Kaçak Yolcu – Bölüm 27

Yasin kızdan kurtulmak istiyorlarsa neden ailesini işin içine soktuklarını da anlamıyordu. Ondan kurtulmak bin türlü yol bulabilirdi Sevinç hanım istese. Nedense illâ ailesinden olsun istiyordu. Aslında haklıydı, Sevinç’te biliyordu bunu. İlk nedeni oğlunun asla ondan şüphelenmemesini istiyordu, ikincisi akraba olduklarına göre sadece Canberk’in değil, Hamiş teyzenin de canını yakmak istiyordu. Onunla baş edemeyeceklerini ikisinin de öğrenmeleri gerekti.

Sevinç adamların ve hatta Yasin’in bile nereye varacağını bir türlü anlamadığı bu planla işi beceremeyeceklerini düşünüyordu. Yasin ona “Adamlar gelmişler buluşmak istiyorlar” dedikten sonra bir akşam Çağatay’ı kendi yerine bir toplantıya yolladı ve Zeliha’yı konuşmak istediğini söyleyerek odasına davet etti. Mesai saatinden sonra yapılan bu görüşme için Yasin’de okulda hazır bekliyordu.

Zeliha okulun sahibesi ve hocasının annesi olan bu kadının ilk başta bıraktığı o tuhaf izlenimden sonra şimdi neden oğlu yokken bu saatte onunla görüşmek istediğini anlayamamıştı. Ancak geri çevirmesi mümkün olmayan bir davet olduğundan gitti. Belki de kadrosu ile bir gelişme olduğu için çağrılmıştı.

“Merhaba Zeliha kızım!” dedi Sevinç onu sevgi dolu bir yüzle karşılayarak.

“Merhaba efendim. Nasılsınız?”

“Ah çok iyiyim, oğlumla senin yürüttüğünüz projeye katkılarını duyunca inan çok gurur duyuyorum”

“Teşekkür ederim hocam gerçekten çok başarılı alanında. Ben de ondan çok şey öğreniyorum!”

“Evet Çağatay seni o kadar takdir ediyor ki, ikinizin hayranlığının karşılıklı olduğu şüphesiz.” dedikten sonra odayı saran kahve kokusunun kaynağı olan makinaya gitti yerinden kalkıp.

“Ben yapayım isterseniz!” dedi Zeliha hemen ağaya kalkıp.

Bir anda dönüp sert bir el işareti ile onun yerine oturmasını sağladı Sevinç ve arkasını dönüp kahveleri fincanlarına koyarken o sevgi dolu ifadesine geri büründü.

“Süt alıyor muydun tatlım?”

“Zahmet olmazsa alayım biraz!”

“Tabi! Çağatay projeden bahsediyor elbette, ancak ben de yönetim kuruluna bilgi aktarmak zorundayım ve yanlış anlaşılmalara veya taraflı bir bakışa neden olmamak için, o olmadan senden dinlemek istedim. Biz bu okulun sahibide olsak kimsenin ayrıcalıklı olmasına izin vermemeliyiz öyle değil mi?” diyerek kahveyi Zeliha’nın önüne bıraktı ve kendi yerine geçip oturdu.

Zeliha kadının kadrosu ile ilgili bir gönderme yaptığını anlamıştı.

“Haklısınız” dedi kibarca ve fincana uzanıp aldı, bir yudum içti, “Elinize sağlık”

“Afiyet olsun!” diyerek kendi kahvesinden kocaman bir yudum aldı Sevinç’te, “Makina kahvesini hep severim. Şu odaya yaydığı koku içime güzel hisler dolduruyor. Çağatay’da sever, farketmişsindir.”

“Evet Çağatay hocam da kahveyi seviyor.” dedi Zeliha ve yeniden bir yudum aldı kahvesinden, Sevincin verdiği mesaj gerilmesine neden olmuştu ama yine de kendini toparlamaya çalıştı ve Çağatay ile yaptıkları çalışmaları kısaca özetlemeye başladı kadına. Sevinç aradan bir durdurup sorular soruyordu. Zeliha en azından bu aşamada kadının olumsuz bir tavrını görmeyince rahatladı ve detayları ile çalışmayı özetledi.

“Harika, oğlumla aynı şeyleri hatta fazlasını anlattın. Bu bilgilere yönetim kurulunu bilgilendirmek ve projenin başarı ile sürdüğüne ikna etmek zor olmayacak. Biliyorsun bütçe toplantılarına başlayacağız!”

“Kolay gelsin efendim, ben gidebilir miyim!” dedi nazikçe Zeliha. Gerginlikten terlemeye başlamıştı. Tansiyonu düşmüş gibi hissediyordu. Bir an önce yurt odasına gidip uzanmak istedi.

“Evet tabi gidebilirsin. Kahveni bitirdin mi?”

“Bitirdim teşekkür ederim” diyerek ayağa kalkmak istedi ancak başı döndüğü için eliyle sandalyeye tutundu geri oturmak için, tam dengesini sağlayamadı.

