Hayal – Bölüm 5

Sabah uyanır uyanmaz çantasının içindeki kolyeyi kontrol etti yeniden. Annesinin o minicik kilerin içinde ona verişini hatırladı kutuyu. Sanki başına gelecekleri biliyormuş gibi hazırlamıştı çoktan. Bir kere olsun görmemişti boynunda bu kolyeyi. Takamamıştı muhtemelen, taksa babası hemen çeker alırdı alinden tabi, mecbur saklayabilmişti her şey gibi o da gitmesin diye. Anneanne ve dedesinin alyanslarıydı kutunun içindekiler ama Hayal onları satmak zorunda kalmıştı mecbur kalıp. Mukadder hanımın desteğinden çok mahcup oluyordu o ilk yıllarda, ona tüm ödemelerini söyleyemezdi ki her zaman. Mecburen bozdurmuştu gidip. Kolyeyi satmama kararı almıştı sadece, koruyabildiği kadar korumak istemişti annesinin ailesinden kalan yegane yadigârlarını.

Daha önce emanetçiye bir şey bırakmadığı için ne yerlerini biliyordu ne prosedürlerini. İnternetten iki tanesinin adresini not etmişti. Pek yakında sayılmazlardı aslında ama yine de bu gün işe gitmeden önce ikisinden birine uğramaya kararlıydı. Kahvaltısını ederken nasıl gideceğini planladı ve sonra hemen çıktı evden. Bu kadar erken çıkmadığı için durağın kalabalık olmasına şaşırdı. Onun yaptığı iş mesaili bir iş olmadıından sabah ve akşam kalabalığına denk gelmiyordu pek.

Neyse ki otobüs bu saatlerde daha sık geliyordu. Kapının ağzında da kalsa ilk gelen otobüse binmeyi başardı. Harun kim bilir ne kadar şaşıracaktı smokini alabileceğini duyunca. Onun sevincini hayal ederek mutlu oldu kendi kendine, Az kalsın ineceği duracağı kaçıracaktı. Yolculuk boyunca neredeyse hiç ilerleyemediği için açılan ön kapıdan iniverdi hemen. Adresi yazdığı kağıdı çıkardı çantasından. Telefonunun interneti bittiğinden dışarıdayken kullanmıyordu. Hemen indiği durağın çaprazındaki taksi durağına gidip gösterdi kağıdı, onlar da tarif ettiler. On dakikalık yürüme mesafesindeydi. Sevinçle yürüdü tarif edilen yere doğru. Ancak elinde emanetçi gözüken adreste bir aksesuarcı vardı.

“Hatalı mı yazdım acaba?” dedi kendi kendine ve içeri girip bu adreste bir emanetçi aradığını söyledi.

Adam emanetçinin iki ay önce kapattığını ve burayı yeni tuttuğunu anlattı uzun uzun. O kadar uzun anlattı ki, Hayal bir türlü adamın lafını bölüm çıkamadı dükkandan. Diğer emanetçi buraya oldukça uzaktı, “Keşke önce ona gitseydim!” diye hayıflandı.

Geldiği yoldan geri yürürken, yolun hemen karşısında Emanetçi yazan küçük tabelayı farketti sonra. Nasıl olupta az önce geçerken görmemişti burayı, sevinçle geçti karşıya. Tıpkı Hayal’in evi gibi küçücük bir dükkandı burası. Oldukça yüksek olan bir tezgahın arkasından gözlüklü yaşlı bir adam çıktı Hayal içeri girince.

“İyi günler” dedi Hayal adamı farkedince.

“İyi günler” diye cevap verdi yaşlı adam.

“Ben bir emanet bırakmak istiyorum da!” diye devam etti çekingen bir sesle.

“Doğru adrestesin küçük hanım!”

Hayal çantasından peçeteye sardığı kolyeyi çıkardı ve yüksek tezgâha doğru yaklaşıp üzerine bıraktı. Yaşlı adam kolyeyi aldı ve yeniden kayboldu ortadan. Hayal şimdi tezgâhın tam önünde durduğundan arka kısmı görebiliyordu. Tezgâh olduğunu düşündüğü şey aslında bir masanın sırt kısmına yapılmış rafların üst kısmıydı. Yaşlı adam masaya oturarak çalıştığı için birdne bire tezgahın arkasında kayboluveriyordu. Ayağa kalktığında ise sadece başı görünüyordu, uzun biri sayılmazdı. Kolyeyi uzun uzun inceledikten sonra yeniden ayağa kalktı ve arkasındaki üç kasadan birini açarak içinde bir miktar para çıkardı, saydı, masadan aldığı bir zarfın içine koydu ve tezgahın üzerine bıraktı.

“Bazı koşullarımız olduğunu bilmenizi istiyorum!” dedi ciddi bir tonlamayla.

