Kaçak Yolcu – Bölüm 14

Zeliha okulda hocanın yardımcılığını da aldığı için diğer öğrencilerden daha çok okulda zamanını geçiriyordu. Buraya gelirken aklında hem okuyup hem çalışmak vardı ama durum böyle olunca bir işe girmek mümkün olmadı. Annesinin ona verdiği parayı minimum seviyede harcayarak oldukça iyi idare edebildi. Haftasonları da Canberk’lerde vakit geçirdiğinden paraya ihtiyacı olmuyordu. Hamiş teyze elbette bunu da düşünmüştü kızla ilgili, Canberk’i bu kızın parası var mı yok mu sormuyorsun diye sıkıştırıp duruyordu son zamanlarda.

“Tamam da Hamiş teyze kızı zaten yoldan arabama alıp, eve getiridim. Güvendim evimi açtım. Birde harçlığın var mı diye sorup rencide mi edeyim Allahaşkına?”

“Öyle açıkça sorarsan rencide olur tabi, yoksa da var der!”

“Ne yapayım gelince cüzdanına para mı sıkıştarayım o zaman?”

“Dur ben bir yol düşüneyim!”

Canberk’in hakkı vardı kocaman kıza paran var mı, harçlık vereyim mi denmezdi ki? Ayrıca Canberk’in böyle bir sorumluluğu da yoktu ama yine de ona evini açmıştı sahiden.

En sonunda “Yaz tatilinde sen bu kızı şirkete al, çalışsın!” dedi kadıncağız. Aklına bir şey gelmemişti.

“Çalışmak istiyor mu bakalım? Planı vardır belki?”

“Ben ağzını ararım!”

Zeliha o hafta sonu geldiğinde Hamiş teyze sormak istediklerini nasıl sorsa diye kıvranıyordu. Aslı kız eve girer girmez peşinden ayrılmadığı için onun yanında sormak istememişti. Gece Aslı uyuduktan sonra Canberk’te odasına gidince, gidip Zeliha’nın kapısını tıklattı.

Zeliha geceliğini giymiş yatakta kitap okuyordu, gelenin Aslı olduğunu sanmıştı. Kalkıp kapıda Hamiş teyzeyi görünce şaşırdı.

“Gel Hamiş teyze!” diyerek içeri davet etti onu.

“Kızım geç oldu biliyorum ama diğerlerinin yanında sormak istemedim, nasıl memnun musun okuldan? Şu Çağatay hoca nasıl bir adam, çok çalıştırıyor seni herhalde?”

“Memnunum Hamiş teyze, notlarım iyi. Çok çalışıyorum. Çağatay hoca da iyi biri çok yardımcı oluyor bana her konuda. Ondan çok şey öğreniyorum!”

“Bu çalıştırdığına para ödüyor mu sana?”

“Para mı? Hayır ben zaten burslu öğrenciyim ya!”

“E ne olmuş? Öğrencilikten fazlasını yapıyorsun, çalışıyorsun!”

“Yok öyle olmuyor ne yazık ki, para vermiyorlar!”

“İnsafsızlar!” dedi Hamiş teyze öfkesini yenemeyip. Zeliha kadının neden böyle kızdığını tam anlamadı ama bir şey söylemedi. Ona göre yardımcılık yapması bir şanstı çünkü, para vermelerini hiç düşünmemişti. Çağatay hoca sahiden çok yardımcı oluyordu ona her konuda ayrıca.

“Yazın da var mı bu okul?” dedi Hamiş teyze merakla devam ederek.

“Öğrencilik yok ama hocanın yazın işleri oluyor mu bilmiyorum doğrusu?”

“Yurtta kalabiliyor musun sen yazın?”

“Bilmiyorum ama kalabilirim herhalde, hiç aklıma gelmedi sormak aslında sorayım!”

“Sorun değil evin burada gelir kalırsın! Hocan yazın işlerini kendi yapsın! Canberk’in bürosunda çalış sen bu yaz! Hem oğlum sana maaş da verir, bunlar gibi insafsız değildir!”

“Hamiş teyze!” dedi Zeliha sevecen bir sesle, akşamın bütün sorularının buraya bağlanacağı hiç aklına gelmemişti, “Ben daha ne kadar yük olayım size! Canberk bey zaten başkasının asla yapmayacağı şeyler yaptı. Bak sizin evinizde yatıyorum bu gece! Ekmeğinizi yiyorum! Üstelik karşılığında da hiç bir şey yapmıyorum!”

“Kızım insan insana böyle zamanda lâzım. Sen bu ülkede gencecik kızların başlarına neler geliyor duymuyor musun? Seni Allah bizim kapımızdan içeri soktu, sen biz emanetimiz oldun. Bir de karşılık mı bekleyeceğiz yaptığımız iyiliğe. Canberk’i sen daha tanımıyorsun. O altın yüreklidir. Hiç gocunmaz böyle şeylere. Seve seve yapar!”

“Hamiş teyze Canberk beyin annesi yok mu?”

