Diğerleri – Bölüm 9

Ormanda yeterince vakit geçirdiğini düşününce evine geri döndü. Bir kaç gün içinde burada da kendine eskisine benzer bir ortam yaratabildiğine çok sevinmişti. Ertesi gün okul tam olarak başlıyordu. Bundan sonra ailesinin fedakarlığını boşa çıkarmamak için derslerine odaklanması ve sanatında ilerlemesi gerekiyordu. Orman ve su yanıbaşındayken bunu yapması zor olmayacaktı. Annesi ve babasını daha şimdiden özlemişti ama buna da alışması gerekiyordu. Onlarla bir ömür birlikte olması zaten mümkün değildi. Kendi ayakları üzerinde durma vakti gelmişti. Aslında bunlar Verna’dan çok babasının sözleriydi. Yoksa onun kendi ayakları üzerinde durmaya veya ailesinden uzak yaşamaya pek fazla gönlü yoktu. En azından şimdilik.

Okulun ilk günü sandığından da yoğun geçti. Onlara dolapları gösterildi ilkin sonra o atölyeden diğerine akşam yemeği saatine kadar koşturup durdular. Öyle ki daha birbirlerini yeni tanıyan bu gençlerin sohbet etmeye bile fırsatı olmadı. Çoğunluğu dersler bittikten sonra evlerine çekildi ve uykuya daldılar. İlk hafta gerçekten korkunç bir tempo ile geçti. Verna ne zaman yeniden haftasonuna geldiklerini anlayamadı. Bazı öğretmenleri haftasonları ara vermenin onları sanattan soğuttuğuna inandığı için ders koymuşlardı. Neyse ki bunlar sadece bir kaç saatti.

İkinci hafta gece dersleri de eklenince öğrenciler bir ay boyunca soluk alacak zamanı bulamadan ikinci aya girdiler.

“Birisi bize misafir öğrenci olduğumuzu söylememiş miydi?” diye söyleniyordu bir çoğu.

Bu sene onları zorlamalarının nedeninin bu işe gerçekten gönüllü olmayanları elemek olduğunu hepsi biliyordu ama yine de bu ağır tempo canlarından bezdirmişti. Onlar sanatçı olmaya gelmişlerdi ama maratonculara benziyorlardı şimdi.

İkinci ayın ortalarına doğru nihayet dersler biraz hafifledi. Bunun nedeni sınavların yaklaşmasıydı. Çocuklara derslerini tekrar edecek zaman bırakmak istiyorlardı. Verna ormanı çok özlemişti, kitaplarını alıp ormana gitmek ve tekrarların bir kısmını orada yapmayı planlamıştı. Henüz yeteneklerinin olduğu sanat dalları ile ilgili bir seçme ya da çalışmaya girmemişlerdi. Okulun öğrencisi olmadan öğrencilere emek vermek istemiyorlardı. Daha önce söyledikleri gibi birinci sınıflar misafir öğrencilerdi.

Dolabındaki kitapları topladıktan sonra hızla merdivenlere doğru yürüken birine çarptı. Kitaplar burnunun üzerine kadar yükseldiği için önünü göremiyordu. Çarpmanın etkisiyle üstten bir kaç tanesi dökülünce üzerlerinde Turşip deseni olan kıyafetli grubu tanıdı. Yine bir aradaydılar. Gölette evlendiği genç ile birlikte.

“Sen?” dedi Arkin onu görünce telaşla.

Arkadaşları ilgiyle baktılar ona, kimse bu kızı tanımıyordu gruptan ama Arkin tanıyordu belli ki.

“Dünya küçük öyle değil mi? Artık birbirimizi bulmamız daha kolay olacak!” dedi Verna gülerek.

“Kapa çeneni!” dedi Arkin, “Sakın gölette olanlardan bahsedeyim deme!”

Verna dönüp gruba baktı, hepsi onu süzüyorlardı. Arkin’in bu acemiye fısır fısır ne söylediğini hepsi merak ediyordu.

“Şu dökülenleri kucağıma geri koyarsan bir şey söylemem!” dedi Verna.

Arkin hemen yere dökülen iki kitabu alıp yığının üzerine bıraktı.

“Bak çaylak bir daha yürüken önüne bak! Şeytana bulaşmak istemezsin!” diye yüksek sesle ona meydan okudu arkadaşlarına duyurmak için.

Verna bir şey söylemeden dönüp yürümeye devam etti.

Fetir Arkin’in yanına yaklaşıp “Sadece bizimle takıldığını sanıyordum!” diye hırladı.

“Sürekli yanımdasın Fetir, kıskançlık mı yapıyorsun yoksa! Unutma benim hayranlarım giderek artacak!” diyerek havalı havalı grubun önünden geçip yürümeye başladı, “Haydi gelsenize neyi bekliyorsunuz?”

