Bebek ve Düğme – Bölüm 4

Kader’in bu yeni evlerinin olduğu sokakta edindiği bir kaç arkadaşı vardı. Aynı okula gidiyorlardı bir tanesi ile, Sude. Birlikte yürüyerek gidip geldikleri için okul zamanı da olsa epeyce sohbet edebiliyorlardı. Kader ona bahsetmişti annesinin durumudan, Sude’nin dayısı doktordu. Karadenizde bir yerdeydi ama yine de akıl danışmakta bir sakınca yoktu. Sude dayısına soracağını söyledikten bir hafta sonra dayısından haber geldi. Adam Kader’in annesini nörolojiye götürmesi gerektiğini, ciddi bir sorun olabileceğini, ihmal ederse çok daha kötü durumlara gidebileceğini söylemişti.

“İyi ama annemin sigortası bile yokken ben onu nasıl doktora götüreceğim”

“Bir doktor ismi verdi dayım, bu adam hem çok iyi bir doktormuş hem de dayımın adını verirsen çok para tutmazmış. Arkadaşıymış yani. Eğer gideceksen adını verecek dayım, randevunuzu alacak!”

“Tamam!” dedi Kader hemen. Ne kadar tutarsa da sonra vermeyi teklif edebilirdi doktora madem Sude’nin dayısıydı. Hiç değilde teşhis konurdu o parayı bulana kadar. Annesinin daha da kötü olmasına izin veremezdi. Gerekirse çalışırdı bir yerlerde.

Bir hafta sonra Mesude hanımın randevusu alındı. Kadıncağız durduk yere niye doktora gitmeleri gerektiğini anlamadığı için şaşırdı biraz. O sorunlarından Kader’e hiç bahsetmemişti ki.

“Anne bak bunu söylemek istemiyorum ama son zamanlarda biraz farklı davranıyorsun. Farkında değil misin?”

Mesude hanım o zaman anladı kızından artık saklayamadığını olanları. Gözleri doldu.

“Ben sana yük olmak istemiyorum kızım! Şu sınavı bir vereydin de gideydin ya doktora!”

“Anneciğim bak Sude’nin dayısı doktor, onunla konuştu Sude, ihmale gelmez gitsinler demiş! Bizi tanıdığı bir doktora gönderiyor zaten merak etme!”

“Kızım nasıl ödeyeceğiz biz o doktoru?”

“Para almayacakmış anneciğim, tanıkmış ya?” deyiverdi Kader sırf annesi bu yüzden vazgeçmesin diye

Mesude’nin yüzü güldü birden, “E iyi ya o zaman! Sahiden de durumum iyi değil benim biliyorum. Allah senden de arkdaşından da o doktordan da razı olsun!”

“Ah annem ah! Madem biliyorsun da neden söylemedin bunca zamandır!”

“Diyecektim de sınavın geçsin diye bekledim kafana takma diye!”

Ana kız sarıldılar birbirlerine sıkı sıkı, Mesude evden çıkmak zorunda olduklarını nasıl söyleyecekti bakalım kızına. Kızı son dakikada birden şok etmektense acaba şimdiden mi söylemesi iyi olurdu bilemedi. Şu doktora bir gidip gelelim diye karar verdi sonra. Bakalım adam ne diyecekti?

Kader’de babası ile konuşmayı planlamıştı annesinden habersiz. Kadıncağızın doktor parasını da ödesindi bir zahmet. Bu hale gelmesinde en büyük katkı onundu. Doktor randevularından iki gün önce uğradı babasının evine. Kapıyı karısı açtı, Kader’i görünce tanımadı tabi. Sonra kim olduğunu öğrenince yüzünü beş karış asıp içeriden kocasını çağırdı.

“Ne var ? Niye geldin sen buraya?” dedi Tekin ters ters. Karısının yüzündeki bozuk ifadeden rahatsız olmuştu, “Ben size buralara gelmeyin demedin mi?”

“Konuşmamız lâzım yoksa meraklısı değilim!” dedi Kader’de ters ters. Şu adamın babası olmasından utanıyordu sahiden.

“Ne oldu evden çıkmayacağız demeye mi geldin yoksa?”

“Ne evi, ne çıkması ya?” dedi Kader ters ters

“Annen olacak yılan demedi mi kız sana, liseyi bitirir bitirmez çıkacaksınız evden!”

“Ne?” dedi zavallı kız şaşkınlıkla, daha meramını anlatamadan ikinci bir şoku yaşamıştı, “Bizi sokağa mı atacaksın?”

“Anan biliyordu dört yıldır, bulaydınız bir yolunu!”

Sinirden eli ayağı titredi ama şimdi konu bu değildi, annesinin hastalığını çözmesi gerekiyordu önce, sonra bu konuyu düşünebilirdi. Sakinleşmeye çalıştı.