Hamiş teyze durdu bir önde, konunun buraya geleceğini hiç tahmin etmemişti. Kız aylardır evlerine girip çıkıyordu, aile hakkında hiç soru sormuyor, bir şey de bilmiyordu. Onlar güvenip onu eve aldıkları kadar, o da kendini güvenip emanet etmişti. Bunca zaman sonra bu kadarcık soruyu da sorması normaldi ama durum özeldi. O yüzden ne dese bilemedi.

“Var!” dedi kısaca, “Haydi seni uykusuz bırakmayım ben! Hocana söyle yazın okula gitmek yok!” dedi ve kalkıp çıktı odadan.

Zeliha girilmemesi gereken bir konuya girdiğini anlamış kendini kötü hissetmişti. Kötü bir niyetle değil belki de gereksiz bir merakla soruvermişti aslında. Bu konuda bir daha konuşmamayı kendine tembihleyerek kitabına kaldığı yerden devam etmeye çalıştı ama yaz gelince yurdun kapanma olasılığı aklını kurcaladı bir süre. Bunu sormak sahiden hiç aklına gelmemişti. Aslında hiç aklına gelmeyen büyük sorun okulu bitidikten sonra başını sokacak bir yeri olmadığıydı. Yaşadığı onca şeyden sonra birden bire derslere odaklayıp zihnini boşaltınca, hayatın gerçeklerini de nasıl olduysa unutuvermişti. Haftasonları şimdilik buraya geliyordu ama Hamiş teyzenin dediği gibi tatiller ve okul sonrası için başını sokacak bir yeri yoktu. Annesinin verdiği altınları daha bozdurmamıştı, çok şükür gerekte olmamıştı ama onlarda bir ev alıpta içine girmeye yetecek kadar değildi, olsa zaten annesi o zalimle oğluna katlanmazdı. Bir ev alması hayalden bile fazlasıydı ama bir işe girip aylık kira ödeyecek gelir sahibi olması şarttı. Bunun içinde Canberk ve ailesine güvenemezdi. Bu yaz için bile olsa onlara bu kadar yük olmak fazlaydı. Çağatay hocaya yardım ettiği için tatile kadar da çalışamazdı ama tatil başlar başlamaz para biriktirmesi gerekiyordu artık. En azından başlangıçta kira evi için istenen depozito ve benzeri şeyleri ve tabi ki aylık kirayı da ödemeliydi. Seneye tez yazacağından dersler için okulda olması gerekmiyordu. Bu durumda Çağatay hocanın yardımcılığından da çıkması daha iyi olacaktı. Aslında kariyeri için kalması iyiydi tabi ama çalışmak içinde günün tamamına ihtiyacı vardı. Geceleri de tezi için hazırlanırdı.

“Nasıl bunları düşünmeyecek kadar aptallaştım acaba?” diyerek kitabı bıraktı elinden. Çok canı sıkılmıştı. Üvey babasının elinden kurtulmakla her şey bitmiyordu elbette ama çok ani gelişen koşullar ani kararlar verip harekete geçmesine neden olmuş, zihni plan yapması gerektiğini ancak kavrayabilmişti. O da Hamiş teyze sayesinde. Kadıncağız onun adına dertlenmese Zeliha’nın aklına bile gelmiyordu.

Uzun süre yatağın içinde oturup neler yapabileceğini düşünmeye başladı. Aslında okulda tezlerini dışarıya yazdıran bir çok öğrenci vardı. Onlar Zeliha gibi burslu olmadığından bu işi parasıyla hallediyorlardı. Çağatay hoca ile görüşüp öğrencilerin tezlerini yazabilirdi. Tabi tez yazmak dediyse tezi hazırlamak değil sadece bilgisayar ortamına aktarmaktan bahsediyordu. Başka böyle ufak tefek işler alıp onları okulda yapsa, yani okul kapanmadan o zaman biriktirme işine erken de girişebilirdi. Ayrıca bu insanlara da çok borçlanmıştı. En azından onlara da birer küçük hediye alır kendini daha iyi hissederdi.

Geç ve stresle uyuduğu için sabah zorla uyandı. Başı ağrıyordu.

Hamiş teyze kızın sıkıntılı uyandığını hemen farketti yine

“Zeliha kızım hasta falan değilsin değil mi? Rengin solmuş!”

“Yok Hamiş teyze kitaba dalmışım geç uyudum ondandır!”

“Zeliha abla doktorculuk oynayalım mı ben sana bakarım, ilaç yazarım, sende iyi olursun! Bak babam bana satiskop almış!”

“Satiskop değil steteteskop!” diye düzeltti Canberk.

“Stitspok!” dedi Aslı bu sefer.

Canberk gülmemeye çalışarak tekrar etti ama çocuk söylemeye çalıştıkça iyice dilindi dolandı durdu.

“Yani sende adı kolay bir şey alamadın mı şu çocuğa!” diye şaka yollu azarladı Hamiş teyze Canberk’i.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s