“Zeliha kızım iyi misin?” dedi Sevinç aynı sevgi dolu sesle.

“Hayır! Ben..” dedi ve tutunduğu sandalye devrilince o da yere yığıldı bilinci yerinde gibi hissediyor ama doğrulamıyordu.

Sevinç masanın öbür yanına dolandı ve halının üzerine düşen kızın yanına eğilip gözlerini kontrol etti.

“Beni duyuyor musun?” dedi gülümseyerek.

Zeliha onun sesini uğultu gibi duyuyordu, dudaklarını oynattı cevap vermek için ama sesi çıkmadı.

“Zeliha?” dedi Sevinç yeniden, sesi o kadar neşeliydi ki, Zeliha bunun zihninin oynadığı bir oyun olduğunu düşünecek vakti buldu ve sonra derin bir karanlığa gömüldü her şey.

Sevinç onun tamamen kendinden geçtiğine kanaat getirince, Yasin’i odaya çağırdı. Yasin’in üzerinde revirdeki doktorların giydiği kıyafetten vardı. Zeliha’yı tekerlekli bir sandalyeye oturtup asansöre bindirdiler ve garaj katına indiler. Sevinç odadan çıkıp, asansör, ardından garajda çok endişeli göründü ve Zeliha’yı ayıltmak ister gibi kızın yanaklarını vurdu ve konuştu. Bu katların hepsinde kameralar çalışıyordu. Senaryoya göre Sevinç ve Zeliha odada konuşurlarken kız fenalaşıp bayılmış, Sevinç revirden nöbetçi bir hastabakıcı çağırmıştı. Yasin’in yüzü kameralarda gözükmesin diye doktor bonesi takmış, başını da sürekli aşağı eğmişti. Hastabakıcı ile onu Sevinç’in arabasına yüklemişler şoför çıktığı için hastabakıcıya arabayı vermiş ve onu hastaneye götürmesini istemişti. O da arkalarından hemen gelecekti ama önce odaya dönmesi ve açık kalan kasayı kilitlemesi gerekiyordu. Elbette Zeliha asla hastaneye varamayacak hastabakıcı da ortadan kaybolacaktı. Kızı daha önce ilaçla bayıltma girişiminde bulunan kişi onu kaçırmak için hastabakıcı kılığına girmişti. O saatte revir doktoru zaten okulda değildi. Ancak Sevinç kızı odasına çağırında kaçıran kişi de oyununa orada devam etmek zorunda kalmıştı. Sevinç’i sonra gelmeye de o ikna etmişti. Siz gidin işlerinizi yapın ben yanındaydım bilgi veririm diye de güven vermişti. Kadın nereden bilsindi onun kötü niyetli biri olduğunu. Revirdeki ya da okuldaki tüm alt kadro görevlileri tanıma şansı yoktu ki.

Yasin’le kameralara oynarken aslında planlarını tekrarlıyorlardı. Kameralar ses kaydı almadığı için onların ne konuştuklarını izleyenler bilmeyecek Zeliha’nın durumunu konuştuklarını sanacaklardı. Yasin kızın arka koltuğa yatırıldığı arabayı alarak okulun bahçesinden çıktı böylece. Planladıkları gibi arabayı bir yere bıraktı, kızı arabadan çıkarıp başka bir arabaya aktardı ve Mustafa ve Bahadır ile sözleştikleri yere doğru hareket etti. Onlara kalmaları ve kızla bir araya gelmeleri için şehir dışında bir ev ayarlamıştı. Burası yeni tamamlanmış bir kooperatifti ve daha sahipleri taşınmamıştı. Kooperatif evlerinden biri örnek olarak döşenmişti. Bekçinin cebine para doldurup örnek evi iki üç gün kullanmayı ayarladı. Kooperatifin yönetimi o üç gün içinde uğramayacaklardı. Mustafa ve Bahadır bu lüks kooperatifi çok beğenmişler, heyecanla Zeliha’nın gelmesini bekliyorlardı. Onlarda Zeliha’yı verip başlık parası almak istedikleri adamla buluşacaklardı hemen. Kıza verilen doz onu iki gün baygın tutmaya yetecek kadar çoktu. Yasin kızı eve getirdikten sonra hava kararana kadar bekleyip, kızı alacak adamın gelip arabayla onları aldırmasını bekleyecekler, sonrada kızı teslim edip, paraları alıp kendi evlerine dönmek için otobüse bineceklerdi. Yasin Sevinç hanımın huyunu bildiği için risk almak istemiyordu. Kızı uyuttukları ilaçtan bir doz onlara bıraktı ki olur kız ayrılır ya da bir aksilik olursa ellerinden kaçıvermesndi.

Kooperatifte kimse olmadığı için arabayı parkedip, hiç çekinmeden baygın kızı arka koltuktan kucakladı ve örnek evin kapısını ayağı ile tekmeledi. Onun gelişini zaten camdan görmüş olan Mustafa ve Bahadır hemen kapıya koştular.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s