“Onu zamanı gelince konuşuruz, şimdi konu başka” dedi diklenerek.

“Bak sen şunun havasına! Neymiş konu? Uzatma hadi ne diyeceksen de defol git!”

Kader yumrukalrını sıkıyordu saldırmamak ve ağlamamak için ama annesi için bu konuşmayı yapmak zorundaydı. Yoksa bu pis herifin kapısına asla gelmezdi zaten.

“Annemi doktora götüreceğim, durumu ciddi, para lâzım!”

“Haydi oradan ne parası, kazanıyormuş anan para orada, verin o paradan, ben nafakanızı veriyorum zaten!”

“Tamam bir yıl nafaka verme şimdi ver hepsini o zaman, lâzım diyorum olsa sana niye geleyim!”

“Kız sen nerede yaşıyorsun şaşkın, on sekiz oluyorsun sen bu yıl, ne nafakası acaba?”

Kader gene sarsıldı ama belli etmemeye çalıştı, ne kadar kötü bir adamdı babası.

“Karına da çocuğuna da rahat vermem, bu parayı vereceksin! Herkese rezil ederim seni! Kızınım ben senin kanunen,, benden öyle kolay kurtulamazsın!”

Tekin ters ters baktı kıza, sesinin içeriden duyulduğunun farkındaydı.

“Anan gibi yılan olmuşsun sen!” dedi tıslayarak. Elini pantalonun cebine attı, bir tomar para çıkardı içinden beş yüz lira çekip fırlattı kızına “Al defol git yeter bu!” dedi.

“Yetmez!” dedi Kader hırslı hırslı, “Ver biraz daha!” Kendinden nefret ediyordu bunu yaparken ama başka çaresi yoktu.

“Bir daha gelmeyeceksin ama!” dedi Tekin’in de sesi yükseliyor gözlerinde annesini döverken oluşan o korkun. ifade beliriyordu. Korktu Kader, sonra gelip annesine de bir şey yapabilirdi bu pislik.

“Tamam!” dedi bir adım geri atarak.

Adam yeniden elini cebine attı beş yüz lira daha çekip fırlattı, sonra da kapıyı kapattı Kader’in yüzüne. Kader kapının önüne dağılmış paralara baktı titreyerek, hızlıca eğilip topladı hepsini. İçeriden babasının karısı ile kavga ettiğini duydu.

“Haydi dövsene onu da!” diye hırladı, sonra gözlerinden yaşlar akarak koştu sokak boyunca.

O kadar incinmiş ve aşağılanmış hissetmişti ki kendini, eve gidip annesi bu halini görmesin diye bir iki saat sokaklarda dolanıp öyle döndü eve. Doktorun kaç lira tutacağı hakkında bir fikri yoktu ama en azından artık paraları vardı. Babasının sonradan gelip annesine bir kötülük etmesinden korktu ama yapmazdı herhalde. Bin lira neydi ki onun için. Bir günde yerdi o parayı Tekin. Bir insanın cebinde öyle tomarla parası olur muydu başka türlü?

Ertesi günü annesine göstermeden parayı yanına aldı ve birlikte randevuya gittiler. Doktor hastanede randevu vermişti onlara, burası bir üniversiye hastanesiydi ama devlet hastaneleri gibi parasız bakmıyordu hastalara. Muayenehanesi de vardı adamın ama hem orada her teçhizat yoktu, hem de muayene ücreti buradakinden çok yüksekti. O yüzden hastaneye gelsinler demişti.

Annesi buraya geldiklerinden beri yine şaşkın şaşkın bakınmaya başlamıştı. Geldiği yeri yabancıladığını biliyordu Kader ama tıpkı elinde çaydanlıkla yatak odasına gittiği gibi görünüyordu şimdi.Sadece şaşkın değil, endişeli ve kaygı dolu görünüyordu.

“Merak etme, ben yanından hiç ayrılmayacağım!” diyerek tuttu annesinin elini sevgiyle.

Mesude önce boş boş baktı ona, sonra gözleri parladı, gülümsedi.

“Canım kızım benim!” dedi sevgiyle

Birlikte doktorun onları çağıracağını söyledikleri yere geçip beklemeye başladılar. Kader annesinin dikkati dağılsın, kaygıları azalsın diye sürekli bir şeylerden bahsedip onu lafa tutuyordu. Mesude hanım hayran hayran dinliyordu kızını. Kendi sahip olamadığı her şeyi vermeye çalışmıştı ona. Güzelliği bile daha çoktu Kaderin. Tekin’in teyzesine benziyordu. Güzel kadındı rahmetli Ayşe teyze.

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s