Hayal zarfın içinde ne kadar para olduğunu merak ediyordu, bir smokin almaya yetecek kadar olmalıydı çünkü.

“Nedir?” dedi ve elini zarfa uzattı.

Yaşlı adam ondan önce uzandı ve zarfı tezgahın üzerinden alıp, önündeki masaya indirdi. Hayal’in eli öylece kalmıştı havada.

“Üç ay içinde emanetinizi geri almak için yapmanız gerekenleri yapmazsanız, onu satarım!”

“Satmak mı?” dedi şaşkınlıkla, “Bunu sakın yapmayın, onu mutlaka geri alacağım!”

“Kesmeden dinlerseniz kuralları anlatıyorum!”

“Özür dilerim!”

“Tekrar söylüyorum, bölmeden dinleyin lütfen. Üç ay içine emanetinizi geri almak için yapmanız gerekenleri yapmazsanız, onu satarım!”

Hayal adamın devam etmesi için bekledi ama yaşlı adam susutu ve ona bakmaya başladı.

“Bitti mi?”

“Evet!”

Tuhaf bir adamdı bu emanetçi ya da Hayal daha önce hiç emanetçi görmediği için olanlar ona tuhaf gelmişti.

“Zarfı alabilir miyim?”

“Emanetinizi geri alabilmeniz için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz?”

“Sizden aldığım parayı geri getireceğim!”

“Hayır benden aldığınız parayı getireceğinizi söylemedim!”

“Ah faizi de olacak muhtemelen değil mi ? Haklısınız. Ne kadar koydunuz zarfe ve size ne kadar geri vereceğim kolyemi almak için. Onu satmayın lütfen benim için çok değerli!”

“Zamanında üzerinize düşeni yaparsanız satmam elbette. Zarfın içine dört bin iki yüz yetmiş beş lira koydum”

“Tamam harika bu yapmak istediğim şeye yetiyor!” diyerek sevindi Hayal, “Geri kaç lira getireceğim?”

Adam gözlerini kısıp baktı Hayal’e bir süre, “Kişiye göre mi faiz belirliyor?” acaba diye düşündü Hayal ve en şirin gülümsemesini taknıp bakmaya başladı adama.

“Bir senaryo yazacaksınız!” dedi adam pat diye.

Hayal şaşkın şaşkın adamın yüzüne bakmaya devam etti bu kez “Senaryo mu dediniz?”

“Emanetinizi geri almak istiyorsanız bir senaryo yazacaksınız? Elbette geri ödeyeceğiniz para ile birlikte!”

“Sizinle tanışmıyoruz değil mi?”

“Hayır neden tanışalım k?”

“Yani ben senaryo deyince..!”

“Sadece senaryo değil, parayı da geri getireceksiniz!”

“Ya ben senaryo yazamıyorsam ne olacak?”

“Yazabiliyorsunuz öyle değil mi?”

Hayal bir adım geri attı elinde olmadan, dükkan giderek tuhaflaşıyordu. Yaşlı adam masanın üzerinden aldığı bir kağıdı üzerine bir kalem bırakarak tezgahın üzerine koydu, “İmzalayın! İşlemi bitirelim!”

Hayal ne yapacağını bilemeden duruyordu öylece, kafasının içinde bir sürü soru dolaşmaya başlamıştı. Bu senaryo konusu sadece bir tesadüf müydü? Tesadüfse bir emanetçi neden bir senaryo isterdi ki?”

“Ne yazıyor o kağıtta?”

“Koşullaır kabul ettiğiniz elbette! Bakın eğer bu paraya ihtiyacınız yoksa beni boş yere meşgul etmeyin! İşim gücüm var benim!” diye söylendi adam.

Harun’u hatırlayınca düşünceleri yumuşadı yeniden, smokini alabilmek için bu paraya ihtiyacı vardı, istek garip olsa da yapamayacağı bir şey değildi en azından.

“Tamam!” dedi ve imzaladı kağıdı kararlıklıkla. Yaşlı ve tuhaf adam zarfı yeniden tezgahın üzerine koydu.

“Üç ayınız olduğunu unutmayın!” dedi zarfı hemen çantasına yerleştiren Hayal’e bakarak.

Hayal o kadar heyecanlanmıştı ki yeniden, başını sallayıp hemen kapıya yöneldi ve çıktı. Saniye geçmeden geri girdi içeri, yaşlı adam sanki onu ilk kez görüyormuş gibi bakmaya başladı.

“Şey afedersiniz senaryo ne hakkında olacak?”

“Farketmez! Üç ayınız var!” dedi adam.

Hayal yeniden çıktı dükkandan, gidip Harun’u bulmak istiyordu bir an önce!

(devam edecek)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s