Kaçak Yolcu – Bölüm 10

Canberk kızını kucağına alıp ona sarıldı, “Ne dersin Aslı? Bu abla kalsın mı bizimle biraz?”

Aslı ciddi bir yüz ifadesi ile babasına baktı, sonra döndü yeniden uyuyan Zeliha’ya baktı.

“Bu ablanın benim gibi annesi yok!” dedi mırıldanır gibi.

“Yani?” dedi Canberk merakla, kızının ne söyleyeceğini gerçekten merak etmişti.

“Benim bir babam var, bir de Hamiş teyzem! Onun var mı?”

“Hayır yok tatlım. Ablanın korkarım kimsesi kalmamış.”

Birden bire babasına döndü küçük kız, “Sanırım ona bakabiliriz!” dedi büyük bir ciddiyetle.

Canberk gülmemek için yüz ifadesini korumaya çalıştı, “Bakabiliriz diyorsun!” dedi başını sallayarak.

“Evet neden olmasın, sokaklardan kedi, köpek alabiliyorsak evimize, insan da alabiliriz!”

“Doğru ama ikisi aynı şey mi sence?”

“Değil mi?” dedi Aslı merakla babasına bakıp.

Canberk ne cevap vermesi gerektiğini bilemedi. O kadar çok söz vardı ki tartışılacak bu noktada.

“Ona yardımcı olmalıyız haklısın!” dedi sonra ve kızını kendine çekip sarıldı, sımsıkı.

Zeliha mırıldanarak diğer tarafına döndü.

Canberk kızı kucağında doğruldu koltuktan, “Haydi bakalım ablayı bırakalım da uyusun, benim de artık büroya gitmem gerekiyor!”

Aslı’yı çorba yapma telaşına düşen Hamiş teyzenin yanına bıraktıktan sonra onlarla yeniden vedalaşıp ayrıldı evden. Hamiş teyze Canberk her hasta olduğunda yaptığı tavuk çorbasını yapıyordu belli ki. Bütün evi sarmaya başlamıştı kokusu.

Zeliha yeniden gözlerini açtığında Aslı bebeklerini hemen yanındaki sehpanın üzerine dizmiş oyun oynuyordu. Hamiş teyze ona nöbet görevi vermişti. Zeliha uyanınca hemen koşup haber verecekti. Nöbet boyunca iki kez tuvaleti geldiği için koşarak gidip gelmiş nöbete bebeklerini bırakmıştı.

Şimdi de Zeliha’ya arkası dönük olduğu için onun uyandığını farketmemişti. Bebekleri bir baloya gidecekleri için ne giyeceklerini karar vermeye çalışıyorlardı. Gidecekleri balo da bir prens olacaktı. Bu yüzden hepsi çok güzel olmak istiyordu. Sadece bir tanesi kenarda tek başına bekliyor ve bu sohbete hiç katılmıyordu. Aslı onu halının üzerine oturtmuş, yanına da bir kedi oyuncağı koymuştu. Sehpann üzerindeki bebeklerin kıyafet konuşmaları bitince eğilip kedi ve yerdeki bebeği aldı.

“Biz bu baloya gidemeyeceğiz kedicik!”

“Miyav” diye yanıtladı kedi Aslı’nın sesiyle.

Zeliha uyandığı halde onun oyununu bozmamak için kıpırdamadan yatmaya devam ediyordu.

“Annem burada olsaydı, o zaman bize böyle davranamazlardı!” dedi yerdeki bebek.

Kedi yine miyavladı. Sonra kucağına sakladığı bir peri bebeği çıkardı Aslı ve onu uçuyormuş gibi eliyle yukarıda gezdirip, kedi ve diğer bebeğin yanına indirdi.

“Beni annen gönderdi güzel kız!” dedi peri bebek.

“Bu bir peri!” ve miyav sesinden sonra, peri konuşmaya devam etti, “Anneler çocuklarını her nerede olursa olsunlar korumaya devam ederler. Kendileri gelemiyorlarsa da mutlaka bir peri yollarlar. Bu peri bazen benim gibi güzel bir kız! Bazen de tombul tatlı bir teyze olabilir!”

O sırada salonun kapısından giren Hamiş teyze de Aslı’nın son söylediklerini duymuştu. Zeliha’nın gözlerinin açık olduğunu farketti ama ama çocuğun sözleri boğazına bir düğüm oturtunca hemen konuşamadı.

“Yoksa sen bana tombul peri mi diyorsun?” diyerek kızın yanına geldi sonra.

“Evet tombul bir perisin sen!” diyerek bir elinde peri bebeği ile onun boynuna sarıldı Aslı. O sırada Zeliha’nın gözleri açık, onları seyrettiğini görünce “Uyanmış!” diye bağırmaya başladı.

“İyi misin kızım?” dedi Hamiş teyze kucağında duran Aslı ile.

“Evet sanırım epeyce uyumuşum, bir iğne yaptılar bana!”

“Yoldan da geldin tabi, normal! Sana çorba yaptım, haydi bakalım herkes acıktı. Doğru mutfağa çorba içmeye!”

