kesindi. O yüzden takip etmek gerekebilirdi. Tek korktuğu onların kızı kaçırıp hemen canıan kıymış olabilecekleriydi. Polisten Zeliha’nın ölü bedeninin bulunduğu haberi geleceği düşüncesi aklına geldikçe yüreği sıkışıyordu.

Kooperatifin bekçisi ara ara evlerin arasında geziyor, sulama sistemlerini kontrol ediyordu. Üçüncü gece hâlâ evde ışık olduğunu görünce o da gerilmeye başladı. Yasin ona adamların sadece bir en çok iki gece kalıp gideceklerini söylemişti. Boş bir kooperatifte kalma talebi gösteren adamların tekin olmadıkları açıktı elbette ama para tatlı geldiği için kabul etmişti bir kere. Şimdi gidip kapıyı çalsa ona bir şey yapacaklarından veya site yönetimi gelir de örnek eve girmek isterlerse ne olacağından korkuyordu. Yasin’in kırıp attığı telefona ait numarayı o da defalarca aradı ama bir telefon sürekli kapalı mesajı verdi.

İşinden olmak bir yana bir de bu adamların bulaştığı her neyse adının ona karışma ihtimali vardı. Karısı ilk çocuklarına hamileydi. Yasin’in verdiği para ile çocuk için hazırlık yapmaya başlamışlardı. Eşyalar, bezler bir bebeğin neye ihtiyacı varsa almışlar, kalan parayı da çocuğu masrafları için ayırmışlardı. Karısına iş yerindne ikramiye verdiklerini söylemişti. Kadıncağız da bir kooperatif bekçisine neden bu kadar yüklü bir ikramiye verdiklerini sorgulama ihtiyacı hissetmeden sevinçle bebeğinin şansı olduğunu düşünmüştü. Şimdi bu adamların yüzünden başı belaya girerse karısı ve bebeği ne olacaktı? Onların yüzüne nasıl bakacaktı. Gün boyu gergin bir şekilde örnek evi gözetledi durdu sonunda dayanamayıp polisi aramaya karar verdi. Onlara örnek eve site yönetimi yokken girmediği için geç farkettiğini söyleyecekti eve girdiklerini. O zaman da adamlar Yasin’den ve aldığın paradan bahsederlerdi. Parayı elden vermişlerdi o da çoktan evine götürmüştü. İnkar edebilirdi. Kooperatifin kamera sistemi de henüz kurulmamıştı. Onu ailesine zarar vermekle tehdit ettiklerini söyleyebilirdi bal gibi. Adamlar onunla anlaştıkları söylese bile bu kurtarcı bir ifadeydi. Beş altı kez eline telefonu alıp bıraktı ve sonunda polisi arayıp üç adamın onu tehdit edip boş kooperatifin örnek dairesinde saklandıklarını söyledi. Bilmediği içeride bir de baygın bir kızın olduğuydu tabi. Yasin Zeliha’yı getirdiğinde Bekçi onları takip etmemişti. Böylece belki suçluları yakalamaya yardım ettiği için bir kahraman da olabilir hatta belki ödüllendirilebilirdi bile. Polis tam adresi ve adamın bildiği bütün bilgileri aldı ve en kısa zamanda geleceklerini ve bir şey belli etmemesini söyledi. Polis ile konuştuktan sonra hemen site yönetimini aradı ve adamların gözünün önünden kurtulup önce polisi sonra onları aradığı yalanını uydurdu. Karısını aradamadı, heyecanlanıp bebeğe ve kendine bir zarar vermesini istemiyordu. Polisler gelene kadar endişe ile beklemeye başladı. Hatta silahlı bir çatışma olması veya adamların polisin elinden kaçması durumunda onu bulmamaları için saklanacak yerleri bile hesapladı.

Tam iyi yaptığına kendini ikna ederken Bahadır’ın iri gölgesini farketti bekçi evinin önünde ve korkuyla irkildi.

“Babam seninle konuşmak istiyor!” dedi Bahadır.

Adam yaptığını anladıklarını ve onları öldüreceklerini sandı bir an için ve soğuk terler döktü ama bunu farketmiş olmaları imkansızdı. Telefonu kapatalı on dakikaya yakın zaman olmuştu. İlk paniği atlattıktan sonra toparlandı ve doğruldu.

“Tamam. Neden konuşmak istiyor!”

“Kendi anlatır sen gel hele!”

Adam çaresiz Bahadır’ın peşine takılıp eve gitti. Mustafa kimseye ulaşamadığı için iyice gerilmişti.

“Gel hemşerim!” dedi endişeli bir sesle. Bekçi sesteki endişeyi hissedince kendi ile ilgili bir öfke olmadığını anlayıp rahatladı.

“Şimdi bu Yasin denilen herife ulaşamışyoruz. Buradan da söz verdik gitmemiz lazım biliyoruz. Seni de zorda bırakmak istemeyiz. Ancak biliyorsun buraya bizi o herif getirdi.”

“Evet ağabey!”

“Şimdi sen bizi arabanla bir yerlere bırakırsan birbirmizi hiç görmemiş oluruz!”

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s