Bebek ve Düğme – Bölüm 17

“Deryaaa!” diye bağırdı Kader koşan çocuğun arkasından. Çocuk bir türlü durmuyordu. Kıştan çıkmışlar güneş yüzünü yeni yeni göstermeye başlamıştı. Eskisi gibi değildi ki apartman çocukalrı dört duvarın arasında geçiriyordu ömürlerini.

Kader’de dört duvarın arasında geçirmişti çocukluğunu, annesi ondan da fena. Okula gidip geldikte annesinin gözü kulağı olmuştu yıllarca. Sanki çocuk Mesude’ydi de Kader onun annesi gibi. Kapıdan çıksa kaybolurdu Mesude o zamanlar, öyle yabancıydı ayakları kaldırıma.

Derya bu kez ağaçların arasına dalmıştı hızla. Koluna yapışıp bırakmadığı bez bebek savrulup duruyordu o koşturdukça. Kader dikmişti bu kez bebeği tıpkı annesinin ona diktiği gibi. Mesude’nin bebeklerinden güzeldi Kader’in bebekleri, alacak, yapacak gücü vardı onun annesi gibi değildi kaderi. Hayatı da güzeldi Mesude’nin hayatından. Tam da annesinin dilediği gibiydi hem de. Kimseye muhtaç değildi. Mesleği vardı, sağlıklı ve mutluydu.

“Derya! Bak oynamayacağım ama seninle!” diye seslendi yine.

Derya dört yaşına gelmişti. Meraklı, konuşkan, bıcır bıcır bir çocuktu. Perihan hanımla birlikte bakmışlardı ona ilk doğduğunda. Perihan hanım yaşlanmıştı ama yine de hepsinden tecrübeliydi.O olmasa kimse Derya’nın ilk banyosunu yaptıramazdı herhalde. Hepsi ona dokumaya korkarken, o çocuğu bir o yana bir bu yana çevire çevire yıkamıştı bir güzel. Derya çok seviyordu Perihan hanımı, anneanne dedirttiler diye ağlamıştı Perihan hanım. Kendi ailesinden daha yakın olmuştu bu insanlara, her acılarına ortak olmuştu. Onlar da anne yerine koyuyorlardı artık kadını.

Turhan’ın dedesinin yaptığı düğmelerden dikmişlerdi Derya’nın beşiğine bir tane. Bu düğmelerin herkese şans getirdiğine iyice inanıyorlardı artık. Derya’nın hem düğmesi, hem de bezden bir bebeği vardı. Tüm hikayenin sonunu mutluluğa bağlayan bir melekti o.

“Derya ben gidiyorum artık! Bak baban çağırıyor aşağıdan gördün mü? Köpeklerin yanına gitmiş bak! Haydi gel biz de gidelim!”

Köpek lafını duyunca, eğilip babasını kontrol etti Derya. Sahiden de bir kaç köpek Turhan’ın yanında oynuyorlardı. Hemen koşarak geri döndü ve gelip tuttu Kader’in elinden. Bez bebeği diğer elinden sallanıyordu hâlâ.

“Aferin sana! Haydi aşağı inelim de köpeklerle oynayalım baba gibi!”

Bu defa Kader’in elini bırakıp babasının yanına doğru koşmaya başladı çocuk. Hiç bitmiyordu enerjisi. Tıpkı annesi gibiydi.

Nihal hastaneden çıktıktan sonra Turhan ile yeniden konuşmuşlardı. Nihal sonunda kocasını kendinden uzaklaştırmaya çalışarak hata yaptığını anlamıştı. Sevdiği üç insanın birden ona mantıklı gelen kararına itiraz etmeleri yeniden düşünmesine neden olmuştu. Bir ay sonra doktorlar daha iyiye gittiğini söylemeye başladılar nihayet. Altı ay sonra da hamile olduğunu öğrendi. Önce çok korktular sürecin bebeğe zarar vereceğini düşünüp. Hem çok sevindiler, hem de çok korktular.

“Hiç bir şey olmaz!” dedi doktor gülümseyerek.

Nihal’in bedeni içinde büyüttüğü bebeği korumak için yeniden dirilmeye başladı sanki. Hamile olduğunu öğrendikten sonra hızla toparlanmaya başladı.

“Hayata tutundu!” diyordu Perihan hanım, “Başka bir canı içinde taşıyınca yaşaması gerektiğini anladı!”

Adını Derya koydular kızlarının. Kader ve Perihan hanım Nihal yorulmasın diye Derya’nın herşeyin üstlendiler. Ona sadece sevsin diye veriyorlardı kızını.

“Anne! Bak babam köpekler bulmuş!” diye seslendi Derya, Perihan hanım ile bankta oturan annesine.

“Turhan ellerini değmesin ama köpeğe!” dedi Nihal endişeyle.

“Ya Nihal bırak Allaşkına! Ellesin bir şey olmaz!” dedi Turhan kızını köpeklerle oynatırken.

“Hah geldin mi?” dedi beline sarılan genç adama dönüp Kader.

“Geldim aşkım, Merhaba Turhan ağabey!” dedi Yusuf.

Kader ile dört ay önce nişanlanmışlardı. İş yerinde tanışmışlardı. Perihan hanım kızın gönlünün birinde olduğunu anlayınca vazgeçmişti kendi akrabasını önermekten. Meğer Nihal daha kocasına plan yaparken aşık olmuşlardı onlar birbirlerine. Diyememişlerdi ama olmuşlardı. Sonra bir gün açılıvermişti Yusuf. Hemen ailesi ile tanıştırmıştı Kader onu. Nihal, Turhan ve Perihan ile.

Hepsi de beğenmişlerdi Yusuf’u. Şimdi bir yere gitseler onu da çağırıyorlardı artık. Dörtken, Derya ile beş olmuşlardı, şimdi Yusuf ile altı. Kader ile Yusuf evlenince sekiz olacaklardı Yusuf’a göre çünkü bir kız, bir de oğlan istiyorlardı.

“Sizinkilere de ben bakamam artık!” diye gülüyordu Perihan hanım onlar bunu konuşurken, “Düşün yakamdan artık!”

Bebek ve Düğme hiç ayrılmadılar böylece, Nihal ile Turhan’da hiç ayrılmadılar.

Her şey çok güzel oldu, herkeste çok mutlu.

“Dünya tiyatrolar günü kutlu olsun!” diyelim bu hikayemizin de sonuna geldiğimizde.

Herkes dertlerinden arınıp çok mutlu olsun

SON

Bebek ve Düğme – Bölüm 17’ için 21 yanıt

  1. Çok güzel bir hikayeydi. Mutlu sonla bitmesine çok sevindim. Ama Kaderin babasıyla yüzleşmesini, babasının hakketiğini bulmasını birde annesinin sakladığı parayı bulmasını filan bekliyordum

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s