Mutfakta çorbalarını içerlerken Hamiş teyze okulda olanları öğrendi Zeliha’dan.

“Bak kızım bizi tanımadığını biliyorum ama işte biz gördüğün kadarız. Canberk dünya iyisi bir insandır. Ondan korkmana çekinmene hiç gerek yok. Yurdun açılana kadar burada kalabilirsin. Sana verecek bir odamız var öyle değil mi kızım?” dedi Aslı’ya bakıp.

“Evet bir odamız var!” dedi Aslı ilk kez Zeliha’ya bakarak konuşmuştu, “Biliyor musun benim de annem öldü. Ama ben onun beni bırakmadığını biliyorum.” dedi hemen arkasından.

Zeliha’nın gözleri doldu yine, bu küçük melek kendince onu teselli ediyordu. Ondan daha güçlü sözleri vardı.

“Haklısın teşekkür ederim. Senin kadar güçlü bir kız olmak için çalışacağım bende!” dedi gülümseyerek.

Hamiş teyze de gülümsedi ikisine bakıp.

Canberk onun evde kalmasına razı olmuştu ama evinin güvenliğini de düşünmek zorundaydı. Bu yüzden emniyetteki bir arkadaşını arayıp kızın adını soyadını verdi ve biraz bilgiye ihtiyacı olduğunu söyledi. Sonra da Hamiş teyzeyi arayıp kızın uyandığını ve mutfakta sohbet ettiklerini öğrendi. Hamiş teyze okulda olanları kısaca ona da aktardı.

“Üç hafta!” dedi Canberk kendi kendine telefonu kapatınca, “Üç hafta kaçak bir yolcuyu misafir edeceğiz. Umarım bir hata yapmıyoruzdur.”

Bir kaç gün sonra arkadaşı Canberk’i arayıp Zeliha hakkında bulduklarını anlatana kadar tamamen rahatlayamadı. Zeliha uysal ve sessiz bir kızdı. Aslı ikinci günden ona ısınmış görünüyordu. Hamiş teyze becerikli ve yardımsever olduğunu da söylemişti. İki üç günün içinde herkes uzun süredir onunla yaşıyormuş gibi davranmaya başlamıştı evde.

Arkadaşı, kızın anlattıkalrını doğruluyordu. Annesi yeni ölmüştü, pek iyi namı olmayan bir üvey babası ve ağabeyi vardı. Bir şeylere bulaşmışlar bir kaç kez karakola alınmışlardı. Adi suçlardı hepsi elbette. Kızın kaçtığına dair de bir suç duyurusunda bulunmuşlardı evdeki altınlarla birlikte ama çevredekilerin ifadelerinden sonra polis kızın peşine düşmemişti. Apartmandakiler olanları az çok biliyorlardı. Mustafa’nın kızdan şikayetçi olduğunu duyunca gidip karakola kendi bildiklerini anlatmışlardı. Zeliha’nın kaçışından sonra Bahadır ve Mustafa doğru dürüst apartmana da bakmadıkalrı için haklarında çok şikayet başlamıştı. Kız başarılı bir öğrenciydi ve derece ile mezun olmuştu. Hakkında başka da bilgi bulunmuyordu ki zaten bunların hepsi onun anlattıklarıydı.

Zeliha üç hafta boyunca sahiden de Aslı’nın bütün yükünü almıştı Hamiş teyzenin üzerinden. Evin tüm işlerine de yardım etmişti. Zaten yapacak başka bir işi de olmadığı için bu yeni ortam ve insanlar onun acısını atlatmasıan yardımcı olmuşlardı. Onlara borçluydu ayrıca ve bunu nasıl ödeyeceğini bilmiyordu. Canberk eve gelir gelmez ortalıkta fazla dolanmıyor ve onun için ayrılan odaya ya da Aslı ile onun odasına kaçıyordu. Aslı babası gelir gelmez onun kucağına atlıyor sonra hemen Zeliha ablası ile oyuna gidiyordu.

Uzun zaman sonra Hamiş teyze ve Canberk uzun uzun karşılıklı oturma fırsatı bulmuşlardı bu sayede salonlarında.

Canberk Hamiş teyzeye onu araştırdığını ve hakkında olumsuz bir şey duymadığını söylemişti hemen. Kadıncağızın da kendisi gibi huzursuz olduğunu düşünmüştü.

“İyi yapmışsın için rahatlamıştır!” dedi Hamiş teyze gülerek.

Hamiş teyze çok akıllı bir kadındı, Sedat beyle evlenmesi için çevreden çok baskı yapılmıştı çevresinden. Adamı kendine bağlayabileceğini söyleyen çoktu. Canberk zaten onu annesi sayıyordu. Ancak Hamiş teyze bu sözlere son derece sinirle tepki verdi her zaman. Patronu ile evlenmek aklının ucundan bile geçmemişti hiç bir zaman. O Canberk’le doğurmadığı çocuğunun duygularını yaşamıştı. Bu da ona yetiyordu. Bir de ailenin soyadına göz dikmek soysuzluk olurdu.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s