Turşip onların müzik grubun ismiydi, tabi ki bu ismi şeytanla ilgili olduğu için özellikle seçmişlerdi. Onlar sadece bir müzik grubu değil aynı zamanda bir kardeşlik bağına da sahiptiler. Kan bağları yoktu elbette ama bir araya geldiklerinde birbirlerinden hiç ayrılmayacaklarına, daima birbirlerini koruyup kollayacaklarına ve aralarına hiç kimseyi almayacaklarına söz vermişlerdi.

Aralarına kimseyi almamaları dışarıdan kibirli ve zengin bir genç grubu oldukları için görünse bile aslında hepsinin hayatlarında kendileri veya aileleri ile ilgili ciddi sıkıntıları olduğu için özellerini dışarı yansıtmak istemiyorlardı. Hepsinin ailesi gerçekten çok zengindi. Ancak hiç biri için mutluluk anlamına gelmiyordu bu. Ailelerinden uzak burada kendilerini buldukları için mutluydular. Hepsinin yaşam alanlarındaki evlerinde çalışanları vardı. Aileleri okulun bağışçılarıydı. İkinci sınıf öğrencisiydiler, bir önceki yıl misafir öğrenciyken bir şekilde birbirlerini bulmuşlar ve bu grubu oluşturmuşlardı.

Arkin gruptan Fetir ile sevgiliydi. Onlar okuldan önce aileleri aracılığı ile tanışıyorlardı. Fetir eskiden beri Arkin’e hep aşıktı zaten. Burada herkes sorunlarını paylaşırken ikiside birbiri hakkında bilmediği bunca şey olmasına şaşırmış ve yakınlaşmışlardı. Her ikisi de dışarıdan birbirlerinin ailesine özenmişlerdi. Oysa gerçekler bambaşkaydı.

Fetir’in annesi babasını sürekli aldatıyor, babası da her seferinde onu yakalıyordu. Başlarda adamlara para verip onlardan kurtulurken artık sinirini alamadığı için onları önce dövdürtüyor sonra para veriyordu. Bu güne değin parayı kabul etmeyen hiç olmamıştı. Fetir daha küçükken annesinin aşıkları ile çok gezmelere gitmişti. Adamlar annesini tavlamak için ona sürekli istediği şeyleri alıyorlardı. Genç bir kız olduktan sonra bir kaç tanesi onun annesi gibi olduğunu düşündüğü için asılmaya kalkmıştı. O yüzden evde durmayı sevmiyordu. Bu okulun varlığını öğrendiğinde çok sevinmişti. Çocukluğundan beri piyano dersi alıyordu ve oldukça da yetenekliydi.

Babası kızının karısı gibi olup olmadığını anlamak için onu sürekli takip ettiriyordu. Grupla birlikte dolandıkları için ne yaptıkalrından tam emin olamıyordu. Ancak iki yıldır tek bir gençle birlikte olması babası açısından annesine benzemediğinin kanıtıydı. Karısı gerçek bir doyumsuzdu. Evlilikleri bir iş anlaşması sonucu olduğundan ayrılamaları mal varlıkalrı açısından büyük bir risk olacağından devam ediyorlardı. Fetir bir keresinde annesinin Arkin’in babası ile de beraber olduğunu söylemişti.

Arkin’i hiç etkilememişti bu haber, annesi ve babasına büyük bir bağlılık duymuyordu. Onlar varsa yoksa kızlarıyla meşguldüler. Ablası ülkenin en zengin iş adamlarından biriyle evliydi. Aslında eğitimini bile tamamlamamıştı ama çok güzeldi. Güzelliğini de doğru bir koz olarak kullanmayı her zaman başarıyordu. Anne ve babasına bir meleği oyanamakta çok başarılıydı ve küçüklüklerinden beri Arkin’i hep küçük bir şeytan gibi göstermeye çalışmıştı. Garip bir şekilde de ailesi hep ona inanmıştı. Turşip adı bu nedenle Arkin’in kendine çok yakın bulduğu bir isim olmuştu. Ailesi bile onun şeytan olduğuna inanıyordu. Oysa içinde bir yerlerde büyümeye çalışan küçük oğlandan kimsenin haberi yoktu.

Grubun diğer elemanı Urne bir uyuşturucu bağımlısıydı. Okulda yasak olduğu halde hizmetçisi aracılığı ile sürekli uyuşturucu geliyordu evine. Gruba söz verdiği için belirli dozun üzerine çıkmıyordu. Geçen yıl okula başladıklarında fazla çektiği için az kalsın ölüyordu. Grup onu gizlice doktora götürüp okulda olanları kimsenin anlamamasını sağlamışlardı. Böylece onunla bağları da güçlenmişti.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s